1 Mayıs 2026 Cuma

Mayıs Cuması

              Yeni okumaya başladığım  ''Gündelik Hayatın Sahnesi'' kitabında Fatma Barbarosoğlu şöyle diyor;

'' Günlerin, yılların önüne getirilen rakamların bir önemi yok benim için. Benim derdim 'Günü gün yapan nedir? ' sorusuna cevap bulmakta düğümleniyor. 'İşte o gün' dediğimiz şey. Bir günü/bugünü ya da dünü diğerlerinden öne çıkaran o iç huzuru ya da insanın içinde ki bütün renkleri solduran o derin elem? 

Günlerin hızlıca geçip gitmesi yüzünden duyduğum üzüntüyü düşündüm. Fatma Barbarosoğlu'nun sorusuyla bu üzüntümü sorgulamaya başladım. Günü gerçek gün yapan nedir? Doya doya ve sorunsuz yaşamak mı? Yorulmadan haz içinde geçmesiyle sonlanan mı? Zamanın genişleyip içinde kaybolup bu düşüncelerin aklımıza gelmediği anlar mı? 

Yazarı çok seviyorum, yazdıklarını, samimi oluşunu ( ona yazdığım bir mesajla telefon numaramı isteyip aramış, uzun uzun konuşmuştuk ), bakış açısını..

Ne yazarsa okumak istediğim yazarlardan biri. Son kitabı olan bu kitapta da şöyle bir şey diyor;

Teferruatı çeyiz edinip zihnin sandıklarında saklayan kadınlar için..''  demiş. Okuyunca işte ben dedim. Yaşarken gündelik hayatta karşılaştığım bir çok ayrıntıyı uzun uzun düşünürüm. İnsan kendisini bulduğu kitapları seviyor belki de, ben de bu kitapta bir çok şeyi benzer düşündüğümüz görüp bu kadar güzel ve sade dile getiremediğim için beğendim yine. 


                 Bu kitapta ki bazı bölümlere denk düşen konuda instagramda Osman Turhan'ın yazısına ve karikatürüne denk geldim. Yazdıklarını paylaşmak isterim ;

''Belki de kendimize yeniden şu soruyu sormalıyız: Gerçekten hissedebiliyor muyuz? Dijital ağlarda sayısız bağlantımız var; fakat gönlümüzden gönle uzanan bağlar ne kadar güçlü? Herkesle temas hâlindeyiz belki, ama hakikatte kaç kişinin kalbine dokunabiliyoruz?


Bugünün insanı, başkasının acısıyla çoğu zaman bir ekranın soğuk yüzünde karşılaşıyor. Bir bildirim düşüyor önümüze… Bazen bir fotoğraf, bazen bir cümle. Altına birkaç kelime, yanına bir üzgün yüz emojisi… Sonra içimizde beliren o kısa “görev tamam” hissiyle kaydırıp geçiyoruz. Ne kadar hızlı, ne kadar yüzeysel…

Peki, bir kardeşimizin derdini gerçekten kalbimizde taşımayı göze alabiliyor muyuz? Bir çocuğun yaşadığı acıyı hissedebilmek için ekranı değil, kalbimizi açmamız gerektiğini unutuyor muyuz?






İsveç dilinde Vårkänsla diye bir kelime varmışBaharın gelişiyle hissedilen o hafiflik haline deniyormuş. Günler uzuyor, kışın ağırlığı yerini ferahlığa bırakıyor, mevsim değişirken ruh hali de onunla birlikte dönüşüyor.
Gün ışığı uzadıkça hayatın akışı da genişliyor; sabahlar aydınlık başlıyor, akşamlar daha da geceye doğru uzuyor. 
Baharı tüm hücrelerimize kadar hissediyoruz galiba. Trakya'da bahar gerçekten çok güzel oluprmuş. Tüm yol kenarları kanola tarlalarıyla dolu. Arabanızla giderken uçsuz bucaksız tarlalara bakmak çok harika.




Trakya'da irili ufaklı bir çok da göl bulunuyor. Ağaçların ortasında bu küçük göller çevresinde piknik alanları var. Haftasonunu beklemeden de gidebiliyorsunuz. Mesela İkizgöller var Kapaklı ilçesine çok yakın. Mangalımızı alıp masa ve sandalyelerimizle gidip akşam yemeğimizi burada yedik. Göl çevresinde yürüdük, sandalyelerimize oturup güneşlendik, dergi okuduk. 
Nereye gidersek büyük boy çöp götürüyoruz ve bize ait olmayan çöpleri topluyoruz, en azından oturacağımız bölgeyi temizliyoruz.



Pazar günü de Silivri'ye bağlı Çayırdere Köyü göletinde kahvaltı yaptık. Tabi ki buraya da gittiğimizde her tarafın çöp içinde olduğunu gördük ve torbalarımızı çıkarıp temizlik yaptık. Bizim oturduğumuz yere bir kaç genç gelip çadır kurup ateş yaktılar. Yakın oldukları için konuşmalarına şahit olduk ve pazar sabahımız zehir oldu. Öyle çok küfür ettiler ki, her konuşmada her cümle içinde ananın... diye devam ettiler. Artık bu zaten küfürden çok normal bir deyime dönüştü, toplum olarak kabullendik. 
Öğle olunca eve dönmeye karar verdik ve yolların kilitlendiğini gördük. Herkes gezmek için yollardaydı ve tam zamanında eve dönüyoruz diye sevindik.



Eve dönünce duramadım pazar keki yapayım dedim. 






                 Pazartesiden itibaren iş başladı malum. Yoğun işler bizi bekliyordu, bir gün okul çıkışı Çerkezköyde yeni açılan bir kafeye gittim. Mekan çok tatlıydı, keyifle oturdum. Ama kahve hazırlama da elemanlar acemiydi. O kadar para verip böyle olunca canım sıkıldı ama yapacak bir şey yok, bir daha gitmem zaten.



          Başka bir okul çıkışı komşum davet etti evine. Yeni gelin evinin havası da bir başka oluyor canım :)

       Mayısa da girdiğimiz bu gün tatil cuması. Biz bugün kısa bir tatile çıkacağız kısmetse.
Herkese mutlu hafta sonları 💗💗




















14 yorum:

  1. I am familiar with the expression "Spring feeling". You wake up again after being indoors a lot and shivering from the cold outside during the whole long cold period. Nature comes to life again and everything becomes so beautifully green...
    When it comes to linguistic decay, I completely agree with you. Every day you hear swear words in every other sentence. And I get really irritated by all the spelling mistakes in Swedish newspapers, for example. No requirements at all for linguistic skills, it seems... In the past, people had proofreaders. Something that seems to have been completely removed.
    But now, enjoy the day and your holiday trip! :)

    YanıtlaSil
  2. İnsanlar çöpleriyle etrafı kirlettikleri gibi, küfürleriyle de zihinlerimizi, gönüllerimizi kirletiyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötü konuşmanın gerçekten de kalplerimizi kirlettiğine, kültürümüzü,
      dilimizi yozlaştırdığına inanıyorum. Ve her duyduğumda her şahit olduğumda
      müthiş rahatsız oluyorum. Gerek aile çevrem de gerek arkadaşlarım arasında çok şükür ki böyle insanlar yok. Olsaydı zaten görüşmezdim

      Sil
  3. Öncelikle sahiden bravo size, kendi çöpünü uygun şekilde atmaktan aciz bir topluma dönüşmüşken size ait olmayanları da temizlemeye çalışmanız gönülden takdiri hak ediyor. Herkes kendi vazifesini yapsa bunlara hiç gerek kalmayacak zaten. Hepimize örnek olsun ☺️

    Yol resimlerini seviyorum. Olduğu yerde saymayan izlenimini verdiğinden olsa gerek farklı bir his bırakıyor hep.

    Teferruatı çeyiz edinip zihnin sandıklarında saklayan kadın...ne doğru bir tanım olmuş, biraz da acıtıyor haliyle..Yazarı not alıyorum kendime, teşekkür ederim. Keyifli haftasonları diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çevre temizliğini gösteriş olsun diye yapmıyorum ama sosyal mecralarda da paylaşıyorum çünkü biraz olsun iyiyye, olması gerekene örnek olsun
      istiyorum. Bunca kötü şey ortadayken benim ki karınca misali ama Allahım
      kalbimi biliyor.

      Sil
  4. O zaman iyi tatiller :)
    Küfürlü konuşmaların bu kadar normalleşmiş olması beni de rahatsız ediyor. Eskiden kadın varsa onun yanında konuşmazlardı en azından ya da özür dilerlerdi ama o da yok çünkü kızların ağzı erkeklerinkinden daha bozuk olmuş ne yazık ki…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de artık kadın, yaşlı demeden o kadar normal bir şekilde
      söyleniyor ki çok rahatsız oluyorum.

      Sil
  5. Fatma hanımın yeni kitabından haberim yoktu, bende almalıyım hemen.
    Osman Turhan'ın yazısına istinaden şunu söyleyebilirim, havyanlara eziyet kısmında bunu hissedebiliyorum, insanlar kısmında ise çok zor bu his olayı, adı üstünde sanal bir ortam ve neyin gerçek neyin sahte olduğunu anlayamıyorsun. Öğrenciler için yaşanan üzücü ama, önlem alınmaması daha da üzücü bir durum. Devir öyle bir devir olmuş ki, her yönetici kesiminde denk geldiğimiz cukka durumu var, iş istiyorsun eğer biraz mani verirsen işin oluyor yoksa sümen altı oluyorsun. Her kesimde bir çürümüşlük mevcut, buda değersizleştirdiği için insanları hissizleşiyorsun. Bunun da kötüsü düzeni değiştiremiyorsun.
    Küfür çok kötü bazen bana kitap okumayı bile bıraktırıyor. Bu kış yaşamıştım benzerini, şehir içi minibüsteyim imam hatip lisesinin önünden öğrenciler bindi, devamlı bir küfürlü konuşma var, baktım şoför müdahale etmiyor, kimseden de söz çıkmıyor 2 durak sonra ben yüksek sesle bir daha küfür edeniniz olursa araçtan indireceğim dedim, sustular şükür, böyle bir neslin imam hatipten yetişiyor olması çok üzücü bir durum.
    Bu gün de bayağı gezdiniz, iyi gezmeler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin benim gibi duyarlı insanlar öyle azaldı ki valla ben artık ipin ucunun
      kaçtığına inanıyorum. Bir kızım var ne olacak istikbali diye çok üzülüyorum. Kimlere denk geleceğiz, neler göreceğiz konusu beni çok endişelendiriyor. Yoksa emekli de olayım kısmet olursa fazla insanlarla işim de olmayacak, kendi kozama
      kapanacağım.

      Sil
  6. İşte bu konuda kendimi çok iyi hissediyorum çünkü telefonun kölesi olmamış az sayıda insandan biriyim ve gerçekten görüyorum, hissediyorum, yaşıyorum.. çok doğru bir tesbit.
    Küfürlü konuşmaları ben de sevmem rahatsız olurum, gençler erkeklik gösterisi sanıyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda az sayıda ki insanlardanız. Benimde belirli zamanlardadır, zaten telefondan da değil o, instagram ve blog bilgisayrdan bakıyorum. Bak tam yaşlı
      tiplemesi di mi :) Bi gözümde zincirli gözlük eksik o da emekli olunca olur, önümde laptop :)

      Sil
  7. yeni gelinin eline sağlık :) varkansla pekii, orda bahar törenleri oluyor zaten. barbarosoğlu çok tatlı eveet dili :)

    YanıtlaSil
  8. Kitap alıntıları çok hoşuma gitti ,listeme kaydediyorum.Sosyal medya etkisi oyle şaşırtıcı boyutlarda ki ,arkadas toplantilarında bizim başımızdan geçmiş ya da bir gerçeklikmiş gibi,sosyal medya olaylarından bahsediliyor,neyden baysediyorlar diyorum.Farklı bir dünyada yaşıyorum sanki

    YanıtlaSil

Cuma Geldi

                  ''Bitişe yaklaştığınızı anladığınızda üzerinize çöken o hüzün.. Haziran aylarında okul biterken, eylül ayında okul...