10 Haziran 2018 Pazar

Cuma Gelmiş


Cuma geldi de geçti bile. Her cuma yazmaya çalışsam da nasıl yoğun geçiyor anlatamam. Kızımın liseye giriş sınavı, öğrenci karneleri, sonrasında bizim seminer çalışmaları, bir taraftan ramazan ne oldu ne bitti anlayamadan pazara ulaştık bile. Bu sene haftasonu da okula gittik, bugün pazar ve ben okul yollarındaydım sabahın köründe.
Bu haftayı değerlendirelim şimdi. Bu hafta boyunca iki kitap okudum. Birisi Serdar Tuncer'in kitabı. Yazılarını çok seviyorum, bu kitabınında altını çizmedik yeri bırakmadan okudum. Zaman zaman akp tarafı yazılar yazsa da diğer konularda harika. 



İkinci okuduğum kitap çok sevdiğim diğer yazar Selim İleri'den hikayeler. Eski İstanbul'dan insan manzaraları, yaşamlarından kesitleri öyle naif anlatmış ki okuduğum her an sanki o zamana ışınlanmış gibi hissettim kendimi. 


Bahçemin nimetlerinden bahsetmeden olmaz bu hafta da. Bir tane erik ve kiraz ağacım var. Geçen sene ağacı tırtıllar kapladığından kiraz yiyemedik, bu sene tırtıl yok gibi ama kiraz da yok fazla. Tüm ağaçtan şu kadar kiraz topladık ama olsun şunların güzelliğine bakın..


Ramazan ayının en sevdiğim tarafı aile ve dostlarla kurulan sofralar. Çocukluğumu hatırlıyorum da uzun uzun masalarda en az 15 kişi vardık. Neşe içinde yarım gün boyunca tuttuğumuz tekne oruçlarımızı bozar, yer içer gülerdik. Yaza denk gelen ramazanları hatırlıyorum nedense. Geceleri ananemin bahçesinde oturur, sahura kadar beklerdik. Şimdi de çocuklarımızın böyle anlara sahip olması için iftar yemekleri düzenliyoruz. Çalışırken zor iftar yemekleri hazırlamak ama buna değer diyorum. Bu hafta da güzel masalara konuk olduk.


Okul sonrasında köyde dolaşıp sevdiğim teyzelere uğruyorum. Bakın bu teyze de okulumuza yakın bir evde oturuyor iki kızıyla. Bana civcivlerini göstermek için ayağa kalktı kümese gidiyor.


Aldıkları civcivler..


Bir de teyzenin komşu bahçesi var, her bahar giderim bakarım neler ekmiş diye.


Burası da onun evi. Ortancalar, sardunyalar iyice coşmuşlar hayran kaldım yine.


Sonra şehre döndüğümde gördüğüm manzarayla şok oldum. Ana yolda yol yapımı çalışmaları başlamıştı. Yol boyunca dizilmiş asırlık çınar ağaçları yaşamımız boyunca bize eşlik etmişti bu kasabada. Bir gün insafsızca kesilecekleri aklıma gelmezdi. İşte bu da oldu, yavaş yavaş katliam başlatmışlar. Canım çok sıkıldı çok. 


Bu da minik çınar ağacı , geçen yıl ekildi. Burada kocaman bir ağaç vardı ama anayolda büyük bir tır bu ağaca vurup devirince yerine bu ağaç ekilmişti. Şimdi de bu yavru ağacın yanında celladı var.
Araba alıp biz de konforumuza bakabilirdik ama almıyoruz. Her yere otobüsle gidiyoruz. Sırf araç çılgınlığının içinde biz de olmayalım diye. İnsanlar çok, araçlar çok , yollar yetmiyor bu lazım yalanının içinde olmamak için kendi çapımızda direniyoruz..


3 yorum:

  1. Ne kadar güzel, bizim adımıza üzüldüm şehirde yaşayanlar olarak, çınar ağaçlarına da üzüldüm.. haftada iki kitap okuyabildiğiniz için de tebrik ederim :))

    YanıtlaSil
  2. Fotoğrafları çok sevdim özellikle ortancalar, sardunyalar doğa canlı kanlı yaşıyor en güzel haliyle 😊 kaleminize sağlık

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma