6 Şubat 2026 Cuma

Bugün Cuma

 

                    Geçen cuma eve dönmemize iki gün kalmış, üzerimize biraz hüzün çökmüş, ben de oldukça okul hayatından kopmuş durumda anneme hadi bugün sadece ikimiz deniz kenarında kahvaltı yapalım dedim. Bizimkileri evde bırakıp sahile indim, annemi alıp bir kafeye oturduk. Saat 10 buçuk gibiydi ve hala fazla insan yoktu etrafta. Güzel bir kahvaltı tabağı ve demlenmiş çayla anneciğimle neredeyse iki saat bu manzarada oturduk. Dışarısı oldukça soğuk ve yağmurluydu. Biz de sıcak mekanda keyfimiz yerinde çayımızı yudumluyorduk. Bazen böyle kaçışlar yapmalı insan. Bazen rutinden çıkmalı, yarın ne olacak düşünmeden oturmalı..

                 Kızımdan da habersiz çıkınca beni aramış, biraz mızmızlanmış ama yapacak bir şey yok. Ona hadi gel desem o saatte kalkmayacak, beni bekletecek ve saati öğle yapacaktık. Ben de hiç haber vermedim ama ertesi gün tüm aile sofra başındaydık. Bu sefer evde kahvaltı yapıldı, gitme hüznünü dağıtmaya çalıştık.




Annemin evi zaten sahilde özellikle yaz aylarında denize bakan balkonunda kahvaltı yaparız. Ama yol geçtiği için özellikle akşamları oturulmuyor çünkü çok fazla araç gürültüsü oluyor. Ama sabah saatleri daha az insan, daha az araba. Denizden gelen o sabah esintisinin hiç tarifi yoktur.
Hikmet Anıl Öztekin'in şöyle bir mısrası vardır;

Halbuki her şey sadece bir kaç kelimeydi..
Yağmur, çay ve şiir..
Cennet için tefekkür
Tefekkür için de bunlar yeterdi..




                              Annemden ayrılıp pazardan bir iki şey alıp eve dönme niyetim varken bir arkadaşım üzerine bir de kuzenim arayarak buluşmak istediler. Çok şükürler ediyorum ki beni seven arayan insanlar olmuş hayatımda. Tatilin ilk gününden itibaren bir çok arayan arkadaşım oldu, çoğuyla buluştuk görüştük hasret giderdik. Bu iki arkadaşımla da hemen bir yere oturup kahvemizi içerken sohbet ettik.
Güzel kafelerde oturmayı çok severim. Alelade bir yerde hemen oturup bir şeyler yemeyi hiç bir zaman yapmadım. Her köşeye de oturmam. Keyif ve haz alacağım mutlu olacağım yerleri seçerim. Bİr çok buluşmada buna önem veririm.




Sonrasında yani pazar günü dönüş başladı. Eskihisar arabalı feribotla dönecektik ama öyle şiddetli rüzgar vardı ki ödüm koptu. Arabalı vapurlar çalışıyordu ama benim fobilerim yüzünden Osmangazi köprüsünü kullandık. Ve neredeyse 5 saatte eve geldik. Arada kızımı da yurduna bıraktık. 
Pazartesi okulumuz ikinci dönem için açılmış oldu.
Tüm yurtta Bayrağımıza Sevgi temalı hafta geçirdik. Tüm okullarda bu tema işlendi. Aslında bakıyorum da Milli Eğitimde çok güzel projeler, konular işleniyor tüm yıl boyunca. Aile, arkadaşlık, dayanışma, vatan sevgisi odaklı haftalar ve projeler yapılıyor ve biz öğretmenler onca iş güç içinde bunları gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Mesela ocak ayında iklimsel olaylar, çevre duyarlılığı ile ilgili projeler de yapmaya çalıştık. Sadece okulda değil öğrenci evlerinde de süren bir sürecin olmasına dikkat ediyorum..
Pazartesi günü tüm yurtta bayrak konusu işlenirken kırmızı ve beyaz renklerde giyinmeye davet ettik öğrencilerimizi.


                       Pazartesi günü ayrıca kandil günüydü. Ramazan ayına çok az kaldığını müjdeleyen bu günde ben de köyümüzde ki camiye gidip namaz kılıp dua etmek istedim. Kaç aydır buradayım ama camimizi içten görmemiş, merak ediyordum. Gerçekten çok heybetli bir cami yapmışlar. Zaman olarak da kimsenin olmadığı saatlerde dua etmek, ibadet etmek çok iyi geldi.
Sonrasında okula döndüm çünkü akşam saatlerine kadar süren dönem başı toplantımız vardı.
Eve dönüşlerimde dinlenmeyi seçiyorum. Özellikle film izlemek çok iyi geliyor. Bu hafta boyunca Tim Mielants filmlerini izledim. Özellikle Small Things Like These filminin kitabını okuduğumdan çok merak ediyordum. Diğer filmlerden de bulduklarımı izledim hafta boyunca..


                                Bu hafta boyunca okuduğum tek bir kitap oldu. Onun ağırlığını, şaşkınlığını üzerimden hala atamadım. Bu tarz olayları inanır mısınız neredeyse 30lu yaşlardan sonra duymaya , öğrenmeye başladım. Şimdi bakıyorum da bu tarz olaylar dünya var olduğundan beri oluyor da biz bunlara muhatap olmuyorduk hiç. Şimdi bu yaşımda bile bunların olmasını aklım almıyor, olayları her duyuşumda bunu  insan oğlunun hangi yönüne koyacağımı bilemiyorum. Ne bunlar; her türlü şiddet, ensest ve pedofil olaylar, hatta rızaya bağlı seks şiddetleri dahil. Üzerine bir de dünyayı çalkalayan Epstein Adası olayları da çıkınca tüm metabolizmam alt üst oldu. Şu olayları bile böyle anlatışımız bile basite indirgediğimizi, kanıksadığımızı gösteriyor.
Epstein Davasında olanları okuduğumda aklımı kaçıracağım sanıyorum.
Adam son röportajlarında 2018 de pedofilinin eşcinsellik gibi tabi bir yönelim olduğunu savunmuş. Bakın şimdi bize mide bulandırıcı gelen bir çok şeyin normal gelmesi azdır. Özellikle şu ayıla bayıla izlediğiniz Netflix dizileri, filmleriyle bu hızlanmış durumda.
Sosyal medyada şu saptamalara rastladım ;

▪️Çocukların cinsiyetini değiştiren cerrahların Epstein tarafından fonlandığı belgelendi.
▪️Netflix gibi platformlarla pedofili küresel ölçekte “alıştırmaya” açıldı.
▪️Ayın tarihlerde Türkiye’de ise “Trans çocuklar vardır” kampanyası başlatıldı.
▪️Akademik kurullar, 18 yaş altı çocukların cinsiyetini katleden ameliyatlara dair makaleler yayımlayarak deşifre oldular.

                                  Gelelim eş zamanlı okuduğum kitaba. Kitabın adı Hüzünlü Kaplan. Neige Sinno tarafından yazılmış bir kitap. Yaşananlar gerçek ve yazarın neredeyse 6-7 yaşlarında başlayan üvey baba tacizi. Ama anlatımı, olayları bize sunuşu o kadar insani, o kadar gerçek ve o kadar acı ki.

''Zira benim de en çok ilgimi çeken, aslında celladın aklından neler geçtiği. Kurbanlar kolay, hepimiz onların yerine koyabiliriz kendimizi.''
Diyerek yaşananları babası yönünden anlamaya çalışıyor ama olmuyor. Kurban olarak kendisini öne koymaktan çok dünya üzerinde nasıl böyle bir kötülük yapılabileceğini anlamaya çalışıyor ama tabi ki olmuyor.
️“Sustuğum her yıl, içimdeki kaplan biraz daha yaralandı… Konuştuğum günse ilk kez pençelerini değil, özgürlüğünü hissettim.”


İnsanı ayakta tutanın umut olmadığını anladım: Umut diye bir şey yoktur, ne de irade: Hangi iradeden bahsedebiliriz ki burada? Ama içgüdü, koruma ruhu - ağacı, taşı, hayvanı yaşatan budur.

Kitapta ki anlatım bana yazarı merak ettirdi ve internette aradım. Doğrudan cesurca gözlerinize bakan 40lı yaşlarda ki bu kadının içine hapsedilmiş o karanlığı o acıyı farkediyorsunuz. Çok çok üzgünüm bunca olanlara..



                  Pazartesiden itibaren Trakya baya bir soğuk oldu ve kar yağdı. Burada evimiz ve sabah 8 de okula gitmek üzere çıktığımda arabamızı görüyorsunuz. Kış lastiği de yoktu Allaha emanet çıktım tipide yollara. 40 -50 hızla neredeyse kırk dakikada okula ulaştım ama hayatımda ilk kez karlı bir günde araba sürmüş oldum.




                              Okula gelince de manzaram böyleydi ama ilginç olan 20 km ötede ki bu köyde fazla kar yoktu. Hemen olanla kardan adamlarımızı yaptık çocuklarla. Penceremizin önüne koyduk. Köyün ortasında ki bu direk üzerinde büyük bir  leylek yuvası var. Mart ayının 10'u gibi leylek geliyormuş Az kaldı çok heyecanlıyım. 

                     Çarşamba gününde tansiyon sorunum tekrar çıktı. İki gündür süren başağrım çarşamba aşırı olunca tansiyonumu ölçtüğüm de 15-10 çıktı. Okula gidecek durumda değildim o yüzden iki gün rapor alıp dinlenmeye geçtim. Çok şükür bugün okula geldim biraz daha iyi iyiyim. Ama dün gece de erken yatayım okulda daha iyi olurum dedim. Erken yatınca yatakta dön dön yine yatış saatime geldim. Sonrasında sadece 2 saat uyuyup gecenin bir yarısı uyandım ve kabus gibi sabaha kadar uyuyamadım. Sadece sabah kalkışıma bir saat kala uyuyakaldım ve şu an zombi gibiyim.
Neyse olanlar böyle işte. Bence bu haftasonu dinlenir kendime gelirim. Geceleri yine tansiyonum çıkıyor ama nefes teknikleri, limon ve pancar suyu ile tedavi uyguluyorum. Biraz da stres yönetimi. Ama benim gibi her şeyden etkilenen insanlar için çok zor. Ne de olsa balık burcuyum 😢

Herkese  mutlu ve huzurlu iki gün dilerim!
Not ; instagramdan haftasonu işlediğim defterleri satışa çıkaracağım.
İlgilenenleri beklerim..💚


























28 yorum:

  1. Tatili güzel geçirmene sevindim. Bazen insan kendini şımartmalı, ben de sevdiğim mekanlarda oturmayı tercih ederim. Ben pek dizi izleyemeyenlerdenim. Dizi furyası başladığında bir dizi methedilmişti onu izlemeye başaladığımda şaşırdım kaldım aşırı cinsellik içeren bir dizi idi, o zaman bu zaman önerilenlere bakamıyorum tekrar aynı olayla karşılaşırım diye.
    Kar biz de bu fabrikalar oldukça tutmaz arkadaşım, en son 2015 ocak ayında babamın öldüğü gün ve sonrasında çok yağmıştı, 1987 de ise bellere kadardı inan herkes evinin önünde ve yolda kürekler ile yol açıyordu...
    Bir daha öyle kar görür müyüz bilmem.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o 87 de ki karı bilmez miyim. Çocuktuk bizde de çok yağmıştı.
      Hatta belimize kadar kar geliyordu. Yok bence de olmaz artık o kadar
      yağış. Ama dediğin gibi bu kadar sanayi içindeyken ortamın
      iklimi de değişiyor.

      Sil
  2. Eşcinselliği negatif görmüyorum, nötr bir durum olarak görüyorum. Toplumda kadınlar, erkekler, kendisini kadınsı hisseden erkekler ve kendisini daha erkeksi hisseden kadınlar var. 1-0 gibi katı sistemler içinde değiliz.. Birçok memelide de eşcinsellik var. Doğada olan bir şeyi doğal görme eğilimindeyim ben şahsen..
    Pedofiliyi ise, tam olarak anlamış değilim. Pedofili hastalıksa, bunu cezalandırmak yerine iyileştirmek için harcamalıyız enerjimizi diye düşünüyorum.. Bir yerde okumuştum, içinde pedofil duygular olduğu halde bunu davranışa gökmeyen insanlar kahramandır diye... Onu kahraman yapan kontrol dürtüsü, diğerinde olmayınca dünyanın en korkunç varlığı oluyor, bu çok ağır değil mi?
    Kurbanın gözünden bakıldığında bu çok ağır.. Kurban adaylarını korumak için yapılabilecekler ne olabilir, bunlara harcamalıyız enerjimizi, herkes işin magazinel kısmında :( Kim ne yapmış size ne, o kurbanlara ne oldu, nasıl kurban oldular ya da nasıl teselli edildiler asıl konu bu..
    Bir de gerçekten merak ettim Buket, çünkü sen öğretmensin ve nerden baksan 30 senelik deneyimin var çocuklarla. Hiç mi gelmedi önüne cinsel kimlik farklılığı yaşayan çocuklar? Çünkü çok vardır çocuklar arasında ısrarla "hayır ben erkek çocuğum" diyen ya da "ben kız çocuğum" diyen (sözel kadar davranışsal "demeler"den de bahsediyorum tabii)? Hakikaten merak ettim bunu....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu ben de çok düşünüyorum Ceren. Hiç dediğin durumda bir çocuk
      olmadı ya da ben rastlamadım. ama sadece benim sınıfta da değil de diğer sınıflarda ya da okulda da olsa haberimiz olurdu. Bu kadar doğada olan bir şeyse bana 32 yıldır rastlamamış olması da ilginç. Biz daha çok ilkokul kısmındayız. Kendini böyle hissetmesinin yaşı ne olabilir ki. Bence eşcinsellik doğuştan gelen değil de ilerleyen yaşlarda bazı eksikliklerin kaçış noktası. Lisede olan gençlerde duyuyoruz da daha küçüklerde bu tür davranışlara, söylemlere hiç rastlamadım. Her sene değişen en az 15 çocukluk sınıfım var, yan sınıflar var neredeyse tüm okulu tanır hale geliyoruz.
      Ama bu böyledir şöyle doğrudur diyemem tabi ki. Ancak onay da veremem. Zaten inancım kabul etmiyor en başta. O yüzden varsa da ortalıkta gözümüze sokulmasına karşıyım.
      Pedofilistler de hastaysa tecrit edilsin toplumdan, onlara şiddetle kızgınım

      Sil
    2. Buket mümkün değil.. Ben bile kaç çocuk gördüm ki hakikaten çocuklarla içli dışlı değilim. Bence düzeltme yapıldığı için içlerine atıyorlar, yani erkek çocuk mesela kız kardeşinin elbisesini gitmek okula öyle gitmek istiyor anne azarlıyor, kız çocuk oğlanlarla futbol oynuyor eline bebek sunuluyor al bunla oyna. Kızlar böyle yapmaz oğlanlar böyle yapmaz. Hep bastırılıyor, çocuk içine atıyor. Okulda sen kız mısın niye böyle davranıyorsun. Al bebek al araba al top sen oğlansın kavga et küfür et sen kızsın süslü ol biraz, kızlara pembe yakışır…. Bunu cinsiyet rollerinin eğitimi sanıyoruz ama bu biraz farklı olanı törpülemektir.. Kaç danışanım var evli barklı ama biseksüel, eşiyle sevişirlen gözünü kapayıp hemcinsini hayal ediyor. Yazık değil mi bu insanlara, onların eşlerine, çocuklarına…. Kaç hayat böyle geçiyor bitiyor.. Bir travesti abimiz vardı, tek isteğim güzel bir elbise giyip sokakta yürüyebilmek demişti.
      Tamam bunlar belki sıradan insanlara “bu da dert mi” gibi gelebilir ama herkesin derdi kendine ve “kendini gerçekleştirememek” de bir dert.
      Oğlumun bir arkadaşı anaokulunda 4 yaşındaydı, erkek çocuk ama kendisine asla “er” (erkek o) dedirtmezdi, ben er değilim ben “sie”yim derdi. Ben kızım, bana erkek givi davranmayın…. Ailesini tanıyorum, son derece “normal” insanlar, sen ben gibi, sıradan, “özendirme” denen şey ki bu lafa da çok sinir oluyorum, yukarıda dediğim nedenle, falan yok. Mazbut sıradan bir aile. Çocuğun yaşadığı bir travma yok, davranış bozukluğu yok, bebekliğinden beri ben kızım diyor… İlkokula kız olarak başladı ve şu an çok mutlu… Şimdi ben buna hastalık mı diyeyim?
      Sırf sen gözünün önünde istemiyorsun diye bu çocuk olmadığı bir şey gibi mi davransın ömrü boyunca? Bilmem bu kul hakkına girmek olmaz mı?
      Yanlış anlama samimiyetimiz olduğu ve bu konuyu güzelce tartışabileceğimizi düşündüğüm için açtım. Çünkü homoseksüellere karşıyım demek, insanların 10’da 1’ine toptan karşıyım demek, üstelik onlar gel aen de homoseksüel ol, herkes homoseksüel olsun falan demiyorlar.. Kendi hallerinde yaşamak istiyorlar o kadar… Ha yok mudur onların içlerinde de pislik insan, elbette vardır ama heteroseksüellerden daha fazla oranda değildir eminim……

      Sil
    3. yok yok tabi ki yanlış anlamıyorum. Fikirlerimizi anlatıyoruz yazmak zor gerçi de. Dediğin gibi kız-erkek çocuk prototipleri var evet geneli bunu yaptığı için o da. çünkü sınıfta tüm oyuncakları döküyoruz ortaya çocuklar istediklerini seçip oynuyorlar. Burada da bir genelleme çıkarıyoruz doğal olarak. Çünkü gerçekten de çocukların büyük çocukları bebeklerle oynayan kız çocukları, arabalarla oynayan erkek çocukları olarak ayrılıyorlar. ( kabaca örnekliyorum)
      öğretmen olarak engellemiyoruz tabi ki sen kızsın git şunla oyna diye.
      Ben ama hiç dediğin gibi açık ve net karşı cins ile isteklerini söyleyen çocukla karşılaşmadım.
      Toplumda istesek de istemesek de var, ben buna karşı çıkamam tabi ki. Ama son yıllarda bu kadar gözümüze sokulmasından rahatsızım.

      Sil
  3. Bu da ikinci yorumum :) Daha yazının geneliyle ilişkili çünkü bayıldım anne kız gününüze, hakikaten. Çok iyi etmişsiniz. Ergenkoları beklemeye kalksak ohoooo akşam olur :)))
    Deniz kokusunu ala ala kahvaltı etmek de ne güzeldir! Afiyet olsun :)
    Bir de yahu bu filmleri nerden buluyorsunuz, yasal mı bu internet siteleri, başımız belaya girmesin???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmlerin adını google 'a yazıyorum sonuna da izle yazıyorum eğer internete
      düşmüşse izliyoruz. yani bizim ülkede çıkıyor :)

      Sil
  4. Çok geçmiş olsun, yol ce rutinin bozulması, asırı mutu olmak bile tansiyonu etkiliyor. Bol bol dinlenmek iyi geliyor. Günümüzde hep olumsuzluklar öne çıkartıldığı için odağımız olumsuza kayıyor. Meb'de güzel seylerin olduğunu bilmek ne güzel. Dünyada kötülük hrp cardı ve hep olacak bunca kötülüğe ragmen yaşayabilmek, ayakta kalabilmek bizim başarımız ve üzerinde çalışmamız gereken durum. Evet çok zor, her seferinde dudak uçuklatan şeyler duyuyorun maalesef...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin gibi dünyada kötülük hep vardı ve devam da edecek. Ama kötülüğe
      elinizle, dilinizle olmadı kalben buğz ederek deniyor karşı çıkacaksın
      diyor dinimiz. Bizde yazıyor çiziyor, bari böyle olsun diyoruz ama
      karşı çıkıyorum en azından. olmaması için ben ne yapabilirim diye
      bakıyorum. gerçi bu blog dünyasında bir çok insan böyle ..

      Sil
  5. Buket, güzel şeyler- misal tatiller- haddinden fazla hızlı geçmiyor mu?
    Tatiller bitip gidiyor ama bak bu hafta içi hiç geçmek bilmedi :(
    Tansiyon deyince sen, ne geldi aklıma! Okumasan şöyle kitaplar, okurken dahi katlanılması zor Epşteyn adası ayrıntıları falan? Derinine dalma ya da, zira çok çok bozuyor insanın asabını. Tansiyonunda bu tür şeyler de etkili olur bence. Geçmiş gitmiş olsun canım.
    Ne iyi etmişsiniz anne-kız kahvaltısı yapmakla, şifa olsun ruhunuza..
    Bol dinlenmeli geçsin hafta sonun, çok sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsun aslında okumamak, izlememek gerek. Kitabın böyle olduğunu
      bilmiyordum yaa beni de çekiyor mu ne bu toplumsal acılar. Film seçince de
      bu tarz şeyleri buluyorum.
      Dinleneceğim inşllh bu haftasonu ..

      Sil
  6. Merhabalar.
    Sizin Cuma paylaşımlarınız bayram paylaşımları gibi geliyor. Okurken seviniyorum. Yazınızda iki grup dörtlü resimleri aynı hizada, aynı ölçüde nasıl yan yana alt alta getirebiliyorsunuz hala hayret ediyorum. Bun bu konuyu akıllı zeka ile çalıştım, ama istediğim randımanı alamadım.
    Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
    Selam ve muhabbetle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey,
      çok mutlu oluyorum böyle güzel yorumlar yazılınca. Sağolun
      varolun !
      Keşke birebir gösterebilseydim size resim işini aslında o kadar
      kolay ki. Bilgisayardan yazıyorum ekliyorum fotoğrafları , siz de mi
      öyle yapıyorsunuz?

      Sil
    2. Merhabalar.
      Evet ben de öyle yapıyorum. Ancak, sizin kullandığınız tema Blogger'in teması, belki de sizinki onun için kolay oluyordur. Ben hep dışarıdan tema alıp, blog sayfama uyarlıyorum. Çözümünü buldum ama, yeni kayıt açıp işlemleri yaparken HTML görünümünde açıp kodlarla uğraşarak bu hizalamayı yapabiliyorum, o da bir yere kadar, ondan sonra yine bozuluyor. Neyse, deneme sayfama bir Blogger teması uyarlayıp bir de o tema üzerinde çalışma yapayım.
      Cevab-i yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki zengin Cuma paylaşımınızı okumak üzere şimdilik hoşça kalın.
      Selam ve muhabbetle.

      Sil
    3. Ben teşekkür ederim..

      Sil
  7. I wish you total relaxation and inner peace. It is difficult in these times when the whole world seems to be upside down and so many are feeling extremely bad. And in fact, some people seem to have gone completely crazy. There is so much to say about this and how we are expected to accept all new ideas without thinking. I myself have experience from severe traumas that have taken half a lifetime to process alongside ordinary life. It is terribly difficult and like going through purgatory but thankfully coming out on the other side again. Alive! :) You can draw strength from God and the divine and loving Universe. There is light and in some people we can find it. We usually say "cast all your worries in God's lap and he will help you". Maybe not always in the way we want but in the best way for us who only He knows. He knows us. Lucky that He exists. It is certainly wonderful to be able to draw strength from Him. Wishing you a peaceful Friday.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hi Sussie!
      As we age, we see many things in the world. A lot of good and bad things happen in our lives. We continue with life. Writing feels good. Let's keep writing. That's why I love blogs. Stay with love..

      Sil
  8. Oops, I accidentally posted anonymously. Not on purpose.
    :) Sussie

    YanıtlaSil
  9. Ay bıktım blogspotun bana her seferinde pasaport sormasından, kırk yıllık Leylağı tanımıyorsan sen nasıl Blogspotsun :) Dünyada ve ülkede olup biten her şey gücümüzü aştı artık, tahammül edilmez hale geldi. Hüzünlü Kaplan'ı ben de tüylerim diken diken ola ola okudum. Çocukluğumun masum günlerine geri dönmek istiyorum.
    Tatil iyi gelmiştir umarım, bahara şurada ne kaldı diyelim. Sevgiler yolluyorum Buketcim ve tansiyon için de geçmiş olsun diyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatil çok iyi geldi evet zaman hızlı geçiyor aslında. Yarı yıl geldi geçti
      bile. Bu deneyimi yaşamayı gönüllü kabul ettim, pişman
      değilim, sanayi ve beton içinde bir uzaklaşma oldu sadece o
      canımı sıkıyor. ama olsun bunda da var bir hayır diyorum
      leylakdalım bende emekli kervanına katılırım sağlıkla umarım :)

      Sil
  10. "eşcinsellik gibi tabi bir yönelim" denmiş. Bütün bunların tabii sayılması insanların nereye gittiğini düşündürüyor. Bu dünyada yaşayası gelmiyor insanın. Masum çocukların yaptığı kardan adamların pencereden içeri bakışları gülümsetiyor sadece.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah o masumluklar olmasa iyice yaşanmaz dünya. ya da hayvanların saflığı ya da bitkilerin o güzel dünyası..

      Sil
  11. netflix dizileri evet yaaa lgbt oldu iyice her şeyi normalleştiriyorlar :) o kahvaltılar ve kafe buluşmaları büyük mutluluk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar yoğun bombardımanda iyi niyet arayamıyorum bende..

      Sil
  12. Tam tatil olmuş, ana evine ziyarete gidince.:)
    Karlı manzaralar huzur veriyor.
    Yeni dönem kolaylıkla geçsin, dilerim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim!
      Yeni döneme başladık, hep beraber yaşayalım görelim o zaman :)

      Sil
  13. kurdeleler ne tatlı öyle, çocuk olmak istedim.

    YanıtlaSil

Ramazan Cuması

                     Perşembeye kadar her şey gayet normaldi. Sağlıkla, enerjiyle işe gidip geliyor, günleri huzurla bitiriyorduk. Hatta Çer...