25 Temmuz 2017 Salı

Patmos Adası Gezisi

                     Patmos adası için Leros'tan kalkan DODEKANISOS SEAWAYS  feribotu kullandık. Leros  Patmos arası 1.5 saat sürüyor. Ada da kaldığımız otel Skala denen merkez de ve feribotun geldiği limana çok yakın. Yürüyerek gidebilirsiniz, konumu da tepe de olduğu için çok güzel. Otelimiz
Oteli bookingten yaptığımız zaman ki fiyat ile gittiğimiz zaman fiyat arasında çok fark oldu bunu da zamanında farkedemeyince değiştirememiştik. Otele gidince bunu söyleyince birşey yapamayacaklarını söylediler. Biraz bunu sorun ettik, gittik geldik sorduk niye böyle oldu diye. Sonunda farkı azalttı sahibi, plajlara bile kendi arabasıyla götürdü. Bu yüzden sıkıntımız baştan sona erdi.
Patmos Leros'tan sonra daha turistlik ve büyük geldi . Çünkü heryere yürüyemedik. Yerel otobüsleri kullandık bazen. Merkez , yolcuların geldiği gittiği yer Skala. Adanın nüfusu 3000 kişiymiş. Ama kilise şapel yönünden çok zengin. Ada da 365 tane varmış. Kendine has bakir plajları çok . Bizim de ilk gün gittiğimiz Skala'ya çok yakın olan Grikos koyu oldu.



                        Adanın en kalabalık ve en revaçta ki koyu olduğu söyleniyor. Ama oraya gidince bizim alıştığımız kalabalıkla hiç ilgisi olmadığını görüyorsunuz. Bu koyda ki beş yıldızlı ada otellerinden Patmos Aktif Suitsin şezlonglarını kullanmak için ücret ödemeniz gerekiyor ama çok gereksiz. Biz de ki 5 yıldızla burası arasında dağlar kadar fark var. 
Ücretsiz olarak ağaçların altına havlularınızı serebilirsiniz.



                     Biz biraz daha ileri yürüyerek daha da güzel koy bulduk ve burada ki ağaçların altında tam gün kaldık. Arka taraflarda da tavernalar tek tükte olsa var. Öğle yemeği olarak harika yemekler yedik buradakilerde. 



              Bu koydan biraz daha ileriye gidince bir tesis daha var. Burası Petra Beach. Her yer taş, deniz tertemiz ve kalabalık değil. Bayıldık buraya da. Deniz soğuk ama girilemiyecek gibi değil. Şezlong ücreti iki kişi 10 euro.



                          Patmos'un diğer koyları da çok güzel. Psili AMOS, Livadi Grenas, Agriolivadi, Kampos diğer yerler. Skala merkezden belirli saatlerde iki plaja yani Kampos ve Grikos'a  otobüs var. 
Adanın iç bölgelerinde evler arasında gezebilirsiniz. Skala dan yukarıya doğru adanın eski merkezi Chora 'ya yine otobüsle 1,5 euroya çıkılıyor. Sonrasında biz yürüyerek indik. 



Patmos'un en güzel noktalarından biri zaten Chora.  Adanın en eski yerleşim bölgesi. Korsanlardan ve baskınlardan korunmak için burası seçilmiş zamanında. İncilin vahiyler bölümünde adı geçen Patmos aziz Yuhannaya bu ada da Hz. İsa'nın göründüğü yazar.


               M.S. 95’te Aziz John’un (St. John The Theologian) adaya gelmesi burayı önemli kılıyor. Kendisinin adaya ayak basışı, mağaraya girişi ve kendisine iletilenleri yazmaya başlamasıyla adanın Tanrı tarafından kutsandığına inanılıyor. Bu yüzden de Patmos Adası halen Hıristiyanlık'ın önemli hac noktalarından biri.




                        12. yy dan kalma Ortodoks kilisesi olan  SainT   John Manastırını çevreleyen Bizans kalesi eteklerine kurulmuş Chora daracık sokakları , kafeleri, hediyelik eşya dükkanları ile çok güzel. 


Burada bulanan  Jimmy's Balcony biraz soluklanıp birşeyler içeceğiniz , güzel yunan yemekleri yiyip adanın manzarasına bakabileceğiniz bir restoran. 


                                                Chora da ki manastırdan manzara



                                                                 Chora da bir kafe


                 St. John The Theologien Manastırını gezdikten sonra kıvrıla kıvrıla inen yoldan yürüyerek Kutsal Mağaraya geliyorsunuz. Yan taraftan giriş var ve 2 euro ödeyerek içini gezebiliyorsunuz. 
               Mağaranın kutsallığı, insanlığın geleceğinden sembolik anlatımlarla bahseden vahiyin Juhanna’ya bu mağarada indiğine inanılıyor olmasından geliyor. Halen aktif olan ve 13 rahibin yaşadığı St. John The Theologien Manastırı ise küçük sayılabilecek bir manastır. İçinde Osmanlılardan, vergilerini ödemeleri hususunu hatırlatma amaçlı gönderilmiş mektupların da olduğu bir müze de var. 




 Bunca gezme dolaşmadan sonra ne yenir ne içilir ? Tabi ki deniz ürünleri, taptaze balık çeşitleri, fava, humus, ege otları ve yunan salatası. 


İlk gece Skala içinde ki Pantelis Taverna da yemek yedik ve memnun kaldık. 


Yunan Adası’nda tavernalarda keyifli bir akşam yemeği yemek için adresler; Skala limanında yer alan Tzivaeri Taverna, Hochlaka’da bulunan Tsipouradiko Tavern ve Chora’da yer alan Vangelis.
Güzel mezelerin tadına varmak için Chora'da bulunan Jimmy’s Balcony ve The Balkoni de diğer önerilerim. 

18 Temmuz 2017 Salı

Leros Adası Tatları


Leros Adasında gezdik, dolaştık, harika yemekler yedik. Bizim gittiğimiz yerleri , yediğimiz yemekleri anlatmak istiyorum şimdi. Aslında bir yere gidince şuraya gidin gelin demek saçma bence. Turistlik yerleri bilmek güzel ama insan kendi keşfetmeli. Gezerken gözüne hoş gelen  yerlere girmeli. Yunan adaları her zaman cazip gelmiştir, daha ucuz diye yazılır çizilir. Ama artık euronun yükselmesi bunu geçersiz kıldı, bize artık her yer pahalı. Yine de Taze balık çeşitleri, balık çorbası, karides, fava, humus, musakka, cacık "Tzatziki", kabak çiçeği dolması, Ege otları, rakının kardeşi "Ouzo" ile yunan yemekleri lezzetli.

Leros adasında Alinda koyunda kaldık biliyorsunuz. İlk gün öğle yemeğini yediğimiz yer bence en güzel restorandı. Getirdikleri gerçi basit şeylerdi; patates, salata , balık ama çok lezzetliydi. Patates kızartması yapmak en zor iş aslında, ya çok yağ çeker, ya çok kızarır, ya hamur gibi olur ayarı zor . Yediğimiz patateslerin kesim şeklinden tadına kadar herşeyi çok güzeldi.


Restoranın adını yazamadım ama kendisini çektim . Alinda koyunda deniz kenarında olan bu restoran ..


Yunan adalarında yemeklerin baş tacı tabi ki Yunan salatası..


Leros sokaklarında gezerken merkez Platanos bölgesinde biraz dinlenmek için oturduğumuz bu kafe de ki dondurma çok güzeldi. Yer Platanos Cafe..


Panteli koyunda bir kaç tane deniz kenarında kafe var. Bunların birinde oturarak frappe içip serinleyebilirsiniz. Bir frappe ada da genelde 2,5 euro.


Ada da methedilen restoranlardan biri Mylos  diğeri O Karaflas. İkisine de rezervasyon yaptırarak gitmek gerekiyor akşamları. Gündüz kimsecikler yok biz uğrayıp restoranı gezmiştik. Biz yine Alinda koyunda ki  To Steki  restoranda yedik .


Vee gelelim adanın tarihi, en eski pastanesi. Orada olduğum sürece her gün gidip birşeyler yediğim , bayıldığım bir yer oldu. To Paradosiaka  1800lerin sonundan beri gelen bir pastane. Damla sakızlı dondurma ile servis edilen bir tür revani olan '' paçavouropita''  en beğenilen tatlısı. Özel dolgulu milföyde harika bir tatlı mutlaka denenmeli.


Son gün feribotu beklerken zaman geçirmek için Lakki sokaklarında gezmiştik. Sonra da herşeyi pembe olan bu kafeye girip kahve içmiştik. Sunum, tatlar, garsonların ilgisi harikaydı. Adını hatırlamıyorum ama Lakki zaten küçük, eninde sonunda bir yerlerden çıkar.


12 Temmuz 2017 Çarşamba

Leros Adasında Tatil

                          Geçen yıllarda Kos ve Samos adasına gidip çok beğenmiştik bu yaz da rotayı Leros ve Patmos adasına çevirdik. Gelirgelmez  neler yaptık yazıyorum, gidecek olanların belki işine yarar. İlk durağımız Leros adası oldu. Buraya gitmek için Bodrum'dan Kos adasına  geçtik ilk olarak. Yolculuk yarım  saat sürüyor. Hemen indiğimiz gibi biletimizi gişeden alıp Leros feribotuna bindik. Kos'tan Leros'a ulaşım  DODEKANISOS SEAWAYS  ile 1,5 saat sürüyor. Arada Kalymnos adasına uğruyor. Bizim gittiğimiz geçen hafta çok rüzgarlıydı. Yolculuk çok hoplamalı zıplamalı , dalgalarla boğuşarak geçti. Yol boyunca bir çok kişi kustu durdu bu zaman içinde. Yol bazen böyle zor geçebiliyor. Adaya geldiğimiz de hemen taksiye binerek seçtiğimiz otele gittik. Otelimiz burada  
                     Leros'un özellikle Türkler tarafından tercih edilen bölgesi değildi otelimizin olduğu yer. İyi ki de bu koyu tercih etmişiz çünkü çok huzurlu ve sakin yerdi. Otel denize sıfır, temiz ve güzeldi. Bu bölgenin adı Alinda Koyu . Koyda yanyana oteller, tavernalar var. Bizim otelin önünde şezlonglar var, otelde kalanlara ücretsiz. Dışarıdan gelenler de birşeyler içerek kullanabiliyorlar. 



odamızın balkonu

Gün içinde bu koyda denize girdik, uzun yolunda yürüyüşler yaptık, öğle yemeği için bir taverna seçip yemek yedik. Seçtiğimiz restoranları bir daha ki postta yazacağım. Limandan otele 15 euro verip taksiyle geldik. Genelde motor ve araba kiralıyorlar ama biz bu bölgeden her yere yürüdük.  Yürümeyi seviyorsanız arabaya gerek yok. Arabayla geçerken birçok şeyi kaçırabiliyorsunuz. Tabi ki adanın uzak yerlerine gidemedik bu yüzden. Zaten 2 gece kaldık ada da..


otelin önü


alinda koyu

Adanın en meşhur ve kalabalık koyu Pandeli Koyu. Bizim koyun hemen yan tarafı olduğundan yürüyerek gittik bizde . Arası 4 km. Pandeli koyunu  Türkler çok tercih ediyormuş, teknesiyle gelenler hep burada. Zaten teknelerin kalabalıklığını görünce iyi ki otelimiz bu koyda değil dedik. Biz de bu koyu  gezip burada birşeyler yedik içtik.


Panteli koyuna tepeden bakıyoruz..


Platanos  adanın merkezi. Biz yürüyerek buraya geldik. Yerli halkının büyük çınar altı kahvelerde oturduğu yer. Bir pastane de oturup dinlenmiş , amcaların o tatlı konuşmalarına anlamasakta kulak vermiştik. 


Buradan yürüyerek Pandeli koyunu yukarıdan gördüğümüz yere geldik. Pandeli küçük bir balıkçı köyü ama adanın en revaçta en popüler koyu. Zaten minicik bir koy. Birkaç tane kafe, dükkan var ama çokta güzel. Burada birbirinden güzel restoranlar bulunuyor. 




Türklerin çok sevdiği en çok fotoğraflanan restoranı da  Agia Marina da bulunuyor. Mylos restoranın önünde bulunan denizin içinde ki yel değirmeni çok güzel. Özellikle akşamları bu restoranda yer bulmak imkansız..




Agia Marina da  Pandeli koyunun hemen yan tarafında bulunuyor. Alinda koyundan buraya yürüdük hep. Yol uzun gibi gözükse de begonvillerle bezenmiş evlerin önünden geçerken bu kadar uzun yolu nasıl yürüdünüz anlamıyorsunuz bile.




Ada da bir çok şapel var. Birden köşeyi dönüşünüzde karşınıza mavi beyaz olarak çıkıyor.  Bu da Alinda Koyunun son taraflarında karşımıza çıkan Dio Liskaria Şapeli..


Leros adasında ki en güzel koyları  Vromolithos plajı,
   Kokika , Gourna, Dyo Lisgaria, Xirokampos plajı, Alinda ve Pandeli .  Uzun zamanımız olsaydı adanın farklı yerlerine gidebilirdik. Alinda dan yürüyerek gittiğimiz bu deniz kıyısı gibi nereye giderseniz gidin deniz harika. 


Hem öğle yemeği yiyebileceğiniz hem denize girebileceğiniz yerlerden biri..



Arabalar arada sırada geçip gitse de en çok kullanılan motor. Adayı çevreleyen yollardan Alinda koyunun sonunda ki ..


Evlerin sokakların güzelliği.. Özellikle Agia Maria ve Pandeli koyunda bulunan evler arasında gezmeli. İnsan şaşırıyor çünkü sokaklar çok boş. Evlerden de hiçbir hayat belirtisi gelmiyor. Hiç çocuk sesi gelmiyor , insanlar ortalıkta görülmüyor. Yalnızca bol bol  kediler yatıyor evlerin önünde..



Pandeli Koyundan yukarıya doğru bakınca yel değirmenlerini görüyorsunuz. Oldukça tepede gözükmesine rağmen biz oraya da yürüdük. Daha da ilerisinde Kale var. Ama kaleye çıkmak için araç lazım. Pandeli Kalesi ve müzesi de görülebilir.


Artemis Tapınağı kalıntıları, Belenis Kulesi, Agia Maria Müzesi gezilecek yerlerden ama bizim göremediklerimizden..


Lakki limanı Yunanistan’daki Art Deco mimarisinin en iyi örneklerinden biri. Burası 1923’te Mussolini’nin mimarları tarafından tasarlanmış ve diktatörün isteklerine aykırı olmasına rağmen, şehir merkezi daha sonra Platanos köyünün yukarısına taşınmış.
Dönüşümüz Lakki den oldu.




30 Haziran 2017 Cuma

Deniz Kenarında Çay



                          Ahmet Mithat Efendi  Felatun Bey ile Rakım Efendi  kitabında  Kağıthane'de geçen piknik sefasını  çok ayrınıtılı anlatır. Bu pasajda şöyle bir paragraf vardır :
'' Ademoğlunun yaratılışı gereği, insan kendi mutluluk halinden yalnız kendisinin haberdar olmasıyla yetinmez. Herkesi de haberdar etmek ister. Hatta bir adam aslında mesut değilse bile halkı mutlu olduğuna inandırmak için hilekarlığa ve yalancılığa bile sapar.''
                         Halk ile pikniğe gitmekten maksadın da sadece  ''  görülmek ''  olduğuna dikkat çeker ve şöyle devam eder :
         ''  Halkla birlikte pikniğe gitmekten maksat ;  kırı, sahrayı açıklığı, çimenleri, çiçekleri görmekten çok , halkı görmek, yahut daha doğrusu halka kendisini gösterme isteği olduğundan , bir gezinti yerinde en az yirmi bin kişi bulunur. Beş altı yüz belki bin  arabanın tozu toprağı içinde boğulmaktan kaçınıp bir ağaç altında oturmak yerine, çevresinde on adım mesafede  bulunanlara  kendisini teşhir etmekten ne zevk alınacağı  etraflıca düşünülecek olsa, insanın piknik yerlerinden nefret edeceği gelir .''

                    Topluca oturulan çay bahçelerinden, içi içe geçmiş ailelerin bulunduğu piknik yerlerinden, ağzına kadar tıka basa dolmuş kafelerden, barlardan artık hiçbir şekilde hazetmeyişimi en güzel ifade eden bir bölüm bu. Belki yaşla ilgisi var, bundan yirmi yıl önce bunları seviyordum. Kesinlikle büyük bir şehir de yaşamalıydım. Şimdi yaşadığım kasaba bile çok kalabalık geliyor, burada bile araçların fazlalığı canımı sıkıyor. Günümüzde piyasa yapmak bu olsa gerek. İnsanların koloniler halinde eğlenmesinin, keyif yapmasının sosyolojik açıklamalarına bu kitapta denk gelmek ilginçti.




                          Bense çayımı insanların az, martıların çok olduğu zamanı seçerek içmeyi tercih ediyorum artık. Ne yazık ki yazla birlikte özellikle akşam saatlerinde insanlar akın akın sahile iniyor, dip dibe masalarda yüksek sesli tv önlerinde karşılarında ki insana  sesini duyurmak için bağıra bağıra konuşarak oturuyorlar ve deniz havası alıyorlar. Üst üste oturma mantığı yıllar önceden beri aynı galiba. Ben mi ne yapıyorum ; artık sabahın erken saatlerinde iniyorum çay bahçelerine, oturuyorum deniz kenarında. Daha esneyen garsonlardan bir çay istiyorum. Aklımda  Lale Müldür mısraları ..
                         
Sonra belki çay içeriz,
Şansımız varsa yağmur da yağar. 
Güzel şeyler olur belki. Sen gel bence."









24 Haziran 2017 Cumartesi

Balkonda ki ...

                     Sezai Karakoç  balkon için '' ölümün cesur körfezi'' der. Böylesine karamsar olmasını kültürümüzde ki cumba geleneğinin balkona dönüşmesini sevmemesine bağlarım. Yine de bir ev alırken bakacağım ilk seçenek güzel bir balkona sahip olmasıdır. Şükürler olsun ki büyük ve geniş balkonum var. Hem de ikinci kat olması çok güzel.
                      Dranas'ın ne güzel bir tasviri vardır balkonlara ait :
                                        Evimiz kutu gibi küçük bir evdi..
                                        Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi.
                      Nihayet balkonda oturma zamanı geldi bizim buralarda. Bahçem bol güneşli olduğundan her fırsatta masayı koyup oturuyoruz ama balkonum gölge her zaman. Yazın bu çok işe yarıyor, o sıcaklar da serin serin oturuyoruz. Havalar serin gittiğinden sezonu açamamıştım ama artık zamanı geldi. Çiçeklerimin saksı ve topraklarını değiştirdim. Balkon oturma setinin temizliği yapıldı, minderler çıkarıldı. Etrafa ıvır zıvırlarımı da astım, mumlarımı da koydum veee işte bu yıl da böyle ..
                 


                  Gittiğim her yerde evlerin balkonu var mı , şöyle güzel bir balkon görürmüyüm diye bakarım. Çiçeklerle süslenmiş, masa sandalye konmuş, etrafında insanların oturduğu çay kahve içilen, yaşayan balkonlar gördüğüm zaman çok mutlu olurum. Ama ardiyeye çevrilmiş, çanak antenler sıralanmış balkonları her gördüğüm de canım sıkılır. Gerçi bizde balkonlar mahrem kabul edilir, evin uzantısıdır, bazıları tüllerle tentelerle kapalıdır.  Kendi balkonumda da önümde ki çam ağacı bizi örter biraz da olsa. Belki o yüzden rahatım. Tüm günümüz burada geçer. Sabah kahvaltısı, akşam yemeği, ikindi çayı..
              İşte bayram da geldi, hadi bekliyorum balkonumda çaya :)

16 Haziran 2017 Cuma

Bir Cuma Yeniden

Yeniden  yaz gününde bir cuma ile bloguma geldim. Şu ramazanın nasıl ortası geldi bilmiyorum , zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Tüm gün oruçlu olunca yapılan faaliyetler , gezmeler de kısıtlandı tabi ki. Bu mübarek ayda zaten daha fazla şükür, ibadet, tesbih yapmak gerekli benim için. Bu güzel cuma da şükredecek dolu şey var her zaman ki gibi. En çok sağlığımız için, tüm aile birlikte olduğumuz için, kızım bir sınıfı da güzelce geçtiği için çok teşekkür ederim Allahıma..
Paylaşacaklarım bu hafta içinde olanlar değil daha uzun bir zaman dilimi içinde. Geçen haftalar da beni mutlu eden anlar. En başta sevgili Momentos bana büyük bir süpriz yaptı ve yazdığı şiir kitabını gönderdi. Zaman zaman elime alıp herhangi bir sayfayı açıp o gün çıkan şiiri okuyorum ev ahalisine. Öyle güzeller ki hepsi. Tekrar ona teşekkür ederim bu güzel hediyesi için..


Yürüyüş yaptığımız noktalardan biri de bu balıkçı barınağı. Kasabamızın biraz dışında olması ile uzun yürüyüşler yapıyoruz ya da bisikletle gidiyoruz bu renkli barınağa. Gökyüzü de böyle güzel olursa manzaramız çok güzel oluyor. 



                          Yolumuza harika bahçeler çıkıyor. Şükürler olsun ki cennet gibi bir yerde yaşıyorum denizi, yeşili, mavisiyle. Mevsim olarak zaten en güzel zaman. Tüm çiçekler , bitkiler coşmuş. Güllerin en güzel açtığı dönem. Tek eksik bülbüller. Çocukken balkonumuzdan bile dinlerdik seslerini. Özellikle sabahın erken saatlerinde. Ne yazık ki uzun yıllardan beri yoklar..




Deniz kenarından evime döndüğümde şükürler olsun ki bahçem de soluklanıyorum. Her çiçekle ayrı ilgileniyorum. Zambakların açma zamanı ya..Bu zambaklar ananemden yadigar bana. Teneke saksılarda yetiştirirdi, bana da bir kaç soğan vermişti. Şimdi her bahar çıkıyorlar ve ananemi anmamı sağlıyorlar.


Taşlar vazgeçilmezlerimden. Boyalı olsun olmasın bahçenin her yerindeler. Nereye gitsem taş getiriyorum, hatta arkadaşlar bile bildiklerinden benim için taş topluyorlar Türkiyenin her yerinden..


Bahçemde ki tek kiraz ağacından öyle güzel kiraz topluyorum ki şu sıralar. 


Şükürler olsun ki evime giden yolum , mahallem, sokağım böyle ...


Ve son olarak yaptığım bir işi göstermek istiyorum. Hatıralara çok önem veririm ve evimde hep yaşatmak isterim. Kayınvalidem üzerinde ipleriyle irili ufaklı bitmemiş danteller  vermişti geçen yıl. Belki sen devam edersin demişti. Bunları başlayıp bırakmış. Ama ben dantel yapmayı bilmiyorum. Elimde ki dantelleri bir kumaşa montajlama fikri oluştu. Ve çeyiz işleri yapan birine bunu yaptırdım, işte sonuç.. Ben çok beğendim..


Herkese iyi ramazanlar, mutlu haftasonları..


Tasarım:Sawako Kuronuma