27 Mart 2026 Cuma

Bugün Cuma

                              Ramazan geldi geçti işte. Zamanın akışına kendimi kaptırmış durumdayım, hızının baş döndürücü etkisini artık hissetmiyorum bile. Büyük bir telaşenin içindeyiz ve bu beni çok rahatsız ediyor. Ramazan ile ilk defa dünyadan kendimi bu kadar çok soyutladım. Dünya bensiz de kolayca dönüyor, herkes işine gücüne devam ediyor, bu siliniş çok korkutucu. Ama bir yandan da aslında bu durumdan anlam çıkarmaya çalışıyorum; bak çok da mühim değil bu gezegende olup bitenler, çok anlam yükleme, çok üzülme, geçiciyken her şey fazla planlar yapma diyorum. 

Ramazan da neredeyse hiç bir şey yapmadım. Gün boyu oruç tutup hem çalışma hem günlük işlerine devam etme kolay değil tabi ki ama amacımız , inancımız bu zorluklarla bunu sürdürme gayretimiz ile birleşince farklı bir doyum farklı bir huzur yaşatıyor. Bir aydır blog okumadım, ara ara instagrama baktım ama bir anda soğuma yaşadım çünkü hep aynı şeyler dönüyor hep aynı copy paste laflar, durumlar, videolar. Blog yazmama bile üzerimden sanki büyük bir yükü kaldırdı. Çok sevdiğim okuma işini bile yapamadım, elime bir tek kitap dergi almadım. Ara ara Kuran'ı okudum. İnancıma, ibadetlerime yoğunlaşmak istedim. Zekat vermek için araştırdığımızda çok dokunaklı ailelere denk geldik, onları görünce dertlendiğim konulardan utandım çünkü bu dünya da gerçekten ele avuca gelen somut dertler var ve insanların neyin içinde olduklarını görmek çok üzdü.

Oruç zaten başlı başına müthiş bir ibadet. İnsanı insan olmaya zorlayan, güdülerini dizginlemeyi öğreten, sabırlı olmayı işaret eden bir ibadet. Sezai Karakoç'un oruçla ilgili dediklerini severim;

''Orucun getirdiği yorumla dünyayı ve tarihi yeniden yorumlamak, zapt etmek, fethetmek, kurmak ve inşa etmek zorundadır çağımızın müslümanı. Oruç bize bu misyonu yüklüyor. Oruç bize bu mesajla geliyor.''

                           Ramazanın bitmesiyle büyük bir boşluğa düşüyorsunuz. Ramazanı yaşayanlar bilir; otuz gün boyunca oruçla hayatına sınırlar çizmek, buna göre yaşamak, okuduğun ayetleri düşünmek, hayatın hangi köşesinde olduğunu fark etmeni sağlıyor. Gerçekten ramazan rahmeti var, bu sizi sarıyor, gerçekten bunu hissediyorsunuz. Biraz tecritle, biraz düşünmeye yoğunlaşmayla, biraz da bu çılgın dünyadan kopmayla bir ayım geçti. 

                        Okulların ara tatili de başlayınca yola çıktık, evimize geldik. Anne-babama kavuştum, minik evime kavuştum, kızıma kavuştum çok şükür. Diğer evimizi de kiraya vereceğiz, gidip gözden geçirdik biraz bahçeyi temizledik, budamalar yaptık. Gözüme ağaçlar daha bir büyümüş geldi, limonlar sararmış, galalar açmış, portakal ve mandalina ağaçları çiçeklenmeye başlamış. Bunları görünce burnumun direği sızladı çünkü her ağaç her bitki de yıllardır süren emeğim var. Daha minicik fidanken ektiğimiz ağaçlar kocaman büyümüş, betonlar arasında bir vaha yaratmışım. Şimdi kiraya vermek zorundayız çünkü iki bahçeli evle ilgilenmek çok zor. Hem niye boş dursun ki diyoruz. Umarım doğa dostu bir kiracı buluruz ama insanların genel tablosunu bilince umutsuzluk yaşıyorum.

 


İlk günümüzde annemlerde kaldık. Onun değişmez pencere manzarasını görünce sanki hiç bir şey değişmemiş gibi geliyor. Onun koltuğuna oturup etrafa bakmak zamanı donduruyor. 


     
                     Bayram demek hazırlık demek, dip köşe temizlik demek bilirsiniz. Kız çocuğuysanız bu iş size düşer. Gider gitmez camlardan dolap içlerine, banyo mutfak derinden temizlik yaptım ve üç gün her yerim ağrıdı. Sonuç çok güzel tabi ki ama kendi evimde bile  bu kadar  temizlik yapmıyorum. Annem için de bir yardımcı alalım istedim fakat baba engelimiz var bizde. Kesinlikle kimseyi almıyor ve bizde onun bu direncini kıramıyoruz. İnsanlar yaşlandıkça çok farklılaşıyor,
 inat zaten zirve yapıyor ama bir yandan da üzmeden çözüm bulmak zorundasınız.


                  Beraber yenen yemekler lezzetli, içilen çaylar nefis. Hele torununa kavuşmuş anneannne ve dedenin keyfine diyecek yok. Annemlerde zaman geçirdikten sonra küçük evimize gidip orada kaldık. Eksiklerini yapmaya çalıştık, üç gün bir usta geldi ama kilerimize ne zamandır istediğim rafları yaptırdık. 
Sonrasında bayram günü geldi. Kalan tek teyzeme, halama ziyarete gittik. Burada kuzenler ve çocuklarını da gördük.. Görüşemediğimiz bir çok akrabamızla görüşmek çok iyi geldi. 



                                   Her bayramın en hüzünlü tarafı aramızda olmayanların ağır hüznü. Kayın validem, kayınpederim, iki teyzem, halam, babaannem, ananem ve dedelerim.. Onların yattığı mezarlığa gittiğimizde bizi kaplayan hüznün tarifi yok. 


                  Ne zamandır görüşmediğimiz insanları görmek çok iyi geldi. Kaç aydır kim ne yapmış öğrenmiş olduk. Kimle görüşsek bize Çerkezköy'e alışıp alışmadığımızı sordu. Gurbette olmak çok zor tabi ki ama uzun yıllardır doğduğum topraklara kök salmış olmak beni çok bunaltmıştı. Hiç sevmediğim betonlar arasında dahi olmak pişmanlık yaratmadı ama bu değişiklik çok yordu. Yaşımız belki otuzlarda olsaydı daha kolay olurdu ama yine de bu zorluklara rağmen hayatımda ki değişiklikten memnunum.
En azından bu bir senelik değişimle bazı kararlarım da pekişti, acabalarım yok olmaya başladı.
''Zira hepimiz, her gün, kendimiz için ve kendimize rağmen aldığımız kararlarla ve yaptığımız tercihlerle hayatlarımızın kitabını yazmaktayız.''
diye yazmıştı Muhyiddin Şekür Gölgeler Koridoru kitabında. Tercihlerimizin ne kadar yararlı, doğru olduğunu zaman gösteriyor. 


                         Pazartesi okul aksiyonu başladı. Evlerde enerji toplamış çocuklar sınıfları doldurdu. İlk gün sadece bir göz resmi vererek resim yapmalarını istedim. Bakar mısınız şunlara 😉
Bir  hafta da olsa evime gitmek, orada ki sakin yaşamıma kavuşmak anında iş hayatından beni koparmıştı. Pazar günü İstanbul üzerinden Çerkezköy'e dönmek tam 6 saat sürdü. Allahım şu İstanbul'da nasıl yaşanır?
Pazar gecesi hüzün ve enerji sıfırlaması yaşadım. Her tatil dönüşü böyle oluyor. Okulun başlaması ve bir haftayı da geri de bırakmamız oldu bile.
Bloglara geri dönmek güzel 💗






Bugün Cuma

                              Ramazan geldi geçti işte. Zamanın akışına kendimi kaptırmış durumdayım, hızının baş döndürücü etkisini artık h...