3 Nisan 2020 Cuma

EVDE CUMA

                   
             Bazı insanlar hastane odalarında canını kurtarmaya çalışırken bir çoğumuz evlerimize kapanmanın iyi mi kötü mü olduğunu tartışıyoruz, şurada 3 hafta geçmesine rağmen biz hiç sıkılmadık, aslında ben evcimenim sloganları atıp kendimizi kandırıyoruz. Belki de kötü bir şey değildir bu kandırmalar. Salgın bir hastalıkla dengemiz bozuldu, özgürlüklerimiz elimizden alındı. Bir çok halkın yıllardır çektiği çileyi 2-3 haftadır konforlu alanlarımızda çekmeye çalışıyoruz. Ama hala şımarıklık içindeyiz. 
Uzun saatler hala bana kısa geliyor, dört duvar arasında olsam da yapacak çok şeyim var. Geçen gün tekrardan Kış Uykusu'nu seyrettim. Kapadokya'ya gidip emekli olmuş Aydın kardeşine kızıyordu; ''valla odam, kitaplarım neredeyse ben orada hiç sıkılmam. Oyalanmak lazım, tutkuyla yapacakların olması lazım. Sen de hiç biri yok ve sıkılıyorsun'' diyordu. Küçücük odasında yazı yazıp kendi kendine yetiyordu.



Canıyla boğuşan onca insan varken şükür yaşıyorum, sağlıklıyım demekten bile utanır hale geldi insan. Ama yapacak bir şey yok, bizimde bağışıklık sistemimiz için moral en büyük ilaç. Sabah uyanır uyanmaz perdemi çekip sokağa bakıyorum. Kiraz ağacım karşılıyor beni. Bu yıl da tomurcuklarını görüyorum şükür diyorum içimden. Sonra Peygamberimizin sabahları yaptığı dua geliyor aklıma. Her gün söyleye söyleye ezberledim;
''Allahım bugün de bana faydalı ilim, hayırlı rızık, kabul olunan amel ver''


                  Sokağa artık hafta da bir çıkıyoruz ama geçen haftalarda Yalova'nın Çiftlikköy'le olan arasında ki deniz kenarında yürümüştük. Öyle güzel bir yol yapmışlar ki, bir yanın deniz..


                         Burada Ataürk'ün Yürüyen Köşkü var. Artık ziyaretçi almıyorlar ama dışarıdan da çok güzel. O koca çınar ağacını özlemişiz. Öyküsünü bilmeyenlere biraz bahsedeyim..

                            ''Atatürk, 21 Ağustos 1929 tarihinde Ertuğrul Yatı ile İstanbul’dan Bursa’ya doğru gitmek için yola çıkar, Yalova açıklarından geçerken gördüğü çınar ağacından çok etkilenir ve sahile çıkarak bir müddet dinlenir.Atatürk bu çınar ağacının yanına küçük bir ev yapılmasını ister. 22 gün gibi kısa bir sürede ahşap iki katlı bir ev ve eve ek betonarme toplantı salonunun inşaatı tamamlanarak 12 Eylül 1929 tarihinde kullanıma açılır.
                  Bundan 1 yıl sonra (1930 yılında), Atatürk sahildeki Köşküne tekrar geldiğinde, bahçıvanı ağacın bir dalını keserken görmüştür. Bunu neden yaptığını sorduğunda bahçıvan “Paşam, bu dallar çatıya zarar vermektedir” cevabını alınca tarihe geçen şu emri vermiştir: “O dal kalacak Köşk gidecek!” Bunun ne anlama geldiğini bahçıvan daha sonra anlayacaktır. Gazi’nin emriyle İstanbul’dan getirilen bir teknik ekip 8.8.1930 tarihinde (üç gün içinde) bu binayı raylar üzerinde 4 metre 80 santim doğuya kaydırır! Atatürk  Köşk’ün yaklaşık 5 Metre kaydırılma çalışmalarına, bizzat nezaret etmiştir.''
Bilgiler buradan


Onun dışında herkes gibi evdeyiz. Son 3 gündür canımı sıkan ev içi olaylar olmasına rağmen moralimi yükseltecek işlerle uğraşmayı bırakmıyorum. Evde ailece daha fazla vakit geçirdiğimiz için bunu fırsat bilerek daha fazla muhabbet, birlikte etkinlik istiyorum ama herkes eline telefonu alarak köşeye çekilmeyi tercih ediyor. Birlikte film, belgesel seyredelim diyorum kızım beni despotlukla suçluyor artık ve benim saçma sapan filmlerimi izlemek istemediğini söylüyor. Gündemde ki seviyesiz tüm filmleri, şarkıları, videoları tüm gün zaten seyrediyor. Gençliği esir eden bu döngü de başta kendi kızımı kaybediyorum. Tamam biraz kitap okuyalım beraber, gel yarım saat olsun diyorum ondan da nefret ediyormuş ve aslında hiç kitap okumayı sevmemiş. Düşünebiliyor musunuz, elimden 8 saat kitap eksik olmaz, aileler örnek olacak ki kitap okuma alışkanlığı gelişecek çocuklarda denir. Ya inanmıyorum ben buna. 
Keman çalmayı durup dururken kendi istemişti 2 sene önce ve ben çok sevinmiştim. Çünkü daha ilkokul başladığı zamanlarda bir müzik aletini çalmasını istemiştim ve reddetmişti. Şimdi o keman evde olduğumuz sürece eline alınmadı. Tamam başka sevdiğin bir şey yok mu diyorum haa bu arada ders çalışmayı geçtim. Defter, kitabın yanında telefon kafa orada yapılan dersten ne kadar hayır gelir. Liseyle beraber önlenemez bir başıboşluk içine girdi ve evde bunu dert eden bir benim.


                Tamam deyip bu son 4 gündür onu tamamiyle boş bıraktım. Sabah en geç 10 da kalkmasını sağlıyordum artık öğlene doğru kalkıyor ve yüzünü yıkadığı gibi telefonu ele alıp yatağında oturuyor. Odası kapalı arada mutfağa ya da banyoya gidiyor. Hiç mi insan üzülmez, annemi kırdım biraz dikkat edeyim ama bunu gördükçe daha çok üzülüyorum. Dediğim gibi moralimi düzeltecek çarelerden biri mutfak. Kek yaptım kendi kendime geçmişte ne güzel birlikte yapardık diye anımsayarak.


                        Geçen günlerde hava bir günlüğüne çok güzel olmuştu. Hemen bahçeme inerek biraz iş yaptım. Yabancı otları temizledim, saksıları değiştirdim, kaktüslerimi ön tarafa taşıdım, taşları süpürdüm. 


                  Hatta masayı ve sandalyeleri çıkarıp yıkadım ertesi gün otururuz diye. Ama kısmet olmadı, hava çok soğudu. Kaç gündür evdeyiz, dışarı çıkamasak da balkonlar yada bahçe ne iyi geliyordu insana. Neyse sağlık olsun demekten başka çaremiz yok..



19 yorum:

  1. sevgili blog arkadaşlarım, şimdi gelen yorumları yayınlayacağım
    diye yanlışlıkla sildim, çok üzgünüm :(

    YanıtlayınSil
  2. "cennet anaların ayağının altındadır" ergen anası bu hadisin anlamını herkesten daha çok hisseder. sabret güzel arkadaşım geçecek. sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah öyle olur. Ama böylesine zor bir zamanda hazır ailece 24
      saat evdeyken daha çok birlikte yapılan şeylerle uğraşalım istiyorum,
      bugünlere geri dönemeyeceğiz bir daha . böyle düşünen bir ben
      olunca olmuyor tabi ki. bıraktım ben de herkesi kendi haline,
      istediği oldu ne yapayım

      Sil
  3. Buketcim yine cok guzel yazmissin. Pelini biraz kendi haline birak bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, herkes öyle diyor zaten. Ben de braktım
      şu sıralar..

      Sil
  4. Merhaba malesef ki bir dönem anne kiz arasinda böyle bir zıtlaşma oluyor.Bende kendi annemle.özellikle lise zamanları birtürlü anlaşamazdım onu ne kadar çok seversem seveyim olmazdı.Bir türlü sağlıklı bir iletişim kuramazdık.Malesef medya dizuler filmler çarpık ilişkiler özgürlük adi altında hic bir ahlak normuna uymayan hareketler aleladeleştiriliyor.böyle bir dönemde çocuk yetiştirmek çok zor.Allah kolaylık versin♡♡

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir dönem belki bu, geçecek belki ama dediğin gibi bu yozlaşma
      da en sevdiğini korumaya çalışıyor insan. ona bir şeyler katacak durumları
      yaratmaya çalışıyorum ama içinde olduğu çarpık bir dünya var ve bu daha
      etkili ne yazık ki.

      Sil
  5. benimde çiçeklerimle ilgilenmem lazım , vaktim de bolken nedense hep erteliyorum ... sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ah çiçekler en büyük terapi, biraz şımartın siz de onları..

      Sil
  6. Buket hanımcım size katılmamak elde değil, gerçekten evde ve hala sağlıklı olabilmek çok büyük nimet. Doğa açısından çok şanslısınız, bizim minicik bahçede birkaç hafta önce ektiğim ayçiçeklerinin çıktığını görünce nasıl sevindim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de baharla birlikte bahçe işlerimle daha çok moralimin düzelmiş
      olacağına inanıyorum. Yeter ki sağlık olsun.

      Sil
  7. Atatürk'ün Yürüyen Köşkü'nü görmedim. Ne güzel bir hikâyesi vardır. Özgür günlerde gidip görülmesi dileğiyle listemin ilk sıralarına ekliyorum onu:)
    Hem yaşı, hem bugünlerde yaşanan belirsizlikler ister istemez etkiliyordur Pelin'i de. Halledersiniz:) Çocuklar okusun diye siz de kitap okuyun durumu bir yere kadar işliyor:) Bu konudaki bilmiş konuşmalardan hoşlanmıyorum açıkçası. "Hele bir büyüsün de sen gör" diyorum içimden:) Evet, hayal dünyaları gelişsin diye küçükken onlara okumalıyız ve çocuklar erken yaşlarda genelde kitaplarla ilgileniyorlar. Bunu gören anneler ilelebet okuyacaklar sanıyorlar:) Büyüdükçe, içinde varsa sürüyor bu alışkanlık. Orhun küçükken çok okurdu. Ben devamlı okurum. Şimdiki durumu orta karar (22 yaşında). Fena değil ama bizim tempomuzu düşününce kitap kurdu olması beklenebilirdi. Çok da zorlamamak lâzım. Biz verebildiğimiz kadarını vereceğiz, yollarını bu birikimle ve kendi özellikleriyle kendileri çizecekler.
    Sevgiler Buket. Sağlıkla kalın...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. evet ben de böyle olduğunu görüyorum ama analık işte bir türlü
      gerçeği kabullenemiyorsun. keşke biraz daha vurdumduymaz olsaydım.

      Sil
  8. Keşke telefon almasaydınız diyorum ☹️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. zaten lise başlayınca kendi biriktirdiği parayla aldı. liseye
      kadar almamış olmamız bir başarı bence. daha ilkokul biter bitmez
      alıyor insanlar.

      Sil
  9. Buket, üzme kendini.
    Hee, biliyorum ne kadar desem de bir şey değişmeyecek. Yine üzüleceksin.
    Ama şunu diyeyim sana Pelin yapmıyor sana bunları, hormonları yapıyor.
    Geçecek, eminim. Çünkü sen muhteşem bir annesin.
    Bunu hiç unutma. Çok öpüyorum seni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. inşallah özlem, bu günlerimiz bari iç içe, samimi olsaydı
      diyorum ama mecbur bekleyeceğim artık..

      Sil
  10. Yine harika bir yazi olmus cok doyurucu,duaniz ne guzelmis Allah kabul etsin, elinize saglik, sevgiler:)

    YanıtlayınSil

Tasarım:Sawako Kuronuma