9 Ekim 2012 Salı

TOKYO HİKAYESİ



                                     Bu  yılın  ilk  ona  giren bir  film  Tokyo  Hikayesi...
                              Sight and Sound Dergisi'nin Eylül sayısında yayımlanan tüm zamanların en iyi 10 filmi listesi şöyle:
1. "Ölüm Korkusu (Vertigo)" (Hitchcock, 1958)
2. "Yurttaş Kane (Citizen Kane)" (Welles, 1941)
3. "Tokyo Hikayesi (Tokyo Story)" (Ozu, 1953)
4. "Oyunun Kuralı (La Regle du jeu)" (Renoir, 1939)
5. "Şafak: İki Kişinin Şarkısı (Sunrise: a Song for Two Humans)" (Murnau, 1927)
6. "2001: Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey)" (Kubrick, 1968)
7. "Çöl Aslanı (The Searchers)" (Ford, 1956)
8. "Kameralı Adam (Man with a Movie Camera)" (Dziga Vertov, 1929)
9. "Jeanne d'Arc'ın Tutkusu (The Passion of Joan of Arc)" (Dreyer, 1927)
10. "8 ½" (Fellini, 1963)


                


                     Tokyo  Hİkayesi  ünlü  yönetmen  Yasujirô Ozu 'nun   filmi.. Noriko Üçlemesi altmış yıl öncesini günümüzle bağlayan, o zamanlardan bugüne ve sonsuzluğa tutulan ölümsüz bir ayna… Üçlemenin son halkası Tokyo Story hem bu serinin en önemli yapıtı, hem de sinema tarihinin başyapıtlarından biridir. Büyük metropol Tokyo’ya çocuklarını ve torunlarını ziyaret etmek için yola çıkmaya koyulan ihtiyar çiftle başlar Tokyo hikayesi.
                     İnanın bana  seyrettiğiniz de  ana-babanın  çocuklarının çok çalışması  yüzünden  aradıklarını  bulamamasını öyle  yumuşak  anlatmış ki.. Şimdiki  şartlara  bakıldığında  ya da bu  böyle  kalıyor..


                 

                                         Ozu  filmlerini  seyretmeyi  seviyorum. Değerlerimizi  ,  insan olmanın  şartlarını  bize  sakin  sakin  hatırlatıyor.  Döneminde çekilen  filmler  toplum sorunlarına ayna tutuyor.  Hiç  değişen  birşey  yok  ki , kıymetini  bugün  bile  koruyor  bu filmler...
                                        Neyse  ,  biz  yine  kaybolan  değerleri  gözümüze  batıra batıra  gösteren  filmlere  geçelim.  Seyretsek  neye  yarar  uygulayan kim?  Ders  alan  kim?
                                        Buna   benzer  bir  film de   Japon yönetmen Kiyoshi Kurosawa’nın (Akira Kurosawa ile sadece soyadı benzerliği var) 2008 yapımı Tokyo  Sonata...

                       
Tokyo Sonata

                      Baba, anne, büyük oğul ve küçük oğuldan oluşan dört kişilik Sasaki ailesi tek birarada oldukları yer olan yemek masasında dahi birbirleriyle iletişim kuramıyorlar.  Dışarıdan bakıldığında, sıradan orta halli, "normal" bir Japon ailesi profili çizen Sasaki’lerin yaşantılarını yakından izledikçe aralarındaki uzaklıkların hatta uçurumların da ayırdına varıyoruz. Adım adım dağılmasını, olabilecek en dip noktalara gelmelerini izlediğimiz Japon ailesi için yönetmen sanki bir sihirli değnek kullanmış ve iyimser  bir son çizmiş..

                                       Baba, anne




                           Hayat   kısa  diyoruz,  sevdiklerimiz  diyoruz ama  tek  taraflı  değil  hiçbirşey..Zamanın  acımasızlığına  yenilip  kendini  koyvermek en kolayı..



                        

5 yorum:

  1. Fİlmi henüz izleyemedim ama isme aşinayım.
    Kirpinin Zarafeti'nde yönetmenin ismi pek sık geçiyordu. Okunmadıysa okunsun efendim, güzeldir.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle mi?? şimdi bakıyorum..

      Sil
  2. Buketcim merhaba.
    Bu filmleri nereden bulup izleyeceğiz ki, var mıdır bir kaynak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben sinegöz.com'da seyrediyorum bulduklarımı..

      Sil
  3. tokyo hikayesi her defasında gelir bir kavşakta dino buzzati'nin adını şimdi hatırlayamadığım bir öyküsüyle buluşur: o öyküde, yazar gibi gazeteci olan anlatıcı, italyan geleneklerine uygun bir biçimde cenaze arabasının peşi sıra yürüyen kalabalığın en önündedir ve annesinin kendisini görmeye geldiği zamanlarda bile onu nasıl ihmal ettiğini pişmanlıkla hatırlar. ben de hatırlarım; ziyaretime gelen annemin beni beklediğini bilmeme rağmen eve gidişimi biraz ağırdan aldığım aptallık günlerini. sadece utanmam, içim de çok acır.

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma