8 Ekim 2021 Cuma

CUMA !!

                        Ruh Yordamı'nda ne güzel yazmış Gökhan Özcan;

             ''Bazen dünyayı içime sığdıracak kadar genişliyor Yüreğim, bazen kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Bazen küçük bir gülücük yetiyor içimi ısıtmaya, bazen dağlara yükselen kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede uçarı, bazen iflas olmaz biçimde kanadı kırık oluyorum.''

Bir hafta geldi geçti demeyelim, insan ruhu neleri barındırıyor en kısa zaman parçasında bile. Rutinlerimiz devam etti, işe gittik geldik, hafta sonu şablonlaşmış kimliklerimizi yaşadık, değişen yine bir şey yoktu. Eskiden belki bir on yıl önce olsa bu beni rahatsız ederdi. Nereye kürek sallıyoruz böyle, hep aynı işler, güçler, insanlar, görevler diye dertlenirdim hatta mutsuzluk depresif sınırlara yaklaştırırdı  beni.. 

Yaşla gelen bir şey mi bilmiyorum, herkeste de böyle değil tabi ki ama son yıllarda inişsiz çıkışsız düz bir yaşamı seviyorum. Farklı bir şey aramıyorum. İsteklerimi, yaşamımı alt sınırlara taşıdım. 

Artık gün bitimine doğru eve çekildiğimiz, kendi koltuklarımıza geçip dinlenmeye çekildiğimiz saatlere özlem duyuyorum. Eşimle bir araya geliyoruz, üç beş gün kritiği sonrasında artık aynı odada dahi oturmayan kızımın yokluğunu eh ne yapalım tüm ergenler böyle deyip acımı bastırıp kahvelerimizi içtiğimiz birbirinin aynısı geceleri geçiriyoruz. 

Hayatın anlamı herkes için farklı. Ben dingin sularda vakit geçirmeyi seviyorum. Hafta sonu mutluluğum bir kek ve kahve kadar basit. Bu cumartesi kek yerine elmalı turta yapıyorum. Bahçeye koltuklarımızı çıkarıyoruz, kahvelerimizi de alıp dünyamıza gömülüyoruz.


Bahçeme bir iki dokunuş yaptım, köyden gelen kabaklarımı da koyunca ne güzel oldu! Bir kabak bu kadar mutlu eder mi insanı, ediyor işte. 


Sevdiğim yazarın iki kitabını daha bitirdim bu hafta. Ama diğer okuduğum iki kitap kadar etkilemedi beni. Gerçi yine de güzel yazmış.


Okulda geçirdiğim zamanlar tüm öğretmenlik yıllarımın içindekinin en mutlusu.
Hava çok güzeldi bu hafta, fırsatı kaçırmadık doğaya çıkarak bulutları izledik.


Sınıfımızda sonbahar köşemiz..


    Bu hafta hayvanları koruma gününü kutladık. Her çocuk evde velisiyle bir kuş evi tasarladı. Evde yapılan işleri çok önemsiyorum çünkü anne babalar mecburi de olsa çocuğuylaq bir şeyler yapmış oluyor. Bazı veliler gerçekten çok yetenekli, çok güzel işler çıkıyor ortaya.


Okula gelen kuş evlerini inceliyoruz. Her çocuk nasıl yaptığını anlattı , içlerine kuş yemi de koyarak sıra ağaçlara asmaya geldi.


İşte kuş evlerimiz artık ağaçta.


   Okul bahçesinde oynarken gökyüzü harikaydı..Dostoyevski'nin Beya Geceler 'de ki nidası aklıma geldi;
Ama, sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzel kılıyor!



Artık battaniye altındayım geceleri. Nakış beni en sakinleştiren şey oldu son yıllarda. 


         Kızlarla buluşmamız , yine kendimiz için bir parti. Sonbahar partimiz bu sefer benim bahçe de oldu. Okul sonrası saat 4 gibi buluşup yiyeceklerimizi çıkardık dışarı. Hava da öyle sakin ve ılıktı ki, iş sonrası yorgunluğumuzu bu tatlı bahçede attık.




Tema sonbahar olunca kurabiyelerimizde böyle :)


          Bu hafta içi blog dünyasından tanıştığımız Sonat ile buluşmamız oldu. Aslında kendisi Ankara'da yaşıyor ama bir şekilde yaşadığım kasabayla bağlantısı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Yazları bizim şehre geliyorlarmış. Geçen hafta buluşmuştuk, bu çarşamba da onun yazlık evinde görüştük. Blog deyip geçmeyin, sanki kırk yıllık tanıyorduk birbirimizi. Evinin manzarası eşliğinde içilen çayla sohbetin tadını anlatamam.

                    Kemal Sayar'dan bir sözle bitirmek istiyorum cuma yazımı, kulak verelim lütfen;

                     ''Sonunda yalnız kalıyor insanlar. İnsanın muhtaç olduğu bir tebessüm, bir tatlı bakış.''














4 Ekim 2021 Pazartesi

Sonbaharı Kutlayalım !

                        Sonbahar geldiyse bizim arkadaşlarla artık buluşma zamanımız. Uzun yaz tatilinden sonra herkes eve dönmüş, işler tamamlanmış ve birlikte olma zamanı gelmiştir. İlk olarak grubumuzda ki bir arkadaşımızın eylül başında ki doğum gününde bir kutlama yaparız. Sonrasında tabi ki beraber küçük oturmalar , buluşmalar düzenleriz ama sonbahar partilerimiz meşhurdur. Kabak sevgimi onlara da bulaştırdım, yaz bitimiyle harıl harıl aramaya başlarız. 

                        Kaç yıldır kutluyoruz böyle hesaplamak  lazım hatta bir ara her senenin fotoğraflarını bulmam lazım çünkü bu anılar çok değerli. Bu sene de bir araya gelerek güzel bir güz partisi yaptık.



Arkadaşım Hanife'nin evinde buluştuk. Aslında bahçede olacaktık ama o gün hava öyle bir bozdu ki dışarıda oturmak imkansızdı. Bizim için hoş ayrıntılarla dolu bir mekan hazırlamış arkadaşımız. İsterseniz bir bakalım..


           Eve girince getirdiğimiz hediyeleri bir köşeye koyduk. Bunlar küçük küçük sonbaharla ilişkili şeyler genelde. 


                  Taa uzaklarda olan arkadaşımız Esmanur'dan ayrı kaçıncı yılımız bu sene. Tayini Siirt'e çıktığı için oraya gittiler. Ama sevgili arkadaşımız oralardan bize hediyeler göndermiş.Yokluğunu hep hissediyoruz ne yazık ki.



Hediyelerimiz..


Gittiğimiz yere yiyeceklerimizi yanımızda götürüyoruz, böylece ev sahibini çok yormamış oluyoruz. Pastamız Hanife'den bu sonbahar.



Masamız tabi ki sonbahar temalı :)






                    Temamız ne olursa olsun yıllardır süren dostluğumuz bir masa çevresinde devam ediyor. Her grup gibi sorunlarımız olmuyor değil ama her seferinde ortak paydamız anlayışla hallettik. Bu fotoğrafta iki arkadaşımız eksik. Biri dediğim gibi çok uzaklarda ama gönlümüz hep onunla. Diğeri bir taşınma yüzünden gelemedi ama bugün bende toplanacağız bakalım hava da güzel olursa bahçede sonbahar kutlaması yapacağız.
Bize bahane olsun, kutlamalar bitmez :)









1 Ekim 2021 Cuma

Bugün Cuma !

                     Merhaba cuma, hoş geldin! Bir taraftan vay be eylülde bitti, ne zaman oldu bu diye şaşkınlık içindeyim. Diğer yandan güzel bir hafta geçti çok şükür diyorum. Gerçi yaz bitiminde , eylül ayının her gününde sabahları yataktan çok zor kalktım. Tüm gün koşturmaca sonrasında akşam yemeği sonrasında sanki üzerimden kamyon geçmiş gibi oluyordu. Her gece kendimi çok hasta ve halsiz hissediyordum, tamam galiba bu sefer corona oldum diye fobi oluştu bende. Sabah dinlenemeden kalkmak da cabası. 

                 Yine de kendimi fazla bırakmak istemedim, hep dışarı attım. İlk olarak cumartesi zaten kızımın olan okulu için erken kalktığımızda hadi bir yerlere gidelim dedik ve çıktık yollara Yalova Termal civarı bu mevsimde çok güzel olmaya başlıyor. Termal yukarı bölgesinde Yatakkaya Şelalesine giden parkur çok güzel oluşturulmuş. 


     Haydariye Köyüne yakınında yer alan bu şelaleye yürüyüş 6,5 km sürüyor. Yürüyüş parkurunun başında manzaralı bir restoran kafe vardı. Başlamadan bir çay içelim dedik ve yemyeşil manzaraya doyduk.


                 Yürüyüşe başlarken orman bakanlığının düzenlediği tabelaları okuduk , bilgi edindik. Sabah saat 11 gibi orman içine doğru yola çıktık. Hava güzel, orman harika , sessiz ve mis gibi toprak kokulu neredeyse 2 km yürüdük. Yürüyüş yolu çok güzeldi, yönünüzü belirleyen işaretler mevcuttu. Büyük bir mutlulukla yürürken o sessizlikte hızlıca yaklaşan bir gürültü duyduk. Ormanda sadece ikimiz olduğumuzdan çok korktuk. Çünkü o sessizlikte hıphızlı koşan ve yaklaşan şeyi iki dakika içinde yanımızdan geçtiğini görünce dona kaldık. 
Bu köpeklerin kovaladığı bir domuz ailesiydi. Hayatımda bu kadar büyük bir domuz görmemiştim. Saniyeler içinde yanımızda olmuşlardı. Bununla karşılaşınca ne yapacağımızı şaşırdık. En iyisi dönmeliyiz diyerek geriye döndük ama bu sefer deli gibi koşarak.


           Sonrasında arabamıza binerek Üvezpınar köyüne gittik. Orada zaten çok kolay ulaşılan Sudüşen Şelalesine gittik. Çok fazla arap turistle birlikte küçük bir yürüyüş yaparak şelaleye ulaşıyorsunuz. Harika bir tabiat yine bizimleydi.


                  Oradan Kurtköy'e gittik. Burada Cevizlibahçe Kamp yerine baktık. Bir dere kenarında bol ceviz ağaçlarının altında güzel kamp yeriydi. O kampa yakın anıt çınar ağaçlarını da görerek o günkü Yalova doğa gezimizi bitirdik.



Ertesi gün yani pazar bu sefer de bizim köye gidelim dedik. Bu köy çocukluğumda annemler ve teyzemlerle sık sık gittiğimiz anneannemin köyü. Annemi de götürdük yıllar sonra. Annem küçükken köyden ne kadar nefret ettiğimi, gelmek istemediğimi anlattı yine. Hatta elime kitabımı alıp dut ağacının tepesine çıkarmışım. Gerçekten hiç sevmezdim köyü, kokusunu, hayvanları hiç sevmezdim. Nerden nereye :)


                    Bu köyde yaşayan annemin dayı oğlunun evinde oturduk, hayvanlarına baktık, dertlerini dinledik. Köyde yaşamanın, tarım yapmanın, hayvan beslemenin zorluklarını anlattı. Devletin kesinlikle tarım yapan, hayvancılıkla uğraşanları desteklemesi lazım. Ama bunun yanında insanlarda da dürüstlük, çalışkanlık ve yurtseverlik olması gerekiyor. Mesela bir olay anlattı dayımız, öyle canım sıkıldı ki. Bu insanların çirkinliklerine bir şey eklenmiş oldu. 
Devamlı hayvanlarına bakan, ilgilenen veterinerleri en küçük sorunda mesela doğumda zorlanan ineği hemen kesiyor , böylece ederinden az bir fiyata gidiyormuş hayvan. İlçeden bir kasapla anlaşmalı olduğunu öğrenmişler.
Ne yazık ki birey olarak sahtekarlık çok fazla bu ülkede. Sonra da niye böyleyiz !


Köyden manzaralar ..



Hafta içi okula devam. Öğrencilerimden bana resimler...



Sonbahar gelince sınıfta bol bol yapraklarla etkinlik...



Bu sene sınıfta ki sonbahar köşemiz.


              Geçen ilkbahar okul bahçesine patates ekmiştik. Topraktan patatesleri çıkararak haşladık, tuzladık ve çocuklarla yedik.


Bir velim su kabağında yoğurt mayaladığını söyleyince çok merak ettim . Bana su kabağını verdi, mayaladım , çok güzel tuttu ama kabağın yanık kokusu işlemiş içine. Fazla beğenmedik yani. 


                Okul çıkışlarında balkonumda oturmayı , kitap okumayı çok seviyorum. Hava sıcaklığı 22-23 derece civarında. Gölgede üşümeye başladık. Battaniyelerimi çıkardım artık, içine girip açık havada dinlenmek gibisi yok. Eve geldiğim saatlerde etrafı toplayıp yemekleri de ocağa koyduysam benden mutlusu yok. Eve gelmem saat 15'i buluyor. Tüm gün çalışanlar bu ev işlerini ne yapıyorlar bilmem. Saat 18'de kızım saat 19'da eşim geliyor. Eve önce gelmenin avantajı çok büyük.


                Akşam yemeği sonrasında eşimle dizimizi açıyoruz. Şiddetle öneririm. Hem keyifli hem iyi hissettiren hem mesaj veren hem komik. En azından iki üç bölüm seyrediyoruz. Bitince aklımda bir dizi daha var bakalım …


                       Dün kızlarla sonbahar partisi yaptık. Bu buluşmalarımız biliyorsunuz yıllardır sürüyor. Maksat kafa dağıtalım. Sonbaharın güzel renklerini eve taşıyoruz, yiyor içiyor muhabbet ediyoruz. Son olarak konsepte uygun  hediyeler veriyoruz birbirimize. Partimiz hakkında ayrıntılı bir post daha yapacağım. 
Bir cuma ile yeni bir haftasonuna giriyoruz, mutlu günler herkese!























24 Eylül 2021 Cuma

Cuma Geldi Bile !

                       Mutlu, umutlu ve hayırla dolu güzel cumalara eriştik ne güzel.Biraz serin biraz sıcak, biraz bulutlu biraz rüzgarlı ve bolca sarı, turuncu sonbahar mevsimine adım adım girmeye başladık. Ne güzel bir ülke de , bir yarım kürede yaşıyoruz ki, dört mevsimi tüm yıl boyunca görüyoruz. Eylülde biterken artık yaz modundan çıkıyoruz yavaş yavaş. Bizim gibi okullara giden, yoğun enerji yuvalarıları bu eğitim yerlerine adapte oluşumuz pandemi sonrasında çok da kolay olmasa da gerçekleşiyor. İnsanoğlu işte neler görmüyor, nelere alışmıyor. Bakalım bu kış dönemi nasıl geçecek?

                     Geçen pazar günü özlediğim pastalarıma kavuştum. Artık kek sezonunu da açmış bulunuyorum. Yaz bitmek üzeriyken orman meyveleriyle yaz pastası yapayım dedim. 


                            Güzel instagram arkadaşlarımdan Sonat ile bir buluşmamız hatta yüz yüze tanışmamız oldu pazartesi günü. Yaşadığım kasaba da meğer çocukluluğunun yazları geçmiş. Ankara'da yaşıyor ve bu yaz emekli olmuş banka sektöründen. Şimdi bir kaç ay kalmak üzere buraya gelmiş annesiyle. Bizim buraların tadını çıkarıyor bir kaç aydır. Buluşmamızda sanki yıllardır tanışıyor gibiydi, okul sonrası saatlerim öyle keyifli geçti ki.


                Pazar günü hava harikaydı. Pasta da yapıldıysa hadi bahçeye inelim dedik eşimle. Kahvelerimizi de alıp uzun uzun oturduk .


                       Facebook'u fazla kullanmasam da fotoğraf yüklemeyi seviyorum. Çünkü tarihte bugün diye karşıma çıkan süprizleri çok seviyorum. Mesela tam 8 yıl önce eylülün bu zamanlarında biz İtalya'daymışız. Ve Pelin ne kadar küçükmüş..


                  O yaşlarda beni taklit etmeyi çok severdi. Ben fular vb. takmayı severim , orada takınca o da aldırmıştı kendine. Baksanıza havalara, Milano'da küçük bir hanfendi :)
Bir de şimdi görseniz, elinden telefon düşmüyor, devamlı babasının büyük tişörtlerini giyiyor, hep aynı gri , siyah pantolonlarla geziyor. Ergenlik tam gaz devam!
O görmeden okula giderken çektim sabahın 8'inde. Aslında her yıl yeni sınıfına başlangıç günü okul pozu çekiyordum ama 3 yıldır kesinlikle çektirmedi.



Sabahları okula geldiğimde farklı bir aleme geçmiş gibi oluyorum.


Zaman varsa biraz etrafta geziyorum. Hele havanın yağmurlu olduğu günler öyle güzel oluyor ki köy. Sessizlik her yeri sarmış , kimselerin olmadığı sokaklar, hayvanlar ahırlarında.


İyi ki burada öğretmenim diye şükrediyorum. Çünkü şehrin kaosundan kaçışı sağlıyor bu bana.


Sınıfımıza da sonbaharı getirdik bu dönemde. Her sene yaptığımız köşemizi yeni çocuklarla oluşturuyoruz. Aslında çok şanslılar çünkü baya yüksek fiyatlar ödeyerek yaşıtları şehirlerde orman okullarına gidiyorlar ama ben köyde bunu bedavadan yapıyorum. Sınıfımızda hiç ücret alınmıyor.



Bu hafta içi herkes sonbahar kutusu hazırlayarak okula getirdi. Neler topladıklarını anlattılar, getirilenleri inceledik. Sonra da köşemize koyduk.


                    Okulumuz tek katlı. Bizim sınıfa giriş okulun sağ tarafından. Anasınıfına girilen kapının karşısına ceviz ağacı ekmiştik 4-5 sene önce. Şimdi öyle büyüdü ki. Gölgesinde yazın oturuyoruz, şimdi de cevizlerini topladık.


Ah canım anacığım! Bakış açısı, gönlü, ruhu öyle temizdir ki. Tüm yaşamı boyunca hep verici olmuştur herkese karşı. Çok da estetik yaşam sürmüştür ev içi olsun ev dışı olsun. İnstagrama koyduğu fotoğrafları görseniz , hep umut verir insana. 


                   Penceresinden gün batımını çekmiş geçen gün. Sonra da sabah namazına kalkınca gökyüzünü çekmiş koymuş o saatte instagrama :)


Okul sonrası eve geldiğimde etrafı toparlayıp hemen yemeği de ocağa koyup en sevdiğim işlere geçiyorum. Bunlardan biri dergilere bakıp, örgü ya da nakış yapmak. 
Beni dinlendiren işleri çok seviyorum. 



                 Kısmet olursa bu yapıp biriktirdiğim işleri de ileri de satacağım. Hatta emekli olursam yapacağım işi buldum. Yüncü olacağım :)
                 Gerçekten bunu istiyorum, yün dükkanı açıp hobi köşesi oluşturup orada zamanıgeçireceğim. Ha bu dükkana da köyde ki evimden gelip gideceğim :)
Hayallerimizin gerçekleşmesi dileğiyle hayırlı cumalar dilerim !



















Muhteşem Akyaka

                   Akyaka meğer ne kadar güzel bir yermiş!               Bunca yıldır Ege ve Akdeniz kıyılarını gezeriz Akyaka bir türlü kıs...