22 Ekim 2021 Cuma

Merhaba Cuma !

                  Bir cuma daha tüm güzelliği ile geldi. Dolarda ki yükseliş, yurt dışı seyahatlerimizin artık hayal olması, işsizlik, bu dünyada bir çocuk yetiştiriyor olmanın karamsarlığı, insanların artık gözümüzün  önünde tüm hoyratlıklarını ve çirkinliklerini çekinmeden sergilemesi, fakirliğin iyice artması varken nasıl böyle umut dolu bakıyorum diye ben de çok şaşırıyorum kendime.  Ama sağlıklı düşünce şekli de benim yaptığımmış. Bunu Nilay Örnek'te konuşmacı olan psikiyatrist İlker Küçükparlak'tan öğrendim. Etrafımızda ki tüm olumsuz durumlara kendimizi kaptırmamak için -görmezden gelme değil tabi ki- pozitif görüp dünyayı yorumlamak gerektiğini söylüyordu. Dale Carnegie şöyle diyor;
''Her şeye rağmen gülümseyin! Sizi mutlu ya da mutsuz kılan neye sahip olduğunuz, kim olduğunuz ya da nerede olduğunuz değildir. Sizi mutlu ya da mutsuz kılan ne düşündüğünüzdür. ''
Nice insan var ki maddi bir çok şeye sahip olduğu halde mutsuz ve umutsuz. Dediği gibi düşünce sistemimizi düzenlemeliyiz. 
Şu sıralar biraz İlker Küçükparlak'ın bloguna takıldım, bakmak isterseniz burada
Gelelim benim bir haftalık hayat akışıma.
Geçen cumartesi ve pazar günü kızımın haftalardır süren alışveriş krizine yenilerek Bursa'ya gidişimiz var. İki günümüz büyük avm'lerde geçti. Hem de sabah 10'da başlayan bu alışverişler akşam 9'lara kadar sürdü. Ne yalan söyleyeyim aylardır bu mekanlara gitmeyen ben de memnun kaldım ama o kadarn çok kalabalık oldu ki öğleden sonra ki saatler anlatamam.


                  Ara ara bir şeyler yemek yemek için oturduk. Ne zamandır yemediğimiz çin yemeklerini bulmanın tadını çıkardık. Sonrasında alışveriş için dükkan dükkan gezdik. Bayanlar için sorun yok ama babamızın canı çok sıkıldı bu sıralar.


         Bu hafta içinde çocuklarla okulda küçük bir bahçe oluşturduk. Geçen sene de patates, marul, soğan ekmiş ve ürün almıştık. Bu sefer de marul, soğan , roka ektik.


                 Okul çıkışı minibüs gelene kadar köyde geziyorum. Bazen girmediğim köşe kalmıyor. İnsanlar bir anda bahçelerinin bir köşesinde beni görünce şaşırıyorlar :)


                      En sevdiğim evin fotoğrafını çekmeden olmaz. Burada oturan yok ama sahibi amca şehirden her gün sabah minibüsle geliyor. Etrafta bulunan çalıları, otları temizliyor. Kendisi kanser tedavisi görmüş, gücünü toplayınca artık köye geliyormuş iş yapmak için. Eşi köyde olmayı sevmiyor ve bu yüzden gelmiyormuş. Zaten hep böyle olur, eşlerin benzer zevkleri olmaz.


Köyde kasımpatılar açmaya başladı.


Okul içinde taş boyamalarıma başladım.


Bahçemde mandalinalar sararmaya başladı.


     Ekim ayının yirmisi annemin doğum günü. Karavana giderek doğum gününü kutladık. Pasta ve kahveyle muhabbet ettik. Artık 70 yaşına bastı. Allahım beraber geçireceğimiz sağlıklı yıllar gösterir inşallah. Sonra torunu okuldan gelince onlara gidip dede, anane ve torun üçlemesi yapıp geceyi beraber geçirdiler.


Perşembe sabahı okulda kurabiye yaptık. Çocuklar öyle mutlu oldu  ki anlatamam.




                 Perşembe günü havanın güzelliğini kaçırmayalım dedik kızlarla buluştuk. Bahçeye sandalyeleri çıkardık, mini sonbahar masası düzenledik ve keyfimize baktık :)


                  Ve bugün cuua. Cumanın önemini bir Müslüman olarak önemsemeli, çocuklarımıza da öğretmeye çalışmalıyız. Bugün temiz olmalı, kıyafetimize önem vermeli, selamlaşmalı, güzel kokular sürmeli, bol salavat getirmeli ve Kuranımızı okumalıyız.
Allahıma şükürler olsun bugüne de sağlıkla ulaştık, işimize geldik, bu güzel sonbaharı kokusuyla, havasıyla tadına vardık.
Herkese mutlu haftasonları!





15 Ekim 2021 Cuma

Cuma Gelmiş!

Bugün Cuma..
Biz Müslümanlar için haftanın en önemli günü. Bunca cuma yazısı yazarım ama inancımız yönünden önemini hiç yazmadım. Perşembe ikindi ile başlayan cumaya hazırlık tüm gün boyunca sürer. Allahın rızası için yapılan eylemlerimizin en çok değer bulacağı günü ne kadar da kolay harcıyoruz. İslam dini insan ilişkilerini en güzel şekilde düzenliyor zaten. Cuma günü de Kuranı Kerimde çizilmiş yollar açıkça belirtilmiştir. Özellikle Cuma Suresinde şöyle denir;

62:9 – Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız  zaman, Allah’ı anmaya koşun, alışverişi bırakın Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. 

62:10 – Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.

62:11 – Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar De ki: "Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten de hayırlıdır Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır".

Cuma günü yapılacakları ayrıntılı olarak da Peygamberimiz bize anlatmıştır.
'' Bir kimse cuma günü boy abdesti alarak elinden geldiğince temizlenir, saçını sakalını yağlayıp tarar veya evindeki güzel kokudan süründükten sonra câmiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Allah Teâlâ’nın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra sesini çıkarmadan imamı dinlerse, o cumadan öteki cumaya kadar olan günahları bağışlanır.''
                Temizliği, güzel ilişkiyi, dayanışmayı, sohbet, birlikte olmayı bir vakte bağlayan ne güzel bir dinimiz var!
              Benim için bir hafta nasıl geçmiş bir bakalım arkadaşlar.  Ama başlangıçta sağlıkla, huzurla , muhabbetle bir haftayı geçirdiğim için çok minnettarım, çok çok şükürler olsun bugünüme.


Hafta içi hava birden soğudu , yağmur yağdı , bizde okulda sobaları yakmaya başladık. Ama dün tekrar yirmi derece üzerine çıktı. Okula gitmek için arkadaşımla bu durakta buluşuyorum saat 8.30 civarı. Üç Okul yolu üzeri olduğundan sabahın bu saatleri çok yoğun oluyor. Düşünün evimin önünde ki okulu bırakıp tayinimi yakında ki bu köye istedim ve 7 senedir gidip geliyorum.


Kızım ilkokuldayken şu gördüğünüz okulda 5 yıl çalıştım. Şimdi sabahları durakta beklerken karşımda bu okulu görüyorum. Beş yıl ne zaman geldi geçti, minik kızım burada büyüdü, bunca yıl ne zaman yaşandı diye düşünmeden edemiyorum. Hüzünle her sabah eski okuluma bakıyorum. 


                 Sonra köye gittiğimde kalbim ferahlıyor. Havası bile başka. Sisli ve kapalı havalar beni daha da sarıp sarmalıyor. Dünyanın kalabalıklığından başka bir dünyaya sığındığımı hissediyorum. Haftanın ilk günleri hava çok güzeldi. Bizde bahçede çocuklarla çok değişik bir etkinlik yaptık.



                                Doğadan topladıklarımızla gölge üzerine suratlar yaptı çocuklar..

                





Sonra da mandala oluşturduk..


Başka bir günde her çocuk kavanoz getirirek turşu kuruldu.



             Okul çıkışında kuzenlerimden biriyle buluştum. Tam çayı demleyerek balkona geçtiğimiz sırada öyle bir hava patladı ki görmeliydiniz. Elimizde çaylarla yağmuru izledik, sohbet ettik. Okul sonrası bana çok iyi geldi bu saatler. Akşam ki koşturmaya başlamadan dinlenmiş oldum.



Bu hafta iki kitap okudum. İlki sevgili Özlem ( Macerakitabım ) tavsiyesi olan Aydın Engin'in Frankfurt'ta yaşadığı 12 yıl sırasında orada yaptığı şoförlük macerası. Kolayca okunan anı kitabı. Yine Almanya ile aramızda ki farklara örnek oluyor.


Diğer kitap Ian Dallas'ın Müslüman olma yolunu anlattığı Gariplerin Kitabı. 1967 yılı Ramazanında Fas’ın Marakeş kentindeki Karaviyyun Caminde İslam dinini  kabul eden  Ian Dallas, Abdulkadir adını alıyor. 1976 yılında  Londra'daki ünlü Hyde Park’ta insanları açıktan İslama davet etmeye başlıyor. Aynı yı1 kendi cemaati  ile beraber Londra'nın kuzeydoğusunda 100 mil mesafedeki Norfolk'ta  10 yıl kadar yaşayacağı ''Müslüman Köyü”nü kurmağa başlıyor.

''Hasret. Ama hasreti çekilen şeyin ne olduğunu bilmiyordum. Bu ne bir insana ne de bir şeye yönelik hasretti. Görünce tanıyabileceğim bir şekli, koyabileceğim bir ismi yoktu, fakat o olmadan noksan kalıyordum. İçimdeki çalkantı ve huzursuzluk dinmiyor, benim olduğunu düşündüğüm hayattan beni uyandırıyordu, çünkü bu hasret dediğim şeyde daha önce tattığım hiçbir meyvede bulunmayan keskin ve lezzetli bir şey vardı."


                    Dizi film seyrediyoruz geceleri eşimle. İlk olarak Squid Game bitti. O kadar çok dizi ve film seyrettim ki dizinin en başında olayın zengin sapıklığı olduğunu anladım. Ama ne olacak duygusu ağır basınca devam ediliyor. Sonrasında The Modern Love dizi serisini bitirdim. Her bölümü güzel bir dizi. İlişkilere farklı bakış açılarıyla sımsıcak bir dizi.


                    Dünde canım Sonat ile buluştuk yine. Ankara'ya evlerine dönmek için hazırlık yapıyorlar anneciğinle. Hava güzelken dışarıda kısa da olsa okul sonrası buluşup sohbet ettik. Keşke hep burada olsaydı da iş sonrası yorgunluk çayları içip konuşsaydık. 
Güzel ve koşturmacalı bir hafta daha geçti. Yapmak istediğim bir çok şey var gün içinde ama zaman uçup gidiyor, bir anda sanki gece oluyor, yorgun bir beden kalıyor günün sonunda koltuğumun üzerinde. Her gece hoop tekrarı yaşanıyor ama elden ne gelir yaşam böyle bir şey işte.
Herkese hayırlı cumalar diler, mutluluk ve esenlik hayatımızdan çıkmasın isterim..






8 Ekim 2021 Cuma

CUMA !!

                        Ruh Yordamı'nda ne güzel yazmış Gökhan Özcan;

             ''Bazen dünyayı içime sığdıracak kadar genişliyor Yüreğim, bazen kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Bazen küçük bir gülücük yetiyor içimi ısıtmaya, bazen dağlara yükselen kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede uçarı, bazen iflas olmaz biçimde kanadı kırık oluyorum.''

Bir hafta geldi geçti demeyelim, insan ruhu neleri barındırıyor en kısa zaman parçasında bile. Rutinlerimiz devam etti, işe gittik geldik, hafta sonu şablonlaşmış kimliklerimizi yaşadık, değişen yine bir şey yoktu. Eskiden belki bir on yıl önce olsa bu beni rahatsız ederdi. Nereye kürek sallıyoruz böyle, hep aynı işler, güçler, insanlar, görevler diye dertlenirdim hatta mutsuzluk depresif sınırlara yaklaştırırdı  beni.. 

Yaşla gelen bir şey mi bilmiyorum, herkeste de böyle değil tabi ki ama son yıllarda inişsiz çıkışsız düz bir yaşamı seviyorum. Farklı bir şey aramıyorum. İsteklerimi, yaşamımı alt sınırlara taşıdım. 

Artık gün bitimine doğru eve çekildiğimiz, kendi koltuklarımıza geçip dinlenmeye çekildiğimiz saatlere özlem duyuyorum. Eşimle bir araya geliyoruz, üç beş gün kritiği sonrasında artık aynı odada dahi oturmayan kızımın yokluğunu eh ne yapalım tüm ergenler böyle deyip acımı bastırıp kahvelerimizi içtiğimiz birbirinin aynısı geceleri geçiriyoruz. 

Hayatın anlamı herkes için farklı. Ben dingin sularda vakit geçirmeyi seviyorum. Hafta sonu mutluluğum bir kek ve kahve kadar basit. Bu cumartesi kek yerine elmalı turta yapıyorum. Bahçeye koltuklarımızı çıkarıyoruz, kahvelerimizi de alıp dünyamıza gömülüyoruz.


Bahçeme bir iki dokunuş yaptım, köyden gelen kabaklarımı da koyunca ne güzel oldu! Bir kabak bu kadar mutlu eder mi insanı, ediyor işte. 


Sevdiğim yazarın iki kitabını daha bitirdim bu hafta. Ama diğer okuduğum iki kitap kadar etkilemedi beni. Gerçi yine de güzel yazmış.


Okulda geçirdiğim zamanlar tüm öğretmenlik yıllarımın içindekinin en mutlusu.
Hava çok güzeldi bu hafta, fırsatı kaçırmadık doğaya çıkarak bulutları izledik.


Sınıfımızda sonbahar köşemiz..


    Bu hafta hayvanları koruma gününü kutladık. Her çocuk evde velisiyle bir kuş evi tasarladı. Evde yapılan işleri çok önemsiyorum çünkü anne babalar mecburi de olsa çocuğuylaq bir şeyler yapmış oluyor. Bazı veliler gerçekten çok yetenekli, çok güzel işler çıkıyor ortaya.


Okula gelen kuş evlerini inceliyoruz. Her çocuk nasıl yaptığını anlattı , içlerine kuş yemi de koyarak sıra ağaçlara asmaya geldi.


İşte kuş evlerimiz artık ağaçta.


   Okul bahçesinde oynarken gökyüzü harikaydı..Dostoyevski'nin Beya Geceler 'de ki nidası aklıma geldi;
Ama, sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzel kılıyor!



Artık battaniye altındayım geceleri. Nakış beni en sakinleştiren şey oldu son yıllarda. 


         Kızlarla buluşmamız , yine kendimiz için bir parti. Sonbahar partimiz bu sefer benim bahçe de oldu. Okul sonrası saat 4 gibi buluşup yiyeceklerimizi çıkardık dışarı. Hava da öyle sakin ve ılıktı ki, iş sonrası yorgunluğumuzu bu tatlı bahçede attık.




Tema sonbahar olunca kurabiyelerimizde böyle :)


          Bu hafta içi blog dünyasından tanıştığımız Sonat ile buluşmamız oldu. Aslında kendisi Ankara'da yaşıyor ama bir şekilde yaşadığım kasabayla bağlantısı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Yazları bizim şehre geliyorlarmış. Geçen hafta buluşmuştuk, bu çarşamba da onun yazlık evinde görüştük. Blog deyip geçmeyin, sanki kırk yıllık tanıyorduk birbirimizi. Evinin manzarası eşliğinde içilen çayla sohbetin tadını anlatamam.

                    Kemal Sayar'dan bir sözle bitirmek istiyorum cuma yazımı, kulak verelim lütfen;

                     ''Sonunda yalnız kalıyor insanlar. İnsanın muhtaç olduğu bir tebessüm, bir tatlı bakış.''














4 Ekim 2021 Pazartesi

Sonbaharı Kutlayalım !

                        Sonbahar geldiyse bizim arkadaşlarla artık buluşma zamanımız. Uzun yaz tatilinden sonra herkes eve dönmüş, işler tamamlanmış ve birlikte olma zamanı gelmiştir. İlk olarak grubumuzda ki bir arkadaşımızın eylül başında ki doğum gününde bir kutlama yaparız. Sonrasında tabi ki beraber küçük oturmalar , buluşmalar düzenleriz ama sonbahar partilerimiz meşhurdur. Kabak sevgimi onlara da bulaştırdım, yaz bitimiyle harıl harıl aramaya başlarız. 

                        Kaç yıldır kutluyoruz böyle hesaplamak  lazım hatta bir ara her senenin fotoğraflarını bulmam lazım çünkü bu anılar çok değerli. Bu sene de bir araya gelerek güzel bir güz partisi yaptık.



Arkadaşım Hanife'nin evinde buluştuk. Aslında bahçede olacaktık ama o gün hava öyle bir bozdu ki dışarıda oturmak imkansızdı. Bizim için hoş ayrıntılarla dolu bir mekan hazırlamış arkadaşımız. İsterseniz bir bakalım..


           Eve girince getirdiğimiz hediyeleri bir köşeye koyduk. Bunlar küçük küçük sonbaharla ilişkili şeyler genelde. 


                  Taa uzaklarda olan arkadaşımız Esmanur'dan ayrı kaçıncı yılımız bu sene. Tayini Siirt'e çıktığı için oraya gittiler. Ama sevgili arkadaşımız oralardan bize hediyeler göndermiş.Yokluğunu hep hissediyoruz ne yazık ki.



Hediyelerimiz..


Gittiğimiz yere yiyeceklerimizi yanımızda götürüyoruz, böylece ev sahibini çok yormamış oluyoruz. Pastamız Hanife'den bu sonbahar.



Masamız tabi ki sonbahar temalı :)






                    Temamız ne olursa olsun yıllardır süren dostluğumuz bir masa çevresinde devam ediyor. Her grup gibi sorunlarımız olmuyor değil ama her seferinde ortak paydamız anlayışla hallettik. Bu fotoğrafta iki arkadaşımız eksik. Biri dediğim gibi çok uzaklarda ama gönlümüz hep onunla. Diğeri bir taşınma yüzünden gelemedi ama bugün bende toplanacağız bakalım hava da güzel olursa bahçede sonbahar kutlaması yapacağız.
Bize bahane olsun, kutlamalar bitmez :)









TATİL CUMASI

Vee  bitti 💥💥 Bir dönem daha kapandı hayatımızda. Çerkezköy -Çatalca hattında neredeyse bir yıl süren gurbet hayatımız bugün karneleri dağ...