24 Nisan 2026 Cuma

Nisanın Son Cuması

 '' Bahar yeniden başlamanın adıdır. Zorluktan sonra gelen kolaylık, zahmetin ardından oluşan rahmettir. Bahar tazelenmektir. Sadece evimizde değil, içimizde de bahar temizliği yapmalıyız. Unutmayalım, sorumluluktan kaçmak ile gereksiz yüklerden kurtulmak aynı şey değildir '' 

diye okudum dergide İbrahim Tenekeci'den. Çıkan güneş, tomurcuklanan ağaçlar, yemyeşil tarlalar ile ruhunuzda da kıpırdanmalar, silkelenmeler olmuyor mu? Bahar temizliği kavramı ne güzel bir şey değil mi? Bu yazıda da okuduğum zaman ruhumda bir temizliğe gitmem gerektiğini bir kez daha anladım. Ruhumuzu iyileştirme, arınma, sakinleştirme çabaları her daim sürüyor hayatta olduğumuz sürece bu savaşın içindeyiz. Tamam oldu bitti artık çok rahatım diyemiyoruz, buna ne ülke şartları, ne hayat süprizleri ne de zaman imkan veriyor. Üstelik bir de içimizde zehirleyici düşünceler, bize zarar veren duygular olursa ne hastalıktan kurtuluyoruz ne de dert tasadan. Bunları en azından minimale indirmek zorundayız.

Beklentiler ne yazık ki insanı en çok yaralayan duygu. Bunu azaltmakla daha çok rahatlayacağımıza inanıyorum. Eşimizden, çocuğumuzdan, arkadaşlarımızdan beklentilerimiz çok yüksek normal olarak. Çünkü onlar en yakınlarımız en sevdiklerimiz ve en çok özveride bulunduklarımız değil mi? Onlara verdiğimiz kadar almak istiyoruz ve bu gayet insanca bir duygu. Bu karşılığı görmeyince hayal kırıklığı çok oluyor tabi ki. Yaş ilerledikçe hayat, hayal kırıklıkları, artık beklentini azaltman gerektiğini öğretiyor sana. Gurbete yani buralara geldiğimde geride arkadaşlarımı, ailemi, yakınlarımı bıraktım. Beklentim çok yüksekti tabi; buralarda en azından arayıp sorup beni yalnız bırakmayacaklar, görüntülü sesli aramalarla kendimi yalnız hissetmeyecektim. Peki ne oldu biliyor musunuz?  İki üç kişinin dışında arayan soran olmadı, daha çok ben aradım, hayırlı olsun diyen bile çıkmadı arayıp konuşan yoktu. Erkek kardeşim bile aramaz , belki aile grubunda ki yazışmalarımız ona yetiyordur. Demek istediğim üzülecek konu arasam çok var. Ben de yüksek beklentiye girmiyorum uzun süredir. Arkadaş olsun akraba olsun kesiştiğimiz yerlerde yine birlikte oluruz, konuşur eğleniriz, kin tutarak kalbimi kirletmek istemiyorum.

                  Bazen beklemediğiniz anlarda beklemediğiniz bir kişiden gelen mesaj bir telefonla ne çok şaşırır ve mutlu olursunuz, değil mi? Belki de bunlarla yetinmeli ve yolumuza devam etmeliyiz. Geçen cuma günü böyle bir mutluluk yaşadım bende. Okul çıkışı her zaman ki gibi kitap değiştirmek için kütüphaneye gittim, kitabımı alıp bir kafeye oturdum. Okuldan arkadaşlarımda gelip bana katılacaklarını söylemişlerdi; hem onları bekliyor hem de kitabımı okuyordum. Çünkü gelmelerine bir sat vardı. Bu anları öyle çok seviyorum ki. Bir yerlerde vakit geçirmek için başkasına hiç ihtiyaç duymam. 



                Kütüphaneden Halid Ziya Uşaklıgil'in bu kitabını alıp orada okumaya başladım. 1890'larda yazılmış kitabın iki kez sadeleştirildiği yazıyordu önsözünde.  Neredeyse yirmi sayfa okudum ama konunun ne olduğunu bir türlü kavrayamadım yabancı sözcüklerin fazlalığından. Kitap okuma eziyete dönüşmeye başlayınca hiç sevmiyorum. Bu yüzden okumayı bıraktım. Başka kitap alırım artık. Zaten internet üzerinden aldığım kitaplarda geldi, büyük bir heyecanla onlara başlama üzereyim.
Ben böyle zaman geçirirken okuldan üç arkadaşım da gelip bana katıldılar. İlerleyen saatlerde süpriz bir pastayla geçmiş doğum günümü kutladılar. Buna çok şaşırıp mutlu oldum. Hayat işte böyle, beklenti az mutluluk ve huzur çok!


 Öğle saatlerinden akşama kadar süren güzel saatlerden sonra evlere döndük. 
Hafta boyunca okul baya bir yoğun geçti Yaşanan olaylardan sonra Milli Eğitimde sıkı kontroller, toplantılar, çalışmalar oldu ve olmaya da devam ediyor.
Bu hafta 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı kutlamaları da oldu. Öncesinde bayrama yönelik çalışmalar yaptık, sınıflarımızı çocuklarla süsledik.


Sınıfta eğlenceli saatler..
Leylek ve ailesi tam sınıfımızın karşısında ki direkte.
Devamlı onları gözlüyoruz..


                    Bu sene 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladık ama buruk bir kutlama oldu. Yaşanan olayları düşününce aklım almıyor, ülke de bu tarz şeyler olmazdı. Bunu uzak ülkelerde yaşanan kötü olaylar olarak duyardık. Millet olarak çok üzüldük, umarım herkes şapkasını önüne koyar iyice düşünür. Öğretmenlerin eski saygısı, güven geri gelir umarım.
Köyümüzde ki bayram çok güzel oldu. Uzun yıllar sonra okul bandosunun arkasında yürüyüş yaptım. Daha önce ki okullarım da bando yoktu. Bence bando her okulda olmalı. İlkokuldayken bandoya girmek için can atıyordum. İlk etapta ritim tutabiliyorum mu diye denemişti öğretmenimiz. Ama başaramamıştım. Ne çok üzülmüştüm. Müzik kulağım hiç yoktur bu gerçeği de öğrenmiş oldum.
Lisede bandomuz vardı ama bunda kendimi denemeye cesaret bile edemedim, ilkokulda ki başarısızlığım üzerine tüm cesaretim kırılmıştı. En yakın arkadaşım -Filiz-  bandonun majörüydü. Ah bir görseniz majör olmak lisedeyken ne havalı bir şeydi. O sopasını havaya atarak okullar arası yarışırlardı. Hey gidi günler ! 



                      Okul çıkışı eve geldiğimde işlerimi hızlıca yapıp koltuğuma oturmayı dört gözle bekliyorum. Bu saatlerde YouTube açıyorum , sevdiğim videoları izliyorum. Çay ya da kahve mutlaka olur. Doğa, bahçe, kırsal yaşam videoları bunlar tahmin edeceğiniz üzere. Dergi, kitap okuma derken zaten akşam oluyor. Birbirinin aynı günler diye üzülmüyorum. Ne olacak zaten, her gün farklı bir şey yapan var mı çalışma hayatı olan herkes aynı. Gün boyu yorulup eve gelen zaten dışarı adımını atmak istemiyor. 
Geri de kaldı gençlik, gezme tozma, hayatın gerçek dertleriyle uğraşmadan okul okuma. Kabullenip yoluna devam edeceksin. Çoğu zaman gece yastığa başımı koyduğumda ne ara bitti bu koca gün diye düşünüyorum. Bu koşturmada kaybolup gitmeyen yok ve buna istediğin kadar dertlen elinden bir şey gelmez.




                  Ben evde kahvemi içerken kızımda arkadaşıyla bir kafede olduğunu yazıp foto gönderir. Ben seviyorum ya kahve fotoğraflarını. Yazışırız, özlemimi bastırmak için bir zamanlar ben de böyle gurbetteydim diye düşünürüm. Annem özlem içindeyken  nasıl umursamaz halde, büyük şehrin büyüsü içindeydim. Şimdi kızımda böyle diyorum, öyle de olması lazım ayaklarının üzerinde durması için. Evde geçirdiğim zamanları çok seviyorum. Artık yaşlandım diyorum çünkü okul sonrası biriyle görüşmek bile çok yoruyor ve bunu hafta da bir günden fazla yapamıyorum. Okuldan döndüğümde kulaklarım çınlıyor çünkü ses artık çok etkilemiş oluyor. Bir de bir yerlere gidip konuşma artık zorluyor.
Salı günü hava o kadar güzeldi ki evde oturamam dedim. Yorgunda olsam bisikletime binip eve 2-3 km yakınlarda ki göle gitmeye karar verdim.



Yolu fena değil hatta bisiklet yolu bile yapılmış ama çok bakımsız olduğundan buradan gidemiyorsun. Hafta içi olduğundan fazla işlek değil. Genelde piknikçiler gidiyor. Doğa da uyanışta olduğundan güzelleşmeye başlamış. 
Gidene kadar durup durup çiçek topladım.



Göl kenarında yarım saat oturup güneşi içime çekerek zaman geçirdim. Şimdi buraya bir arkadaşla gitsem bu kadar sakin zaman geçiremezdim. Sohbet ederken etrafı tam göremiyorsunuz, o anı yaşayamıyorsunuz. O yüzden bisikletle gezilerimde yalnız olmayı seçiyorum.
Trakya baharla birlikte çok güzel olmaya başladı arkadaşlar. Büyük düzlükler olduğundan uçsuz bucaksız tarlalar var. Sanayinin buraya kaydırılmasına çok üzülüyorum çünkü Çerkezköy'de o kadar çok küçüklü büyüklü fabrika var ki. Hava kalitesi çok kötü bu yüzden. 
Şehir dışında ki tarlalar yeşile ve sarıya boyandı bir anda.




                    Okul yolumun üzerinde ki kanola tarlalarını görmek hayatımın en unutulmaz sahnelerinden olacak kuşkusuz. Çünkü bizim oralar daha dağlık böyle uçsuz bucaksız tarlalar yok. Baharla birlikte ayçiçekler çıkacağını biliyordum , kanola sürpriz  oldu.
Kanolayı yağ olarak biliyoruz ama burada kocaman tarlalar halinde görünce meark etti, biraz araştırım.
Kanola bitkisi canlılar için zararlı olan erüsik asit ve glukosinolat içeriyormuş aslında ama  yağı bitkisinin aksine zararlı olmadığından insanlar ve çiftlik hayvanları için gıda maddesi olarak kullanılmaktaymış. Doymuş yağ söz konusu olduğunda, kanola yağı diğer yağlara kıyasla en düşükmüş:
Kanola yağı %7 doymuş yağ
Ayçiçek yağı %9 doymuş yağ
Mısır yağı %13 doymuş yağ
Zeytinyağı %14 doymuş yağdır

              Bir ayı daha devirdik neredeyse. Baharı tam anlamıyla yaşıyoruz; bazen sıcak bazen soğuk. Bu haftayı da sağlıkla huzurla kapatalım.
                                            Hayırlı Cumalar!!











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nisanın Son Cuması

  '' Bahar yeniden başlamanın adıdır. Zorluktan sonra gelen kolaylık, zahmetin ardından oluşan rahmettir. Bahar tazelenmektir. Sadec...