28 Şubat 2021 Pazar

Ölüm ve Yaşam

 

                    Klimt'in Öpücük değil de Ölüm ve Yaşam tablosunu çok severim. İlk gördüğüm de işte yaşamın özeti demiştim. Bir tarafta tüm canlılığıyla, neşesiyle, ailesiyle hayat duruyor diğer tarafta da her an pusu da bekleyen ölüm bekliyor. Yaşam bölümünde yalnızca yaşlı kadının rengi   ölüme yakın yani koyu. Belki de yaşlılık ile insan ölümün farkında oluyor tam anlamıyla. Gerçeğin yaklaşmakta olduğunu, dünyanın tüm renklerinin solduğu, anlamsızlaştığı döneme girdiğini görüyor.    

                                                       kaynak burada

                              Yaşlılık benim için çok dram yüklü. Yılların birikimine sahip olacağım, zenginleşeceğim, neşemden ve enerjimden bir şey kaybetmeyeceğim, üretken olacağım diye kendini kandıranlardan olamayacağım çünkü bu dönem öylesine acınası bir süreç ki. Etrafındakileri sıra sıra kaybettiğin, hastalıklarla boğuştuğun, çoluk çocuğunu belki okuttun ettin ama onlarında sorunları varsa artık hiç rahat edemeyeceğin, eşini kaybettiysen zaten çocuklarında gitmiş olacağından orta da yapayalnız kalacağın bir süreç. 

                          Youtube 'da kısa kısa seyrettiğim Green Renaissance videoları o kadar  güzel ki. En son Essence of Life oldukça hüzünlüydü. Bir göz atmanızı tavsiye ederim. Eşini kaybetmiş , yalnız başına kalmış bir adam ona yaptığı tabutu anlatıyordu. Diğer bölümlerde de öyle  sıradan insanların ilginç yaşamlarına bir kaç dakika değiniyor ki bazen yüzünüzde bir gülümsemeyle bazen gözlerinizde yaşlara hakim olamadan seyrediyorsunuz.

                      Bölümlerini seyrederken aklıma bir zamanlar burada blog yazan Banu abla aklıma geldi. Onu anmak istedim. Yıllarca annesi Solmaz Hanım ve köpeğiyle insanlardan uzak dağın başında ki küçük evinde yaşamına tanıklık ettik. Öyle marifetli, sevgi dolu, üretken bir insandı ki. Sonrasında annesini kaybetti. Ardından kanseri atağa geçti ve şehirden uzak yaşayamadı , evini satıp bir apartman dairesine taşındı. Gün geçtikçe kötüleşti ama blog yazmayı bırakmadı. Köpeğine bile bakamaz hale gelince onu birilerine verdi. Beyin ameliyatı oldu, evde tek başına yaşamına devam etti. Ben de bir iki kez onu ziyaret ettim. Zor yürümesine rağmen hayata tutunuyordu. Kötüleştiğinde hastaneye yakınlarda bulunan taksici bir gencin ona yardım ettiğini söylemişti bana. Sonra da buralardan göçüp gitti. Ah Banu abla, tekrar aklıma düştün, Allah rahmet eylesin..

                                       Banu'nun blogu burada

                        Aynı şekilde anmak istediğim biri daha var. Cihan Abla. Onun da güzel blogunu okuyor, yazışıyor, tatlı ve verimli hayatına ortak oluyorduk. O da göçtü gitti buralardan hem de apansızın. Allah rahmet eylesin. Bugün onları anmakta varmış, tanışmasak da birbirimize değiyoruz bir şekilde. Bu kadar kolay unutmamalıyız birbirimizi. 

                        Cihan Ablayı da ziyaret etmek istiyorsanız Cihan'ın Bahçesi


















15 yorum:

  1. Allah rahmet eylesin. Tanımıyorum bahsettiğiniz kişileri. Bloglarını da okumadım. Ama keşke okusaydım dedim. Keşke yorumlarda olsun buluşsaymışız. Ve tablo çok anlamlı. Ve güzel. Belki garip güzel bulmam. Ama tabloyu ilk gördüğümde sadece güzel olduğunu düşündüm. Ölüm için gerçek nitelemesini yapmışsınız. Daha doğru bir ifade olamazdı bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ölüm ve yaşam tabloda ki gibi her an yan yana aslında değil mi? ressamın
      öpücük tablosu çok meşhur aslında ama bu daha güzel bence. yaşam içinde ki
      genç insanların neşesine bakın bir de yaşlı
      kadının renklerinin solmuşluğu. bundan daha güzel anlatılmazdı..

      Sil
  2. Selam yaşam ve ölüm birbiri ile çelişkili. Banu un dünyasını son ana kadar okudum. Cihanın bahçesini de. Işıklar içinde uyusunlar. Namı değer ayşecik vardı. Filmlerde oynamıştı. O da bu dünyadan sonsuzluğa ulaşamlatdan biri. Yıldızlar yoldaşı olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de ne hayat dolu, renk doluydu değil mi?
      insanoğlu işte bir varmış bir yokmuş..

      Sil
  3. her ikisinide takip ediyordu. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun

    YanıtlayınSil
  4. Ne vefalı bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık..

    YanıtlayınSil
  5. İki blogu da takip ediyordum ve çok üzülmüştüm vefat ettiklerinde. Tanışmasak da bir bağ oluşuyor, aileden biri gibi görüyor insan blog yazarını.
    Ne iyi etmişsiniz ziyaret etmekle Banu hanımı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah işte gitti onlarda buralardan, Allah rahmet eylesin..

      Sil
  6. Banu. Yıllarca bloğundan takip edip muhabetini bildiğim güzel insan. Bir türlü denk gelip ziyaretine gidememiştim. Oysa ne çok istemiştim. Hatta hiç tanımadığı eşime bile selamlarını eksik etmezdi. Ne güzel oldu anımsatman.

    YanıtlayınSil
  7. İkisini de tanımıyordum ama bak benim bile duamı aldılar vesile oldun... <3
    Ama yaşlılık ile ilgili düşüncene katılmıyorum! Bence sen güzel yaşlanırsın gezerek yazarak küçük ayrıntıları fark ederek

    YanıtlayınSil
  8. Nur icinde yatsinlar.Ikisini de okumadim,su ana kadar tanimadim.Okurken dusundugum,ne guzel arkalarindan sevgiyle anan birilerinin olmasi ve bloglarinin kalmasi diye dusundum.Umarim ben de boyle anilirim.Olum,her gun dusundugum bir konu nedense ve tablo hayatin ta kendisi.iyi haftalar canim.

    YanıtlayınSil
  9. Hatırlattınız ya, teşekkürler. Allah rahmet eylesin ikisine de.
    Yaşlılıkta o tecrübe ve bilgi birikimiyle fiziksel gücün ters orantılı olması haksızlık gibi geliyor bana

    YanıtlayınSil
  10. That is rather a good summary of what Gustav Kilmt's piece Death and Life and the Grim Reaper hovering seems to portray. I do like Klimt's work. It is said he was somewhat over erotic in his art but I don't see that myself. His colours send out a very definite message.
    Sorry to hear of your loss. Take care Amanda x

    YanıtlayınSil

venedik

                       Artık korku, aksiyon ve komedi filmleri seyredemiyorum.  Bir dönem korku filmlerine sarmıştım; gece gündüz seyreder  ...