9 Mart 2014 Pazar

Soğuk Bir Pazar Günü


                       Herkese iyi pazarlar!

           Bir  pazar  gününe  daha  geldik.  Evde  olanların  keyifle  okuyabileceği  birşeyler  yazmak  istedim  bugün.  İlk  olarak  geçenlerde  bir  yerlerde  görüp  beğenip  kopyaladığım  resmi  paylaşmak  istiyorum.  John  Sloan  adlı  ressamın  1912  de   yaptığı  '' Saçlarını  Kurutan  Kadınlar  ''  resmi.  Ne  kadar  güzel  değil mi ?  Amerikalı  ressam  bu  resmi  Manhattan  ' da  bir  binanın  11.  katındaki  stüdyo  dairesinde  gördüğü  manzaradan  esinlenerek  yapmış.  

           
                              


                             Le  Notti Bianche  seyrettim  geçen  gece.  Siyah-beyaz  filmleri  çok seviyorum,  bir de  kitap  uyarlamasıysa  daha  da  merak ediyorum.  Şu  sıralar  okuduğum  kitapla da  biraz  benzerlik  gösterdi  sanki.  Elimde  Peyami  Safa'  nın  Biz  İnsanlar  adlı  kitabı  var.  Peyami Safa'yı   ne  yazık ki  böylesine  geç  okumaya  başladım.  Aslında  bazı  yazarların  ya  da  kitapların  zamanı  var  diye  düşünüyorum.  Bir  zamanlar  okusaydım  belki  sıkılırdım  ama  yaşla  birlikte  içindeki  dünyayı  daha  iyi keşfediyorsunuz..
Kitapta  Orhan  ve  Vedia  ilişkisi  ile  filmdeki   Mario ve  Natalie  arasında bir  bağ kurdum  nedense. Naif  bir kitapla gölgelerin, kış grisinin  kapladığı  İtalya'da  bir hikaye seyretmek isterseniz tavsiye  ederim.                            


                                   


                   Pazar  günlerinin vazgeçilmezi  uzun  uzun  yapılan  kahvaltılar.  Biz dün arkadaşlarla  çok  güzel  bir  kahvaltı  masasındaydık, onu paylaşacağım. Bugün  siz de  kendiniz ve yakınlarınıza  zaman ayırıp,  güzel bir  kahvaltıyla güne  başlayın derim.




     
              Şimdi  bahsedeceğim  film  oldukça  rahatsız  ediciydi.  Seul Conte  Tous..Sinemanın  en  kendine  özgü  yönetmenlerinden  biri  olan  Gaspar  Noe  filminde  koltuğunuzda  rahatça  oturamıyorsunuz.  Hem  oyunculuk   hem   kurgu  sizi  zorluyor.  Oldukça zor  bir  film  ,  daha  sonra  benzerleriyle  farklı  bir  yazıda  ayrıntılı  yazacağım..


                                            

                                        Okuduğum  kitaplardan  ben de notlar  alıyorum. Tekrar  okuyorum  notlarımı kimi  zaman. Yazdığımız cümleler  bize  yakın bulduklarımız bence. Bunlardan biri  Sabahattin Ali'den .  Şöyle  diyor :   
                   '' Yaşamak  ,  tabiatın en  küçük kımıldanışlarını sezerek,  hayatın sarsılmaz bir  mantık  ile  akıp  gidişini  seyrederek  yaşamak;  herkesten  daha çok,  daha  kuvvetli  yaşadığını,  bir  ana  bir  ömür  kadar  çok  hayat  doldurduğunu  bilerek yaşamak..  Ve  bilhassa  bütün bunları  anlatacak bir  insanın  mevcut  olduğunu  düşünerek,  onu  bekleyerek  yaşamak..'' 
           Onu  bekleme ,  paylaşımda  bulunacağına  inandığın  insanı  ya da  insanları bekleme faslını  çoktan  geçtim.  Herkesi  olduğu  gibi  kabul  edip beklentisiz  olmayı da.  Artık  kendime ait bir  dünya  yarattım,  tüm  olanlara  kulaklarımı  kapatıp,  günlük  zorunluluklardan arta  kalan  zamanı  yazarın  dediği  gibi hayatın akıp gidişini seyrederek  yaşıyorum.  Böylesine umarsız  görünsem de  hayatımı  bir çok insandan  çok kuvvetli  yaşıyorum. Söylenenler,  eleştiriler,  övgüler,  şikayetler, beğeniler umurumda değil.  Şurada  yazdıklarımı  okuyup bir  an  olsa  bile  bir bağ  kuruyorsam bu  yeter. 
                              Bugün  pazar  ve  mart ayının soğuk günlerinden  birindeyiz. Yaşadığım  anda hastalık yok  ya,  eziyet,  savaş,  açlık yok ya daha  ne olsun. Varsın ülkede vahim şeyler olsun.  
                           Kızımla  eski  filmler  seyretmeyi  seviyorum.  Her nekadar o  gündemde ki  Türk filmlerini seyretmek istese de büyük  bir savaşla  buna karşı  koyuyorum. Onunla Mary Poppins  seyretmiştik bir zamanlar.  Geçen  gün Mary Poppins'in  ortaya  çıkışını  anlatan  harika bir  film seyrettim.  Öyle  güzeldi ki.    Saving  Mr. Banks

                                      



4 yorum:

  1. Benimde bu sıra deli gibi film izleyesim var. Ahh bir de yanında bol tuzlu mısır istemesem harika olacak ama:( Mary poppins'i çok severim. İzlemiş miydin hatırlayamadım filmini ama bu mr. banks'i izleyeceğim hemen. Bu arada sana çektiğim filmleri beğendin mi izledin mi merak ettim:) Ayy hangilerin koymuştum unuttum bile biliyor musun:) Öyle aceleten bir zarf yapabilmiştim iki satır yazamadım içine kusuruma bakma ne olursun:) Buradan uzun uzun yazıyorum şimdi sana yakında göndereceğim yeni postanı:)
    Sevgilerimle. İyi filmler iyi oyuncular ve iyi hikayeler iyi ki varlar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seyretmez miyiz mary poppinsi :)
      senin filmlere altyazıyı bir türlü ekleyemedik biliyor musun. bazılarını
      seyretmiştim. yine de çok teşekkür ederim. onları bir araya getirip hazırlamışsın. yeni
      mektubunu dört gözle bekleyeceğim canım..

      Sil
  2. Yazılarına ve gözlemlerine hayranım.
    Özellikle, edebi zevkine.
    Le Notti Bianche de çok sevdiğim bir film idi.
    sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benzer beğenileri paylaştığım insanları bulduğumda ben de çok mutlu
      oluyorum. ben çok teşekkür ederim güzel yorumun için :)

      Sil

Tasarım:Sawako Kuronuma