Kasımı çok severim. Tam anlamıyla soğuklar başlar, sonbahar renk cümbüşü zirvededir, belirsizlik kaybolmuş kışa adım atılmıştır. Yazı aklımızdan silmeye başlamış kış hayalleri kurmak üzere mevsimi ortalamışızdır. Ama bir sıkıntı var içimde, kalbimi sıkıştıran bir sorun var çünkü. Hayırlara dönsün diye dua ediyorum ama olumsuz duygular çok sarıyor. Öyle güzel kelimeler vardır ki, onları duymak bile insana ferahlık verir. İnşirâh kelimesi de bunlardan biri. Arapça kökenli bu kelime, “iç açılması, gönülde duyulan ferahlık” anlamına gelir. Kuran-ı Kerim'de hatta bu adla geçen bir sure bulunur. Peygamber Efendimizin göğsünün genişletilip zorluklar arkasından kolaylıklar olacağını anlatır. O'nun kalbini sıkan üzüntüye boğan konu bizimkiler gibi dünyevi değil tabi ki ama tutunacak bir dal arıyorum. Çok ihtiyaç duydum bu ayetleri okumaya, tekrar tekrar açıp bakıyorum;
- Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
- Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
- Senin şanını yükseltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
- Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul.
- Ancak Rabbine yönel ve yalvar.
Yağmurlar oldukça şiddetli yağıyor bu hafta. Haftanın başında güzel ve ılık günler vardı. Biraz bahçe otlarını temizleme, biraz odun istifleme, biraz zeytin toplamayla evde günler geçti. Zeytin ağaçlarımız 6 tane. Geçen seneden bakımı ve ilaçlaması olmadığından zeytinlerin hepsi kurtlu neredeyse.İlaçlamasız bir şey yetişemiyor sanırım. Tüm zeytinler döküldü yerlere..


Neyse ki çok kuvvetli bitkilerde var. Hurmalar mesela ne zahmetsiz, ne kolay yetişen hatta hızlıca büyüyen bir ağaç. Daha iki yıl olmadı ekeli, boyu uzadı palazlandı hatta bu sene baya bir meyve verdi. Henüz istenilen kıvamda değil ama böyle bir kaç tane toplayıp bir yerde olgunlaşmasını bekliyorum, diğerleri ağaçta.
Bir diğer bitki adaçayı. Yaz kış yemyeşil, keskin kokusuyla tüm bahçeyi saran bir bitki. Hele çiçeklendiği yaz mevsiminde tüm arıların gözdesi. Geç olmadan tüm dallarını budadım, demetler yaptım, kurusun diye astım tavana.
Lahana, karnabahar ekmiştim ama yaprakları yok ortada çünkü yağmurlarla çoğalan sümüklü böcekler her bitkiyi yediler, bitirdiler. Bunları hele afiyetle en başta yemişlerdi. Odun külü dök diyorlar ama sobayı yakıp dökene kadar bahçede yeşil yapraklı birşey kalmadı.
Onun dışında iç sıkıntımı dinlemeyeyim, zamanı geçireyim diye işim gücüm bitince büyük pencerenin önünde oturuyorum. Battaniyem sıcak basmalarıma rağmen kucağımda çünkü o olmadan olmaz. Bir çeşit kabuk görevi sağlıyor benim için. Kendimi iyi hissediyorum battaniye altında olmaktan.

.jpeg)
Bazen kitap okuyorum bazen el işi, bazen bahçeyi seyretme, kuşları bekleme, önümden geçen kedilere mama verme derken akşam oluyor. Çalışırken de zaman hızlıca geçiyordu, evdeyken sanki daha da hızlı. Bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam. Kuşları daha çok bahçeme çekmek istiyorum, masaya yem koydum özellikle yağmurda sığınsınlar, gelsinler istiyorum ama henüz hiç biri bu yemleri keşfetmedi. Çok güzel öten bir kuş var, ara ara geliyor acaba nedir bu diye merak ediyorum. Serçeleri, kızıl gerdanları hatta kargaları bol görüyorum ama bu öten farklı bence.
Etrafta çok ev olmaya başladığından uzaklaşıyor bir çok hayvan buna çok üzülüyorum. Her sene gelen sincap vardı bu sene yok mesela. Yazın kirpi ailesi de olmaz bence çünkü geldikleri yöne kocaman bir site yapmaya başladılar.
Bir de benim kuşum Pelinkuşum var ki onu da çok özledim. Neredeyse bir buçuk aydır görüşemedik tam sınav haftası şu sıralar. Bakalım haftaya kavuşuruz umarım.
Çocukluk, ergenlik derken üst üste sorunlar, yorgunluklar, yıpranmayla geçen zaman sonunda bir de bakıyorsunuz ki hayatınızın merkezinde ki çocuklarınız uçup gitmişler. Artık geçmiş günlerin olumsuzlukları kalmaz elinizde sadece bomboş uzanan bir zaman, hızlıca geçen gençliğinizi ve enerjinizi alan zaman, karı koca onca birbiriniz yediğiniz konular bitmiş, artık yavanlaşmıştır hayat. Yaşamın her dönemi meşakkatli..
Bu hafta bitirdiğim iki kitap. Nils Vik'in Öldüğü Gün acı veren bir roman. Çocuklarını büyütmüşsündür, eşin bir gün ölür, bir anda yalnız kalırsın bu hayatta. Yaşında ilerlemişse ölüler diyarında dolu yakının birikmeye başlamıştır zaten. Norveç fiyortlarında yalnızlık daha mı çok hissedilir acaba?
Bahçıvanın Bir Yılı tam benlik. Bahçe işlerini, bitkileri, etrafta ki hayvanları farklı bir ülkede yaşananları anlatıyor ama çok bilindik her şey. Yazarın dili de çok eğlenceli, içinde ki çizimlerle alıp götürüyor. Karel Capek insan ve doğa ilişkisini kendine has üslupla birazda felsefe içererek yazmış.Yılın her ayında olan değişiklikleri kısa kısa anlatmış. Ama bu kitap herkese hitap etmez bence. Biraz bahçe , bitki işlerini sevmek gerekiyor.
Biraz işimiz vardı Kocaeli'nin Değirmendere ilçesine de uğradık gezdik salı günü. Burasını çok severim. Deniz kenarı yerler çok şirindir zaten. Burası da küçük bir ilçe ama özellikle parkında bulunan ahşap heykellerle çok tatlı. Her heykelini bilmeme rağmen her seferinde tek tek yanlarına gider, incelerim.
Yakınlarında bulunan ılıca merkezine gidip kendimize şifalı sular ödülü verdik.


Yine de güzel geçen bir hafta olmuş. Daha ne isteyeyim 💚
Gezdiğimiz yerleri anlatmaya devam edecektim ama en iyisi siz yeni yüklediğim videodan izleyin .
Şimdiden keyifli seyirler 💛