13 Nisan 2015 Pazartesi

Güneşli ve Huzurlu

                               

                               Haftalardır  beklediğimiz  güneş yüzünü  gösterdi  nihayet. Ne kadar çok  ihtiyacımız varmış meğer. Kapalı ve soğuk  havalar bu yıl uzun sürdü. Depresyonumu  tetikledi,  canımın  sıkkın  olduğu uzun  günler oldu.  Şu güneş  ışınlarının  ne  büyük  iyileştirici  gücü var. Sabah  daha erken kalktım.  İşe gitmeden  deniz kenarında biraz yürüyüş  yapıp  nefes almak istedim. Sanki gri ve soğuk  günler de  boğazımı  sıkan bir el vardı ama bir an da  ciğerlerimin en ucuna  kadar  nefes alır oldum.
                Geçen  gece   izlediğim siyah  - beyaz film de   (  Brief  Encounter )  kadın güneşi görünce şöyle  diyordu :  '' Güzel  bir ikindiydi, temiz  havada olmak ferahlatıcıydı. Bence sürekli sıcak, güneşli bir iklimde yaşasaydık , hepimiz  çok farklı davranırdık. Bu kadar içine kapanık, utangaç ve  geçimsiz olmazdık. ''
En  sevdiğimi  çay  bahçesinde  en sevdiğim  masaya  oturdum.  Etrafımda  daha  çok  yaşlı amcalar  var.  Onlar da  benim  gibi   sırtlarını  güneşe  vermişler  ne güzel !  Ruhen  aynı  saftayız. Z aten yaşadığım yer  bir  kasaba,  bol bol emekli var. Ama ben bunu  çok seviyorum zaten. Ahmet Hamdi  şöyle der ya  ''  Taşra  oturup  bekleme yeridir .''   Ne  kadar  doğrudur. Keşke  benim de işe  gitme  gibi  bir derdim olmasaydı,  ben de  oturan  emekli olsaydım ...
Biraz  sonra  yanıma  bir  kedi  geldi,  biliyorsunuz  fazla  sevmem onları  ama  baktık uzun süre  birbirimize. 


                              Geçen gün  okuduğum  Ziya  Saba  mısraları  zihnimde.  Ne   güzeller  :

                                              Nefes almak, içten içe, derin derin,
                                              Taze, ılık, serin,
                                              Duymak havayı bağrında.

                                              Nefes almak, her sabah uyanık.

                                              Ağaran güne penceren açık.
                                              Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.



İşte  benim  mekan.  Sık  sık  gelirim,  biraz  çay  içer,  biraz  denizi  seyrederim. En güzel  mevsim  burada  oturup  keyif yapmanın. Yazın  çok  sıcak  oluyor,  çok erken saatlerde  gelmek  lazım. Öyle çok dertleri  var ki şu insanoğlunun,  kendimize  birşey olmasa  bile yakın , eş-dostun üzücü bir  haberini  alınca bu  bizi de etkiliyor. Hayatın bu kısa molalarından zevk almaktan başka seçeneğimiz yok bence. 
Yalnız  başına gidip  bir yerlerde saatlerce oturanlardanım. Birşeyler  yapmak için başkalarına fazla ihtiyaç duymam. Ama  arkadaşlarımla da  oturmak başka bir zevk..
"Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben iki de bir de böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum."
                              Yazıma  Sabahattin Ali'nin  bu  güzel  paragrafıyla  devam etmek  isterim. Nasıl büyük  bir  yazar, okumayan varsa  büyük kayıp..


Evde  de  şu sıralar  durum  böyle.  Ben de başladım şu  örgü işine. Artık  baya bir  düzgün yapabiliyorum. Bu da  başka  bir  terapi..


Okumalarım  hızla  devam ediyor.  Şu  sıralar  başka bir kitap okuyorum ama hep diyorum Peyami Safa,  seni  ne kadar geç  keşfetmişim. Muhteşem kitaplarından biri de bu. Bu  haftamızın da  bol güneşli,  kitaplı  ve  huzurlu  geçmesi  dileğiyle..

20 yorum:

  1. Ne kadar güzel bir mekanmış. Ankara da yaşamak gerçekten eziyete dönüştü. Geçen hafta epeyce kar vardı. Güneş deseniz yalan yanlış. Her şey her yer gri hala çoğunlukla.
    Işıl ışıl geçsin haftanız da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara öğrencilik yıllarım. Gazi de okudum, bahçeli de kaldık ilk önce bir yurtta , sonra evde. bilmezmiyim Ankara soğuğunu :)

      Sil
  2. Süper bir yazı olmuş, yok yok:) deniz kenarındaki mekana bayıldım ben de öyle yerlerde yalnız oturmayı çok severim... sakıncası yoksa eğer neresi bu kasaba? ayrıca ben de örgüyü çok severim ve hakikaten terapi yerine geçer ama son iki yıldır öremiyorum canım istemiyor nedense, bekliyorum bakalım ne zaman başlayacağım diye... güzel yazınız için teşekkürler, elinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kocaelinde Karamürsel burası. Örgü işine yeni başladım, annem çok örer
      yıllardır. Biraz ondan öğrendim, biraz da istek olunca öğrendim galiba. Yakında yaptıklarım burada :)

      Sil
  3. Nihayet bahar geldi, günler uzadı, havalar ısınmaya başladı ve ruhumuzda açılıyor artık. Ne güzel.....
    Sizin oturduğunuz çay bahçesini hatırladım galiba, benim en küçük kardeşim ve ailesi oraya en yakın kasabada oturuyorlar......
    Niye kedileri sevmiyorsunuz, bi lokmacık yiyecek verseniz bir kaç güzel kelime söyleseniz, size nasıl da sevgilerini sunacaklarını bilemediklerini göreceksiniz. Benim sevgili kedim Tuşpa ve diğer kedilerle sevgi paylaşmak öyle keyifli ki anlatamam.....
    Eğitimle elde ettiğimiz kitap okuma, tiyatro, sinema, müzik vs gibi alışkanlıklarımızı sürdürürken şiş, tığ örgüsü gibi annelerimizden öğrendiğimiz el işlerini yaparak hem bir nevi terapi yapıyoruz kendimize hem de bir şeyler üretmiş oluyoruz. Bu kış tam dört tane yuvarlak atkı ördüm.
    Peyami Safa'nın Yalnızız ve Sözde Kızlar kitapları da güzeldir......
    Sabahattin Ali'nin paragrafı Kürk Mantolu Madonna'dan sanırım........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kedileri sormayın, onlarla başım dertte :) Bahçeme girip tüm bitkilerimin
      üzerine yatıp herşeyi eziyorlar. Mahallede heryer onlara uygun. Benim bahçe bakımlı ya ağızlarının tadını biliyorlar, ben kovaladıkça daha da çoğalarak geliyorlar. Saksıların içine bile oturuyorlar, işte bu yüzden :)

      Sil
  4. Ya evet böyle nir durum var. Bizim evin içi saksı dolu, Tuşpa bir ara büyük saksıları eşelemeye dadanmıştı doğası gereği. Fakat hem kızdığımı anladı (su püskürttüm, kediler su sevmezler çünkü) hem de saksıların dibine gazete koydum. Bir de balkondaki büyük saksıları eşelemesine ara sıra izin veriyorum.......,
    Sizde su püskürtün kaçarlar o zaman.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben yokken yapıyorlar yapacaklarını:)
      ben de sopalar koydum saksılara oturamıyorlar ama bahçede yuvarlanıp
      duruyorlar :)

      Sil
  5. Buram buram huzur kokuyor o masalar. O güzel dileklerden avuçlar dolusu da burada :)

    YanıtlaSil
  6. Şu sürekli dibimizde gezen kedi değil mi bu? kovalamak bile kar etmemişti.
    Emeklilik hayalleri müthiş ama emekli olmak için önce çalışmak lazım maalesef. Neyse ki tatile az kaldı diyorum ben de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahhaa:) evet o. ne güzel de çıkmış değil mi? bakınca böyle
      çok masum görünüyorlar. aman benden uzak olsunlar :)

      Sil
  7. Mekan ne guzel izmitli olarak bayildim

    YanıtlaSil
  8. kısacık bir ce yapıp gitti canım güneş şuan donuuyorumm

    YanıtlaSil
  9. Canım,
    Şu an en ihtiyacım olan öyle bir deniz kenarı gazinosu:) Gazino derdik eskiden, bizim yazlıkta vardı öyle elma ağaçları dolu bir yer, orayı anımsattı bana. Burayı da muhtemelen biliyorumdur:) Orada arkadaşla sohbet elbette ki başkadır ama yalnız da çok keyif alınacak bir yer. Denizin rengi de bir harika. Kokusu geldi sanki bir an.

    Biliyor musun örgüye ben de giriştim. İlk seferinde biraz moralim bozuldu çünkü unutmuşum. Şimdi motif değil de şerit şerit gibi bir model örüyorum kafam dağılıyor. Sana whatsaptan yollarım:):) Havalar artık bozmasın diye yat kalk dua ediyorum. Bahçede keyifle uzanmayı çok özledim. Bahçe masamı da bir ara boyamaya girişmeliyim artık. Umarım bir gün orada seninle kahve içeriz birlikte denize bakarak. Bol keyifli, kitaplı, örgülü, gülümsemeli günler diliyorum canım.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay annemler de gazino derdi bir zamanlar :) burası hala çok soğuk. bugün bir de
      çocuk bayramı ,okula gittik sabahtan. çocuklar dondu üzerinde ki giysilerle.
      ne örüyorsun merak ettim, gönder cepten. ben de yeni bir şeye başladım onu
      çekip gönderirim. bugün uçağa da bineceğiz :(
      kapadokyaya gidiyoruz

      Sil
  10. Çanakkale kordonuna benzer bir yer, hep kenarından geçtik ama hiç gezmedik Karamürsel'i...Okul dönüşlerinde ben de senin gibi takılırdım sahilde, "Çanakkale geçilmez" yazısına karşı ayaklarımı kenardan sallar dinlenirdim.
    Ah ne çok özlemişim.
    Sabahattin Ali benim geç tanıştığım bir yazar, çok çok sevdim.
    Çizdiğim satırlarını dönüp dönüp okurum.
    Örgü işinde gayet iyisin, yastık bitmiş:)

    YanıtlaSil
  11. Sırf 12 ay güneşli olması bile Adana'mı sevmeme yeter. Sizin oralar da Adana'm kadar olmasa da güzel görünüyor

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma