Kımıldanır mahallemin daralan ruhu
Basma perdelerimde gün batarken
Atıp saatler suren uykusunu
Odama uzanır akasyam pencereden
Kırmızı uzak damlarda bir serinleme
Uyanır gündüz uykusundan evler
Kapılarda işleri ellerinde
Kadınlar giyinip kocalarını bekler
iyi insanların ruhudur yakınlaşır
Takunya sesleri gelir evlerden
Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır
Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden
Her şeyin geliş saatidir akşam
Mahallede ömürler akşamüstü başlar
Hepsi burada buluşmaya gelir akşam
Başka dünyalardan ayaklar, başlar...
Cuma günü tüm haftayı toparlayıp yazdığım blog postuma bu güzel şiirle başlamak istedim. Orhan Veli'den dize. Annemin çektiği gün sonu fotoğrafla bir şiir iyi gelir dedim kendime.Çünkü çok moralimiz bozuldu bu hafta içi. Mahallemizde iki kız babası 48 yaşında bir komşumuz vefat etti ansızın. Kocaeli spor klubü başkanlarından, sağlıklı, çalışkan ve tüm ilçede yaptığı işlerle tanınan genç bir adamdı. Nijerya'ya bir seyahat yapmış dönüşte hafif vücut kırgınlığı başlamış, sonrasında zatürreye dönüşmüş ve hastaneye yatırılmış. Ama çok daha kötüleşmiş, bir anda vefat etmiş. İki genç kız babasıydı. Mahallede devamlı gördüğün sağlıklı bir insanın ölüm haberini alınca çok şaşırdık.
Hayat böyle işte, aniden herşey değişebiliyor. Her an başına kötü şeyler gelebiliyor. Çok da önemli mi acaba hayatı bu kadar düşünmek, anlamlandırmaya çalışmak, onca gereksiz şey için üzülmek...
Ben de iş hayatımda kötü bir haber aldım bu hafta. Köy okulunda kadrom bulunuyor biliyorsunuz. Geçen seneler bakanlık köylerde beş çocuk en az olması şartıyla eğitimin devam edeceğini bildirmişti. Bu sene benimde 7 öğrencim var ve okula devam ediyordum. Ama ne değişti anlamadım , kadromu şehirde ki bir okula aldılar. Kendi isteğim dışında başka bir okula gitmek zorunda kaldığım için çok üzgünüm. Bu sene devam edeceğim galiba ama seneye şehre geri dönüyorum. Bu büyük değişiklik canımı çok sıktı, gece saat 4 gibi uyanıp aklıma geliyor ve saatlerce uyuyamıyorum. Kendime telkin veriyorum her işte bir hayır vardır diye. Hem işte bak ölüm böylesine gerçekken sen neleri dert ediyorsun diyorum. Hayatı akışına bırakmaya çalışıyorum çünkü yarın ne olacağı belli değilken taa seneye ne olacak diye düşünmek anlamsız.
Okulda öğrencilerimle çalışmalar...
Bu haftanın iki kitabı okundu bitti. Kemal H. Karpat'ı tanımıyordum meğer ne kıymetli insanmış. Kendi ağzından hayatını okumak, bir çok konu ve dönem hakkında bilgi edinmek çok değerliydi. Kalın bir kitap ama ben zaten biyografileri çok seviyorum. İkinci kitap okumadığım bir Fournier kitabıydı. Babasını anlattığı kitabı okurken şu dünyada ne değişik insanlar ve yaşamlar var diye düşünmeden edemedim. Babası bir doktor ama ailesine, çocuklarına karşı çok kötü. Karısına, çocuklarına yaptıklarını okudukça böyle bir aileden nasıl da düzgün bir insan çıkabiliyor diye hayret ediyorsunuz.
Çalıştığım okulda öğretmen sayısı çok az. Bu sene sadece iki öğretmeniz. Geçen senelerde en azından 3-4 kişi de oluyorduk ama köyde öğrenci sayısı azaldıkça öğretmen de azaldı. Geçmiş senelerde edindiğim güzel arkadaşlıklardan bazıları - 3 arkadaş- ile hala görüşüyoruz. Kendimize fırsat yaratıp birbirimizden kopmamaya çalışıyoruz. Cumartesi günü yine sözleştik ve İzmit'te kahvaltıya gittik. Sonrasında kahveler içildi, sohbetler yapıldı ve saat 15 gibi tiyatroya gittik.






















































