Merhabaaa!!
Sesimde fark ettiniz değil mi,bir neşe bir mutluluk var 😌
Bugün cuma ve ben iki haftadır memleketimde ailemin yanındayım. Okulların tatil olmasıyla hatta karneleri dağıttığımız gibi yola çıktık. Çerkezköy'den İstanbul'a geldik. Kızımı Kavacık'ran aldık. Benim tatilim ile onun finallerinin bitmesi aynı tarihe denk düşünce o da bizimle geldi ve uzun zamandır görüşememiş olduğumuz için çok mutlu olduk. O da ilk dönemi bitirmiş oldu çok şükür. Şubat başı gibi bahar dönemine başlayacaklar. Hayırlısıyla, sağlıkla geçer İnşallah. Allah çocuk okutan, büyüten herkese yardım etsin, oldukça zor bu işler.
İstanbul içine girince malum trafik ile Kocaeli'ne gelişimiz tam dört saat sürdü ki aslında zaman olarak trafiğin yoğun olduğu bir sıra değildi. Ama İstanbul bu işte hep bir hareket hep bir yoğunluk..
Osmangazi Köprüsünden geçsek yolumuz çok kısalıyor ama köprü ücretleri çok yüksek biliyorsunuz. Zamanımız da bol olunca yarı fiyat bizde Eskihisar'dan arabalı vapurla geçtik.
Bu da zevkli bir yolmuş aslında. Arabayı park edip çayınızı da alıp cam kenarına geçip bir soluklanıyorsunuz. Gemi yolculukları da güzel oluyor canım! Tabi ki fazla dalga yoksa. Yolun diğer ucunda annemler sofraları hazırlamış bizi bekliyorlardı.
Dediğim gibi neredeyse 4 saat sonunda eve ulaştık. Hasret giderme, sarılmalar, öpüşmeler derken tekrar ana kucağına geldik.
İki gün boyunca annemlerin evinde kaldık, şımartıldık, anne kahvaltısı, anne yemekleri , yemek sonrası çay keyfi, dede torun kavuşması derken iki günümüz çok güzel geçti. Annemin sahil manzarasını da özlemişim, çayımızı denize doğru içtik, sohbet ettik, sonrasında da toplandık bağ evimize doğru yola çıktık.
Bu evimiz çok uzaklarda değil, yaşadığımız kasabanın biraz üst taraflarında. Zamanında bu arsayı aldığımızda etrafta fazla ev yoktu ama artık bildiğiniz mahalle olmuş her yer. Bizim evde minik arsasıyla ortalarında kalakalmış.
Evimizde eşyalarımız var ve sadece bavulumuzu alıp gelsek yaşar gideriz burada da. Sadece kombi ve kalorifer petekleri yok. Isınmayı da sobamızla gerçekleştirdik. Devamlı oturmaya geçince zaten bunları tamamlayacağız.
İki hafta boyunca neler mi yaptım? Hadi gelin bol bol fotoğraflarla bakalım.
Hemen koşa koşa çok özlediğim deniz kenarına gittim. Yürüyüş rotam hep deniz kenarı ve sabahın erken saatleri oldu. Gelen vapura, sessizleşmiş martılara, her gün şekilden şekile giren gökyüzü ve masmavi denize bakmak, kokusunu içime çekmek çok iyi geldi. Deniz kenarında yaşayan insanlar hep bunu özler, hep böyle yaşamak ister..
İçini boşalttığımız eve bir gidelim bakalım dedik. Boşta duruyor ve ben onu kiraya vermeye kıyamıyorum. Çünkü içinde ki meyve ağaçları ile şehrin ortasında bir vaha. Ama yaza doğru mecburen kiraya vereceğiz. Bahçesine uzun zamandır bakılmadığından biraz bitkindi. Kaktüsler dayanıklı bitkiler olduğundan canlı duruyorlar. Kumkuatlar baya bir olmuş. Mandalina ve portakalları biri toplamış. Limonlar daha yeşil,Allahtan onlar dalında duruyor.
Mahallede ki tek iki katlı ev bizimki kaldı. Ne yazık ki tam karşımda bulunan bahçeli müstakil ev de yıkılmış. Ve yerine 5 katlı bir apartman yapılacakmış. Çok hüzünlendim bu tabloyu görünce. Çünkü bu evde 4-5 sene biz de kirada oturmuştuk hatta kızım bu evde doğmuştu. Şimdi bir moloz yığını..
Bu mahalleden daha sakin bir yere taşınmış olacağız geri dönünce. Kısmetse o günler geldiğinde bizim için bu sarı ev dönemi de kapanacak. 2008 yılında aldık bu evi. Alt katta başka biri oturuyor ama hiç evde olmadıklarından biz hep müstakil ev gibi kullandık.
Artık zeytin ağaçlarının içinde ki bu kahverengi kulübedeyiz. Ben bu eve kulübe demeyi seviyorum zaten 50 metre kare bile değil. Arsamız da çok büyük değil ama yine şehrin içinde kurtarılmış bir bölgedeyim sanki. Zeytin ağaçlarını kurtarmak için evi küçük tuttuk. Ev işlerinden bıktığım için iki katlı da yapmadık ve şimdi burada kalırken iyi ki böyle yapmışız diyorum. Bir saat içinde tüm temizlik işi bitiyor, az eşyayla kendimi gerçekten hafif hissediyorum.
Yanda ki insanlar da bu sene evlerine taşınmışlar. Ama arsalarında ne kadar ağaç varsa kestiler ve o kocaman evi yaptılar. Yan tarafa yaza çit çekmeyi planlıyoruz, beton beton görmek istemiyorum çünkü.
Bizim bahçede 5 zeytin ağacı var eskiden kalan. Ben de yeni ağaçlar ektim. Artık armut, hurma, iki elma, nar, kayısı, kiraz, limon ve portakal ağacım var. Bir tane boş yerim var. Ne eksem diye düşünüyorum. Ağaç olarak güzel bir ağaç oldun istiyorum. mesela yapraklarını dökerken ya da bahar olunca gösterişli bir ağaç. Sizin de önerilerinizi alsam..
Sevgili Zeynep'in hediyesi kitabı yanımda getirmiştim. Birbirinden güzel hikayeleri keyifle okudum. Ali Ayçil'in anlatımını, dilini seviyorum.
"Benim niyetim, Sur kentinde yaşanmış birbirinden bağımsız hikayeler yazmaktı.. Yazmaya başladım da. Ancak sıra Hikayeci Tahir'in hikayesine geldiğimde iki kahraman çıkageldi. Tancalı Seyyah ve Dilber Makbule" diyerek anlatmaya başlıyor Ali Ayçil.
Bağ evimizin olduğu bölgede meyve bahçeleri, zeytin bağları bulunuyordu. Hatta bu ağaçlar neredeyse yüzyıllık. Benim bahçemde de tahminen 150 yıllık zeytin ağacı var. Şehre doğru yürürken bu bağların arasından geçerdim ama bu sene o kadar fazla kıyım oldu ki anlatamam. Apartmanlar birer birer dikildi. Ağaçlar kesildi.
Artık neye üzüleceğime neye yas tutacağımı şaşırdım. Şu fotoğraflar bizim bağ evinin alt sokağından. Bir şey anlatmaya gerek yok sanırım.
Hele burası çocukluğumuzun geçtiği bağlar, bahçeler. Orayı da yavaş yavaş yok etmeye başlamışlar. Gördüğünüz ağaçlar Samanlı zeytini ağaçları. Nereye baksam bir kıyım, bir yok etme görüyorum ve bu ülkenin her yerinde böyle..
Buraya geldiğimim ertesi günü sevgili arkadaşlarımdan biri kahvaltı düzenledi görüşelim, hasret giderelim diye. Gerçekten de çok güzel bir gündü..
Diğer günler hep buluşmalar, bir araya gelmeler ile geçti. Kızımla da anne kız pasta kahve keyfi yaptık bir gün. Şehrimize güzel kafeler açılmıştı zaten. Ben dergimi de alarak gittim , kızımla otururken bir arkadaşımda geldi. Beraberce güzel saatler geçirdik.
Diğer günler de hep bir arkadaş grubu ya da teke tek arkadaş oturmaları ile geçti. Neredeyse her günüm doluydu ama evimde de oturmayı çok özlemişim.
Evde zaman zaten çok hızlı geçiyor bir de böyle arkadaşlar ile olunca iki haftam nasıl geldi geçti ve bu tatil be ara bitti anlamadım bile..
Pazarımızı özlemişim 💚
Bizim mahallede güzel bir şey;
Çocuk parkımız böylesine güzel. Burada ki zeytin ağaçlarını kesmediler Allahtan..
Sahilimiz çok güzeldir. Bu mevsimde bile o kadar huzurlu ve dingindi ki..
Denize inen şu yollar ...
Sabah yürüyüşü için dağlardan bile geldim yürüdüm..
Günlerim güzel geldi geçti ve evimizde geçen günlerde de ileri de devamlı yaşam nasıl olur diye alıştırma yapmış olduk. Minimal yaşamı başarabilir miyiz diye de bir baktık. Umarın döndüğümüzde bahçemizi daha güzel yapar, yaşar gideriz..
Bizden bu kadar bu hafta..
Herkese iyi hafta sonları 💜
Pelinpembesi, senin fotoğraflarına bakmayı, acaba gene neye gamlandı diye yazdıklarını okumayı, konforunu bozmaya aldırmadan köyünden taşınıp hiç bilmediğin bir şehirde yaşamaya başlamanı, gezilerinizi, hayatına ihtimam göstermeni çok seviyorum. Pelin küçücüktü senin bloğunu takibe başladığımda üniversite öğrencisi oldu şimdi... Zaman sanki bir rüzgar ve bir su gibi akıyor değil mi:)
YanıtlaSilAh hayalkahvem tam anlattığın gibiyim :)
SilBir taraftan dolu dolu yaşarken bir taraftan üzülecek canımı sıkacak
şeyler de bulmayı başarıyorum. Pelin desen ne zaman büyüdü
ne zaman genç kız oldu ben bile inanamıyorum.
Merhabalar.
YanıtlaSilGeçmiş de olsa, önce hayırlı cumalar dilerim. Cuma paylaşımınızı okudum. İki katlı sarı ev üzerine biraz konuşmak istiyorum. Bu iki katlı sarı evi 2008 yılında aldığınızı tayin nedeniyle olsa gerek burasını boşaltıp yeni görev yerine taşınmıştınız. Bu iki katlı evin iki katı da mı sizin, yoksa sadece bir katı mı sizin anlamadım? Alt katta başka biri oturuyor derken, alt katın mülkiyeti başka birine ait, sadece üst kat mı sizin mülkiyetinizde. Kiraya vermeyi düşündüğünüzü, ama bahçesindeki meyve ağaçları nedeniyle kiraya vermeye kıyamadığınızdan bahsetmişsiniz. Tekrar döndüğünüz de artık bu sarı ev dönemi de kapanacak demişsiniz. Fotoğrafta gördüğüm kadarıyla iki katlı sarı ev çok güzel görünüyor. Ne güzel müstakil ve meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçesi de var. Sarı evi çok beğendim. Herhalde karşısındaki ev yıkıldığına göre, sizin bu sarı ev de kentsel dönüşe mi kurban edilecek?
Çok güzel bir Cuma yazısıydı. Görseller insanın içini açıyor, huzur veriyor, yaşama sevinci veriyor. Çocukluğunuzun geçtiği fotoğraf karesindeki manzara da çok müthişti. Ağaçları kesip ev yerleri açıyorlar ve ondan sonra da yerlerine binalar yapılarak güzelim tabiatı katlediyorlar. Ben de çok üzülüyorum bu katliama, ama elimizden bir şey gelmiyor.
Selam ve muhabbetle.
Merhaba Recep Bey, çok teşekkür ederim dilekleriniz için.
SilO ev iki katlı ve iki ayrı ev sabiyiz biz. Evimiz neredeyse 80 yıllık, yığma tuğla
denilen yapısı var. Biz ikinci katını almıştık. Alt katın sahibi genelde İstanbulda
oturuyor. Eve gelip kaldıkları yok bu yüzden bizde uzun seneler bahçeyi de
kendimiz kullandık.
Merhabalar Pelinpembesi.
SilBilgi vererek merakımı giderdiğiniz için çok teşekkür ederim.
Selam ve muhabbetle.
Have a nice weekend too! I'm glad you had a nice holiday with your mother and daughter in Istanbul. It looks beautiful in your photos. Being by the water also makes me so happy. But mostly being in the water! I'm like a fish and always have been... ;)
YanıtlaSilThank you!
SilHow strange that my comment went anonymous. I must have forgotten to log in! :) Hope everything is well with you and enjoy every moment!
SilHow strange that it was an anonymous comment first. I think I forgot to log in... Hope you are doing well and enjoying every moment!
SilSussie
Ah, is that you? Thank you Sussie..
SilSesindeki mutluluk buraya kadar geldi, ne güzel.... Çok sevindim biraz hasret gidermene.
YanıtlaSilŞehir içinde kalan iki katlı evler bir direniş gibi geliyor bana, özellikle seviyorum. Renklerin bana çok iyi geliyor çünkü buralar bu sıra hep beyaz gri ve kahve tonlarında :)
Ne güzel hoş bir seda bıraktım :)
SilMahallede son iki evden biriyiz. Her yanımız apartmanlar ile
doldu. Ağaçlarımız ile diyorum ya kurtarılmış bölge burası. Bir yaz
görsen büyük çam ağacımın içi yavru kargalarla dolmuştu. Balkondan
elimizi uzatsak yakalayacak gibiydik.
Her kare hayat ve sevgi dolu bir tek yeni yapılan apartmanlar hariç evet inşa etmek elbette ki durmasın bunlar ev gerekli bir şey sonuçta ama çok mu zor mimarın çevreye ağaç eklemesi veya devletin en azından bu gibi bölgelerde ağaç dikimini mecbur kılması?..Ne kadar beron o kadar yeşillik mottosu her yere lazım bence ya da o yapıda kalabilecek insan sayısı kadar da ağaç dikilse ne hoş olurdu :)
YanıtlaSilNice güzel Cumaların olsun çok keyif aldım,sevgilerimi gönderiyorum.
Nerelerdesin Kiremithanem?
Siluzundur yazmıyorsun diye hatırlıyorum. şimdi sayfana gelip bir
ziyaret edeceğim. dediğin gibi ev talepleri çok ama bu bölgeninde zeytin ağacı değerli. Zeytin koruma yasası yok mu bu ülkede. ama ona da bir çözüm
bulmuşlar, zeytinleri kökünden çıkarıp başka yere ekeceğiz diyorlar da
ben inanmıyorum yeniden ağaçların dikildiğine.
Merhabaaaa, bu bir ilk olsa gerek. Sömestr tatilini küçük şirin ilçemizde geçirmiş olmanız yani. Her zamanki gibi güzel ve keyifli bir yazı. Buket nerlerde dolaşmış diye tek tek baktım fotoğraflara. Selamlar. Ayten ben.
YanıtlaSilaa Ayten niye çıktın senin adın adsız diye?
SilTatillerde artık buradayım :)
Blogunu kaldırdın mı o yüzden mi böyle çıktı adın..
oh ne güzel mutluluk böyle işte :) o vapur yolculuğu da evet yaaa :)
YanıtlaSileveeet mutluluk budur :)
SilYine çok keyifli bir yazı <3 internetime kavuştum ve bilgisayardan yazabiliyorum. :)
YanıtlaSilSana bravo diyorum çünkü minimal yaşama kaç sene öncesinden geçebildin. Kulübenin bahçesine bayılıyorum, evi tek katlı yapman da çok mantıklı, yaşlandıkça daha düz ayak yerlere ihtiyaç oluyor çünkü. Yaşamından verdiğin kesitler öyle iyi geliyor ki, her ne kadar hüzünlü şeyler olsa da inan güzel şeylere odaklanıyorum. Teşekkürler paylaşım için.
Ben teşekkür ederim geldin ziyaret ettin. Bilgisayardan bende hep okuyorum,
Silyazıyorum. Cep telefonundan nasıl yapıyorlar bu işleri bilmem.
Beu gelişimde daha da uğraştık bahçeyle. Çok yağmur yağdı biraz
çamur oldu her yer ama güzel işler gerçekten bahçeyle uğraşmak..
Manolya dikebilirsiniz, her mevsim güzel görünüyor. Kesilen ağaçlara ben de çok üzülürdüm. Sonunda bir arazi alıp zeytinlik yaptım. O günden beri içim daha rahat.
YanıtlaSilNe güzel zeytinlik yapmışsınız çok seviyorum zeytin ağacını ben de..
SilKısa süreliğine de olsa evine, şehrine kavuşmana sevindim, hasret giderip enerji toplarsın. Hoş bu satırları okuyana kadar kürkçü dükkanına dönmüş olduğunu düşünüyorum. Öyleyse hoş geldin, kolay gelsin...
YanıtlaSilEvet dün gece döndük ve bugün başladık işe :)
SilAra ne iyi geldi bilemezsin baya bir dinlendik enerji topladık
Ama çok da rehavet çöktü, ne alıştım aylaklığa..
Tatilin senin ve çevrendekilerin sayesinde güzel geçmiş. Minik ev bence ideali herkesin. Bizim buralarda bahçeli evler apartmanlara yenildiler, bir bizim kaldı. Yam komşu duvarını yaparken masrafın yarısının ondan da alınacağını biliyorsundur diye düşünüyorum.
YanıtlaSilSevgiler,
Sizin evde müstakil mi? Baharda geleceğim inşallh Özlem,
Silbahçenizi de çok merak ediyorum. Kısmet olur da tanışır
görüşürüz. Bahçenin diğer tarafına biz duvar yaptırdık
orada ki koşu ben istemiyorum ortak olamam dedi. hatta sınırdan yarım
metre bizden yana yaptık. valla zor bu komşuluk işleri. umarım şu duvarları
yaparız da kendi dünyamızda yaşar gideriz
Kahvaltının mutlulukla bir ilişkisi olmalı demiş ya şair, bence de öyle. ve sen ayrıca güzel gönderiyorsun o sofraları bize. Tatilinizin güzel geçmesine sevindim. :-)
YanıtlaSilBen de çok seviyorum ya böyle fotolara bakmayı o yüzden her şeyi
Silçekip paylaşıyorum. Mesela kahve fotolarına saatlerce bakabilrim :)
Tatil ne güzel şey değil mi? Senin de ne güzel keyifle geçmiş, motivasyon olmuştur yeni döneme-ki bahar hep daha çabuk geçer çok resmi tatil/bayram olduğu için. Geçsin de sen de kulübene kavuş. Küçük ama çok çok güzel bir yuva yapmışsınız, bayılıyorum oradan karelerine.. Etraftaki beton yığınlarından izole etmek için yüksek çit ve yeşillik kurtarır, sizi soyutlar o çirkin görüntüden. Bence de küçük ev, gelen gidenle zor olmakla birlikte içinde yaşayanlara zamandan tasarruf ettiriyor. Yakınen biliyorum çünkü bizim de İstanbul'da yaşadığımız ev küçücük... İlerde ben de böyle bir evde huzurla yaşamayı çok isterim.
YanıtlaSilBuket hep söylüyorum ama bir daha söyleyeceğim, paylaştığın kareler insana iyi gelen, sıcacık, doğayla bütünleşmiş kareler ve çok zevkli bakması bu cuma postlarına.
Çok sevgiler
Çok teşekkür ederim canım . Gelip birileri kalmak istese
Silyer yok gerçi ama düşünüyorum da 25 yıllık evliyiz kalmalı misafirimiz belki
4-5 kere olmuştur. kocaman evlerde yaşadık hep eziyet hep iş hep temizlik
ömür geçti bunları yapmakla..
Harika bir tatil olmuş, okurken fotoğraflara bakarken mutlu oldum yine :)
YanıtlaSilevet iyi geldi bu ara. şimdi işlere devam :)
SilSesindeki neşe mutluluk yazına da fotoğraflarına da yansımış. Bazen kara yolculuğunun arasına denizi katmak havayı değiştiriyor, bir iyot kokusu bir rüzgar bir kıyılara bakmak. Osmangazi Köprüsü ulaşımı hızlandırdı ama Eskihisar candır. :) İçinden deniz geçen şehirleri boşuna sevip özlemiyoruz.
YanıtlaSilEskihisar'dan dönüş yapacaktık ama öyle rüzgar vardı ki
Silkorkudan binemedik. Gerçi feribotlar işleyip duruyordu ama sallantı da
korkarız diye tahmin ettik. Bakalım kısmetse ramazan bayramında
yine geleceğiz o zaman ki şartlara göre yine yolcusuyuz :)
Mutluluk her fotoğrafta belli oluyor. Bu enerji, dönemi yarılatır:) Minimal yaşamak çok hafif, karavanda bile yaşayabildiğimi görünce ,ne gereksiz dolduruyorum hayatımı diye düşünüyordum hep. Kötü şehirleşmeye üzülmemek elde mi ama bakabilecek bir bahçenin olması da az şey değil.Hep ferah feza manzaralara bakmak dileğiyle
YanıtlaSilBizde karavanla bir çok şeyi öğrendik. Aslında küçücük mekanda bile
Silyaşayabiliyormuş insan. Ne çok yükümüz varmış gereksiz..