21 Mayıs 2021 Cuma

Cuma Bitiyor

                           Cuma geldi geçiyor işte, hayatın her gününü tüketişimiz gibi. Zamanın bu kadar hem içinde olup hem de ona sahip olamayışımızla da dışında kalışımız beni her zaman kötü hissettirmiştir. Şu dünya da ki çırpınışlarımız, iş güç, aile, arkadaşlıklar, mutluluklarımız, üzüntülerimiz, çabalarımız, her şey ama her şey aslında ne kadar gelip geçici. Evrende minicik noktayız diyoruz ama yere göğe sığmayan hayallerimiz var, beklentilerimiz var. İyi ki de var, yoksa başka ne bağlar ki bu dünyaya bizi. Ya da nasıl katlanırdık bu fani hayatımızın bir anda ellerimizden kayıp gidecek olan potansiyeline.

Hayatın ayakları yere basan tarafındayım yaş olarak artık. Bu bıkkınlığı getiriyor çoğu zaman. Her yaptığımızın anlamsız gelmesi yeni değil ama yaşamaya mecburuz. Şu salgından sıkıldım, eve kapandım, gezmem tozmam bitti demesi gereken ilk insanlardanım yaşantı olarak. Ama bu sürece büyük bir olgunlukla yaklaşıyorum. Çünkü bu süreç olması gereken ya da çatlasak da patlasak da bu oluyor işte. Bizim açımızdan bazı durumlara ilaç gibi bile geldi. Mesela ocak ayında hastalanan ve yatalak olup bize bağımlı olan eşimin babasına birebir bakıyoruz. Herkes gibi yatılı birini tutabilirdik, belki zaman gelecek böyle olacak ama bu süreçte zaten evlerdeyiz diyerek onunla devamlı birlikteyiz. Bir anda yatağa bağlanan insanın evlatlarını yanı başında bulması ne kadar önemli. 

                     Bizim bu haftamız dedemizin evinde geçti daha çok. Onun bakımıyla ilgilenmek, yedirmek içirmek başlı başına iş , iki insan evde fır dönüyorsun. Ama bu da bir süreç ve yapmamız gereken bu diyerek hayata devam ediyoruz.



                                              Ramazanda iftarımızı beraber yaptık çok şükür.


                                    Pastasız olmaz bunu bilen görümcem benim için yaptı bayramda. Acı şeyler yaşasan da kahveler içiliyor bu dünya da , ne garip!


                 Dedemiz hastaneden çıktığında çok güçsüzdü, bir ay boyunca çocuklarının güzel bakımı  sonucu baya bir kendine geldi. Kendisi 88 yaşında ama her zaman dirayetli olmuştur. Şimdi boğazından bir makineye bağlı ama yine de yaşama asılmaktan vazgeçmiyor. O nefesin ne kadar değerli olduğunu bize öyle güzel gösterdi ki. 


Artık manzaram kasabamızın en eski camisi..


                     Bugün cuma pazarına giderek kendime çiçeğimi aldım. Bir demet çiçek nasıl umut ve moral veriyor insana , değil mi?


                          Bu hafta Erhan Bener'in kitabını okumaya başladım. Biliyorsunuz kendisi Vüs'at O. Bener'in kardeşi. İlk Vüs'at Bener okuduğumda çok şaşırmıştım, vay be ne kıymetli yazarlarımız var popüler olmayınca haberimiz olmuyor ne yazık ki bu ülkede demiştim. 


Evde olduğumuz bayramın son günlerinde özlediğimiz kahvaltılarımızı bahçede yapmıştık. 



Kahve kitap keyfim şu dünya da en sevdiğim. Hep şükrediyorum bir kitap okurken ya da ağız tadıyla bir şey içerken. Hayat böylesine basit aslında, bugün iyiydik ya şükür, daha ne olsun. 
Allah tüm hastalarımıza, yaşlılarımıza yardımcı olsun. İnsan başına bir şey gelince anlıyor nimetlerimizin değerini. Sağlığımız yerindeyse daha ne olsun, başka şeyler aramaya gerek yok. Hayatın tadına varıp sızlanmamak lazım.
Herkesin haftasonu mutlu ve huzurlu geçmesi dileğiyle!


7 Mayıs 2021 Cuma

Cuma Şükür Günü

                    İlkbaharın en güzel günlerine geldik, sımsıcak güneş yüzünü gösterdi, kemiklerimizde ısındı bu sırada. Gece gündüz geçen haftalarda ne kadar soğuktu değil mi? Doğalgaz faturası 700 geldi en son ki çok da ısınıyor değildik. Mayısla birlikte bunda da düşüş olacak, çok seviniyorum. 

Baharın gelmesiyle işler güçler mevsimi de başladı bizim evde. Eşim tam zamanlı hastaneden çıkan babasına baktığından tüm işlerle ben ilgileniyorum. Bir taraftan da oruçlu olmak iş yaparken zor oluyor ama ramazanda bitiyor işte. Blog dünyasına uzun zamandır giremedim, kimseyi okuyamadım hatta bunu yazayım yine çıkıp gideceğim. Bakalım bayram sonrası işlerim yoluna oturur herhalde. Diğer taraftan da üzerimde yazmaya dair bir atalet var.  Bu cuma yazımda kısa kısa olacak.


                 Sokağımızda ki kara dut ağacı. Her bahar en erken o açar ve ben her yıl onun fotoğrafını çekerim. İşte yine tüm güzelliğiyle ortada.


Yatak odamın penceresi kiraz ağacıma açılıyor yani cennete..


Bu sene bahçe duvarımıza el attım. Özellikle bu duvara bir şeyler yapmak istiyordum. Sonunda kararımı verdim ve duvarı taşla döşemeye başladım. İnstagramdan takip edenler bilir, orada da çok paylaştım.


                  İşin en güç yanı duvara yapıştıracak taşları bulmakta. Ben bunun için uzun süre deniz kenarına gidip düzgün taş topladım sonra da bisikletime koyup taşıdım. Her seferde zaten fazla taş getiremiyorsunuz, kaç kez geldim gittim kimbilir.



Sonra da duvara kalekimle sıra sıra yapıştırmaya başladım.


Bu sırada gelip beni izleyenler..


Duvarım sonunda bitti. Yapabilsem diğer taraflar da var ama taşlarda bittiğinden uzun süre bu işi yapamayacağım. 


               Taşlarla uğraşırken sabahları babam gelip kontrol etti. İnsanın ana babasının yakında olması o kadar büyük bir nimet ki. Anneme hatta kızıyorum niye daha çok gelmiyorsun bana diye. Benim kızım böyle yanımda olacak hiç çıkmam evinden diyorum ama fazla yüz vermiyorlar bana. Bir çok bahane yaratıyorlar. Neyse ki babam klasik market turlarını tamamladıktan sonra en azından bana uğruyor.

 

                     Bu sene arka bahçeye hamakta kurdum. Tüm yaz artık bahçede olmayı planladığımdan tüm donanımı yapıyorum.



                                                              Hamakta yatarken manzaram...


Okuyup bitirdiğim kitap Oliver Sacks'ın Karısını Şapka Sanan Adam . Nörolog doktorun bir çok vakayı anlattığı kitaba şaşıp kalıyorsunuz. Şu beyin denen şey nasıl önemli ve insanlar neler yaşıyorlar, ne durumlara düşüyorlar.


Hala okumakta olduğum Javier Marias kitabı. Yazmak gibi okumakta da tembellik içindeyim. Her gün en fazla on sayfa okuyabiliyorum. Bu gidişle kitap iki hafta da bitecek ama Marias'nın eşsiz anlatımını böylece sindiriyorum gibi geliyor.


Bahçem de ki meyve ağaçları çiçek açtı ve her yeri öyle güzel koku kapladı ki.


                             Bahçede keyif saatlerim olmuyor değil. Ama çay kahve içmeden , yiyip içmeden de hayat ne yavanmış. Allah kimseyi bunlardan mahrum bırakmasın. Ne kadar şükretsek iyidir ağzımızın tadı var diye.


                    Yasaklarla beraber uzun süre evde olunca annemlerin evine de gönül rahatlılığıyla gitmeye başladık. Daha önce bizden bulaşır diye çekinip hep kapıdan uğruyordum. İki gündür iftara gidiyoruz. Onlarda torunlarıyla beraber oruç açtıkları için çok mutlular. 
Dün akşam onun evinden güneş batarken biz de iftarı beklerken.
Ramazanın şu son günlerinde Allah tüm dualarımızı , oruçlarımızı , ibadetlerimizi kabul etsin diyerek yazımı bitiriyorum.
Hayırlı cumalar herkese...









Bugün Cuma

Akan suyu severim ben Işıldayan karı severim Bir yeşil yaprak Bir telli böcek Yeşeren tohum Güneşte görsem Sevinç doldurur içime Bir günü Gü...