20 Şubat 2026 Cuma

Ramazan Cuması

 

                   Perşembeye kadar her şey gayet normaldi. Sağlıkla, enerjiyle işe gidip geliyor, günleri huzurla bitiriyorduk. Hatta Çerkezköy'de instagram sayfasına rastladığım butik bir pastacının 14 şubat sevgililer günü pasta çekilişine katılmıştım. İçime de sanki doğdu da böyle bir şey yaptım. Gerçekten de yapılan çekilişte pasta bana çıktı. Ben de hayaller kurmaya başladım, eşime pastayla sürpriz yapar, bu sene de böyle kutlarız diyordum ama siz planlar yaparken kader gülermiş ya... 

               Perşembe gecesi akşam yemeğinden sonra yavaş yavaş artan bir karın ağrısı başladı. Geçsin diye üç saat bekledim ama daha da şiddetlendi. Acile gidip tetkiklere başladık. Gerçekten de bir anda kendimi işlemler içinde bulunca korktum galiba apandistim patladı demeye başladım. O sırada mide bulantısı kusmada başladı. Gece 2 ye kadar yapılan tetkikler sonucunda şikayetimin sadece gaz sancısı olduğuna karar verildi. Ertesi güne de rapor alıp dinlenmeye çekildim. Ama asıl ertesi gün aşırı baş, eklem ağrısı, mide bulantısı, halsizlik başladı. Hatta yediğim hiç birşeyden tat almıyordum. Koku alıyorum ama ağzımın hiç tadı yok. Eşime kaç çeşit su aldırdım çünkü suların bile mekanik tadı vardı ve hepsi aynıydı. Bence coronanın bir değişik versiyonunu oldum.  


                         Gelen pasta da çok güzeldi ama tadına dahi bakamadım. O kadar midem bulanıyordu ki, bizim sevgililer günü benim koltukta iki büklüm oturduğum ağrı çektiğim bir gün oldu. Ah sevgili eşimde kahvesini kendi yaptı ve günlerce pasta yedi. Pastanın üzerine kaç yazayım deyince ilk sevgili olduğumuz yılı yazdırdım. Valla maşallah bize, bunca zaman böyle bir devir de ikili ilişki yürütmek takdire şayan.💓
Ben ise haftasonu da iyice dinlenip okula gittim pazartesi günü. Ama halsizliğim ve ağrılarım hiç geçmedi. Zaten bu coronaysa hemen geçmez. Ağzımın tadı hala aynı. Bence ne zaman bu düzelir o zaman iyileştim demektir. Okuldan eve gelince tekrar hasta oluyorum. Kanepeye geçip sadece bakıyorum dışarıya. Onca el işi yaparım ama onları yapacak ne enerjim ne de hevesim var. Hastalık zamanı sadece dinleniyorsunuz ağrıları çeke çeke. Eninde sonunda bitip iyileşeceğiniz umudunuz varsa o güzel. Bu bile insanı iyileştiriyor bence. Ne olacağınız bence bu dünya da hiç belli değil. Çünkü küçük bir grip hastalığından bile ölüm o kadar çok var ki. Teyzem covid döneminde evinden çıkmayan, kimseden o mikrobu alma şansı olmayan  biriydi ve bir  anda hastalanmıştı. Başta normal seyreden hastalıkla hastanelik oldu o dönem. Orada corona tedavisi yapıldı özenli, iyi de tepki ve verdi hatta son çıkacağı gün çocukları onu almaya gittiklerinde şok bir haberle karşılaştılar. Tekrar yoğun bakıma kaldırılmıştı ve o gece vefat etti.
Demek istediğim her hastalık riskli her hastalıktan şifa bulmamız büyük bir lütuf. Tabi ki inancım gereği bunun Allah'ın bizlere verdiği bir durum olarak kabul ediyorum. İyileşme sürecinde bol 'Ya Şafi' diyorum ve umut ediyorum.



                               Bakalım ne zaman iyileşirim. Hastalık yataklarda süründürmüyor çok şükür. İşe gidip geldiğim için tam dinlenemiyorum tabi ki. Daha çok rapor alsaydın ya onca çocuğun yanına gidiyorsun diyenler çıkabilir ama öğretmen olanlar anlar. Bir gün rapor aldığın zaman bile geçmiş olsun deyip kinayeli mesaj yazan veliler var ve bunlar her sene oluyor. Zaten bana da bu hastalık hasta çocuk okula gönderilmesin dediğim halde ısrarla gönderen veliler yüzünden geçti. Okulöncesi yaş dönemi çocukları ısrarla gönderiyorlar ama sonra ki yıllar orta okul ya da lise de sürmüyor bu titizlikleri..
Blogları ara ara okuyorum. Meslektaşım Kuyruksuz Kedi nin yazılarını okurken onu o kadar iyi anlıyorum ki. Bizi yıpratan ne yazık ki eğitim sisteminde ki bu faktörler. Kendisi aile yaşamında mutlu bir insan, güzel bir eşe ve çocuğa sahip. İşinde çalışkan ve istekli. Ama şu sıralar yaşadığı bunalımların esas nedeninde öğretmenliğin olumsuz yönlerinin onu çok etkilediğini görüyorum. Hepimizin iş hayatında tatsızlıklar, sinir bozucu bir patron, haksızlıklar var. Hepimiz bu yüzden mutsuzuz. Bizim de en büyük derdimiz başımızda patron kesilen veliler. Kötü bir idareci, iş imkanlarının azlığı, olumsuz okul şartları.
Kuyruksuz Kedi blog yazısında sömestr tatilinde ne kadar mutlu ve huzurlu olduğunu yazıyor ama sonra;
''Tatilin sonlarına doğru okul açılacağı için üzülmeye başlamıştım, Ankara dönüşü stres seviyem giderek yükseldi. Pazar gecesi tüm vücudum ağrımaya başladı ve tüm gece kıvrandım. Sabah uyandığımda dayak yemiş gibiydim ama yine de okula gittim. Hafta boyunca ayaklarımı sürüyerek gidip geldim okula. Sınıfa girip ders işlemeye başlayınca bir şekilde geçiyor tabi ki zaman ama işte evden çıkıp okula gitmek için motivasyonum sıfır maalesef. Umarım bir an önce alışıp bu durumu aşarım. ''

Onun bu kadar kötü durumda olmasını öyle iyi anlıyorum ki. Arkadaşıma şifalar diliyorum. Bunları yazdım çünkü okuduğumda etkilendim. Ben de ilk emekli olmak istiyorum diye yazmaya başladığımda nedenlerini sıralayıp duruyordum. Bir kere 32 yıldır bir sınıf dolusu çocukla olmanın sabır, ruh halimi olumsuz etkilediğimi fark etmeye başladım. Bir o kadar da patron veliler ve her sene tekrar baştan gelen sinir yıpratıcı durumlar . Neyse ben böyle yazarken biri de yoruma şöyle yazmıştı; bu kadar mızmızlanan biri zaten öğretmenliği bıraksın.
Ne yazık ki öğretmenlikte ki o kutsallık sizi de aziz yapıyor galiba. Hiç derdiniz olmayacak, sonsuz hoşgörüyle sızlanmadan işinizi yapacaksınız. Biraz bir şey yazınca sizden kötü öğretmen yok!
O yüzden öğretmen öğretmeni anlar. O yüzden arkadaşıma destek çıkıyorum, eski enerjisine de kavuşmasını diliyorum. 
Neyse geldik bu cuma yazısının sonuna. Ramazan ayının ilk günlerinde bazı kararlar aldım. Genelde kararlarımı uygularım. Bayram sonrasına kadar bloglar içinde olamayacağım. Yazı da yazmaya ara veceğim. Aynı şekilde instagram vb. geçirdiğim saatleri de çok azaltmayı düşünüyorum. Mesela yarım saat takip ettiğim kişilerin paylaşımlarına bakarım bir dinlenme anında. Çünkü Instagram fotoğraflarını severim, hele bilerek isteyerek seçtiğim kişilerin paylaşımlarına bakmayı çok seviyorum. Okumak gibi fotoğraf bakmak da benim için önemlidir. Ama şöyle bir şey var ki; instagram genel sayfanızda artık sizin seçtiğiniz değil de sponsor ve reklamları aşırı çıkıyor. Bildiğiniz görsel çöplük size dayatılıyor. Artık takip ettiğiniz kişileri göremez olduk. Bu durum iyice beni germeye ve instagramdan uzaklaştırmaya başladı.

Ramazanla birlikte daha fazla istiğfar, daha fazla Allah'ın rahmetini isteyeceğim. Çünkü bu günler bulunmaz değerde. Elimizden geldiğince dinimizi okumaya, öğrenmeye devam edeceğim. Kuran Kerim okumanın rahmeti tartışılmaz, nasiplenmek için çabalayacağım. Oruçla gün boyu bedensel ve ruhsal arınmaya geçtiğimi hissedeceğim. Zekatlarımız hesaplanacak ve ihtiyaç sahipleri bulunacak, fitreler verilecek. Komşulara iftar için ikramlar gidecek gelecek, teravih için umarım enerjim gelir.Sınıfta da gün gün etkinlikler yapamaya başladık.
O yüzden herkese hayırlı ramazanlar dilerim.
Kısmet olursa bayram sonrası görüşmek üzere.. 









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ramazan Cuması

                     Perşembeye kadar her şey gayet normaldi. Sağlıkla, enerjiyle işe gidip geliyor, günleri huzurla bitiriyorduk. Hatta Çer...