30 Ocak 2026 Cuma

Bugün Cuma!

                     Merhabaaa!!

                 Sesimde fark ettiniz değil mi,bir neşe bir mutluluk var 😌

                    Bugün cuma ve ben iki haftadır memleketimde ailemin yanındayım. Okulların tatil olmasıyla hatta karneleri dağıttığımız gibi yola çıktık. Çerkezköy'den İstanbul'a geldik. Kızımı Kavacık'ran aldık. Benim tatilim ile onun finallerinin bitmesi aynı tarihe denk düşünce o da bizimle geldi ve uzun zamandır görüşememiş olduğumuz için çok mutlu olduk. O da ilk dönemi bitirmiş oldu çok şükür. Şubat başı gibi bahar dönemine başlayacaklar. Hayırlısıyla, sağlıkla geçer İnşallah. Allah çocuk okutan, büyüten herkese yardım etsin, oldukça zor bu işler.

İstanbul içine girince malum trafik ile Kocaeli'ne gelişimiz tam dört saat sürdü ki aslında zaman olarak trafiğin yoğun olduğu bir sıra değildi. Ama İstanbul bu işte hep bir hareket hep bir yoğunluk..

Osmangazi Köprüsünden geçsek yolumuz çok kısalıyor ama köprü ücretleri çok yüksek biliyorsunuz. Zamanımız da bol olunca yarı fiyat bizde Eskihisar'dan arabalı vapurla geçtik.


Bu da zevkli bir yolmuş aslında. Arabayı park edip çayınızı da alıp cam kenarına geçip bir soluklanıyorsunuz.  Gemi yolculukları da güzel oluyor canım! Tabi ki fazla dalga yoksa. Yolun diğer ucunda annemler sofraları hazırlamış bizi bekliyorlardı. 
Dediğim gibi neredeyse 4 saat sonunda eve ulaştık. Hasret giderme, sarılmalar, öpüşmeler derken tekrar ana kucağına geldik.



İki gün boyunca annemlerin evinde kaldık, şımartıldık, anne kahvaltısı, anne yemekleri , yemek sonrası çay keyfi, dede torun kavuşması derken iki günümüz çok güzel geçti. Annemin sahil manzarasını da özlemişim, çayımızı denize doğru içtik, sohbet ettik, sonrasında da toplandık bağ evimize doğru yola çıktık. 
Bu evimiz çok uzaklarda değil, yaşadığımız kasabanın biraz üst taraflarında. Zamanında bu arsayı aldığımızda etrafta fazla ev yoktu ama artık bildiğiniz mahalle olmuş her yer. Bizim evde minik arsasıyla ortalarında kalakalmış. 
Evimizde eşyalarımız var ve sadece bavulumuzu alıp gelsek yaşar gideriz burada da. Sadece kombi ve kalorifer petekleri yok. Isınmayı da sobamızla gerçekleştirdik. Devamlı oturmaya geçince zaten bunları tamamlayacağız.




                                              İki hafta boyunca neler mi yaptım?
                                    Hadi gelin bol bol fotoğraflarla bakalım. 
                                Hemen koşa koşa çok özlediğim deniz kenarına gittim. Yürüyüş rotam hep deniz kenarı ve sabahın erken saatleri oldu. Gelen vapura, sessizleşmiş martılara, her gün şekilden şekile giren gökyüzü ve masmavi denize bakmak, kokusunu içime çekmek çok iyi geldi. Deniz kenarında yaşayan insanlar hep bunu özler, hep böyle yaşamak ister..
                     İçini boşalttığımız eve bir gidelim bakalım dedik. Boşta duruyor ve ben onu kiraya vermeye kıyamıyorum. Çünkü içinde ki meyve ağaçları ile şehrin ortasında bir vaha. Ama yaza doğru mecburen kiraya vereceğiz. Bahçesine uzun zamandır bakılmadığından biraz bitkindi. Kaktüsler dayanıklı bitkiler olduğundan canlı duruyorlar. Kumkuatlar baya bir olmuş. Mandalina ve portakalları biri toplamış. Limonlar daha yeşil,Allahtan onlar dalında duruyor.



                       Mahallede ki tek iki katlı ev bizimki kaldı. Ne yazık ki tam karşımda bulunan bahçeli müstakil ev de yıkılmış. Ve yerine 5 katlı bir apartman yapılacakmış. Çok hüzünlendim bu tabloyu görünce. Çünkü bu evde 4-5 sene biz de kirada oturmuştuk hatta kızım bu evde doğmuştu. Şimdi bir moloz yığını..
Bu mahalleden daha sakin bir yere taşınmış olacağız geri dönünce. Kısmetse o günler geldiğinde bizim için bu sarı ev dönemi de kapanacak. 2008 yılında aldık bu evi. Alt katta başka biri oturuyor ama hiç evde olmadıklarından biz hep müstakil ev gibi kullandık.

                  


                           Artık zeytin ağaçlarının içinde ki bu kahverengi kulübedeyiz. Ben bu eve kulübe demeyi seviyorum zaten 50 metre kare bile değil. Arsamız da çok büyük değil ama yine şehrin içinde kurtarılmış bir bölgedeyim sanki. Zeytin ağaçlarını kurtarmak için evi küçük tuttuk. Ev işlerinden bıktığım için iki katlı da yapmadık ve şimdi burada kalırken iyi ki böyle yapmışız diyorum. Bir saat içinde tüm temizlik işi bitiyor, az eşyayla kendimi gerçekten hafif hissediyorum.
Yanda ki insanlar da bu sene evlerine taşınmışlar. Ama arsalarında ne kadar ağaç varsa kestiler ve o kocaman evi yaptılar. Yan tarafa yaza çit çekmeyi planlıyoruz, beton beton görmek istemiyorum çünkü. 
Bizim bahçede 5 zeytin ağacı var eskiden kalan. Ben de yeni ağaçlar ektim. Artık armut, hurma, iki elma, nar, kayısı, kiraz, limon ve portakal ağacım var. Bir tane boş yerim var. Ne eksem diye düşünüyorum. Ağaç olarak güzel bir ağaç oldun istiyorum. mesela yapraklarını dökerken ya da bahar olunca gösterişli bir ağaç. Sizin de önerilerinizi alsam..



                     Sevgili Zeynep'in  hediyesi kitabı yanımda getirmiştim. Birbirinden güzel hikayeleri keyifle okudum.  Ali Ayçil'in anlatımını, dilini seviyorum.

"Benim niyetim, Sur kentinde yaşanmış birbirinden bağımsız hikayeler yazmaktı.. Yazmaya başladım da. Ancak sıra Hikayeci Tahir'in hikayesine geldiğimde iki kahraman çıkageldi. Tancalı Seyyah ve Dilber Makbule" diyerek anlatmaya başlıyor Ali Ayçil.



                        Bağ evimizin olduğu bölgede meyve bahçeleri, zeytin bağları bulunuyordu. Hatta bu ağaçlar neredeyse yüzyıllık. Benim bahçemde de tahminen 150 yıllık zeytin ağacı var. Şehre doğru yürürken bu bağların arasından geçerdim ama bu sene o kadar fazla kıyım oldu ki anlatamam. Apartmanlar birer birer dikildi. Ağaçlar kesildi.
Artık neye üzüleceğime neye yas tutacağımı  şaşırdım. Şu fotoğraflar bizim bağ evinin alt sokağından. Bir şey anlatmaya gerek yok sanırım.



                Hele burası çocukluğumuzun geçtiği bağlar, bahçeler. Orayı da yavaş yavaş yok etmeye başlamışlar. Gördüğünüz ağaçlar Samanlı zeytini ağaçları. Nereye baksam bir kıyım, bir yok etme görüyorum ve bu ülkenin her yerinde böyle..



Buraya geldiğimim ertesi günü sevgili arkadaşlarımdan biri  kahvaltı düzenledi görüşelim, hasret giderelim diye. Gerçekten de çok güzel bir gündü..



                     Diğer günler hep buluşmalar, bir araya gelmeler ile geçti. Kızımla da anne kız pasta kahve keyfi yaptık bir gün. Şehrimize güzel kafeler açılmıştı zaten. Ben dergimi de alarak gittim , kızımla otururken bir arkadaşımda geldi. Beraberce güzel saatler geçirdik.




                        Diğer günler de hep bir arkadaş grubu ya da teke tek  arkadaş oturmaları ile geçti. Neredeyse her günüm doluydu ama evimde de oturmayı çok özlemişim.
Evde zaman zaten çok hızlı geçiyor bir de böyle arkadaşlar ile olunca iki haftam nasıl geldi geçti ve bu tatil be ara bitti anlamadım bile..



Pazarımızı özlemişim 💚






Bizim mahallede güzel bir şey;
Çocuk parkımız böylesine güzel. Burada ki zeytin ağaçlarını kesmediler Allahtan..





Sahilimiz çok güzeldir. Bu mevsimde bile o kadar huzurlu ve dingindi ki..




Denize inen şu yollar ...
Sabah yürüyüşü için dağlardan bile geldim yürüdüm..
Günlerim güzel geldi geçti ve evimizde geçen günlerde de ileri de devamlı yaşam nasıl olur diye alıştırma yapmış olduk. Minimal yaşamı başarabilir miyiz diye de bir baktık. Umarın döndüğümüzde bahçemizi daha güzel yapar, yaşar gideriz..
Bizden bu kadar bu hafta..
Herkese iyi hafta sonları  💜










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bugün Cuma!

                     Merhabaaa!!                  Sesimde fark ettiniz değil mi,bir neşe bir mutluluk var 😌                     Bugün cuma...