12 Nisan 2021 Pazartesi

Biraz Nisan Olsun

                           Nisan ayıyla içimize doluşan minik kelebekler, kemiklerimizi ısıtan güneş, ağaçların yemyeşil olmaya başlaması ne kadar güzel, değil mi? Ama bu yıl nisanın ortasına gelmemize rağmen böyle olmadı, öyle soğuk ki hava acaba şubatta mı kaldık diyorum. Şair Eliot 'yu haklı buluyorum nisanın zalimliği hakkında. İlginçtir şair bu şiiri bir zamanlar dünyayı şimdi ki gibi esir alan virüs salgının sonunda yazmış. T.S. Eliot karısıyla birlikte ispanyol gribine yakalanmış. Meşhur şiiri Çorak Ülke oluşmuş bu sıralar. Soğuk havanın etkisini azalttığına inandığım bugün içim bahara yakışır şekilde minik kıpırtılarla dolarak yürümeye çıktım okul sonrası. Öyle ihtiyacım vardı ki uzun uzun yürümeye, serin havayı ciğerlerime çekip biraz ısınan topraktan süzülen buğuyu ciğerlerime çekmeye. Cahit Zarifoğlu fısıldıyor sanki kulağıma, nasıl yapmam diyorum hemen kaldırıyorum başımı yukarı;

                                '' Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.''

Doğanın güzelliğinin suçları önlemeye, kalbi yumuşatmaya etkisi var mıdır acaba? Ağaçların altında yürürken içini merhamet ve sevgi kaplamayan var mıdır? Ya da benim gibi melankolikler herhalde bu kadar fazla anlam yüklüyor insan dışında olan her şeye. Yoksa Hitler bile Bavyeranın uçsuz bucaksız doğal güzelliğine bana mısın dememiş.1934 yılında Uzun Bıçaklar Gecesi'nin sabahında Ernst Roehm'i öldürmek için Münih'in 70 km ötesinde ki Bad Wiessee köyüne giderken bir ormanın ve bir gölün kenarından geçmiş ama doğa kalbini yumuşatmamış, kötülüğünü yapmıştır.

                    Ağaçların güneşe kavuşur kavuşmaz patlatacağı tomurcuklarına baktım. Onlarda benim gbi bekliyorlardı gün ışığını. Coşmalarına az kalmıştı. Bakmak, seyretmek en çok bahara yakışıyor sanki. Özlediklerimizi içeriyor, mutlu olmayı garantiliyor sanki. Eve dönmeden , şehrin kalabalık sokaklarına girmeden önce bu patikadan geçmeliyim, şuradan çiçek toplamalıyım, belki koyunlar da görürüm diye az yürümemişim. Otuz yıl önce de bu bağlarda geziyordum, anneme çiçek topluyordum her seferinde. İşte değişmeyen şükür ki bu sarı , mor çiçekler. Çocukluğumun kanıtı sanki, hala varlar.

                       '' Bu dünyadan bize kalacak olan gözümüzün gördükleri değil , gönlümüzün duyduklardır. ''  

                            diyen İbrahim Tenekeci'yi hatırlamamak olmaz. Gönlümüzü eğitmenin yollarını bulmalıyız, bunun için daha çok bakmalı, farketmeli, merhameti eksik etmemeliyiz . Daha çok yalnız kalmalı, fazla da bel bağlamamalıyız çok sevsek de bazılarını. Hayatı yavaşlatmalı, hep koşmamalıyız günler günler boyu. 

                   '' Uzun sürmenin yollarını arayıp bulmalı insan. Yavaşlamanın.. Hızlıca geçip giden bir şey olmamanın çaresini arayıp bulmalı. Otobüsün penceresinden dışarıya baktığımızda nasıl çizgileşerek kayıp gidiyorsa her şey, öylece kayıp gidiyor hayat ellerimizden, akan yol şeritleri gibi akıyor gözlerimizin önünden '' diye yazınca ne zamandır Gökhan Özcan köşe yazılarını okumadığım aklıma geliyor.

                           Güzel bir yürüyüş sonrası eve gelip kendime bir kahve yaptım. Topladığım çiçeklerin yarısını anneme verdim yarısını da vazoma koydum. Sonra da bunları yazmaya oturdum. Gün içinde içtiğimiz son kahve bugün. Yarın ramazan başlıyor, değişik bir heyecan inananların bildiği bir haz. 



                         Bir zamanlar Cahit Zarifoğlu eşi Berat Hanım'a bir mektup yazmış ve Mutluluk hakkında şunları demiş;

                         ''Bana soruyorsun şu resimdekiler kim diye. Emin ol kim olduklarını çıkaramadım. Görünüşe bakılırsa mutlular.  Fakat insanlara tavsiyem şudur ki nasıl ' zenginin parası parasızın çenesini yorarsa' , başkalarının mutlu görünümü , insanın kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten  alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan 'an'dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. ''

                     Öyle beğendim ki mutluluk formülüne Zarifoğlu'nun. Yaşamı anlamlı hale getirmek insandan insana değişir ama bu reçete tam benlik; yılın en anlamlı ayına gelmenin mutluluğunu yaşayan herkese selam olsun. Bereketi, huzuru, nuru evlerimizi doldursun, dualarımızda birbirimizi unutmayalım.

                                Hayırlı Ramazanlar !










4 yorum:

  1. Ağaçları katleden yok edem kasten yangın çıkaranları düşünüyorum bazen insanlık merhamet sevgi zerre kalplerinde eser yok belli ki, ne güzel yürümüşsün bende en çok ormanlık ağaçlık alanda yürüdüğümde daha iyi hissediyorum Cahit Zarifoğlu henüz hiç okumadım şimdi görüyorum ki kesinlikle okumalıyım çiçeklerine bayıldım ❤️ Hayırlı Ramazanlar olsun

    YanıtlayınSil

  2. Gülümseyerek okudum, çok sıcaktı yazı; bahar gibi. Sanırım, aslında basitce elde edilebilir bir haldir mutluluk, ama baktığında gören, gördüğüne emek vermiş, biriktirmiş gözlere ihtiyaç vardır sadece. Yazı bunu fazlasıyla hissettiriyor!

    Hayırlı Ramazanlar!

    YanıtlayınSil
  3. Ne güzel naif bir yazı olmuş.
    Hayırlı Huzurlu bir ramazan ayı olsun inşalah hepimize...

    YanıtlayınSil
  4. Buketcim bana bıraktığın yorumu şimdi okudum. çok geçmiş olsun canım. inşallah düzelir en yakın zamanda.
    insan tabiattan koptukça fıtrattan uzaklaşıyor aslında. bu da kalbin ölümüne neden oluyor. aslı toprak olan insanın kendinden uzaklaşması aslında.
    mutluluğa bir kriter koymak ne mümkün. bazen başkasına külliyen eziyet gibi gelen şeyler, size sonsuz haz verebiliyor.
    hayırlı ramazanlar canım

    YanıtlayınSil

Cuma Şükür Günü

                    İlkbaharın en güzel günlerine geldik, sımsıcak güneş yüzünü gösterdi, kemiklerimizde ısındı bu sırada. Gece gündüz geçen...