2 Aralık 2022 Cuma

Bugün Cuma !











                               Merhaba Arkadaşlar!
                   Aralık ayının ilk cuması, ilk yazısı bugün. Aralık olmasına rağmen kısmen ılık günler yaşıyoruz Marmara Bölgesinde. Bu bir taraftan daha az doğal gaz harcama anlamına geldiğinden iyi bir şey. Köyde bile bu ay fazla sisli puslu ve soğuk havalar olmadı. Okulun arka bahçesinde ki hurma ağacının, ön tarafta ki ceviz ağacının hiç yaprağı kalmadı üzerinde. Hurmaları da ara ara topluyoruz. Çocuklar hurma yemeyi seviyor. Sabahları okula geldiğimde hemen çaydanlığı sobanın üzerine koyuyorum, yirmi dakika da ıhlamur hazır. Çocuklar gelmiş oluyor, masaya koyduğum, yazın Karaburun'dan topladığım taşlarla oynamayı seviyorlar. 

Geçen hafta içinde öğretmenler günü de kutlandı. Gelen tatlıları, pastaları çocuklarla yedik.
Çıkışta köyde kısa yürüyüşler yaptım. Kasımpatının coştuğu aydı biliyorsunuz. Bahçelerde ki çiçeklere , ağaçlara baktım. Çok seviyorum böyle baka baka gezmeyi. Emekli olsam da yine yürümek için gelirim herhalde bu köye :)
Köyde bile fazla çocuk yok ortada. Böyle miydi aslında eskiden, sokaklarda oynardık tüm gün. 
Önce sokaklar kayboldu. O çığlık çığlığa, kızlı erkekli bir yığın çocuğun gün boyu doldurduğu toprak sokaklar. Oyun esnasında koşarken düşüp dizlerimizi, dirseklerimizi yaraladığımız, yırtılan gömlek ve pantolonumuz yüzünden annemizden bir sürü azar işittiğimiz toprak sokaklar. Oyunu ve hayatı birlikte öğrendiğimiz, bir türlü sığamadığımız o canım sokaklar” diye yazmış ‘Sokak Sesleri’ kitabında Nusret Özcan.

Köyde kış hazırlıkları devam ediyor. 



                     Bu hafta boyunca Romanyalı Yönetmen Cristi Puiu filmlerini seyrettim. Aurora, Sieranevada, Francesca ve Bay Lazarescu'nun Ölümü filmlerini seyrettim. Bay Lazarescu'nun Ölüm'nü çok beğendim. Eric Rohmer'in  ' Ahlak Üzerine Altı Öykü '' serisinden ilham alan filmde Bükreş'te bir apartman dairesinde üç kedisiyle yaşayan 60'lı yaşlarda ki Lazarescu'nun  bir gece aniden hastaneye gitmesi gerekiyor ve biz de süregelen olayları seyrediyoruz. Öyle tanıdık öyle hayatımızın içinden bir film ki..



                                         Bu hafta iki kitap okudum. Kütüphane de Marias'ın okumadığım kitabına rastlayınca hemen aldım. İki ciltmiş, artık birini bitirince diğerini alacağım. Kitaphaber sitesinden de bir kaç kitap göndermişlerdi , onları da sıraya soktum. İki tane de dergi var elimde. Okumak ne güzel bir şey, elimde olan kitapları okumak için sabırsızlanıyorum.



              Hafta içi arkadaşlarla buluştuk, doğum günü kutlaması vardı. Bir araya gelmek çok iyi geliyor. Takip edenler bilir bizim kızlar buluşmalarımızı. Bir çok şeyi bahane edip kutlamaya dönüştürmeyi seviyoruz yıllardır. 



Uzun zamandır annemi alıp bir yerlere götürememiştim. Kitaplarımı kütüphaneye bırakacağım gün onu da aldım. Küçük bir kafeye gidip oturduk. Bizden önce 9-10 tane teyze gelip oturmuşlar, gün yapıyorlardı. Annemle gözleme sipariş verdik. Yolun karşısında denizi seyrettik ama bir saat sonra kadınlar sigaraları yaktılar. Uyarınca bu kafede serbest dediler. Kafe sahibi de belediyeden izin aldık dedi. Valla şaştık kaldık. Hemen toparlandık çıktık.


Bahçemde biraz temizlik yaptım biraz bu hafta içinde. Ortancalarımı budadım, yaprakları süpürdüm, kaktüslerin bazılarını diğer eve götürmek üzere ayırdım. 
Perşembe günü olan Fidancılık kursumuzda da bir seraya gidip çeltik yapma, fidan çoğaltmayı öğrendik biraz. Emeklilik sonrası galiba bir serada keyfi çalışacağım :)


             
Hafta sonu bağ evimize giderek ilk kez bir kahve yaparak oturduk. Öyle sessiz ve dingindi ki etraf bayıldım ortama. İnşallah tamamen bu eve taşınırız en kısa zamanda ama yine de bir iki yıl var gibi geliyor.  

''Dünyada kötülüğün bu kadar çok olması, iyiliğin azlığından... Kötülerin kötülük yapmakta gösterdikleri iştiyakı, iyilerin iyilik yapmak için yeterince gösterememesinden... Çirkinliğin bu kadar her yeri kuşatmış olması, güzelliği yaşatmak için gösterdiğimiz gayretin, arzunun, ısrarın çirkinliği geriletecek kadar güçlü hale gelememesinden... Hakkın hukukun bunca sahipsizliği, hakkaniyeti temel önceliği, vazgeçilmezi, olmazsa olmazı sayanların sayısının gün geçtikçe azalıyor olmasından... Ahlaksızlığın ahlakı hiçe sayması, yeryüzünde insan olmanın faziletine sırt çevirmenin artık sıradan bir alışkanlık haline gelmesinden... İnsanlığının iyi kötü farkında olanlar, kaybettikleri her savaşı insanlıklarını yeterince tahkim edememiş oldukları için kaybediyor. Bizler yeterince sağlam durmadığımız için ayağımızı bastığımız zemin çatırdıyor. Ve bizler, bulunduğumuz yeri insanlığımızla yeterince aydınlatamadığımız için, dünyayı bir uçtan bir uca  karanlıklar ele geçiriyor. '' diye yazmış köşesinde Gökhan Özcan. 


               Bahçemize bir iki ağaç daha ektik. Büyüdüklerini, meyvelerini topladığımızı hayal ediyorum. Fidancılık kursunda da çok güzel bilgiler öğreniyoruz. Keşke arazimiz daha büyük olsaydı da daha fazla ağaç ekebilseydim. 
Evimizin su, elektrik, banyo mutfak işleri de bitti çok şükür. Eşyaları da baya bir yerleştirdik. Son durumla ilgili bir video koydum , kanalıma buyrun  abone olun :) İleri de köy yaşamı ile çok video çekmeyi düşünüyorum.


Güzel bir hafta sonumuz olması dileğiyle !















16 yorum:

  1. Nasıl kafede sigara içmek serbestmiş ya çok hayret ediyorum. Ayrıca insanların kapalı yerlerde sigara içme merakı da beni deli ediyor. Görmüyor musun içerisi dumanaltı oldu diye bağırasım geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısın. İki dakika dışarı çıkıp içemiyorlar, bir bizde böyle yasalar, kurallar hiçe sayılıyor. Bakalım ne zaman tam uygulanacak bu restoran, kafe vb. de dumansız zamanlar bilmiyorum

      Sil
  2. Ben de bir Karaburun bebesi olarak o taşlarla oynayarak büyüdüm :)
    Sigara içilen yerde yemek nasıl yenir aklım almıyor :( Bari bir yazı assalarmış, eğer masalarda küllük görürsem ben hiç oturmadan kalkıyorum Buket, bir dahakine aklınızda olsun... İçmeyen için korkunç bir azap.
    Gökhan Özcan'a katılmadım ben, bence sorun iyilerin ve iyiliklerin azlığı değil, iyiler iyiliğin "reklamını" yapmadığı için duyulmuyor ve yokmuş gibi algılanıyor, yoksa bence dünyada kötülükler iyiliklerden daha çok değil, sadece üzerimizdeki tesiri daha çok... Ama iyilik de gösterilmez ki, nasıl gösterilecek bilemedim, dilemma :))
    Güzel Aralık'lar dilerim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küllüksüz kafe görmedim ben daha Ceren. Yani Türkiye de böyle. kurallar bizde hiçe sayılıyor biliyorsun. İyilik yapılınca dediğin gibi bizde saklanır. İyilik sadece yardımda bulunma değil belki de. İnsanların karşılıklı birbirine saygılı, nazik olması, selam vermesi en basidi, güleryüzlülük, bir teşekkür, kendi çocuğuna bile güzel konuşması , davranması bir tür iyilik aslında. Bunları göstermiyor değiliz çünkü buna benzer bir çok özellik zaten yok insanlarda. O yüzden azaldık be Ceren bunca kötü arasında. Umutsuzum ben bu konuda

      Sil
  3. Ah ne güzel olmuş eviniz, neredeyse bitti işte! Keyifli günlerde sağlıkla oturun, ağaçlarınızı büyütün. :)

    YanıtlaSil
  4. Gökhan Özcan'a katılmıyorum, dünyada bu kadar çok kötülğk olduğu halde hâlâ dünya ayaktaysa bu iyilerin sayısının da çok olmasından, ama sessiz sakin olduklarından gözümüze sokulmuyor iyilikleri. Öyle düşünmek istiyorum ben.

    Ağacı, dalı, kuşu izleyerek dolaşmak insan ruhuna çok iyi geliyor.

    Ben de ağaç aşılamayı öğrenmek istiyorum, tohumdan çıkan meyve ağaçlarımı aşılayacağım ileride :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Handan tohumdan çıkan meyve ağaçları aşılanması gerekiyormuş yoksa yabani ağaç oluyormuş. Ne iyi yaptım da gittim diyorum şu kursa. Evde olsam hep kurslara katılırdım herhalde

      Sil
  5. Ne verimli geçmiş zaman ve ne kadar güzel. Rumen yönetmenin filmlerini not aldım. Öğretmenler gününüz kutlu olsun. Hayatta iyi öğretmene denk gelmek ne büyük şans. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  6. Abone olundu:) Mutfak çok tatlı olmuş bu arada. Güle güle kullanın Buket!

    YanıtlaSil
  7. Merhabalar.
    Cuma paylaşımlarınız gerçekten çok güzel ve keyifli buluyorum. Kaleminize, emeğinize sağlıklar dilerim. Prefabrik evinizle ilgili videoyu da izledim. Yüze yüze kuyruğuna gelmişsiniz. İnşAllah hayırlısıyla bitirip, ağız tadıyla, gönül ferahıyla huzurla oturmak da nasip olur.
    Gökhan Özcan'ın köşesinde paylaştığı yazısından bu alıntıyı burada tekrarlamak istedim.
    "Bizler yeterince sağlam durmadığımız için ayağımızı bastığımız zemin çatırdıyor. Ve bizler, bulunduğumuz yeri insanlığımızla yeterince aydınlatamadığımız için, dünyayı bir uçtan bir uca karanlıklar ele geçiriyor. "
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim Recep Bey güzel yorumunuz için..

      Sil
  8. hayranım zamanı bu kadar güzel ve kaliteli kullanmana, hayranlıkla okuyorum hep :) bağ evi çok güzel sağlıkla, keyifle, güzel günlerde oturun, abone oldum ben de:)

    YanıtlaSil

Bugün Cuma

                    Bir hafta oldu bile dedemizi toprak altına koyalı. Üç ay önce kayınvalidem şimdi de kayınpeder. Yaşı 89 olan kayınpederi...