6 Şubat 2026 Cuma

Bugün Cuma

 

                    Geçen cuma eve dönmemize iki gün kalmış, üzerimize biraz hüzün çökmüş, ben de oldukça okul hayatından kopmuş durumda anneme hadi bugün sadece ikimiz deniz kenarında kahvaltı yapalım dedim. Bizimkileri evde bırakıp sahile indim, annemi alıp bir kafeye oturduk. Saat 10 buçuk gibiydi ve hala fazla insan yoktu etrafta. Güzel bir kahvaltı tabağı ve demlenmiş çayla anneciğimle neredeyse iki saat bu manzarada oturduk. Dışarısı oldukça soğuk ve yağmurluydu. Biz de sıcak mekanda keyfimiz yerinde çayımızı yudumluyorduk. Bazen böyle kaçışlar yapmalı insan. Bazen rutinden çıkmalı, yarın ne olacak düşünmeden oturmalı..

                 Kızımdan da habersiz çıkınca beni aramış, biraz mızmızlanmış ama yapacak bir şey yok. Ona hadi gel desem o saatte kalkmayacak, beni bekletecek ve saati öğle yapacaktık. Ben de hiç haber vermedim ama ertesi gün tüm aile sofra başındaydık. Bu sefer evde kahvaltı yapıldı, gitme hüznünü dağıtmaya çalıştık.




Annemin evi zaten sahilde özellikle yaz aylarında denize bakan balkonunda kahvaltı yaparız. Ama yol geçtiği için özellikle akşamları oturulmuyor çünkü çok fazla araç gürültüsü oluyor. Ama sabah saatleri daha az insan, daha az araba. Denizden gelen o sabah esintisinin hiç tarifi yoktur.
Hikmet Anıl Öztekin'in şöyle bir mısrası vardır;

Halbuki her şey sadece bir kaç kelimeydi..
Yağmur, çay ve şiir..
Cennet için tefekkür
Tefekkür için de bunlar yeterdi..




                              Annemden ayrılıp pazardan bir iki şey alıp eve dönme niyetim varken bir arkadaşım üzerine bir de kuzenim arayarak buluşmak istediler. Çok şükürler ediyorum ki beni seven arayan insanlar olmuş hayatımda. Tatilin ilk gününden itibaren bir çok arayan arkadaşım oldu, çoğuyla buluştuk görüştük hasret giderdik. Bu iki arkadaşımla da hemen bir yere oturup kahvemizi içerken sohbet ettik.
Güzel kafelerde oturmayı çok severim. Alelade bir yerde hemen oturup bir şeyler yemeyi hiç bir zaman yapmadım. Her köşeye de oturmam. Keyif ve haz alacağım mutlu olacağım yerleri seçerim. Bİr çok buluşmada buna önem veririm.




Sonrasında yani pazar günü dönüş başladı. Eskihisar arabalı feribotla dönecektik ama öyle şiddetli rüzgar vardı ki ödüm koptu. Arabalı vapurlar çalışıyordu ama benim fobilerim yüzünden Osmangazi köprüsünü kullandık. Ve neredeyse 5 saatte eve geldik. Arada kızımı da yurduna bıraktık. 
Pazartesi okulumuz ikinci dönem için açılmış oldu.
Tüm yurtta Bayrağımıza Sevgi temalı hafta geçirdik. Tüm okullarda bu tema işlendi. Aslında bakıyorum da Milli Eğitimde çok güzel projeler, konular işleniyor tüm yıl boyunca. Aile, arkadaşlık, dayanışma, vatan sevgisi odaklı haftalar ve projeler yapılıyor ve biz öğretmenler onca iş güç içinde bunları gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Mesela ocak ayında iklimsel olaylar, çevre duyarlılığı ile ilgili projeler de yapmaya çalıştık. Sadece okulda değil öğrenci evlerinde de süren bir sürecin olmasına dikkat ediyorum..
Pazartesi günü tüm yurtta bayrak konusu işlenirken kırmızı ve beyaz renklerde giyinmeye davet ettik öğrencilerimizi.


                       Pazartesi günü ayrıca kandil günüydü. Ramazan ayına çok az kaldığını müjdeleyen bu günde ben de köyümüzde ki camiye gidip namaz kılıp dua etmek istedim. Kaç aydır buradayım ama camimizi içten görmemiş, merak ediyordum. Gerçekten çok heybetli bir cami yapmışlar. Zaman olarak da kimsenin olmadığı saatlerde dua etmek, ibadet etmek çok iyi geldi.
Sonrasında okula döndüm çünkü akşam saatlerine kadar süren dönem başı toplantımız vardı.
Eve dönüşlerimde dinlenmeyi seçiyorum. Özellikle film izlemek çok iyi geliyor. Bu hafta boyunca Tim Mielants filmlerini izledim. Özellikle Small Things Like These filminin kitabını okuduğumdan çok merak ediyordum. Diğer filmlerden de bulduklarımı izledim hafta boyunca..


                                Bu hafta boyunca okuduğum tek bir kitap oldu. Onun ağırlığını, şaşkınlığını üzerimden hala atamadım. Bu tarz olayları inanır mısınız neredeyse 30lu yaşlardan sonra duymaya , öğrenmeye başladım. Şimdi bakıyorum da bu tarz olaylar dünya var olduğundan beri oluyor da biz bunlara muhatap olmuyorduk hiç. Şimdi bu yaşımda bile bunların olmasını aklım almıyor, olayları her duyuşumda bunu  insan oğlunun hangi yönüne koyacağımı bilemiyorum. Ne bunlar; her türlü şiddet, ensest ve pedofil olaylar, hatta rızaya bağlı seks şiddetleri dahil. Üzerine bir de dünyayı çalkalayan Epstein Adası olayları da çıkınca tüm metabolizmam alt üst oldu. Şu olayları bile böyle anlatışımız bile basite indirgediğimizi, kanıksadığımızı gösteriyor.
Epstein Davasında olanları okuduğumda aklımı kaçıracağım sanıyorum.
Adam son röportajlarında 2018 de pedofilinin eşcinsellik gibi tabi bir yönelim olduğunu savunmuş. Bakın şimdi bize mide bulandırıcı gelen bir çok şeyin normal gelmesi azdır. Özellikle şu ayıla bayıla izlediğiniz Netflix dizileri, filmleriyle bu hızlanmış durumda.
Sosyal medyada şu saptamalara rastladım ;

▪️Çocukların cinsiyetini değiştiren cerrahların Epstein tarafından fonlandığı belgelendi.
▪️Netflix gibi platformlarla pedofili küresel ölçekte “alıştırmaya” açıldı.
▪️Ayın tarihlerde Türkiye’de ise “Trans çocuklar vardır” kampanyası başlatıldı.
▪️Akademik kurullar, 18 yaş altı çocukların cinsiyetini katleden ameliyatlara dair makaleler yayımlayarak deşifre oldular.

                                  Gelelim eş zamanlı okuduğum kitaba. Kitabın adı Hüzünlü Kaplan. Neige Sinno tarafından yazılmış bir kitap. Yaşananlar gerçek ve yazarın neredeyse 6-7 yaşlarında başlayan üvey baba tacizi. Ama anlatımı, olayları bize sunuşu o kadar insani, o kadar gerçek ve o kadar acı ki.

''Zira benim de en çok ilgimi çeken, aslında celladın aklından neler geçtiği. Kurbanlar kolay, hepimiz onların yerine koyabiliriz kendimizi.''
Diyerek yaşananları babası yönünden anlamaya çalışıyor ama olmuyor. Kurban olarak kendisini öne koymaktan çok dünya üzerinde nasıl böyle bir kötülük yapılabileceğini anlamaya çalışıyor ama tabi ki olmuyor.
️“Sustuğum her yıl, içimdeki kaplan biraz daha yaralandı… Konuştuğum günse ilk kez pençelerini değil, özgürlüğünü hissettim.”


İnsanı ayakta tutanın umut olmadığını anladım: Umut diye bir şey yoktur, ne de irade: Hangi iradeden bahsedebiliriz ki burada? Ama içgüdü, koruma ruhu - ağacı, taşı, hayvanı yaşatan budur.

Kitapta ki anlatım bana yazarı merak ettirdi ve internette aradım. Doğrudan cesurca gözlerinize bakan 40lı yaşlarda ki bu kadının içine hapsedilmiş o karanlığı o acıyı farkediyorsunuz. Çok çok üzgünüm bunca olanlara..



                  Pazartesiden itibaren Trakya baya bir soğuk oldu ve kar yağdı. Burada evimiz ve sabah 8 de okula gitmek üzere çıktığımda arabamızı görüyorsunuz. Kış lastiği de yoktu Allaha emanet çıktım tipide yollara. 40 -50 hızla neredeyse kırk dakikada okula ulaştım ama hayatımda ilk kez karlı bir günde araba sürmüş oldum.




                              Okula gelince de manzaram böyleydi ama ilginç olan 20 km ötede ki bu köyde fazla kar yoktu. Hemen olanla kardan adamlarımızı yaptık çocuklarla. Penceremizin önüne koyduk. Köyün ortasında ki bu direk üzerinde büyük bir  leylek yuvası var. Mart ayının 10'u gibi leylek geliyormuş Az kaldı çok heyecanlıyım. 

                     Çarşamba gününde tansiyon sorunum tekrar çıktı. İki gündür süren başağrım çarşamba aşırı olunca tansiyonumu ölçtüğüm de 15-10 çıktı. Okula gidecek durumda değildim o yüzden iki gün rapor alıp dinlenmeye geçtim. Çok şükür bugün okula geldim biraz daha iyi iyiyim. Ama dün gece de erken yatayım okulda daha iyi olurum dedim. Erken yatınca yatakta dön dön yine yatış saatime geldim. Sonrasında sadece 2 saat uyuyup gecenin bir yarısı uyandım ve kabus gibi sabaha kadar uyuyamadım. Sadece sabah kalkışıma bir saat kala uyuyakaldım ve şu an zombi gibiyim.
Neyse olanlar böyle işte. Bence bu haftasonu dinlenir kendime gelirim. Geceleri yine tansiyonum çıkıyor ama nefes teknikleri, limon ve pancar suyu ile tedavi uyguluyorum. Biraz da stres yönetimi. Ama benim gibi her şeyden etkilenen insanlar için çok zor. Ne de olsa balık burcuyum 😢

Herkese  mutlu ve huzurlu iki gün dilerim!
Not ; instagramdan haftasonu işlediğim defterleri satışa çıkaracağım.
İlgilenenleri beklerim..💚


























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bugün Cuma

                      Geçen cuma eve dönmemize iki gün kalmış, üzerimize biraz hüzün çökmüş, ben de oldukça okul hayatından kopmuş durumda ...