20 Ekim 2020 Salı

Sonbahar Çekilişi

         


                             Sonbahar hediyeleri hazırlayıp instagramda çekiliş yapıyorum. İşlediğim defter, kalpler, kuşlar ve mini sepet içi kabaklar belki size çıkabilir.                                İnstagramda sayfamda sizi bekliyor !


15 Ekim 2020 Perşembe

Karavanla Bilecik

                                  '' Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunun değiştirmek için hiç bir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içinde ki maceracı ruh için kesin olarak çizilmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir. Hayattan daha fazlasını almak istiyorsan, monoton bir güvenlik hissine dair inadını bir kenara bırakıp , sana ilk başta çılgınca gelebilecek bir hayata adım atmalısın. Bu yaşama bir kez alıştıktan sonra , tüm anlamını ve inanılmaz güzelliği göreceksin.''
                           Yabana Doğru kitabında böyle anlatıyor gezme tutkusunu Jon Kralkauer..
Yollara çıkmamızın nedenini bu satırlarda bulup hemen paylaşmak istedim. Cuma günü dersimin olmamasını fırsat bulup yakın çevreye gitmeye karar verdik. Bize iki saat uzaklıkta ki Bilecik'e gittik. Aslında şehir içine değil de Bilecik'in ilçesi Osmaneli'ne gidip burada konaklayıp çevreyi gezmeyi planladık. Sonuçta Bilecik'in küçük bir bölümünü gezdik 3 gün boyunca.



                     Osmanlı Devletinin temellerinin atıldığı  Söğüt,  İnönü Savaşlarının yapıldığı Bozüyük ilçesiyle ünlü Bilecik ilinin bir diğer güzel ilçesi Osmaneli. Bilecik merkeze 34 km uzaklıkta. Sakarya nehrinin ikiye böldüğü Osmaneli'ne sabah erken saatlerde ulaştık. Nehrin kenarında Adapark adıyla düzenlenen gezme dolaşma için yapılan yere döndük ve kendimize konaklayacak bir yer bulduk.


Nehir sabah saatlerinde öyle güzeldi ki . Bir resim tablosu gibi karşımızda değişik açılarıyla duruyor, yeni yeni uyanan kasaba halkından bir kaç kişi yürüyüşe çıkmış bu yolda yürüyordu. Nehir gürül gürül sesiyle akıyordu sol yanımızda. Karavanın eşyalarını yerleştirip kahvaltı hazırladık bu görüntüye karşı.


                           Sabah yanımıza bir köpek geldi, diğer sabahlarda da kapımı açtığımda hep onunla karşılaştım.


Sabahları camı açıp nehrin sesini duymak, mis gibi havasını soluklamak öyle iyi geldi ki orada kaldığımız günler boyunca.


Kahvaltı sonrası içilen kahvelerin tadı..


Osmaneli tarihte ki yeri çok önemli. Osmaneli'nin adı 1913 tarihine kadar Melagina, Leukae, Lefke ve Pefka olarak geçmekteymiş. Lefke ve Pefka adlarının Rumca'da "Kavaklık güzel yer.", "Kavaklık ve çamlık güzel yermiş.  "Bağlık, bahçelik ve kavaklık güzel yer " anlamlarına da geliyormuş. İlçeden geçen Sakarya nehrinin kenarlarında bulunan kavaklıklar, çam ağaçlarının oluşturduğu ormanların bulunması ve üzüm bağlarının olması bu tanımları desteklemekte. 1913 yılında ilçenin adı Osman Gazi'ye izafeten Osmaneli olarak değiştirilmiş.


Eski şehir denilen bölgede bulunan konaklar koruma altına alınmış. Sokaklarında gezip konakların sahiplerinden izin isteyerek içlerini gezdik bazılarının.


               Tarihi Rüstem Paşa Camisi..
Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri ve damadı olan Rüstem Paşa tarafından 1527 yılında inşa edilmiş. Ulu Camii ya da Cami-i Kebir olarak da anılan Rüstem Paşa Camisinin mimarı, Mehmet Paşa’dır. Kesme taştan yapılan cami; dikdörtgen planlı, ahşap tavan ve çatılı. 


Tarihi sokaklarında gezerken girdiğimiz konaklardan birinin sahibi. Bize Osmaneli'de ki çocukluk zamanlarını anlatıyor. Hatta bana küçük kabaklar hediye etti .


Hagios Georgios (Aya Yorgi) Kilisesi..

           İznik - Rum İmparatorluğu döneminde 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiş. İlçede çıkan bir yangın sonucu yanan kilise yerine günümüzde mevcut olan kilise 1874 yılında Macarlı bir mimar tarafından yeniden yapılmış.


İlçenin mesire yeri nehir kıyısı..


İlçeye yakın Günüören Köyü.


Geleneksel sokakları, ahşap ve kerpiç kullanılarak inşa edilen konakları, doğal güzellikleri ile Yörük kültürünü halen yaşatmaya devam eden 700 yıllık bir köy burası. 


Eski ismi Güniviran olduğu bilinen 700 yıllık Yörük köyü Günüören çok sakin bir köy. Köyde zaten 40 kişi kalmış. Çoğu ev zarar görmüş ne yazık ki ama içinde yaşayan insanlar ile konuşunca bu köyde zamanında yapılan ipekböcekçiliğini öğreniyorsunuz.


Köyün bahçelerine su götüren tarihi su yolu..


Köyde yaşayan bir ev..


Bahçeden topladıklarını hemen size veren gönlübol insanlar..



Osmaneli'ne yakın bir yer de Vezirhan..


Vezirhan sokakları eski zamanlardan çıkmış gelmiş sanki..


Şansımıza merkezde ki tarihi saat çevresinde pazar kurulmuştu.


Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1070’te (1660) yaptırılan Vezirhan Külliye cami, han ve hamam yapılarından oluşmakta. Bunlardan hamam günümüze ulaşmamış.


Bir diğer gün doğa harikası Harmkaya Kanyonuna gittik.


İnhisar ve Yenipazar ilçeleri arasında konumlanan Harmanköy’deki Harmankaya Kanyonu 4 kilometre uzunluğunda. Bundan 5 yıl önce Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca tabiat parkı kabul edilen Harmankaya Kanyonu’nun içerisinde 20 ve 25 metrelik iki büyük şelale, birçok küçük şelaleler ve mağaralar yer alıyor.

 

 Belediyenin yaptığı patikadan yürüyerek 20-30 dakika erişebileceğiniz bir seyir noktası mevcut. Bu alanda kanyonun neredeyse hepsini görebileceğiniz 650 metre yükseklikteki noktaya eriştiğinizde karşınıza bir seyir kulesi çıkacak. Bu kuleye çıktıktan sonra Harmankaya Kanyonu’nun iki adet mağarayı görüyorsunuz.
Biz gittiğimizde etrafta kimse yoktu ve korkutucuydu. İşletme de açık mı değil mi anlamadık. 


Bir gittiğimiz yer de Çukurören Köyü..



                                      Bilecik merkeze 12 km uzaklıkta merkez köylerden biri olan Çukurören Köyüne bayıldık. Yeşilliği ve özellikle genetiği ile oynanmamış acı biberi (sivri biber) ile ünlüymüş. Acı biberden başka barbunya ve domates yetiştiriciliği yapılıyor köyde.



                             Köy halkı 150 yıldır ürettikleri acı kırmızıbiberi balkonlarında kurutup İstanbul başta olmak üzere birçok kente gönderiyormuş. Bilecik Çukurören köyüne girildiği zaman neredeyse her evin özellikle balkonu ile çatısı,  duvar ve bahçelerinde kurutulmak üzere asılı kırmızıbiberler göze çarpıyor.







Ne yazık ki Türkiye'nin bir çok küçük iline yapılacak geziler için  şu şehri gezmek için 2-3 gün yeter diye ibareler kullanıyorlar. Bilecik şehrine gelmeden yaptığım incelemelerde buna çok rastladım ama biz bir yere gittiğimizde içimize sinerek ve koşturmadan gezmeyi çok seviyoruz. 
Bilecik'in yalnızca Osmaneli ilçesini ve çevresini 3 günde ancak bu kadar gezdik ama eksik kalan yerler de oldu. Yine de dolu dolu gezmemiz, sonbaharın en güzel renklerine böyle bir şehirde tanık olmamız, insanların samimiyeti bizi oldukça memnun etti.
Keşke daha çok zamanımız olsaydı da diğer ilçelerini de görseydik..


















8 Ekim 2020 Perşembe

Cuma Geliyor

                                               Ve yine bir cuma

                                               Ve yine bir haftasonu

                                               Ve ekim ayı..

                   Ekimin ortasına bile geldik sayılır, mevsimler yıllar hızla geçerken bir cuma da tabi ki sanki dünmüş gibi gelecek. Geçen haftalarda cuma yazısı yazamayınca bunu kaçırmayayım dedim. Havaların güzel gitmesi beni ekran başında olmaktan alıkoyuyor. Ne yazı yazabiliyorum ne de takip ettiğim blogları okuyabiliyorum. Artık bundan sonra sonbaharla birlikte havalar soğursa evde ki zamanımda özlediğim blog okumalarına başlayacağım. Evet, özlüyorum blog dünyasını. Bunca yıldır sıkılmadan yazdım, kopmadım.. Kopan arkadaşları bir ümit bekledim. 


Geçen haftaların bir özeti olarak başlıyorum yazıma.
                          İki Hafta önce bize yakın bir yerde işte bu hasır şemsiyenin altındaydım. Gökyüzünün en güzel hallerini karşımda ki dağlara da bakarak seyrediyordum. 1 gece de olsa bu doğanın kalbinde kalmak , şehir gürültüsünden kopmak ne iyi geldi.


Doğum günümün üzerinden 6 ay geçti ama yeni hediyeler aldım bu hafta ...


                           Anneme uğradığım bir gün apartmanın çiçeklerinin dibinde uyuyan bir minnoş gördüm bu hafta..


Sonbahar gelince bu nakışlarıma da yansıdı..


Bahçeye gelen arkadaşlarla sohbet ettik bir gün..


Elmalı kek mevsimi başlamıştır!



Kitaplar bitirdim..


Dergiler okudum sabah kahvaltısı sonra...


Keyifli saatler yaşadım...


Okullar başlayınca köyde ki gezintilerim de başladı..



Kışa hazırlık yapan evlere konuk olup yufka pişirmelerine denk geldim. Ne kadar güzel fırın süslemişler değil mi?




Sonbahar manzaraları ..



         Ve artık okullar açıldı. Hafta da 2 gün de olsa miniklerime kavuştum ya çok mutluyum. Normal eğitime dönmek çok güzel . Kısmetse tam zamanlı eğitime başlarız.
Mutlu Haftasonu  hepimize...








27 Eylül 2020 Pazar

Haftasonu Doğadayız

                                Bu hafta sonu annemi de alarak yaşadığımız yere yakın bir yere gittik. Burası dağların arasında ki bir vadide akan derenin kenarına yapılmış bungalov evlerin olduğu çiftlik. Yalova Altınova'dan sonra Ayazma köyünü geçince uzun bir dere. Küçükken bu derenin kenarına annem ve teyzemlerle pikniğe çok giderdik. Bu sefer de orada olan işletme de bir gece kalalım dedik, yerimizi ayırtarak yola çıktık. Şehre çok yakın olması ama içine girince de doğanın içinde kaybolmanız sayesinde çok güzel. Bungalov  evler ağaçtan ve kişi sayısına göre odaları var. Ama ne yazık ki Türkiye de bu tür işletmeler çok, ücretleri de yüksek ama verilen hizmet hep aşağılarda. 

                               Olumsuzluklarına rağmen doğanın kalbinde yer alması ve fazla insanın olmayıp kafamızı dinlememiz açısından güzel iki gün geçirdik.


               Oda da bulunan masayı hemen çimenlere indirerek çayımızı da hazırlayarak kısa tatilimize başladık.


Sonrasında boş havuza kendimizi attık.


Evlerin arasında dolaşan tavşanları sevdik..


Tatil kahvaltısı en güzeli..


Annemle doğada kısa bir yürüyüş yaptık..


Sonbahar yavaş yavaş gelmeye başlamış ama hava çok sıcak..


Havuza dönüp dergi, kitap okuma...



Gece  üzerimize minik battaniyeleri alarak yine bahçe de sessizlik içinde oturduk..


Bu hafta sonu bir anda verdiğimiz kararla böyle doğa da geçti. Bir gece olunca tadı damağımızda kaldı ama o bile insana ne iyi geliyor. Yarın pazartesi .. Okula gideceğiz ikinci haftamızda. Pazartesi iş başına gidenlere ve yeni bir haftaya başlayan bizlere kolaylıklar dilerim..


Tasarım:Sawako Kuronuma