1 Kasım 2021 Pazartesi
Ergenlik ve Okuma Üzerine
6 Ağustos 2021 Cuma
Merhaba Cuma!
İnsanın sağlıkla, huzurla, umutla merhaba demesi ne güzel bir şey ! Yaşadığımız bu kötü günlerin biteceğine dair umudumu koruyarak, sağlıklı bir şekilde hayata devam ettiğimin bilincinde ve tatilin sıcaklara rağmen keyfinde bugün merhaba demek istedim. Bir taraftan da aşırı üzgünüm tüm dünyayı felaket haberleri sardı. Son bir haftadır cehennem günleri yaşıyoruz. Elimden gelen sadece her zaman yapmaya çalıştığım çevreci hayat şekli. Umarım bu felaket dolu günleri atlatırız.
Uzun zamandır yazamadım, nedenini anlatacağım. Beni soran , merak eden , mesaj yazan ( hahhaa 1 kişi o da kendini biliyor :) çok teşekkür ederim. Uzun zamandır yazamadım çünkü bayram öncesinde karavanla yola çıkıp gezdik dolaştık.
Bu sene bize yakın bir yere gidelim , kendimizi yollarda yormayalım dedik ve İzmir Karaburun'a yola çıktık. Aman nerde yorulmamak mümkün mü? Kocaelinden Karaburun'a tam 8 saatte gittik. Karavanla ücretli otobanı kullanamıyoruz çünkü normal taşıtların neredeyse 3 katı fiyat ödüyorsunuz uzunluktan dolayı. Zaten karavan çektiğiniz için hızda yapamıyorsunuz; yavaş yavaş giderek öğle saatlerinde Karaburun'a ulaştık. Daha aşağılarda ki yerleri de biz seçmedik çünkü nedense bu sene karavancılara hiç bir yerde göz açtırmıyorlar. İyi ki de buraya gelmişiz. Çok güzel bir tatil geçirdik.
19 Nisan 2021 Pazartesi
venedik
Artık korku, aksiyon ve komedi filmleri seyredemiyorum. Bir dönem korku filmlerine sarmıştım; gece gündüz seyreder bunlar mı insanı kokutacak derdim. Neredeyse türünün tüm örneklerini seyretmişimdir. Keza komedi filmleri de öyle. İnsan gençken her şeye gülüyor zaten. Son on yılda az da olsa komedi de nedense hiç gülemiyorum. Hele küfür, argonun artık hayatımızın içine işlemiş haline zaten canım çok sıkılıyorken böyle filmlere tahammülüm hiç yok. Cinsel göndermelere de gülemiyorum bir çokları gibi. Aksiyon filmler de ki gürültü, koşturmaca o kadar çok ruhumu sıkıyor ki anlatamam. Yani artık sinemanın bir çok türüne mesafeliyim.
Geçen gün seyrettiğim yarı belgesel yarı drama filmde baba, yönetmen kızına neden kurgu filmler çekmediğini soruyor sonra da bunun daha çok para getirdiğini söylüyordu. Yönetmen kız ;
''Gerçek hayat çoğu zaman uydurma şeylerden çok daha ilginç.'' deyince artık yaşanmış olayları seyretmekten daha çok hoşlanır olduğumu anladım.
Buna benzer nedenlerden belgesellere, biyografilere yöneldim bir kaç yıldır. Seyrettiğim Dick Johnson'un Ölümü ve sonrasında The Father sarsıcı ve kaçınılmaz sona ait. Üst üste yaşlılık, baba konularıyla ilgili filmler kendi ebeveynlerime olan düşkünlüğümü arttırıyor. Onların yaşlı insan olma yoluna doğru girdiklerini görünce merhamet, acıma, üzüntü ile dolup taşıyorum.
Babam 1945 doğumlu. Genç kızken özellikle lise yıllarında beni sıkma, bir çok şeye izin vermeme, istediğim lisede okutmama nedenlerinden dolayı nefret ediyordum. Hatta onun verdiği kalın iki ece ajandasına yazdığım günlükte neredeyse her sayfa da seni sevmiyorum baba, seni hiç bir zaman affetmeyeceğim yazmışımdır. Şimdi gülerek bakıyorum o günlere tabi ki. Çünkü babama çok benzediğimden - hem huy hem de fiziki - aynı davranışları kızıma şimdi ben yapıyorum, onun gibi öfke içindeyim.
24 Şubat 2020 Pazartesi
Lenin Kütüphanesi
28 Aralık 2016 Çarşamba
Geçen Bir Yılın Ardından
Neyse , şöyle geçmişe bakalım bir. Geçen ocak ve şubat ayı benim için tatil demekti. Okulların 1. yarıyılının bitmesiyle daha önce oldukça uygun fiyata aldığımız Bilbao uçuşuyla başlayan gezimiz harika geçmişti. Beklediğimden de güzel yerler görmüştük. Farklı tatlarla tanışmıştık. Şu seyahatlar olmasa ne olurdu psikolojim bilmiyorum..
Dönüşte okullar açılmış, kar kış burada da devam etmişti. Soğuk günlerde kendime harika bir uğraş bulmuş ve battaniye örmüştüm. Şimdiye kadar ilgimi çekmeyen örgü ile terapiye giriyorsam yaşlılık sınırına gelmişim demektir. Herşeyin bir zamanı var demek ki..

Bu arada gezilerimize yurt içi devam etmişiz. Gitmediğimiz bir yer olsun deyip haftasonu da olsa 10 saat gidip Kastamonu gezisi yapmıştık. İyi ki de yapmışız, çok güzel bir seyahat olmuştu.Arkadaşlarla bu şehirde iki gün gezdik dolaştık. Kalesine çıkıp şehre baktık, geçmişe yaslanmış camilerini ziyaret ettik, el sanatları çarşısından hatıralar aldık, yöresel tatlara baktık.

Nisan ayının gelmesiyle bahçem canlanmaya başlamış bunu görünce bir post yazmışım, fotoğraflarını çekmişim. Daha sonra ki güzel günlerde dostlarla, akrabalarla uzun uzun oturduğumuz günlerimizin olduğu bahçemi hep sevmişimdir. Çünkü artık bahçeli evlerin kalmadığı, yüksek katlı apartmanların yapıldığı sokağımızda direnen bir kaç aileden biriyiz. Daha fazla bahçe de oturmak isterdim, iş hayatı olmasa bahçe işlerini kendim yapmak isterdim ama zaman her zaman ki gibi hızlı geçti. Bahar , yaz , sonbahar derken işte yeni bir yılın arefesindeyiz.
Mayıs gelince durmamışız yine kaçamak bir tatil daha yapmışız. Fethiye de cennet bir köşe de cennet bir otelde kalmışız. Çok iyi dinlendiğim üç gün olmuştu , buraya bayılmıştık. 10 saat otobüs yolculuğu yapmıştık, az kalmıştık ama buna değmişti.
Mayıs, haziran derken temmuz gelmiş benim için tatil başlamıştı. Yine harika planlarımız vardı, biletlerimizi önceden almıştık, şükürler olsun ki bunları iptal edecek bir durumla karşılaşmamıştık. Uzun uçuşlar yapamadığım için yine Avrupa da bir yerlere gittik. Ama hiç bıkmam herhalde, Avrupa şehirleri birbirine benzese de hep gitmek ,gezmek , kafa dinlemek istiyorum. Avrupa şehirleri düzenli, kurallara uyanlar, güzel evler bahçeler, parklar tam bana göre. Hele köylerine bayılıyorum. Şehirlerde güzel kafelerde oturmak, müzeleri ,kaleleri gezmek, gece de bir konsere gitmek tam benlik. Hiç bıkmayacağım galiba bunlardan. Geçen temmuz da da uzun süren İsviçre gezisi yapmıştık. Hele Alpler beni öyle mutlu etti ki. Heidinin evini bile bulduk İsviçre de.
İsviçre seyahatinden sonra eve dönmüş, yazı evimiz de dinlenerek geçirmiştik. Bol kitap okudum yine. Film, tv seyredemedim nedense. Devamlı balkonda oturdum. Arkadaşlarla küçük bir Karadeniz gezisi yapalım dedik, organize olup yerlerimizi ayarlayıp 3 gece Sinop'ta 3 gece İnebolu'da kaldık. Harika ve farklı bir yaz tatili oldu bizim için . İki kız arkadaşım , ben ve Pelin ile olaysız sorunsuz bir tatilimizdi bu. İnsan kendine uygun kişileri bulunca gayet iyi bir tatil gerçekleştiriyor. Birbirimize uymayan noktalarda empati ve özveri devreye giriyorsa her sorun atlatılıyor. Ortada özellikle kapris yoksa herşey çözülüyor bence. Çünkü artık çok genç değiliz ve herşeyi sorun yapabilecek durumdayız aslında. Tahammüllerimiz gençlikte olduğu gibi ucu açık değil. Ama bir yerlerde uzlaşma yolunu bulduk hep. Bu grubumla her zaman her yere gidebilirim.



Temmuz da ülkemizde gerçekleşen darbe girişimlerinin şokunu atlatıp yine aylar önceden ayarladığımız İtalya seyahatini ailece gerçekleştirdik. Tam on gün Floransa, Bologna, Roma, Pisa, Gaeta gezdiğimiz yerlerdi. Yine müthiş bir gezi oldu, ailemle yaptığımız her seyahat çok güzel oluyor. Pelin de bizim tempomuza ayak uyduran bir çocuk oldu. Babasıyla didişmelerini duymazdan geldim hep. Bol yürüyüş, bol pizza ve dondurmalı günleri hiç unutamayacağım. Floransa da kalırken depreme de yakalandık. Gece olan depremi bir ben duydum. Ertesi gün Roma'ya gittik. Oradayken tv den öğrendik depremi. O gün panik yaşadım, nasıl kalacağım ben otelde falan dedim, ama herkes işine bakıyordu. Roma da da çok hissedilmesine rağmen kimse dert etmiyordu bunu.
Ağustos bitip eylülde okullar açılmış ama Kurban bayramı da bu döneme denk gelmişti. Bunu da fırsat bilip Antalya da deniz tatili yapalım dedik. Tekrar bol dinlenmeli ve deniz dolu tatil yaptık. Dönüşte artık okullar açılmış , kızımın okulunda darbe nedeniyle kapatılan okullardan olduğunu öğrenmiştik. Bu oldukça canımızı sıktı. Çünkü kızım artık 7. sınıfta ve şimdiye kadar çok memnun olduğumuz okulumuz bir anda yokolmuştu. Parasını aylar önceden ödemiştik. Ne yapacağımızı şaşırdık. Olan özel okullar bile dolmuştu. Ve ilçemizde bulunan bir devlet okulunda 7.sınıfa başladı. Alışma dönemi falan derken şimdi 1. dönem bile bitiyor işte. Pelin hayatından memnun, daha farklı şartlara daha fazla özgürlüğe kavuştu , bundan da çok memnun.

Ekim oldukça keyifli geçti. Hava genelde güneşli olduğundan hep deniz kenarındaki kafelerde, piknik masalarında oturduk. Güzel havanın, mis gibi deniz kokusunun keyfini çıkardık eşle dostla.

Aralık ayı bu yıl kışı erken getirdi bize. Bir anda soğuyan hava ile ilk kar köyümüze düştü. Her taraf bembeyaz oldu, bir kaç gün bu süprizi yaşadık. Yılın son günlerindeyiz ve hava buz gibi ama güneşli. Arkadaşlarla yeni yıl yemeği yiyeceğiz perşembe gecesi. Bu yıl iyisiyle kötüsüyle böyle geçti . Blog hayatımda da 7. yılıma gireceğim , gerçekten de zaman nasıl da geçmiş gitmiş. İyi ki blog yazmışım, neler gelmiş geçmiş neler. Bir tür hayat dökümü bu benim için.
Yeni yıldan huzur bekliyorum ben de , tabi ki de en önemli olan sağlık, barış, güzel ve hakettiğimiz bir yaşam. Daha ne olsun ki sonra yavaş yavaş gerçekleşir herşey. Herkese mutlu yıllar !

2017
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Kızım 10 Yaşında
Bu doğum gününde daha bir istekliydi. Günler önceden anne pasta yapalım demeye başladı. Biz de kendi pastamızı yaptık.
Hazır pasta tabanları sayesinde kelebek doğum günü pastamız kısa bir sürede hazırdı. Pasta yapımında en yakın arkadaşlarından biri de yanımızdaydı. Kızlar güle oynaya pasta yaptılar. Bahçeye çıkıp masayı bile onlar düzenlediler. Bana fazla bir iş düşmedi. Kızınızın büyümüş olmasının avantajları bu olsa gerek :)
Ve küçük kızlar partisi başladı! Ben biraz servise yardım ettikten sonra yukarıya çıktım. Kızlar büyük bir şamata halinde yediler içtiler. Bahçede oynadılar. Bir ara küçük bir kavga koptu. Çığlık çığlığa ordan oraya koşturdular ama 20 dakika sonra eski hallerine döndüler. Aralarına mahallede ki erkek arkadaşlarını da istemediler. Onlarla parti çok kötü oluyormuş!
Allah herkesin çocuğuna böyle mutlu ve sağlıklı günler göstersin diliyorum..
3 Kasım 2012 Cumartesi
Çocuklarla Cadılar Günü
Neden derseniz, hafta içi zaten 20 çocukla canım çıkıyor. Sen hafta sonu gelmiş, sakin ve huzurlu otursana . Ne işin var , avaz avaz bağıran kız topluluğu ile aynı evde. Ben de bilmiyorum nedenini, bu tür görsellere bakınca ben de yapmalıyım diyorum. Belki de nedeni bu. Viyana gezi anılarıma biraz ara vererek , neler yaptık bir bakalım...
26 Mayıs 2011 Perşembe
PELİNİN YIL SONU ETKİNLİĞİNDE ...
Kızımın sınıf etkinliği görüntüleri aşağıda..
Pelini cicili bicili görüpte yanılmayın, huysuzlukları meşhurdur.
Ama çok güzel bir sunum yaptılar.
Sonunda ağlayanlar da oldu..
Neyse şimdi de görüntüler...
TATİL CUMASI
Vee bitti 💥💥 Bir dönem daha kapandı hayatımızda. Çerkezköy -Çatalca hattında neredeyse bir yıl süren gurbet hayatımız bugün karneleri dağ...
-
Bu hafta boyunca kendime bir yönetmen seçip , her gece bir filmini izledim. Bu yönetmen kendine has yorumu ...
-
Ağustosu da bitiriyoruz farkında mısınız? Günler günleri kovaladı, yaz bitiyor ve üzerimizde ki sıcakla...
-
“.. yağmurlar içindeydi Prag, bir gölün dibinde gümüş kakma bir sandıktı, kapağını açtım. içinde genç bir kadın uyuyor'' ...






























