Hey Millet !
Orada mısınız?
Yaz sıcakları beni mahvetti. Temmuz başı tüm eşyalarımızı toparlayarak Kocaeli'ye döndük. Zaten kişisel eşyalarımız dışında ev eşyası ne var ne yok sattık, dağıttık ve kalanları da arabamıza yükleyip dönüşe geçtik. Artık emeklilik başvurularını yapmış, bağımızda ki evimizde yaşamak için eksiklerimizi gidermeye başlamıştık. Emeklilik işlemlerinde nedense sorunlar yaşadım. Tüm ilçede başvuranların içinde sadece iki kişinin başvurularına haftalarca sonuç çıkmadı, haliyle bu da çok canımı sıktı. Sistem galiba yine beni emekli yapmak istemiyordu :)
Devamlı Milli Eğitimi aramalar, evraklarım mı eksik, 170 sgk aramaları, evrak takip falan derken daha yeni emekli oldum. Herkese ya mesaj ya da postayla bildirim geliyor ama bana gelmedi. Bu sinir yıpratan işler devam ederken bizde annemlerde 2-3 hafta kaldık. Çünkü bağ evinde tamamen kalmak için gerekli eşyalarımız eksikti.
Annemlerin evi sahilde. Beraber hasret giderirken her gün bağ evine gidip gelip işlerimizi yapmaya çalıştık. Ama bu sıcak havalarda çalışmak çok zor. Evde kombi ve kalorifer sistemi yoktu, bunun giderilmesi için bir kaç hafta çalıştık. Bahçe tüm yıl boyunca el değmemiş olduğundan otlar bir metreyi aşmış, ağaç fidanları kapanmış, etraf tarla görünümünde olmuştu. Bunları bu sıcakta biz yapamazdık, yapmaya çalışsak haftalarca sürerdi. Bahçe işinde çalışacak adam da bulamıyorsunuz artık. Neyse birini bulduk ve 3 gün boyunca çalışıp bahçeyi çok güzel temizledi.
Evimiz 50 metre kare olunca tüm eşyalarımızla sığmak oldukça zor oldu. Daha az eşyayla daha küçük mekanda yaşamayı kafaya koydum biliyorsunuz. Gelmeden önce bir çok eşyamı vermiştim, eve dönünce şöyle bir ortaya döküp tekrar eledim ama inanır mısınız hala çok eşya var. Ne çok gereksiz yük taşıyoruz. Ne çok yıllarca açıp bakmadığımız kutularda eşya biriktirip saklıyoruz. Azaltmaya çalıştıkça sanki başaramıyorum gibi geliyor, sinirlerim bozuluyor. Eve geldiğimizde yatak odasında kıyafetleri koyacağımız dolabımız olmadığından internetten gayet uygun fiyata sürgülü gardolap aldık ama onun gelmesi de 20 günü buldu. Gelince montaj için usta bul, onu bekle, diğer ustaları bekle, gelenlerin de hep bir aksaklık yaşatması, işlerin hep uzaması ya da ters gitmesi canımızdan bezdirdi. Neredeyse iki aydır eve yerleşmeye çalışıyoruz anlayacağınız.
.jpeg)
.jpeg)
Çok yorulduk, çok sinirlerimiz bozuldu, bozuldukça birbirimize girdik ama çok şükür yavaş yavaş işler yoluna girmeye başladı. Sıkıntılardan ya da olumsuzluklardan bahsetmeyi sevmiyorum, zaten hepimizin bir çok derdi telaşı var. Memleketimin güzel denizine, sokaklarına, yaz çiçeklerine kavuştum. Gurbet benim için güzel bir deneyim oldu. Artılarını eksilerini daha sonra anlatırım.
Yaz sıcakları beni mahvediyor, şükür eylül geldi ve sonbaharın ayak seslerini duyar gibiyim. Yazın içimden hiç bir şey gelmiyor, elim kolum ağırlaşıyor, hobilerimi görmek istemiyorum, film dahi izlemez oldum. Tüm gün esen bir köşe arıyoruz.
.jpeg)
.jpeg)
Yaz mevsimi temmuzda kızımın ağustosta eşimin doğum günü demek. Kızım yani bloga adını veren Pelin 22 yaşında 💖
O artık bir yetişkin, üniversitede 2. sınıfa geçti çok şükür. Ama anne kız didişmelerimiz devam ediyor 😉
Bahçede kendi aramızda kutlamalar yaptık, anılarımıza güzel kareler ekledik. Sadece ailemin değil de arkadaşlarımla da kutlamalar yaptık. Sağ olsunlar geldiğimizden itibaren arkadaşlarım aradılar, ziyarete geldiler, süpriz kutlamalar yaptılar. Tekirdağ'da biraz inzivaya çekilmiş gibi oldum ama arkadaşlık çok güzel bir duygu. Onların araması sorması çok duygulandırdı beni.
Arkadaşlarım bana sürprizler yaptılar 💜
.jpeg)
.jpeg)
Ev işlerinin yorgunluğunu atmak için arada güzel mekanlarda esintili akşamlarda buluşmalar yaptık. Arkadaşlarla hasret giderme ve buluşmalar yorgunluğuma çok iyi geldi. Çok olmasa da bir araya geldik, bazı arkadaşlar geçerken uğradı, ziyaretler yapıldı yani anlayacağınız oldukça hareketli ve yorucu iki ay geçti.
.jpeg)
.jpeg)
Tabi vazgeçmediğim tek şey okumalar oldu. Kitap okuma beni dinlendiren tek şey zaten. Bu süre boyunca okuduklarım bunlar. Bir de Kadınlar Ormanı kitabı var okuduğum. 84. Charing Cross Road kitabının filmini izledim kesimlikle yavsiye ederim. Çok naif bir filmdi A.Hopkins yine muhteşem. 1987 yapımı bir film belki izlemişsinizdir.
Şimdi üç kitap olan Durell'in serisine başladım. Hatta dizisi varmış ona başlayacağım yavaş yavaş.
Film izlemeye bile yeni yeni başladım. Özlemişim ..
Serin günler başlasa ...
Güzel üç film izledim. Biraz bahsetmek isterdim ama izleyin derim. Kitabın filmini daha çok beğendim. Diğer iki film de oldukça sarsıcı. Özellikle Blue Heron ebeveyn olarak izleyince çok zorlu.
Yan tarafımızda oturan komşudan devamlı bir şeyler geliyor. Geçen sene onlar da yan tarafımızda ki arsalarına bir ev yaptırdılar. Bu sene taşınmışlar biz Tekirdağ'dayken. Komşuluk çok önemli bence. Müstakil yaşasanız dahi eğer yanlarda yaşayan komşularınızla aranızda uyum, saygı yoksa yandınız demektir. Şimdi biz de mesafeli bir yakınlık kurduk diyebilirim. Aramızda sorun olmadan yaşar gideriz İnşallah .Tekirdağ'da ki evimin kapı komşum yeni gelindi. Onunla da çok güzel bir komşuluk yaşamıştık, ne yaparsak tabak tabak birbirimize verdik. Hatta buzdolabını sattığımız haftalar sıcaklar da bastırmaya başladığı günler bana soğuk içecekler, dondurmalar getiriyordu. Yaa böyle aklıma geldikçe gözlerim sulanmaya başlıyor şimdiden 😌
Bu arada bahçemize devamlı bir kedi gelmeye başladı. Çok söz dinliyor zaten anne galiba. Ona yemek veriyorum sonrasında yanımızda oturuyor hep. Gezip gezip geliyor kapının karşısında miyavlamaya başlayınca acıktığını anlıyoruz. Artık bizim de bir kedimiz var. Yavruları ortada yok ama. Belki büyüyünce getirecek yanında.
Zorluklar, sıkıntılarla başladık bu hayata umarım sakinleşir ve düzene girer. Yine de modumu düşürmemeye çalışıyorum, yorgunluğun biteceğine inanıyorum. Bloglara tekrar giriş yaptım İnşallah tüm blog arkadaşlarımı yavaş yavaş okumaya başlayacağım.
Herkese mutlu günler 💜
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder