17 Nisan 2026 Cuma

Cuma Geldi

 

                     Geçen hafta cuma gelip işten çıktığımda kendimi kuş gibi hafiflemiş hissettim. Bu haftayı da güzelce geçirdiğim için kendime ödül vereyim dedim. Çerkezköy'de ki en sevdiğim kütüphaneye gidip bir saat kitapları inceledim. Aslında geçen hafta istediğim ve kütüphane de bulamadığım kitapları internetten sipariş ettim. Gönül isterdi ki kitap satan bir dükkana gideyim, istediklerimi tek tek arayayım, kitabı elime alayım, sayfalarını karıştırayım, az biraz okuyayım, o dükkanın eşsiz kokusunda sarhoş olayım..

Yine de iyi ki kütüphaneler var. Hele bazı şehirler de ki kütüphaneler özel binaların içinde. Ne çok görmek isterdim her birini. Mesela Sinop'ta öğretmenlik yaparken şehirde ki kütüphane güzel bir binanın içinde ve deniz kenarındaydı. O zamanlar kütüphaneler böyle revaçta değildi. Okul sonrası uzun bir yürüyüşle - insanların minibüsle gideceği mesafeyi- giderdim kütüphaneye ve orada ki zamanım en güzel anlardı. Fazla arkadaşım yoktu, kendi halimde yaşadım gittim oralarda.

Sadece bir kitap verdiklerinden uzun uzun seçimimi yaptım. Ne alsam okusam diye küçük dertleri olmalı insanın 😇



               Aylardır AVM'lere , mağazalara gitmemiştim. Biraz mağazalar arası dolaşayım dedim . Ne yazık ki alışveriş yapmak istemesen de insanları cezbeden, alışveriş yapmasına neden olan dolu ürün var. Artık giysi ve ayakkabı almak istemiyorum, yıllarca stok yapmışız. 
Ama ev eşyalarını ve kırtasiye ürünlerine bayılıyorum. Böyle amaçsızca gezmek dolaşmak aman ne iyi geldi anlatamam. Bir kaç tane dergi ve eşim için de sudoku aldım. Hadi bir de kahve-pasta yapayım dedim ve daha önce gitmediğim bir kafeye gittim. 
Daha önce de söyledim değil mi kahve-pasta ikilisinin bana verdiği mutluluğu. 
Kahvemi içerken kafede çalan güzel bir müzik eşliğinde yeni aldığım kitabıma başladım, dergilerimi karıştırdım.
Robert Musil'in Niteliksiz Adam kitabını okumak istiyorum asıl ama bir türlü başlayamıyorum bu hacimce büyük kitaba. Yazarın ilk kitabı olan Genç Törless'in Buhranları kitabını okudum bu hafta. İlk romanı olmasına rağmen güçlü kalemi, psikolojik tahlillerinin derinliği hemen fark ediliyor. 




Festivalde bir yönetmeni fark ettim ve onun hiç bir filmini izlemediğimi gördüm. Hemen araştırarak sadece iki filmini buldum nette. lldiko Enyedi 1955 doğumlu Macar yönetmen. İzlediğim Beden ve Ruh (Teströl es Lelekröl ) çok ilginç bir filmdi ve başrolde ki kadın oyuncunun oyunculuğu harikaydı. 





                  Geçen günlerde Norveç gezimizden bir kaç fotoğraf paylaştım instagramda. Çünkü öyle burnumda tütüyor ki oralar. Bildiğiniz cennetten köşeler. İnsanlar doğaya değer veriyor, sokaklarını temiz tutuyor, insanca yaşıyor. Hep neden neden diye soruyorum. Bizimde cennet köşelerimiz var ama dağ başına gitsek bile çöpten geçilmiyor. Öyle dert ediyorum ki bunu anlatamam. Çünkü bu pislik içinde yaşamak istemiyorum ve hak etmiyorum. 



Şuraya bakın. Bütün gün uzun bir yürüyüş yapmıştık farklı bir gezegendeydik sanki. Sadece doğanın güzelliği değil o ihtiyacımız olan sessizliğe kavuşmuştuk.

Henry David Thoreau Doğa ve Yürüyüş Üzerine'de ne doğru diyor;

“Aramızda manzaranın güzelliğini takdir edebilenler ne kadar da azdır!”

Hatta bir de şöyle der;

“Sadelik, dinginlik ,sessizlik - bunlardı ahlaki bir yaşamın, hakiki bir yaşamın ,felsefi bir yaşamın önkoşulları.”


                       Oturduğum mahalle de çevremde saydım tam 7 inşaat oluyor şu sıralar. Bir tanesi de tam karşımda. Eve dönmek istemiyorum çünkü akşam altıya kadar çekiç, beton mikseri sesleri oluyor. Artık pencere kenarında oturamıyoruz, perdeler hep çekik. Karşıya değil de sadece gökyüzüne bakıyorum nefes almak için. Çarşıya giderken bazı bahçelerde tek tük de olsa ağaçlar muhteşem bahar açmışlar, onları fotoğraflıyorum.


                       Çarşamba günü Çerkezköy'de tanıştığım ve arkadaş olduğum bir çocuk annesi Öznur'a davetliydim. Okul sonrası güzel balkonunda oturup mis gibi demlenmiş çay içip sohbet etmek çok iyi geldi. Hatta ondan ayrıldığımda öyle mutluydum ki neşe içinde eve döndüm ve akşam yemeğini hazırladım. Daha önce de söylemişimdir gün boyunca sosyal medyayı açmam. Zaten günün yarısında okuldayım hiç vaktim olmaz. Eve dönünce de dinlenme, kitap okuma, akşam yemekleri hazırlıkları falan vakit geçer. Yemekten sonra kahvemi yapar bilgisayarı açar `ve blog, instagram vakit geçiririm.


Nisan ayı boyunca yoğun etkinlikler içindeyiz. Bu sene her güne grup halinde yapılan etkinlikler koymuşlar. Bahçe de yapılanlar çok eğlenceli oluyor ve aynı zamanda yorucu. Ama Maarifin Kalbinde Çocuk programı kapsamında aileleri de işin içine koyup bunları uyguluyoruz. 
Ama akşam bilgisayarı açtığım gibi haberler çıktı karşıma ve iki gün üst üste gerçekleşen okul saldırılarını gördüm. Öyle şok olmuşum ki neyin nerede yaşandığını tam kavrayamadım.
Herkesten bir ses çıkıyor, bu elim olayı gerçekleştiren gençlerin nasıl bu noktaya geldiği hakkında fikir beyan ediyorlar.
Bunca yıl eğitim hayatının içinde biri olarak benimde şöyle bir gözlemim var. Özellikle son 5 yıldır çocukların hal, hareket, konuşma ve oyunlarında çok büyük değişiklikler var. Bizim sınıfta bile -ki bu çocuklar 5-6 yaş grubu -
oyunlar şiddet eğilimli. Devamlı dizi isimlerini söyleyerek orada ki insanları taklit ediyorlar. Oyuncakları silah ya da bıçak yapıyorlar ve oyunlarında hep öldürme olayı var. Devamlı konuşuyorum velilerle, ev ziyaretleri yapıyorum, tv de ki ve internette ki izlediklerine dikkat edin diyorum ama bir noktadan sonra evlerde ne oluyor bilmiyorum. Bu sene yaptığım görüşme, bilgilendirme kadar başka bir yıl yapmamıştım. Velilerle konuşuyorum, toplantılar düzenliyorum, veli ziyaretleri yaptım her çocuğun evinde. Elimden gelebilecek her şeyi yapmaya çalıştım.
Bundan bir kaç sene önce bu durumlar çok azdı.Çocuklar evcilik, hayvanlar ve arabalarla oynamayı severlerdi. Ama özellikle bu sene ki davranışları gördükçe canım çok sıkılıyor. Velilerimin yaş aralığı 28-34 gibi. Yeni nesil anneler ve babalar.
Toplantılar, bilgi yaprakları paylaşımları, ev ziyaretleri ve okulda ortak etkinlikler ile bir de veli eğitimi yapıyoruz. Ama şöyle bir şey gözlemliyorum; değişim gösteren çok az. Çünkü bir çok şeyi yapmak için uğraş gerekiyor, çocuk yetiştirmek büyük emek istiyor. 
Ortaokulda ki çocuklar arasında ki sorunlara çözüm bulmaya çalışan öğretmenimizi şikayet için soluğu okulda olan veliler vardı geçen hafta. Öğretmenden hesap soruyorlar. Ne yazık ki bu olaylar da çoğaldı. Bu durumda öğretmen mağdur oluyor hep. Çocuklar için iyisini ve doğruyu yapmaya çalışan öğretmenlerin önünde ne yazık ki böyle veli engeli çoğaldı.
Kahramanmaraş ve Urfa'da yaşanan olaylara çok üzüldüm. 



              Aylardır beklediğimiz köyümüzün leylekleri geldi. Bir sabah görünce nihayet dedim. Martın onu gibi gelir dediler ama nisan on oldu. Bu sene gecikmişler. İlk önce biri geldi ve bir kaç gün sonra eşi geldi. Yavruları da yakında olur.
Okuldan leylekler gözüküyor, devamlı çocuklarla onlara bakıyoruz. Bu günlerde ki heyecanımız onlar 💖



Anneciğimden gelen fotoğrafla yazımı bitireyim. Akşam saatlerinde oturmayı sevdiği cam önü. Çocuklarına resimler gönderiyor bol emojili. Burada oturmayı, akşam saatlerinde etrafı seyretmeyi çok seviyor. 
Hafta boyunca ülkece canımızı sıkan kötü olaylar yaşadık. Hala üzüntümü şaşkınlığımı üzerimden atamıyorum. Bu olayları Amerikadan falan duyardık. Nasıl bu aşamaya gelindi ?
Güzel zamanlarda öğretmenlik yaptım, velilerin öğretmenlere kıymet verdiği, saygı duyduğu ve bu yüzden de çocuklarında öğretmenlerini sevdiği saydığı yıllara denk geldim. Ama dediğim gibi son yıllarda yaşadıklarımızı duysanız şaşar kalırsınız. Bundan sonra ki yıllar daha zor olacak. 



































17 yorum:

  1. Buket, ben de İsveç'i çok özlüyorum inanır mısın? Ben inanamıyorum çünkü yurt dışı bana hep çok uzak bir fikirdi. Zaten 50'den sonra çıktım ilk kez yurt dışına ve sonrasında da hep gitmek istedim/istiyorum. Karanlık havaya rağmen, insanların sakinliği, sokakların temizliği, düzeni, tarihi yapıları, orman ve gölleri, hepsi hepsi çok iyi geldi bana. Sonbaharda yine gideceğim kısmetse. Ve evet ben de senin gibi düşünüyorum, "Neden bizde bunlar yok? En başta da insana saygı yok!"
    İki gündür ben de kendimde değilim yaşanan çok acı olaylardan. Çok üzüldüm her birine, öğretmenin öğrencileri korumak için şehit olmasına ayrı üzüldüm. Çok sebep sayılıyor ama bence memleket iklimi en tepeden başlayarak çok agresif, çok öfkeli ve bu da çocuklara kadar sirayet ediyor. Bir de bizim zamanımızda çok kıymet verilen öğretmenlerin giderek değersizleştirilmesi çok üzücü..
    Senin pasta/kahve keyfine bayılıyorum :) Instagramda da görüyorum. Aferin sana valla, ne güzel okuyorsun, izliyorsun, harikasın canım..
    Muhabbetle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Esencim,
      Ne güzel şeyler yazmışsın. Biz daha İsveç'e gidemedik. Umarım oraları da
      gider görürüz. Üç beş günde olsa gittiğimizde sanki başka gezegene
      ışınlanıyoruz. Dediğin gibi o sessizlik, huzur , mis gibi sokaklar parklar
      aman ne iyi geliyor.
      Okul saldırılarının etkisi hala sürüyor bende. Bugün okulda ki
      arkadaşlarla oturduk konuştuk. Onlar daha 5-10 senelik öğretmenler
      ve çok umutları yok. Ne güzel yıllar yaşamışsınız diyorlar bana. Çocuklara
      ayrı üzülüyoruz, onca emeğe ayrı. Hep velilerden gelen tepkilerden bahsettiler.
      Farklı branşlardalar, hepsi sorun yaşamışlar çeşit çeşit .

      Sil
  2. O norveç paylaşımları eski miydi ben de yeni gittin sanmıştım çok takip edemeyince kaçırdım demek ki demiştim :)
    Evet insanın bazen hangi kitabı alsam gibi küçük dertleri olmalı çözmesi keyifli sonucu keyifli ve "tamamlandı" tatmin ediciliğini veren ...
    Okullarda olanlar için ben de çok üzgünüm, söyleyecek çok şey var da artık tükenmiş hissediyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski paylaşımlar evet. Bir yaz gitmiştik ve öyle güzel gezmiştik ki. Oslo, Satavanger,
      trenle ve gemiyle yolculuklar. Yaz olmasına rağmen hava kapalı ve yağışlıydı
      ama bu bizi engellememişti. Hayal dünyası gibi, masal alemi gibi resmen.
      İsviçre de öyle. Tam benlik, yaşamak istediğim yerler ama hep hayal işte

      Sil
  3. Günün 1-2 saatinden fazlasını ekranın ardında geçiren ergenden ne hayır gelir?
    Tamam benimkileri bıraksan onlar da 10 saat kalabilirlerama ebeveynlik işte bu "bırakmama"da zaten.... Yaptıysan bakacaksın. Ya da yapmayacaksın, hayatına bakacaksın.. Norveç neden temiz, insan yok çünkü. Nüfus az, kurallar içselleştirilmiş, ben değil biz mantığı var. Bunların hiçbiri bizde yok, durum belli. Amerikada silaha kolay ulaşım amok saldırılarını (silahlı okul saldırıları) arttırıyor evet ama bizde silah bulamasa bıçak bulur, inanılmaz bir öfke sorunumuz var toplumda, herkes öfkeli, herke patlamaya hazır bomba.... Toplum mühendisliği bile çözeme bu yapuk olmuş sistemi... Umutsuzum ben Buket :( Çok mutsuz ve umutsuzum........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de umutsuzum hem de çok. Hele bu sene daha 5 yaşında ki çocuklarda
      mafya, pubgy kelimelerini duyuyorum ve içeriklerini de ayrıntılı anlatıyorlar. Oyunları görsen lego versem silah yapıyorlar, öldürme üzerine oyunlar hep. Bu yüzden çok
      bunaldım, en kısa zamanda emekli olup yaşadığım o temiz yılların anısıyla
      kendimi de dünyadan soyutlayarak yaşamak istiyorum.
      Dediğin gibi çocuklarımızı bıraksan bilgisayarın başından kalkmaz. Hep bir savaşla geçti o yıllar. Kızımda oyunseverdi ki hala öyle. Ama ortaokul ve lise de tam serbestlik vermedik. O dengeyi tutturmak öyle zor ki. Katliamı yapan çocuğa baksana anne- baba biri polis biri öğretmen. Çok acı ama çocuğu erken yaşlarda kaybetmişler. Günde 10 saat oyun oynuyormuş. Büyüdükçe çok zorlaşıyor Ceren Allah yardımcın olsun seninde. Ben hala çatışma halindeyim bazı konularda

      Sil
  4. belli bir düzene alıştıktan sonra o alandan çıkmak büyük cesaret sen bunu yaptın. elbette bazı sıkıntılar olacak. olaylar inanılır gibi değil zaten. büyük bir hüzün, kırgınlık ve öfke var içimde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru Zeynep, hele yaşımız da bu kadar maceraya açık değilmiş
      bende tansiyon oluşturdu bu sene. Umarım daha kötü olmaz.
      Bu sene emekli olmayı iyice kafama koydum hayırlısıyla 2-3
      ayımız kaldı şurada

      Sil
  5. Selam Sinop'ta alışmışsınız hangi yıllar. Ama sizle yazılardan tanışmamız yakın zaman. Evimiz kütüphaneye beş dakikalık uzaklıkta. Kütüphanenin bahçesinde oturmayı severim. Ülkemiz gerçekten cennet biz kıymetini bilmiyoruz. Tabii biz derken en güzel yerlere oteller ya da Denize girilecek alanlarda çevrilmiş. Paralı giriyorsun. Cem Karaca'nın dediği gibi hava su bedava diyor o da paralı artık. Toplum olarak yeniden değerler üzerinden eğitim verilmeli. Yazacaklarımı söyleyeceklerimi uzun. Önemli olan bunların tüm toplumiçinde değerlendirilir yeniden yapılandırma olmalı. Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba
      Sinop yıllarım 97-98 sanırım. İlk öğretmenlik atandım oraya gittim.
      Dört senem Sinopta geçti. Çok güzel bir şehir hele deniz kenarında oturduğumuz
      Yalı çay bahçesi hiç unutamadıklarımdan. Burnumda tütüyor, keşke yine
      gitsem gezsem oraları

      Sil
  6. Ben de etrafta çöp görmek istemiyorum ama ne yapacaksınız. :(
    İnsanların yaşamadığı yerlerde bile çöp izlerini görmek...
    Kaldırıma bile ekmek, yemek döken insanlar var. Yolumu değiştirip yolun ortasından yürümek zorunda kalıyorum. Önceden bir ekmek parçası bulunca kenara kaldırıyorduk. Hangi birini kaldıracaksınız? Islanmış, yapışmış yerlere. Peygamber efendimiz ekmeğe hürmet edin buyururken bu ne aymazlık anlamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele o yemek meselesi de ayrı bir şey evet. Onu da yazsak uzun uzun
      mesele olur. Hayvan besleyeceğiz adı altında yenmeyen yemekleri sokak
      ortasına dökmek de nedir? Zaten kedi köpeklerde yiyemiyor ki o donmuş yemekleri, koca koca ekmekleri.

      Sil
  7. Bizim memleket daha güzel ama insanımız çirkin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkemiz yeşili mavisiyle dağı ormanı deniziyle aslında öyle
      güzel ki. Dört mevsimi yaşıyoruz, deniz desen var, göl desen var, dağ desen var
      ama bunları koruma yok ne yazık ki

      Sil
  8. leylek görmek herhalde insanı mutlu eden bir şeydir :) yönetmene bir bakayım ben de :) niteliksiz adamı okudum, yky'den, zor kitap evet :)

    YanıtlaSil
  9. Benim okulum suç potansiyeli yüksek bir okul, çocukları birbirlerinden mi koruyalım, kendimizi mi koruyalım? Çok zor ailelerden gelip tertemiz yetişenler de var , bizim elinden tutabildiklerimiz de,bu olayları düşünüp umutlu kalmaya çalışıyorum öte türlüsü içinde yaşamak istemediğim bir karanlık.
    Bahar ve leylekler geldi, güzel havalar , güzel kitaplar ve yürüyüşlere tutunalım en iyisi, Güzel şehirleşme bizde yok maalesef, güzellikler için kafamızı gökyüzüne çeviyoruz çaresiz.

    YanıtlaSil
  10. norveç demişken norveççe kulağıma çok hoş geliyor. iyi bir film bulunca mutlaka orijinal dilinden izliyordum.

    YanıtlaSil

Bayram Cuması

                       Bu cuma Kurban Bayramındayız. Bayram tatili nedeniyle memleketimdeyim; Kocaeli'nin güzel bir ilçesinde. Kendi evi...