''Seyahatin önünde ki tek engel kapının eşiğidir.'' Gezmeyi sevmeyen azdır herhalde. İnstagramda çoğu insan ne güzel eşiniz de sizin gibi gezmeyi seviyor diye yazıyor. Aslında çok da sevmez. Tüm seyahat planlarını ben yaparım, hep eşikten ilk atlayan benim, yeni yerlerin hayallerini en çok ben kurarım. Ama çok şükür eşim sevmese de benim bu heveslerimi engellemez, ortak olur. Bu kış Balkanlar fikri de benden çıktı tabi ki. Eşim sadece uçak biletlerini ayarladı ve gerisi burada..
Üsküp sonrası yakın bir yere daha gidelim diye araştırınca Sırbistan ve Bosna'yı gördüm. Sırbistan'a gitme gibi bir arzum yok boşnaklara yaptıklarından dolayı. Saraybosna yani kökenlerimizin şehrine ise bahar aylarında gitmeyi planlıyorum. En iyisi Sırpların tanımadığı Kosova'ya gidelim dedik.
Üsküp otobüs terminalinden farklı firmalarla neredeyse her saat minibüsler var. Yolculuk yaklaşık olarak 2-3 saat sürüyor. Sınırda ki yoğunluğa bağlı olarak değişiyor zaman.
Otobüs terminalinde inince iki gün boyunca kalacağımız Bus Station Hostelde kaldık. Fazla insan yoktu ama iki gün boyunca otobüs terminale gidip bir yerlere gitmek için minibüsleri kullanacağımız için burası çok iyi oldu. Biliyorsunuz biz seyahatlerde araba kiralamıyoruz yerel ulaşımı kullanıyoruz. Çok hesaplı ve eğlenceli oluyor çünkü.
Rahibe Teresa Katedralinin tam karşısındaki bir kafede kahvaltı yaptık. Bu katedral Balkanların en büyük katedraliymiş. Katedral, hayatını insanlara adayan Arnavut asıllı Katolik rahibe ve misyoner Kalkütalı Azize Teresa’ya ithaf edilmiş.
Kosova 1992 de Yugoslavya'nın parçalanması sonucu Sırbistan sınırları içinde kalmış. 2008 yılında da bağımsızlığını ilan etmiş, günümüzde 116 ülke tarafından resmen tanınmaktadır.
Bilinen tarihi, Roma İmparatorluğu’na kadar uzanan ülke, bir dönem Osmanlı İmparatorluğu’na da ev sahipliği yapmış. Nüfusun yaklaşık %95’i Arnavutça konuşmakta geri kalan %5’lik kesim ise Boşnakça, Sırpça, Türkçe ve diğer dilleri konuşmakta.
Şehir merkezi de uzun bulvarlar, karışık bir trafik, camiler, kiliseler, restoranlar, kafeler, dükkanlardan oluşuyor.
Priştine başkent.
Hünkar Cami şehrin en önemli yapılarından. Osmanlı döneminden kalmış tarihi bir yapı olan camii tipik Osmanlı mimari özelliklerini gösteriyor. Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1461 yılında yapımına başlanmış olan camii Fatih Camii olarak da bilinmektedir. Priştine halkı ve devleti için oldukça önem taşıyan bir yapıdır.
Skanderbeg Meydanı ve Heykeli
Priştine’nin merkezi kabul edilen bu meydan da insanlar bir aşağı bir yukarı geziyor. Şehrin kalbinin attığı bu meydan, yıl içinde pek çok panayır ve etkinliğe de ev sahipliği yapıyormuş. Meydanda Skanderbeg (İskender Bey) olarak bilinen ve 1423-1443 yılları arasında Osmanlı Devleti’ne hizmet etmiş bir asilzadenin heykeli de bulunmakta. Heykel Arnavut asıllı heykeltıraş Janaq Paço tarafından yapılmış.
Hayran kaldığımız içinde zaman geçirdiğimiz bir yapı da Kosova Ulusal Kütüphanesi oldu. Kütüphanede ulusal gazetelerin arşivi, Avrupa Kütüphanesi, NATO Kütüphanesi, Çağdaş Sanat Kütüphanesi, Müzik Sanatları Kütüphanesi gibi birçok alt kütüphane bulunuyor. Kosova Ulusal Kütüphanesi, sadece içeriğiyle değil, aynı zamanda mimarisiyle de ilgi çekiyor. Hırvat mimar Andrija Mutnjaković tarafından tasarlanmış kütüphane binası Bina, beyaz kubbeli bir yapıdan oluşuyor ve üzerinde metalik ızgaralar bulunuyor. Bu ızgaralar, binayı güneş ışığından korumak ve ısı yalıtımı sağlamak için tasarlanmış.
Üsküp'te görmediğimiz murallar burada her yerde karşımıza çıktı.
Pazarda dolaşmak çok güzel..
Seyahatimizin ikinci yarısında ikinci otel Manami Hotel oldu. Şehrin içinde şık bir otelde kalalım, keyifli saatler geçirelim isteyerek ve baya bir paraya kıyarak bu oteli seçmiştik. Ama bodrum dairesinde ki kahvaltısından tutun, bize verdikleri arka odalardan birinde klima ve restoran bacalarının gürültüsüne maruz kalmak canımızı çok sıktı. Oda değiştirmek istediğimizde 60 euro daha ücret istediler. Otel boş olmasına rağmen bizi memnun etmediklerinden hiç sevmedik. Puanlamayı da değerlendirmeyi de buna göre yaptık. Keşke daha ucuz bir otelde kalıp onca parayı gönlümüzce yemeye ayırsaydık..
Kosova yemekleri de Üsküp benzeri. Bol börek, köfte ama çok lezzetli gerçekten.
Balkan mantısını her pastaneden alabilirsiniz. Furra denen fırın zincirlerinide çok çeşitli hamur işleri var.
Mama Mantia da ünlü börekçilerden. Biz sokak aralarında bulduğumuz fırınlardan da börek aldık, onlarda çok lezizdi. Üstelik çok uygundu fiyatlar.
Kosova köftesi yassı ve büyük Makedon köfteleri uzun. Biz Lezzetli ve doyurucu köfteleri Shaban Restoranda yedik. Fotada görülen iki tabak köfte, bir salata ve iki ayran ve iki pide 9 euro.
Pristine’nin merkezinde mükemmel bir vejetaryen restoran da keşfettik. Baba Ghanoush..Çok arada küçük bir dükkan. Başta çekinerek girdik içeri ama sonra bir anda kalabalık oldu. Fallafel tabağı aldık ve çok beğendik. Mezeleriyle çok lezzeliydi.
Bol bol yürüdük, bol bol da dinlendik. Seyahatlerimizi uzun bir dilime yaymanın en güzel yanı bu olsa gerek. Bir yere yetişme derdi olmadan istediğniz kadar oturup kahve keyfi yapıyorsunuz. Hem Üsküp hem Priştine kahve kalitesi açısından iyi değil ama yine de bundan mahrum kalmadık.
Kosova'dayken bir günümüzü ikinci büyük şehri Prizren'e ayırdık. Biliyorsunuz biz araba kiralamadan yerel minibüslerle ulaşımı sağlıyoruz. Otobüs terminalinden belirli saatlerde kalkan minibüslerle Prizren'e gittik. Ulaşım iki saati geçiyor ama etrafı izleyerek gittiğinizden hiç sıkılmıyorsunuz.
Prizren’de görmeniz gereken yerler; Taşköprü Şadırvan Prizren Kalesi Prizren Kalealtı Cuma Camii Sinan Paşa Camii Bayraklı Camii Maraş Camii Emin Paşa Camii Suzi Çelebi Camii Müderris Ali Efendi Camii Namazgâh (Kırık Cami) Maraş Prizren Rüştiyesi Prizren Saat Kulesi Gazi Mehmed Paşa Hamamı Şemseddin Ahmed Bey Hamamı Aziz Arhancel Manastırı Aziz Spas Kilisesi
Ülkede şöyle bir kablo ağı var :)
Güzel geçen beş günlük Kosova gezimizi de böylece bitiriyoruz. Priştine havaalanı küçük ve sakin. Benim iki gün önce başlayan uçuş fobim en üst düzeyde. Bir kahvayle sakinleşmeye çalıştığım anlar. Allahtan uçuş süresi kısa.
Kosova Videomuzu izlemek isteyenler, haydi alın çayı kahveyi ..
priştine ne kadar dümdüz bir şehir :) prizen ne güzel, belki biraz yükseklik de olduğu için :) türklerde gezme sevgisi, kültürü yok. türklerin onda biri bile gezmiyor yurt içi, yurt dışı :)
Prizen evet çok güzeldi. Ortasından akan nehir arkada ulu dağlar, belki bu yüzden. Priştine genelde düz bir ova sanırım. Zaten bir göl, nehir, deniz olmayınca tüm şehirler vasat oluyor bence. Gittik, gördük yeterli bize de :)
Our last trip was to Tirana which also has a Skanderberg Square. My husband books tickets and I plan hotel and research things to do before we travel. Looks like you had a great trip. Walking and exploring new cities is always fun.
priştine ne kadar dümdüz bir şehir :) prizen ne güzel, belki biraz yükseklik de olduğu için :) türklerde gezme sevgisi, kültürü yok. türklerin onda biri bile gezmiyor yurt içi, yurt dışı :)
YanıtlaSilPrizen evet çok güzeldi. Ortasından akan nehir arkada ulu dağlar, belki
Silbu yüzden. Priştine genelde düz bir ova sanırım. Zaten bir göl, nehir, deniz
olmayınca tüm şehirler vasat oluyor bence.
Gittik, gördük yeterli bize de :)
Our last trip was to Tirana which also has a Skanderberg Square. My husband books tickets and I plan hotel and research things to do before we travel. Looks like you had a great trip. Walking and exploring new cities is always fun.
YanıtlaSilYes Tammy, Travel is the most beautiful thing in the world!
Sil