12 Nisan 2018 Perşembe

KÖYDE BAHAR


Ben ki her nisan bir yaş daha genç
Her bahar biraz  daha aşığım 
der Orhan Veli..
Mevsimler döngüsü devam ediyor, her yıl tekrar tekrar şaşırıyoruz doğanın gücüne. Her yıl aynı şekilde içimizi mutluluk dolduruyor bahar gelince. Farkında mısınız bilmiyorum , bu mutluluğu kaybetmemek , her sene tekrar tekrar hissetmek bile ne kadar önemli şu dünya da. Ağzımızın tadı dedikleri bu olsa gerek.


               Biliyorsunuz yaşadığım yere yakın bir köye her sabah 9 da gidip geliyorum. Köyde öğretmenlik harika bir şey. Böyle olmasına rağmen nerede öğretmensin dediklerinde köyde dediğimde herkeste bir duraklama olup sonrasında söylenen tek kelime ' olsun'  oluyor. Sonrasında bunu ben istediğim için böyle olduğunu söylediğimde hayretle bakan gözler. Bende bir anormallik var biliyorum.


 Nisan ayların en güzeli. Köyde daha bir  güzel. Genelde okul çıkışı köy minibüsü gelene kadar geziyorum evler arasında.


Bu yüzden fotoğrafladığım yerleri de sizlerle paylaşmak istedim.






Yıllar sonra koyunlar, hindiler görmek, tavuk, horaz seslerini dinlemek çok güzel. Sonra da şehrin kalabalıklığına gitmekte bir o kadar kötü.




6 Nisan 2018 Cuma

Cuma Geldi !

Ne çabuk değil mi ? Ama sağlık,huzurla geçti günlerimiz ya şükürler olsun. İnsanın kendi mutluluğunu, huzurunu yazmasının bile anlamsız olacağı, utanç duyacağı bir zamandayız aslında. Hem cuma yazıları yazmayı seviyorum, şükretmek zorunda hissediyorum kendimi, hem de bir kaç şehir ötemizde yaşanan savaş, öldürülen insanlar, evlerini bırakıp savaşmaya gitmek zorunda olan gençler, sokaklarımızı dolduran aç ve sefil göçmenler geliyor aklıma. Sonra da utanç duyuyorum, kendi sağlığım , hayatımdan bahsetmek anlamsız geliyor ama yine de yazıyorum. Çünkü böyle hisseden binlerce kişiyiz. Bilmiyorum belki de ileri de hiç yazmaz olurum. Bir şey değişmez tabi, sırça köşklerimizde oturur oluruz yine ama bundan bahsetmeyiz.
Dün beni instagramdan  takip eden biri birçok övgü dolu söz yazdı. Yaşamınıza bayılıyorum dedi. Mutlu oluyorum tabi ki böyle sözlere. Biraz da olsa insanlara bu duygumu geçiriyorum diye. Ona güzel yaşamak için uğraştığımı yazdım. Durup dururken altın bir tabakta gelmiyor bu. Güzel yaşamak, güzel görmek, güzel çocuk yetiştirmek için çoook uğraşıyorum. Böyle yapmaya çalışanlar beni anlayacaktır.


Çocukların dünyasında olduğum için çok müteşekkirim..


Öyle güzel bir coğrafyadayız ki, her mevsimi yaşıyoruz. Bu fotoğrafı cumartesi çektim sahilde. Hava kapalıydı ve ağaçlar daha çıplaktı. Tam beş gün sonra her ağaç bembeyaz oldu. Bu kadar kısa süre de böylesine değişim bir mucize..


Hafta içi Litvanya'dan misafirlerimiz vardı. 6 yıl önce okulumuzun yaptığı comenius projesiyle bir çok ülkeden dostlarımız oldu. Onlarla bağlantıyı kesmedik bu süre içinde. Litvanya gurubu tekrar geldi bu hafta. Onlarla akşam yemeğinde buluştuk.



Hafta başı yağmurlu günler yaşadık . Her sabah gittiğim yol. Neredeyse 2 km yürüyorum köy minibüsüne gitmek için. Ama bu zorunlu yürüyüşü çok seviyorum. Başkası olsa oraya gitmek için şehiriçi minibüsüne biner ama bunu yürümek için fırsat olarak görüyorum.


Çarşamba itibariyle hava durumu çok güzeldi. Güneş olunca gittiğim yolda ki ağaçlarda coştular. Ne iyi 
yapmışlar da bu ağaçları ekmişler. Etrafta araba da dolu olmasa yol çok keyifli.


Okula gittiğimde köy hayatı karşılıyor beni. Yine bir okul çıkışı köyde dolaştım. Çok güzeldi her yer, bahar artık iyice gelmişti.


                     Bugün de harika bir hava var köyde. Öğlen okul bitse de biraz daha gezsem diyorum ağaçların altında, baağlarda bahçelerde. Merak edenlere ipucu, instagramda bazen story çekiyorum gezerken. Bu hafta sonumuzun da güzel ve mutlu geçmesi dileğiyle...


30 Mart 2018 Cuma

Bugün Cuma


Gulliver'in Seyahatlerinde ölümsüz insanların yaşadığı  Luggnag adasından söz ederken şöyle der yazar ;
'' Ne var ki uzun yaşamak da mutluluk getirmemiştir insanlara. Aksine yaşlanıp yorgun düşmüş, amaçları kalmamış, adalılar için ölüm neredeyse bir umut olmuştur. '' 
Uzun yaşamaktan çok yoğun yaşamak önemlidir derler. Hayatımızı ne kadar dolu dolu yaşıyoruz. Bu hep en iyileri yapmak değildir bence. Yaptıklarımızı özenle seçip zevk almaktır , iyisini hayırlısını yapmaktır. Peygamberimiz '' Güzel söz sadakadır '' der. Konuşmalarımızda bile özenli olmalıyız, yalnızca konuşma deyip geçmemeliyiz. Hayatımızı güzelleştiren unsurlar bir bütündür. Konuşmamızdan, hobilerimizden, evimizi oluşturma tarzımızdan,günlük uğraşlarımızdan,işimizi nasıl yaptığımızdan arkadaş seçimimize kadar herşey hayatımızı oluşturur. 
Bu cuma şöyle bir oturalım , yapabildiklerimizi ve yapamadıklarımızı düşünelim. Sonra da neler oluyor şu dünya da neler yaşanıyor ve benim durumum ne diye düşünüp şükretmeliyiz.


Çocuklarla çalışmak harika bir şey. Büyükler dünyasının saçmalıklarını, kıskançlıklarını kapı dışında bırakıyorsunuz. Gerçekten masum bir dünya içinde yer alıyorsunuz birkaç saat. İşimiz zorlukları yalnızca kalabalık sınıflar, herşeyi bilen ve sizi eğitmeye kalkışan işbirliğine kapalı veliler ve anlayışsız idareciler.


Bu hafta ki şükürümüz ailemizin, yakınlarımızın sağlıkla yanımızda oluşlarıyla başlasın . Sınıfımın huzuru, tatlı öğrencilerim için de ayrı şükür duyuyorum.


Bahçem için onlarla kozalak boyadım bu hafta. Sonra da hemen yerlerini aldı kozalaklar, Bodrum menekşelerinin dibinde. Bahçe bakımını bugün okuldan eve dönünce yapacağım. Kış boyu otlar kapladı heryeri. Sağolsun yoldan geçerken millet bol bol çöpünü attı bahçeme. Genelde yedikleri bisküvi, çikolataların kağıtları ve kola şişeleri. Etrafı ayrıca dökülen yapraklar doldurdu. Bugün kısmetse Cemalle herşeyi düzenleyeceğiz. 


Geçen haftasonu balkonumda ki çiçekleri yenilemiştim. Sardunyaların saksısını ve toprakarını değiştirmiştim. Yeni kaktüslerde ektim. Baya bir kaktüs köşem oldu evimde. Onları da bir gün paylaşacağım. Çünkü kaktüsler en güzel bitkilerden. Zahmetsiz güzelliklerini her mevsim size sunarlar.


Bu hafta hava durumu böyleydi bizim köyde. Sis hiç eksik olmuyor ve ben bunu çok seviyorum.


Bahçemin bir bölümünden size hayırlı cumalar dileyerek bitiriyorum. Haftaya görüşmek üzere..

26 Mart 2018 Pazartesi

Bir Kış Günü Öğleden Sonra

                    
            İlkbahar başladı sayılır,  gündüz yavaş yavaş uzamaya başladı. Ya da kışla bahar arasında gidip geliyoruz. Gün içinde çarkta dönen farecikler gibi hissediyorum kendimi. Oradan oraya koşturuyorum gün içinde, tamam yarım gün çalışıyorum ama vakit ellerimden akıp gidiyor sanki. Yapmayı sevdiğim şeylerin başında da yıllar önce kocasını ve beraber yaşadığı annesini kaybetmiş evinde yalnız yaşayan  yetmiş küsür yaşında ki halamı ziyaret geliyor. Her zaman düzenli ve temiz olan halam şimdi de öyle. Kız halaya çeker derler ben de hep düzenliyimdir, evi toplamadan koltuklarda düzeltilmemiş bir tane yastık kalmadan kesinlikle yatmam. 
             Halama giderim ve sessiz evinde en sevdiğim köşeye otururum. Tam mevsimidir Marguerite Duras'ın  Bir Kış Günü Öğleden Sonra kitabını hatırlamak için. Okuyanlar bilir kitabın kahramanı kadın şiirler yazar hep. Kocasına okur ama kocası anlamadığını söyler yazdıklarını. Yazmayı yine de bırakmaz.Karısı bir kış günü öğleden sonra ansızın bulutların arasından süzülen güneşi anlatır. Kış günleri “kimi öğleden sonraları gökten inen, parklara, kış ufuklarına, demir atmış teknelere vuran o olağanüstü ışığı” yazar. “Bu güneş mızraklarının açtığı, hiçbir görünür iz bırakmayan bu yaralardan” söz eder.
Bana ışıklar her zaman birşeyler anlatır. Her mevsim hissettirdikleri farklıdır. Kışın ışık yok değildir , tüllerimizden evlerimize girer tüm ağırlığıyla. 


Halama geldiğimde geçen gün, menekşelerin tüm güzelliğine , neşesine rağmen kitabı ve kış güneşini hatırladım. Işık mevsimlere, günün saatlerine göre nasıl da değişiyor. Ya da yaşlı bir insanın evinde hep böyle acı ve donuk mudur? 
Halamın sesi beni bu ağır ortamdan çıkarır '' hadi kahve içelim ''. En büyük keyfidir Türk kahvesi. Babaannemden geçen bir alışkanlık belki de, o da her gün içerdi. Hatta küçükken onun evinde mangalda yaptığı kahveleri hatırlıyorum, mitoloji kahramanlarıyla dolu bir tepsi de servis yapardı kahveleri. Boş tepsiye uzun uzun bakarak hayal kurardım. Şimdi ki çocuklar gibi ne canımız sıkılıyor derdik ne de  mızmızlanıp kafa şişirirdik. Bir tepsiyle zaman geçiren çocuklardık. 
Beni eskilerden koparan halamın sesini daha çok duymak istiyorum. Bir o bir de babam kaldı şunun şurasında. Şule Gürbüz'ün dediği gibi :
Kendinizi yok etmeyi,en azından yok saymayı düşündüğünüz bir anda , birisi bir kahve ısmarlayıverir; ve bir kahveyle fit olup yaşama devam etmeye karar verirsiniz. Değişen bir şey yoktur tabii - ve bu kimse yeni biri de değildir. ''




















23 Mart 2018 Cuma

Yeni Bir Yaş ...


Geçen gün arkadaşlarımla yeni yaşımı karşıladık. Şu blogumda arşive girsin istiyorum güzel pastam. Arkadaşlarımla kutladığımız doğumgünü partilerini şimdiye kadar farklı mekanlarda kutladık. Yaş ilerledikçe daha bir evcimen oluyorum galiba. Bu yıl hiç bir yere gitmek istemedim. Mekanların abartı fiyatları sizden koparıp baştan savma hizmette bulunmasına ayrı bir sinir oluyorum. Bu yüzden kızlar bana geldiler.


                                Arkadaşlarımın her biri farklı maharetlere sahip. İşte bu pastayı benim için yapan instagramda da bulacağınız Esmasultanınikramları..


Evimizde çayımızı demleyip daha güzel bir ortamda doğum günümü kutlamış olduk. 


Bir yaş daha yaşlandım tabi işin acı tarafı. Ama derler ya bugün yarından daha gençsin. Ne yapalım bardağı dolu tarafından görmekte fayda var.

20 Mart 2018 Salı

Hoşgeldin Bahar Partisi


Altı kişilik kapalı kızlar grubumuz var yani kapalı derken başka kimseyi almıyoruz :)  Yıllardır beraberiz ve şimdiye kadar aramızda ne bir yanlış anlama, ne bir sürtüşme, tartışma olmuştur. Maşallah diyelim ! Beşimiz öğretmen bir tanemiz grafik tasarımcı ama o da İstanbul'da ki 20 yıllık iş hayatından kendini emekli edip memleketine yani şimdiki yaşadığımız yere döndü. Grubun en yaşlısı ben 44 yaş, diğerleri 40, 35, 30 ve 26.
Bu kadar farklı yaşların anlaşması ortak zevklerin fazlalığından oluyor bence. En gencimize hep takılırım '' kızım ya teyzelerle işin ne '' diye. Ama  aradığı heyecan bizde tabi :)


Doğum günlerimizi dört gözle bekleriz ,parti yapmak için fırsattır. Bazen şehir de bir klube gideriz, bazen bir kafede bazen evde. Bunların dışında birşeyleri bahane ederek partiler hazırlarız. 
İşte geçen gece de ilkbahar partisi düzenledik.


Her parti bir arkadaşın bu görevi üstlenmesiyle oluyor. Bahar partimizi en küçüğümüz Esmanur düzenledi. İnstagramda çok güzel paylaşımları var , merak edenler bakabilir.         ( Gezgincibulut )


Arkadaşım sofrasına baharı getirmiş. Çok güzel ayrıntılar var. Tabaklarımızda ki sümbüllere, lavanta desenli peçetelerimize, hepimize bir gül hazırlamasına bakar mısınız..


Arkadaşlarımızdan biri hamile ve yakında baby shower partimiz olacak. Onun davetiyesini de o gece bize dağıttı. Çokta güzel fotoğraflar çeker. İnstagramda adı   _anfo



Gecemize özel pastamız harikaydı. Şu pastanın güzelliğine bayıldık..




Partilerimizin konseptine göre giyinmekte diğer kural. İlkbahar renklerinden oluşan elbiseler, etekler, kazaklar..


                            Hep birlikte güzel bir masa çevresinde toplanıp, güzel yemekler yemek, sohbet etmek, müzik dinlemek, kahkahalar hayatımıza renk katan unsurlar. İlerleyen günlerde 2 doğumgünü,  bir baby shower, bir yaza merhaba partisi daha var. Hatta bir tanesi yarın :)  Sonra herkes yaz tatiline kısmetse.
                          Hee bu arada kocalar nerede mi? Ev sahibinin kocası genelde tüm gece bir kafede. Diğerleri evde  :)

16 Mart 2018 Cuma

Cuma Gelmiş


                  Haftasonuna geçmeden cuma şükürümüz en çok sağlıklı oluşumuza gelsin. Hasta olan herkese acil şifalar dilerim. Belki en güzel günlerimiz bunlar, herkesin derdi sorunu var , olmaz mı ama yine de yaşıyoruz şu an önemli olan bu. Hayatın güzelliklerini görmeliyiz, paylaşmalıyız ve şükretmeliyiz. 
Geçen cumartesi ve pazar küçük kasabamda vakit geçirdiğimiz bir haftasonu oldu. Hava da çok güzeldi. Bisikletimi alıp çıktım yollara. Ana yolun yanına bu küçük yol yapıldı, üç yıldır bisikletle buradan yan köye geçiyoruz. Bir tarafımızda deniz, yeni ekilmiş ağaçlar ve toprak yol. İleri de bu ağaçların büyüdüğünü hayal ediyorum. Şimdiye kadar niye bu yol düşünülmemiş bilmiyorum.Şimdiye kadar kocaman çınarlar olurdu. 


Yan tarafta bulunan yer tam bir köy değil , kasaba da değil. Ama deniz kıyısında, balıkçı ailelerin bulunduğu küçük bir yer. Hep sahilinde gezerdim, bu sefer içlere gireyim dedim. Baharda geldiğinden çok güzeldi bahçeler. 


  Burada bisikletle dolaştıktan sonra bizim plaja döndüm. Yazın çok kalabalık oluyor, insanlar denize giriyorlar böyle sakin halini ancak bu mevsimde görüyoruz. Haftasonu buraya gelip oturan iki arkadaşım var. Onları burada bulacağımı bilirim hep. Yanlarına gidip otururum ben de. Yine öyle yapıp sohbet muhabbet harikaydı.


Sonra eve dönüp kahvemi içtim. Bu hafta ne yazık ki tek kitap okudum . o da çok ince bir kitaptı aslında. Başka kitaplar okuyamadım ama dergiler vardı elimde . Onları bitirdim.


                                            Cevizli portakallı kek haftanın süprizi. 



                           Bu hafta içi yağmur, güneş, şimşek birçok şeye şahit olduk. Sokak aralarında gökyüzünün renkleri süpriz yaptı bize. 


Bu hafta yaptıklarım arasında kaktüslerimin topraklarını, saksılarını yenileyerek evin ön tarafına çıkarmak vardı. Bahçe işlerine daha başlamadım. Nisan gelmesini bekliyorum. Ama daha bir çok değiştirilecek saksı var, budanacak ağaçlar, temizlenecek bahçe var.


Seyrettiğim dizilerden Casa de papel in  9. bölümündeydi sanırım. Evladının olması nasıl bir şey diye soruyordu karakterin biri. '' Bir kamyon dolusu yükün üzerine boşaltılışı gibi bir şey '' diyordu diğeri de. Gerçekten de ebeveyn olmak çok farklı bir sorumluluk , güzellik, zorluk. Kızımın artık 13. yaşını dolduruşu , bunca yılın nasıl geçtiğini anlamaya çalışmak, geçmesin daha çok bebek kalsın çocuk kalsın daha çok benimle olsun daha çok kucağımda seveyim duyguları bir tarafta ,


Off ne zaman akıllanacak, ne zaman beni üzmez olacak , ne zaman bu zorluklar bitecek diye beklemek diğer tarafta. Geçen gün eski fotoğraflara bakarken çok üzüldüm. Aceleyle geçmiş zaman en kıymetli anlarımızı almış elimizden gibi geldi, nerede o bebeklik anları, nerede çocukluk, zaman gerçekten çok acımasız.


Böyle hızlıca geçsin istemiyorum, her yaşın tadına varalım, hep birlikte olalım diyorum. Ama ergenlik artık bir çok şeye engel oluyor. Yaş ilerledikçe insanlar boşuna duygusal olmuyor. Ben daha şimdiden böyleyim, sonumu düşünemiyorum. 70 li yaşlara geldiğimde gözyaşları her daim gözünde olan birine dönüşeceğim galiba.
Yine de bugünlerime şükrediyorum. Dünya da ya da ülkemizde olan birçok saçmalığı dışarda bırakarak. 

9 Mart 2018 Cuma

Bir Cuma Daha..

                         Sanki daha dün yazdım cuma yazısını. Zaman hızlıca aktı yine, bir hafta daha geçti. Cuma şükrümüz tüm sahip olduklarımıza gelsin çünkü onlar hep güzel şeyler. Ailem başta olmak üzere sağlığımız, evimiz, huzurumuz, güvenliğimiz , aç ve açıkta olmayışımız için binlerce şükür.
Bir hafta daha geçti dedim yine benzer şeyleri yaşadığım çoğunlukta. Ama buna da şükür diyorum, çünkü huzurumuzu bozacak, herşeyi altüst edecek olaylar yaşamamakta çok güzel. Bir hafta boyunca okula gittim geldim, aynı sınıf aynı çocuklar yolda aynı insanlar, mahallede aynı komşular. Yavaş yavaş etrafı şenlendiren bahar tomurcuklarını gözlemliyorum . Belki bir iki hafta sonra etraf bembeyaz olacak diyorum kendime. Sabah sekizi on geçe evden çıktığımda evimin duvarının arkasından kollarını çıkarmış erik ağacını görüyorum. Daha geçen gün çıplaktı kollar, şimdi bakın nasıl.



                 Kahve -kurabiye ikilisi işte en sevdiğim. Yeni başladığım etamin işim kadar zevklisi yok.



             Evde en sevdiğiniz köşeler var mıdır ? Benim sehpam. Çünkü üzerini hep değiştiririm, ruh halime, mevsime, özel günlere göre. Şu an bu sevdiklerim var.




            Oturma köşem kışın burası. Manzaram bir eve baksa da onu görmemeye çalışarak çam ağacımı seyrederim buradan. Kitap okur, örgü örer, film seyrederim yeşil koltuğumda. Bizimkileri hiç oturtmam :)




             Bu hafta okuduklarıma gelince. Tam üç kitap okumuşum. İlki Fikret Mualla'nın yaşam öyküsü Hıfzı Topuz'dan. Off çok üzüldüm, çünkü bir tutunamayan o. Pariste ki yaşamı, sefilce geçen yıllar, ölümünün Alp dağlarında ki bir köyde hiç kimsenin olmasını istemeyeceği şekilde.



                            Diğer kitap İbrahim Tenekeci'nin yazıları. Bir günde okudum, ne kadar haklı bir çok konuda.




                                   Son kitabım Henry David Thoreau  Walden Gölü. Yazarın daha önce bir kitabını okumuştum. Hayat felsefesi doğada yaşam. Benim için hayranlık verici bir olay.Yıllarca ödenen kredilerle evler satın almayı anlamsız buluyor, insanın basitçe doğa da yaşayabileceğini savunuyor. Altını çizdiğim bir paragrafla bitiriyorum.



'' Çünkü evlerimiz sığınmaktan çok içine hapsolduğumuz işe yaramaz mülkiyetlerdir. Kaçınılması gereken kötü komşular ise kendi aşağılık nefesimizdir. Bu kasaba da yaklaşık bir nesildir varoşlarda ki evlerini satıp da köye taşınmayı düşünen ama bunu başaramayan en azından bir kaç aile tanıyorum. Ve yalnızca ölümdür onları özgürleştirecek olan.''


























Tasarım:Sawako Kuronuma