5 Mayıs 2026 Salı

KIRKLARELİ GEZİMİZ

                       Mayıs 1 tatili cumaya gelince bu fırsat kaçmaz dedik ve iki gece üç günlük bir gezi tasarladık. Bu sene Çerkezköy'de yaşıyorsak tüm Trakya'yı gezmeliyiz diyoruz. Gerçekten de şimdiye kadar bir çok yer gezdik. Ama büyük şehirleri daha gezememiştik. Cuma günü Kırklareli'ye gittik. Bütün gün şehrin içini gezdik dolaştık, camilerinde namaz kıldık dua ettik, güzel yemekler, tatlılar yedik, kafelerinde soluklandık. Gece de bulduğumuz en ucuz otelde kaldık ama şunu söyleyeyim iki kişi konaklama en ucuz 1800 tl bulabildik. Ne yazık ki öğretmenevlerinde yer bulamadık her zaman ki gibi. Onlar biraz daha uygun fiyatlı. Sadece uyuyacağız  aman ne olacak dedik ama bu ucuzlar da çok fena. 

                 Neyse şimdi sırayla bu şehirde neler yaptık, neler gördük anlatmaya başlayayım. Hatta ara ara video da çektim, onu da yazı sonuna ekleyeceğim.

Kırklareli beni şaşırtan bir şehir oldu; huzuru, temizliği ve sakinliğiyle. Çok keyifle gezdik, hatta hava çok soğuktu ama bu bile bizi etkilemedi. Kırklareli'nin Milattan Önce 6. yüzyıla kadar uzanan bir tarihi var. Tarihte adı Kırk Kilise olarak biliniyormuş. 1924 yılında meclise sunulan teklifle ismi Kırklareli olarak değişmiş.


Eşyalarımızı otele koyduğumuz gibi merkeze doğru yürümey başladık. Ferah caddeleri, bol ağaçlı parkları ve kafeleriyle ilgimizi çekiyor hemen. Merkezde Kırklareli Tren istasyonu binası restore edilmiş, büyük bir lokomotif konmuş, insanlar sıra sıra fotoğraf çektiriyor. Hatıra fotolarımızı bizde çekiyoruz tabi ki. Hava buz gibi, serin rüzgar burada da esiyor ama gezmemize engel değil. Yürümeye devam ediyoruz çünkü görecek çok şey var. O sırada öğle ezanı okuyor. Tarihi bir camisi olduğunu okumuştum hemen sese doğru gidiyoruz.


             Hızırbey Camisine varıyoruz. Kırklareli şehir merkezinde bulunan Hızırbey Cami  Avrupa’nın en eski camilerindenmiş. 1383 yılında Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından inşa ettirilmiş. Büyük Camii olarak da anılan yapı, döneminin Osmanlı mimari özelliklerini yansıtıyor. İç mekânındaki kalem içi süslemeler çok etkileyici bir görsellik sunuyordu.  Bin kişilik kapasitesiyle ibadete açık olan cami, 2007 yılında aslına uygun şekilde restore edilmiş.



                  Duvarlarda bulunan devasa hat yazılara bayıldım. Namazdan sonra camiyi ayrıntılı şekilde gezme fırsatımız oldu. Buradan çıkarak zaten birbirine çok yakın olan müzelere gittik. Şehrin içine çok güzel müzeler kazandırmışlar. Bunlardan biri Atatürk Evi. 
Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin birebir kopyası olarak inşa edilmiş Atatürk Evi. 17 Ocak 2018’de ziyarete açılan üç katlı bu müze ev gerçekten çok güzeldi. Müzenin içinde Millî Mücadele Dönemi, Atatürk’ün yaşamı ve ailesini temsil eden heykeller yer alıyor. Atatürk’ün Kırklareli ziyaretlerinde kullandığı bazı kişisel eşyalar da sergileniyor. Atatürk Evi’ni genellikle haftanın her günü 09.30 ile 17.30 arasında ziyaret ediliyor.




                        Hatta müzeye girerken bahçede Atatürk'ün resimlerinden bildiğimiz o meşhur traktör vardı. Birebir aynısı yapılmış ve burada ziyaretçilere gösteriliyordu. Özellikle çocuklar için çok faydalı bulduğum bir müze oldu. Çünkü derslerde öğrendikleri bir çok şeyi pekiştirmiş olacaklar bu müzede gezerken. 
Buradan çıkınca hemen yakında Ali Rıza Efendi Kültür Evi'ne geçtik. Üç balkan ülkesi ( Karadağ, Bulgaristan, Kosova) ile Türkiye odası olarak düzenlenmiş bir ev burası. Kültürleri tanımada çok güzel bir örnek olmuş. 



                Ali Rıza Efendi Kültür Evi  Yayla Camii ve Tevfik Fikret Yatılı Bölge Ortaokulu’na komşu olup, Yayla Mahallesi’nde Mektep Sokak ile Laleli Sokak’ın kesiştiği noktada yer almakta.
Buradan çıktığımızda gördüğümüz okula bayıldım. 


                 Buradan çıkınca mahalle aralarında dolaşmaya başladık. Nerede eskiye ait ev görsek çok sevindik ama artık fazla ev kalmamış ne yazık ki. Evlerde ki ayrıntılara baktık, kimler ne yaşadı diye hayaller kurduk, eski olanda ne estetik  ne sadelik varmış  diye konuşup üzüldük. Burası Yayla mahallesi ve eskiden göçmenlerin yaşadığı yerlermiş.



Yayla mahallesinden aşağıya çarşıya doğru yürüyerek bir yerlerde oturup dinlenmek istedik. Güzel bir kafede kahve içmek güzel olacaktı. Yolumuzun üzerine böyle bir kafe çıkınca hemen oturduk. Gün boyu iki farklı kafede oturduk dinlendik. Şarjlarımızı doldurduk. 


                         Sonrasında sokaklara döndük ve bir mahalle de merdivenli bir sokağa denk geldik. Buranın iki yanından sarmaşık güller kaplamıştı her yeri, öyle güzel kokuyor öyle güzel duruyordu ki hemen geçip gidemedik altından. Bazı sokaklar sadece çiçeklerle ya da ağaçlarla ne güzel oluyor, keşke herkes bunun farkında olup evlerinin önüne bir şeyler ekse. Gerçi ben bir çok insanın yaprak döküyor diye ağaçların kesilmesi gerektiğini konuşurken duymuştum. 



Kırklareli şehrinde dikkatimi çeken bir şey de her köşede bronz heykellerin olmasıydı. Şehrin çeşitli yerlerinde farklı temada heykeller bir sürpriz gibi karşınıza çıkıyor ve bunlar da şehri güzelleştiriyor.




Yayla mahallesinde tarihi bir bina görünce merak edip girdik. Burası otel olarak kullanılıyormuş ama içini görmek isteyip gezdik. Yüksek tavanları, büyük pencereleri, ahşap merdivenleri ile korunmuş binalardan biri. Lobi de zeminde camlı bir yer vardı, bakınca bunun sarnıç olduğunu anladık. Umarım bina otel olarak kullanılırken de iyi korunur, dikkat edilir.
Bu bina Osmanlı Döneminde Rum Okulu olarak inşa edilmiş. 2005 Yılında bir yangınla harap olmuş. 

          Daha sonra ki yıllar tekrar yapılandırılarak günümüzde de Thrace Konak Otel olarak 20 odayla hizmet veriyor. 




              Şehirde aslında tarihi on civarı çeşme kaldığı yazıyordu, ben de gezerken rastlarım diye bekledim ama sadece merkezde Hızırbey Cami karşısında ki Alman Çeşmesini gördüm.
Aynı zamanda Büyük Cami Çeşmesi diye de anılıyor. Hızırbey Camisine Büyük Cami diyor genelde halk. 1383 yılında külliyenin parçası olarak yapılmış bu çeşme.
Alman çeşmesi diye niye anılıyor tutarlı bir cevabı yokmuş. 


Çarşıda gezerken neler alabiliriz, ne yiyelim diye bakmaya başladık. Bilindiği gibi Trakya'da badem ezmesi, Kavala kurabiyesi, beyaz peyniri, helva çeşitleri meşhur. Bedesten taraflarında minik bir dükkanda mavi önlüğüyle bir amca arı gibi çalışıyor, sırada ki insanlara paketler sarıyordu. Doğal Helvacı dükkanında tahinler, koshelvalar satılıyor.


Yemek için Kırklareli köftesi yiyelim dedik ve memnun kaldık. Arkasından buranın tatlısı Peynir helvası aldık. Bunu da yiyenler bilir çok hafif lezzetli bir tatlıdır. Kırklareli köftesi daha çok yeni 9 Mart 2026 yılında tescil almış. Istranca dağı meralarından gelen büyükbaş hayvanların baharatsız yapılan doğal haliyle yapılıyor. Yanında koyun yoğurduyla müthiş bir lezzet gerçekten de. 




Birde buraların milli içeceği var; Hardaliye.
Hardaliye Kırklareli’nin olgunlaşmış üzümlerden elde edilen alkolsüz, buruk tadıyla  karakteristik bir içeceğidir. 20 Kasım 1930 yılında Kırklareli ziyareti sırasında kendisine ikram edilen hardaliye hakkında Mustafa Kemal Atatürk şöyle der : “Bunu milli bir içecek haline getiriniz.”
Kırklarelinde bağcılık zamanında çok gelişmiş ama artık ondan da fazla eser yok. Hatta Evliya Çelebi bile şöyle bahsetmiş;
''İçinde adam yürüse kaybolur.''

                
                      Biz yemeği yiyip çıktığımızda hava iyice kararmıştı. Biraz da kafelerin olduğu yere gidelim gezelim dedik. Bu ağaçlıklı yol gerçekten de çok güzel çünkü geniş bir cadde üzerinde yürürken sağlı sollu kafeler, hediyelik eşyacılar, yiyecek satıcılarıyla gezmek için eşsiz. 
Akşam serinliğinde hadi bir kahve daha içelim diyoruz çünkü otele gitmek istemiyoruz. Gün bitmesin daha çok gezelim ama çok da yoruluyoruz. Neredeyse 25 bin adım atmışız. Dinlenmek de gerekli çünkü ertesi sabah erkenden Edirne'ye doğru yola çıkacağız.



YouTube kanalına Kırklareli seyahatimizi yükledim. Hadi abone de olalım 😆










21 yorum:

  1. eski evler parklar güzel küçük şehirlerin şirinliği oluyor evet :) helva köfte daha da güzel :) istanbulda hafız mustafada var o helva pek güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu insan aman bir şey yok orada diyor ama böyle kendine has yerleri çok seviyorum. Her şehrin kendine has özellikleri var.

      Sil
  2. Sayenizde Kırklareli'yi gezdik, çok yönlü olarak tanıdık.
    Ne kadar ayrıntılı ve güzel anlatmışsınız.
    Yıllar önce kız kardeşim eşi ve çocuklarıyla orada görevli iken gitmiş, birkaç gün kalmıştık.
    Çok değişmiş ve gelişmiş. Eskiyi canlandıran ne güzel eserler var.
    Fotoğraflar da çok ustaca çekilmiş. Çiçekli sokak ve evler ne kadar güzel.
    Videoyu sonra izleyeceğim.
    Emeklerinize, yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Makbule Hanım. Bence de gelişmeye güzelleşmeye
      başlamış bir şehir. Yoksa şehir merkezi dümdüz bir ovada apartmanlarla
      çevrili. Ama istasyon caddesi, Yayla mahallesinde yapılan çalışmalarla turistlerin
      gelip gezeceği bir şehir olmuş. Yemekleri, köftesi de güzel. Şimdiye kadar en yediğim en güzel köftelerden biriydi. Bir günde bu kadar gezdik ama çok memnun
      kaldık.

      Sil
  3. Hem okudum, hem izledim hem de youtube'a da abone olayım dedim ama zaten aboneymişim :) çok güzel paylaşımlar. Trakya'nın her şeyi çok güzel zaten. İnsanı, yemekleri, tarihi, İstanbul'a hem yakın hem uzak oluşu (her iki bakış açısıyla da güzel ) :) Kırklareli de böyleymiş, ben de çeşitli yerlerinde bulunmuştum daha önce, bazı yerlerinden de geçmiştim ama böyle merkezini gezmemiştim. Sayenizde gezmiş görmüş kadar olduk. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok teşekkür ederim yorumunuz için. Kırklareli'nin genelde sahil kısmı ön plana çıkıyor normal olarak. İğneada, Kıyıköy, longozlar, şelaleler falan gerçekten çok güzel yerler. Ama şehir merkezini de bir görelim dedik ve çok memnun kaldık. Bir çok şehre göre de temiz geldi.

      Sil
  4. Thanks for taking us on such a wonderful tour. Definitely my kinda travel and exploring. Love the history, architecture and especially cultural museums.

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel bir şehrimiz. Bence memleketimizin her yeri çok güzel, gezmekle bitmez. Hele bahar ayları daha güzel oluyor.Biz de görmüş olduk ki İstanbul'a yakın ama gitmek kısmet olmamış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şehir de bir şeyler yakalıyor insan. Bazı insanlar aman orası küçük bir yer, bir şey yok falan dediler. Ama ben artık söylemlere kulak asmıyorum çünkü
      neresi olursa olsun farklı şeyler görüyorsunuz, yaşıyorsunuz ve bundan
      çok memnunuz..

      Sil
  6. Edirneye direksiyon kırılık Hıdrellez için Kakava Şenliklerine de geçilebilirdi. ah!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçtik geçtik! Bu ilk gündü sonrasını anlatacağım diğer postlarda. Ama biz gittiğimizde 2 mayısta şenlikler yoktu ne yazık ki.

      Sil
  7. Very interesting reading. I love looking at the old sheets and blankets. I remember how much better quality all the old bedding that grandma had was. And the food looks delicious!

    YanıtlaSil
  8. Yanıtlar
    1. Evet bir günde çok güzel gezdik, diğer günleri de yazacağım :)

      Sil
  9. Bir şehri turist gözüyle görmenin tadı başka bana kalırsa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet turist olmak çok güzel bir şey. Her şehrin güzelliği bambaşka bence..

      Sil
  10. Kırklareli il olmasına rağmen Lüleburgaz nüfus olarak daha fazladır. Sebepte şehir olarak iç kısımda kalmasıdır. Bazen gittiğinde dönüşlerde otobüs bulamama olasılığı yüksektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bana da şehir merkezi fazla kalabalık gelmedi. Lüleburgaz merkezde
      baya bir insan vardı, kalabalık yani. Sakinliği sevdiğim için sevdim
      ben burayı.

      Sil
  11. çiçek takları ne kadar güzel, kokusunu düşünemiyorum...

    YanıtlaSil

Cuma Geldi!

 Günlerdir beklediğim bayram tatili başlamak üzere 💃💃💃 Gezi yazılarını yazmaktan cumaları atladım ama şimdi ne olmuş, nasıl geçmiş gelin ...