15 Ekim 2021 Cuma

Cuma Gelmiş!

Bugün Cuma..
Biz Müslümanlar için haftanın en önemli günü. Bunca cuma yazısı yazarım ama inancımız yönünden önemini hiç yazmadım. Perşembe ikindi ile başlayan cumaya hazırlık tüm gün boyunca sürer. Allahın rızası için yapılan eylemlerimizin en çok değer bulacağı günü ne kadar da kolay harcıyoruz. İslam dini insan ilişkilerini en güzel şekilde düzenliyor zaten. Cuma günü de Kuranı Kerimde çizilmiş yollar açıkça belirtilmiştir. Özellikle Cuma Suresinde şöyle denir;

62:9 – Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız  zaman, Allah’ı anmaya koşun, alışverişi bırakın Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. 

62:10 – Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.

62:11 – Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar De ki: "Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten de hayırlıdır Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır".

Cuma günü yapılacakları ayrıntılı olarak da Peygamberimiz bize anlatmıştır.
'' Bir kimse cuma günü boy abdesti alarak elinden geldiğince temizlenir, saçını sakalını yağlayıp tarar veya evindeki güzel kokudan süründükten sonra câmiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Allah Teâlâ’nın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra sesini çıkarmadan imamı dinlerse, o cumadan öteki cumaya kadar olan günahları bağışlanır.''
                Temizliği, güzel ilişkiyi, dayanışmayı, sohbet, birlikte olmayı bir vakte bağlayan ne güzel bir dinimiz var!
              Benim için bir hafta nasıl geçmiş bir bakalım arkadaşlar.  Ama başlangıçta sağlıkla, huzurla , muhabbetle bir haftayı geçirdiğim için çok minnettarım, çok çok şükürler olsun bugünüme.


Hafta içi hava birden soğudu , yağmur yağdı , bizde okulda sobaları yakmaya başladık. Ama dün tekrar yirmi derece üzerine çıktı. Okula gitmek için arkadaşımla bu durakta buluşuyorum saat 8.30 civarı. Üç Okul yolu üzeri olduğundan sabahın bu saatleri çok yoğun oluyor. Düşünün evimin önünde ki okulu bırakıp tayinimi yakında ki bu köye istedim ve 7 senedir gidip geliyorum.


Kızım ilkokuldayken şu gördüğünüz okulda 5 yıl çalıştım. Şimdi sabahları durakta beklerken karşımda bu okulu görüyorum. Beş yıl ne zaman geldi geçti, minik kızım burada büyüdü, bunca yıl ne zaman yaşandı diye düşünmeden edemiyorum. Hüzünle her sabah eski okuluma bakıyorum. 


                 Sonra köye gittiğimde kalbim ferahlıyor. Havası bile başka. Sisli ve kapalı havalar beni daha da sarıp sarmalıyor. Dünyanın kalabalıklığından başka bir dünyaya sığındığımı hissediyorum. Haftanın ilk günleri hava çok güzeldi. Bizde bahçede çocuklarla çok değişik bir etkinlik yaptık.



                                Doğadan topladıklarımızla gölge üzerine suratlar yaptı çocuklar..

                





Sonra da mandala oluşturduk..


Başka bir günde her çocuk kavanoz getirirek turşu kuruldu.



             Okul çıkışında kuzenlerimden biriyle buluştum. Tam çayı demleyerek balkona geçtiğimiz sırada öyle bir hava patladı ki görmeliydiniz. Elimizde çaylarla yağmuru izledik, sohbet ettik. Okul sonrası bana çok iyi geldi bu saatler. Akşam ki koşturmaya başlamadan dinlenmiş oldum.



Bu hafta iki kitap okudum. İlki sevgili Özlem ( Macerakitabım ) tavsiyesi olan Aydın Engin'in Frankfurt'ta yaşadığı 12 yıl sırasında orada yaptığı şoförlük macerası. Kolayca okunan anı kitabı. Yine Almanya ile aramızda ki farklara örnek oluyor.


Diğer kitap Ian Dallas'ın Müslüman olma yolunu anlattığı Gariplerin Kitabı. 1967 yılı Ramazanında Fas’ın Marakeş kentindeki Karaviyyun Caminde İslam dinini  kabul eden  Ian Dallas, Abdulkadir adını alıyor. 1976 yılında  Londra'daki ünlü Hyde Park’ta insanları açıktan İslama davet etmeye başlıyor. Aynı yı1 kendi cemaati  ile beraber Londra'nın kuzeydoğusunda 100 mil mesafedeki Norfolk'ta  10 yıl kadar yaşayacağı ''Müslüman Köyü”nü kurmağa başlıyor.

''Hasret. Ama hasreti çekilen şeyin ne olduğunu bilmiyordum. Bu ne bir insana ne de bir şeye yönelik hasretti. Görünce tanıyabileceğim bir şekli, koyabileceğim bir ismi yoktu, fakat o olmadan noksan kalıyordum. İçimdeki çalkantı ve huzursuzluk dinmiyor, benim olduğunu düşündüğüm hayattan beni uyandırıyordu, çünkü bu hasret dediğim şeyde daha önce tattığım hiçbir meyvede bulunmayan keskin ve lezzetli bir şey vardı."


                    Dizi film seyrediyoruz geceleri eşimle. İlk olarak Squid Game bitti. O kadar çok dizi ve film seyrettim ki dizinin en başında olayın zengin sapıklığı olduğunu anladım. Ama ne olacak duygusu ağır basınca devam ediliyor. Sonrasında The Modern Love dizi serisini bitirdim. Her bölümü güzel bir dizi. İlişkilere farklı bakış açılarıyla sımsıcak bir dizi.


                    Dünde canım Sonat ile buluştuk yine. Ankara'ya evlerine dönmek için hazırlık yapıyorlar anneciğinle. Hava güzelken dışarıda kısa da olsa okul sonrası buluşup sohbet ettik. Keşke hep burada olsaydı da iş sonrası yorgunluk çayları içip konuşsaydık. 
Güzel ve koşturmacalı bir hafta daha geçti. Yapmak istediğim bir çok şey var gün içinde ama zaman uçup gidiyor, bir anda sanki gece oluyor, yorgun bir beden kalıyor günün sonunda koltuğumun üzerinde. Her gece hoop tekrarı yaşanıyor ama elden ne gelir yaşam böyle bir şey işte.
Herkese hayırlı cumalar diler, mutluluk ve esenlik hayatımızdan çıkmasın isterim..






8 Ekim 2021 Cuma

CUMA !!

                        Ruh Yordamı'nda ne güzel yazmış Gökhan Özcan;

             ''Bazen dünyayı içime sığdıracak kadar genişliyor Yüreğim, bazen kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Bazen küçük bir gülücük yetiyor içimi ısıtmaya, bazen dağlara yükselen kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede uçarı, bazen iflas olmaz biçimde kanadı kırık oluyorum.''

Bir hafta geldi geçti demeyelim, insan ruhu neleri barındırıyor en kısa zaman parçasında bile. Rutinlerimiz devam etti, işe gittik geldik, hafta sonu şablonlaşmış kimliklerimizi yaşadık, değişen yine bir şey yoktu. Eskiden belki bir on yıl önce olsa bu beni rahatsız ederdi. Nereye kürek sallıyoruz böyle, hep aynı işler, güçler, insanlar, görevler diye dertlenirdim hatta mutsuzluk depresif sınırlara yaklaştırırdı  beni.. 

Yaşla gelen bir şey mi bilmiyorum, herkeste de böyle değil tabi ki ama son yıllarda inişsiz çıkışsız düz bir yaşamı seviyorum. Farklı bir şey aramıyorum. İsteklerimi, yaşamımı alt sınırlara taşıdım. 

Artık gün bitimine doğru eve çekildiğimiz, kendi koltuklarımıza geçip dinlenmeye çekildiğimiz saatlere özlem duyuyorum. Eşimle bir araya geliyoruz, üç beş gün kritiği sonrasında artık aynı odada dahi oturmayan kızımın yokluğunu eh ne yapalım tüm ergenler böyle deyip acımı bastırıp kahvelerimizi içtiğimiz birbirinin aynısı geceleri geçiriyoruz. 

Hayatın anlamı herkes için farklı. Ben dingin sularda vakit geçirmeyi seviyorum. Hafta sonu mutluluğum bir kek ve kahve kadar basit. Bu cumartesi kek yerine elmalı turta yapıyorum. Bahçeye koltuklarımızı çıkarıyoruz, kahvelerimizi de alıp dünyamıza gömülüyoruz.


Bahçeme bir iki dokunuş yaptım, köyden gelen kabaklarımı da koyunca ne güzel oldu! Bir kabak bu kadar mutlu eder mi insanı, ediyor işte. 


Sevdiğim yazarın iki kitabını daha bitirdim bu hafta. Ama diğer okuduğum iki kitap kadar etkilemedi beni. Gerçi yine de güzel yazmış.


Okulda geçirdiğim zamanlar tüm öğretmenlik yıllarımın içindekinin en mutlusu.
Hava çok güzeldi bu hafta, fırsatı kaçırmadık doğaya çıkarak bulutları izledik.


Sınıfımızda sonbahar köşemiz..


    Bu hafta hayvanları koruma gününü kutladık. Her çocuk evde velisiyle bir kuş evi tasarladı. Evde yapılan işleri çok önemsiyorum çünkü anne babalar mecburi de olsa çocuğuylaq bir şeyler yapmış oluyor. Bazı veliler gerçekten çok yetenekli, çok güzel işler çıkıyor ortaya.


Okula gelen kuş evlerini inceliyoruz. Her çocuk nasıl yaptığını anlattı , içlerine kuş yemi de koyarak sıra ağaçlara asmaya geldi.


İşte kuş evlerimiz artık ağaçta.


   Okul bahçesinde oynarken gökyüzü harikaydı..Dostoyevski'nin Beya Geceler 'de ki nidası aklıma geldi;
Ama, sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzel kılıyor!



Artık battaniye altındayım geceleri. Nakış beni en sakinleştiren şey oldu son yıllarda. 


         Kızlarla buluşmamız , yine kendimiz için bir parti. Sonbahar partimiz bu sefer benim bahçe de oldu. Okul sonrası saat 4 gibi buluşup yiyeceklerimizi çıkardık dışarı. Hava da öyle sakin ve ılıktı ki, iş sonrası yorgunluğumuzu bu tatlı bahçede attık.




Tema sonbahar olunca kurabiyelerimizde böyle :)


          Bu hafta içi blog dünyasından tanıştığımız Sonat ile buluşmamız oldu. Aslında kendisi Ankara'da yaşıyor ama bir şekilde yaşadığım kasabayla bağlantısı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Yazları bizim şehre geliyorlarmış. Geçen hafta buluşmuştuk, bu çarşamba da onun yazlık evinde görüştük. Blog deyip geçmeyin, sanki kırk yıllık tanıyorduk birbirimizi. Evinin manzarası eşliğinde içilen çayla sohbetin tadını anlatamam.

                    Kemal Sayar'dan bir sözle bitirmek istiyorum cuma yazımı, kulak verelim lütfen;

                     ''Sonunda yalnız kalıyor insanlar. İnsanın muhtaç olduğu bir tebessüm, bir tatlı bakış.''














4 Ekim 2021 Pazartesi

Sonbaharı Kutlayalım !

                        Sonbahar geldiyse bizim arkadaşlarla artık buluşma zamanımız. Uzun yaz tatilinden sonra herkes eve dönmüş, işler tamamlanmış ve birlikte olma zamanı gelmiştir. İlk olarak grubumuzda ki bir arkadaşımızın eylül başında ki doğum gününde bir kutlama yaparız. Sonrasında tabi ki beraber küçük oturmalar , buluşmalar düzenleriz ama sonbahar partilerimiz meşhurdur. Kabak sevgimi onlara da bulaştırdım, yaz bitimiyle harıl harıl aramaya başlarız. 

                        Kaç yıldır kutluyoruz böyle hesaplamak  lazım hatta bir ara her senenin fotoğraflarını bulmam lazım çünkü bu anılar çok değerli. Bu sene de bir araya gelerek güzel bir güz partisi yaptık.



Arkadaşım Hanife'nin evinde buluştuk. Aslında bahçede olacaktık ama o gün hava öyle bir bozdu ki dışarıda oturmak imkansızdı. Bizim için hoş ayrıntılarla dolu bir mekan hazırlamış arkadaşımız. İsterseniz bir bakalım..


           Eve girince getirdiğimiz hediyeleri bir köşeye koyduk. Bunlar küçük küçük sonbaharla ilişkili şeyler genelde. 


                  Taa uzaklarda olan arkadaşımız Esmanur'dan ayrı kaçıncı yılımız bu sene. Tayini Siirt'e çıktığı için oraya gittiler. Ama sevgili arkadaşımız oralardan bize hediyeler göndermiş.Yokluğunu hep hissediyoruz ne yazık ki.



Hediyelerimiz..


Gittiğimiz yere yiyeceklerimizi yanımızda götürüyoruz, böylece ev sahibini çok yormamış oluyoruz. Pastamız Hanife'den bu sonbahar.



Masamız tabi ki sonbahar temalı :)






                    Temamız ne olursa olsun yıllardır süren dostluğumuz bir masa çevresinde devam ediyor. Her grup gibi sorunlarımız olmuyor değil ama her seferinde ortak paydamız anlayışla hallettik. Bu fotoğrafta iki arkadaşımız eksik. Biri dediğim gibi çok uzaklarda ama gönlümüz hep onunla. Diğeri bir taşınma yüzünden gelemedi ama bugün bende toplanacağız bakalım hava da güzel olursa bahçede sonbahar kutlaması yapacağız.
Bize bahane olsun, kutlamalar bitmez :)









1 Ekim 2021 Cuma

Bugün Cuma !

                     Merhaba cuma, hoş geldin! Bir taraftan vay be eylülde bitti, ne zaman oldu bu diye şaşkınlık içindeyim. Diğer yandan güzel bir hafta geçti çok şükür diyorum. Gerçi yaz bitiminde , eylül ayının her gününde sabahları yataktan çok zor kalktım. Tüm gün koşturmaca sonrasında akşam yemeği sonrasında sanki üzerimden kamyon geçmiş gibi oluyordu. Her gece kendimi çok hasta ve halsiz hissediyordum, tamam galiba bu sefer corona oldum diye fobi oluştu bende. Sabah dinlenemeden kalkmak da cabası. 

                 Yine de kendimi fazla bırakmak istemedim, hep dışarı attım. İlk olarak cumartesi zaten kızımın olan okulu için erken kalktığımızda hadi bir yerlere gidelim dedik ve çıktık yollara Yalova Termal civarı bu mevsimde çok güzel olmaya başlıyor. Termal yukarı bölgesinde Yatakkaya Şelalesine giden parkur çok güzel oluşturulmuş. 


     Haydariye Köyüne yakınında yer alan bu şelaleye yürüyüş 6,5 km sürüyor. Yürüyüş parkurunun başında manzaralı bir restoran kafe vardı. Başlamadan bir çay içelim dedik ve yemyeşil manzaraya doyduk.


                 Yürüyüşe başlarken orman bakanlığının düzenlediği tabelaları okuduk , bilgi edindik. Sabah saat 11 gibi orman içine doğru yola çıktık. Hava güzel, orman harika , sessiz ve mis gibi toprak kokulu neredeyse 2 km yürüdük. Yürüyüş yolu çok güzeldi, yönünüzü belirleyen işaretler mevcuttu. Büyük bir mutlulukla yürürken o sessizlikte hızlıca yaklaşan bir gürültü duyduk. Ormanda sadece ikimiz olduğumuzdan çok korktuk. Çünkü o sessizlikte hıphızlı koşan ve yaklaşan şeyi iki dakika içinde yanımızdan geçtiğini görünce dona kaldık. 
Bu köpeklerin kovaladığı bir domuz ailesiydi. Hayatımda bu kadar büyük bir domuz görmemiştim. Saniyeler içinde yanımızda olmuşlardı. Bununla karşılaşınca ne yapacağımızı şaşırdık. En iyisi dönmeliyiz diyerek geriye döndük ama bu sefer deli gibi koşarak.


           Sonrasında arabamıza binerek Üvezpınar köyüne gittik. Orada zaten çok kolay ulaşılan Sudüşen Şelalesine gittik. Çok fazla arap turistle birlikte küçük bir yürüyüş yaparak şelaleye ulaşıyorsunuz. Harika bir tabiat yine bizimleydi.


                  Oradan Kurtköy'e gittik. Burada Cevizlibahçe Kamp yerine baktık. Bir dere kenarında bol ceviz ağaçlarının altında güzel kamp yeriydi. O kampa yakın anıt çınar ağaçlarını da görerek o günkü Yalova doğa gezimizi bitirdik.



Ertesi gün yani pazar bu sefer de bizim köye gidelim dedik. Bu köy çocukluğumda annemler ve teyzemlerle sık sık gittiğimiz anneannemin köyü. Annemi de götürdük yıllar sonra. Annem küçükken köyden ne kadar nefret ettiğimi, gelmek istemediğimi anlattı yine. Hatta elime kitabımı alıp dut ağacının tepesine çıkarmışım. Gerçekten hiç sevmezdim köyü, kokusunu, hayvanları hiç sevmezdim. Nerden nereye :)


                    Bu köyde yaşayan annemin dayı oğlunun evinde oturduk, hayvanlarına baktık, dertlerini dinledik. Köyde yaşamanın, tarım yapmanın, hayvan beslemenin zorluklarını anlattı. Devletin kesinlikle tarım yapan, hayvancılıkla uğraşanları desteklemesi lazım. Ama bunun yanında insanlarda da dürüstlük, çalışkanlık ve yurtseverlik olması gerekiyor. Mesela bir olay anlattı dayımız, öyle canım sıkıldı ki. Bu insanların çirkinliklerine bir şey eklenmiş oldu. 
Devamlı hayvanlarına bakan, ilgilenen veterinerleri en küçük sorunda mesela doğumda zorlanan ineği hemen kesiyor , böylece ederinden az bir fiyata gidiyormuş hayvan. İlçeden bir kasapla anlaşmalı olduğunu öğrenmişler.
Ne yazık ki birey olarak sahtekarlık çok fazla bu ülkede. Sonra da niye böyleyiz !


Köyden manzaralar ..



Hafta içi okula devam. Öğrencilerimden bana resimler...



Sonbahar gelince sınıfta bol bol yapraklarla etkinlik...



Bu sene sınıfta ki sonbahar köşemiz.


              Geçen ilkbahar okul bahçesine patates ekmiştik. Topraktan patatesleri çıkararak haşladık, tuzladık ve çocuklarla yedik.


Bir velim su kabağında yoğurt mayaladığını söyleyince çok merak ettim . Bana su kabağını verdi, mayaladım , çok güzel tuttu ama kabağın yanık kokusu işlemiş içine. Fazla beğenmedik yani. 


                Okul çıkışlarında balkonumda oturmayı , kitap okumayı çok seviyorum. Hava sıcaklığı 22-23 derece civarında. Gölgede üşümeye başladık. Battaniyelerimi çıkardım artık, içine girip açık havada dinlenmek gibisi yok. Eve geldiğim saatlerde etrafı toplayıp yemekleri de ocağa koyduysam benden mutlusu yok. Eve gelmem saat 15'i buluyor. Tüm gün çalışanlar bu ev işlerini ne yapıyorlar bilmem. Saat 18'de kızım saat 19'da eşim geliyor. Eve önce gelmenin avantajı çok büyük.


                Akşam yemeği sonrasında eşimle dizimizi açıyoruz. Şiddetle öneririm. Hem keyifli hem iyi hissettiren hem mesaj veren hem komik. En azından iki üç bölüm seyrediyoruz. Bitince aklımda bir dizi daha var bakalım …


                       Dün kızlarla sonbahar partisi yaptık. Bu buluşmalarımız biliyorsunuz yıllardır sürüyor. Maksat kafa dağıtalım. Sonbaharın güzel renklerini eve taşıyoruz, yiyor içiyor muhabbet ediyoruz. Son olarak konsepte uygun  hediyeler veriyoruz birbirimize. Partimiz hakkında ayrıntılı bir post daha yapacağım. 
Bir cuma ile yeni bir haftasonuna giriyoruz, mutlu günler herkese!























Cuma Gelmiş!

Bugün Cuma.. Biz Müslümanlar için haftanın en önemli günü. Bunca cuma yazısı yazarım ama inancımız yönünden önemini hiç yazmadım. Perşembe i...