4 Ekim 2021 Pazartesi

Sonbaharı Kutlayalım !

                        Sonbahar geldiyse bizim arkadaşlarla artık buluşma zamanımız. Uzun yaz tatilinden sonra herkes eve dönmüş, işler tamamlanmış ve birlikte olma zamanı gelmiştir. İlk olarak grubumuzda ki bir arkadaşımızın eylül başında ki doğum gününde bir kutlama yaparız. Sonrasında tabi ki beraber küçük oturmalar , buluşmalar düzenleriz ama sonbahar partilerimiz meşhurdur. Kabak sevgimi onlara da bulaştırdım, yaz bitimiyle harıl harıl aramaya başlarız. 

                        Kaç yıldır kutluyoruz böyle hesaplamak  lazım hatta bir ara her senenin fotoğraflarını bulmam lazım çünkü bu anılar çok değerli. Bu sene de bir araya gelerek güzel bir güz partisi yaptık.



Arkadaşım Hanife'nin evinde buluştuk. Aslında bahçede olacaktık ama o gün hava öyle bir bozdu ki dışarıda oturmak imkansızdı. Bizim için hoş ayrıntılarla dolu bir mekan hazırlamış arkadaşımız. İsterseniz bir bakalım..


           Eve girince getirdiğimiz hediyeleri bir köşeye koyduk. Bunlar küçük küçük sonbaharla ilişkili şeyler genelde. 


                  Taa uzaklarda olan arkadaşımız Esmanur'dan ayrı kaçıncı yılımız bu sene. Tayini Siirt'e çıktığı için oraya gittiler. Ama sevgili arkadaşımız oralardan bize hediyeler göndermiş.Yokluğunu hep hissediyoruz ne yazık ki.



Hediyelerimiz..


Gittiğimiz yere yiyeceklerimizi yanımızda götürüyoruz, böylece ev sahibini çok yormamış oluyoruz. Pastamız Hanife'den bu sonbahar.



Masamız tabi ki sonbahar temalı :)






                    Temamız ne olursa olsun yıllardır süren dostluğumuz bir masa çevresinde devam ediyor. Her grup gibi sorunlarımız olmuyor değil ama her seferinde ortak paydamız anlayışla hallettik. Bu fotoğrafta iki arkadaşımız eksik. Biri dediğim gibi çok uzaklarda ama gönlümüz hep onunla. Diğeri bir taşınma yüzünden gelemedi ama bugün bende toplanacağız bakalım hava da güzel olursa bahçede sonbahar kutlaması yapacağız.
Bize bahane olsun, kutlamalar bitmez :)









1 Ekim 2021 Cuma

Bugün Cuma !

                     Merhaba cuma, hoş geldin! Bir taraftan vay be eylülde bitti, ne zaman oldu bu diye şaşkınlık içindeyim. Diğer yandan güzel bir hafta geçti çok şükür diyorum. Gerçi yaz bitiminde , eylül ayının her gününde sabahları yataktan çok zor kalktım. Tüm gün koşturmaca sonrasında akşam yemeği sonrasında sanki üzerimden kamyon geçmiş gibi oluyordu. Her gece kendimi çok hasta ve halsiz hissediyordum, tamam galiba bu sefer corona oldum diye fobi oluştu bende. Sabah dinlenemeden kalkmak da cabası. 

                 Yine de kendimi fazla bırakmak istemedim, hep dışarı attım. İlk olarak cumartesi zaten kızımın olan okulu için erken kalktığımızda hadi bir yerlere gidelim dedik ve çıktık yollara Yalova Termal civarı bu mevsimde çok güzel olmaya başlıyor. Termal yukarı bölgesinde Yatakkaya Şelalesine giden parkur çok güzel oluşturulmuş. 


     Haydariye Köyüne yakınında yer alan bu şelaleye yürüyüş 6,5 km sürüyor. Yürüyüş parkurunun başında manzaralı bir restoran kafe vardı. Başlamadan bir çay içelim dedik ve yemyeşil manzaraya doyduk.


                 Yürüyüşe başlarken orman bakanlığının düzenlediği tabelaları okuduk , bilgi edindik. Sabah saat 11 gibi orman içine doğru yola çıktık. Hava güzel, orman harika , sessiz ve mis gibi toprak kokulu neredeyse 2 km yürüdük. Yürüyüş yolu çok güzeldi, yönünüzü belirleyen işaretler mevcuttu. Büyük bir mutlulukla yürürken o sessizlikte hızlıca yaklaşan bir gürültü duyduk. Ormanda sadece ikimiz olduğumuzdan çok korktuk. Çünkü o sessizlikte hıphızlı koşan ve yaklaşan şeyi iki dakika içinde yanımızdan geçtiğini görünce dona kaldık. 
Bu köpeklerin kovaladığı bir domuz ailesiydi. Hayatımda bu kadar büyük bir domuz görmemiştim. Saniyeler içinde yanımızda olmuşlardı. Bununla karşılaşınca ne yapacağımızı şaşırdık. En iyisi dönmeliyiz diyerek geriye döndük ama bu sefer deli gibi koşarak.


           Sonrasında arabamıza binerek Üvezpınar köyüne gittik. Orada zaten çok kolay ulaşılan Sudüşen Şelalesine gittik. Çok fazla arap turistle birlikte küçük bir yürüyüş yaparak şelaleye ulaşıyorsunuz. Harika bir tabiat yine bizimleydi.


                  Oradan Kurtköy'e gittik. Burada Cevizlibahçe Kamp yerine baktık. Bir dere kenarında bol ceviz ağaçlarının altında güzel kamp yeriydi. O kampa yakın anıt çınar ağaçlarını da görerek o günkü Yalova doğa gezimizi bitirdik.



Ertesi gün yani pazar bu sefer de bizim köye gidelim dedik. Bu köy çocukluğumda annemler ve teyzemlerle sık sık gittiğimiz anneannemin köyü. Annemi de götürdük yıllar sonra. Annem küçükken köyden ne kadar nefret ettiğimi, gelmek istemediğimi anlattı yine. Hatta elime kitabımı alıp dut ağacının tepesine çıkarmışım. Gerçekten hiç sevmezdim köyü, kokusunu, hayvanları hiç sevmezdim. Nerden nereye :)


                    Bu köyde yaşayan annemin dayı oğlunun evinde oturduk, hayvanlarına baktık, dertlerini dinledik. Köyde yaşamanın, tarım yapmanın, hayvan beslemenin zorluklarını anlattı. Devletin kesinlikle tarım yapan, hayvancılıkla uğraşanları desteklemesi lazım. Ama bunun yanında insanlarda da dürüstlük, çalışkanlık ve yurtseverlik olması gerekiyor. Mesela bir olay anlattı dayımız, öyle canım sıkıldı ki. Bu insanların çirkinliklerine bir şey eklenmiş oldu. 
Devamlı hayvanlarına bakan, ilgilenen veterinerleri en küçük sorunda mesela doğumda zorlanan ineği hemen kesiyor , böylece ederinden az bir fiyata gidiyormuş hayvan. İlçeden bir kasapla anlaşmalı olduğunu öğrenmişler.
Ne yazık ki birey olarak sahtekarlık çok fazla bu ülkede. Sonra da niye böyleyiz !


Köyden manzaralar ..



Hafta içi okula devam. Öğrencilerimden bana resimler...



Sonbahar gelince sınıfta bol bol yapraklarla etkinlik...



Bu sene sınıfta ki sonbahar köşemiz.


              Geçen ilkbahar okul bahçesine patates ekmiştik. Topraktan patatesleri çıkararak haşladık, tuzladık ve çocuklarla yedik.


Bir velim su kabağında yoğurt mayaladığını söyleyince çok merak ettim . Bana su kabağını verdi, mayaladım , çok güzel tuttu ama kabağın yanık kokusu işlemiş içine. Fazla beğenmedik yani. 


                Okul çıkışlarında balkonumda oturmayı , kitap okumayı çok seviyorum. Hava sıcaklığı 22-23 derece civarında. Gölgede üşümeye başladık. Battaniyelerimi çıkardım artık, içine girip açık havada dinlenmek gibisi yok. Eve geldiğim saatlerde etrafı toplayıp yemekleri de ocağa koyduysam benden mutlusu yok. Eve gelmem saat 15'i buluyor. Tüm gün çalışanlar bu ev işlerini ne yapıyorlar bilmem. Saat 18'de kızım saat 19'da eşim geliyor. Eve önce gelmenin avantajı çok büyük.


                Akşam yemeği sonrasında eşimle dizimizi açıyoruz. Şiddetle öneririm. Hem keyifli hem iyi hissettiren hem mesaj veren hem komik. En azından iki üç bölüm seyrediyoruz. Bitince aklımda bir dizi daha var bakalım …


                       Dün kızlarla sonbahar partisi yaptık. Bu buluşmalarımız biliyorsunuz yıllardır sürüyor. Maksat kafa dağıtalım. Sonbaharın güzel renklerini eve taşıyoruz, yiyor içiyor muhabbet ediyoruz. Son olarak konsepte uygun  hediyeler veriyoruz birbirimize. Partimiz hakkında ayrıntılı bir post daha yapacağım. 
Bir cuma ile yeni bir haftasonuna giriyoruz, mutlu günler herkese!























24 Eylül 2021 Cuma

Cuma Geldi Bile !

                       Mutlu, umutlu ve hayırla dolu güzel cumalara eriştik ne güzel.Biraz serin biraz sıcak, biraz bulutlu biraz rüzgarlı ve bolca sarı, turuncu sonbahar mevsimine adım adım girmeye başladık. Ne güzel bir ülke de , bir yarım kürede yaşıyoruz ki, dört mevsimi tüm yıl boyunca görüyoruz. Eylülde biterken artık yaz modundan çıkıyoruz yavaş yavaş. Bizim gibi okullara giden, yoğun enerji yuvalarıları bu eğitim yerlerine adapte oluşumuz pandemi sonrasında çok da kolay olmasa da gerçekleşiyor. İnsanoğlu işte neler görmüyor, nelere alışmıyor. Bakalım bu kış dönemi nasıl geçecek?

                     Geçen pazar günü özlediğim pastalarıma kavuştum. Artık kek sezonunu da açmış bulunuyorum. Yaz bitmek üzeriyken orman meyveleriyle yaz pastası yapayım dedim. 


                            Güzel instagram arkadaşlarımdan Sonat ile bir buluşmamız hatta yüz yüze tanışmamız oldu pazartesi günü. Yaşadığım kasaba da meğer çocukluluğunun yazları geçmiş. Ankara'da yaşıyor ve bu yaz emekli olmuş banka sektöründen. Şimdi bir kaç ay kalmak üzere buraya gelmiş annesiyle. Bizim buraların tadını çıkarıyor bir kaç aydır. Buluşmamızda sanki yıllardır tanışıyor gibiydi, okul sonrası saatlerim öyle keyifli geçti ki.


                Pazar günü hava harikaydı. Pasta da yapıldıysa hadi bahçeye inelim dedik eşimle. Kahvelerimizi de alıp uzun uzun oturduk .


                       Facebook'u fazla kullanmasam da fotoğraf yüklemeyi seviyorum. Çünkü tarihte bugün diye karşıma çıkan süprizleri çok seviyorum. Mesela tam 8 yıl önce eylülün bu zamanlarında biz İtalya'daymışız. Ve Pelin ne kadar küçükmüş..


                  O yaşlarda beni taklit etmeyi çok severdi. Ben fular vb. takmayı severim , orada takınca o da aldırmıştı kendine. Baksanıza havalara, Milano'da küçük bir hanfendi :)
Bir de şimdi görseniz, elinden telefon düşmüyor, devamlı babasının büyük tişörtlerini giyiyor, hep aynı gri , siyah pantolonlarla geziyor. Ergenlik tam gaz devam!
O görmeden okula giderken çektim sabahın 8'inde. Aslında her yıl yeni sınıfına başlangıç günü okul pozu çekiyordum ama 3 yıldır kesinlikle çektirmedi.



Sabahları okula geldiğimde farklı bir aleme geçmiş gibi oluyorum.


Zaman varsa biraz etrafta geziyorum. Hele havanın yağmurlu olduğu günler öyle güzel oluyor ki köy. Sessizlik her yeri sarmış , kimselerin olmadığı sokaklar, hayvanlar ahırlarında.


İyi ki burada öğretmenim diye şükrediyorum. Çünkü şehrin kaosundan kaçışı sağlıyor bu bana.


Sınıfımıza da sonbaharı getirdik bu dönemde. Her sene yaptığımız köşemizi yeni çocuklarla oluşturuyoruz. Aslında çok şanslılar çünkü baya yüksek fiyatlar ödeyerek yaşıtları şehirlerde orman okullarına gidiyorlar ama ben köyde bunu bedavadan yapıyorum. Sınıfımızda hiç ücret alınmıyor.



Bu hafta içi herkes sonbahar kutusu hazırlayarak okula getirdi. Neler topladıklarını anlattılar, getirilenleri inceledik. Sonra da köşemize koyduk.


                    Okulumuz tek katlı. Bizim sınıfa giriş okulun sağ tarafından. Anasınıfına girilen kapının karşısına ceviz ağacı ekmiştik 4-5 sene önce. Şimdi öyle büyüdü ki. Gölgesinde yazın oturuyoruz, şimdi de cevizlerini topladık.


Ah canım anacığım! Bakış açısı, gönlü, ruhu öyle temizdir ki. Tüm yaşamı boyunca hep verici olmuştur herkese karşı. Çok da estetik yaşam sürmüştür ev içi olsun ev dışı olsun. İnstagrama koyduğu fotoğrafları görseniz , hep umut verir insana. 


                   Penceresinden gün batımını çekmiş geçen gün. Sonra da sabah namazına kalkınca gökyüzünü çekmiş koymuş o saatte instagrama :)


Okul sonrası eve geldiğimde etrafı toparlayıp hemen yemeği de ocağa koyup en sevdiğim işlere geçiyorum. Bunlardan biri dergilere bakıp, örgü ya da nakış yapmak. 
Beni dinlendiren işleri çok seviyorum. 



                 Kısmet olursa bu yapıp biriktirdiğim işleri de ileri de satacağım. Hatta emekli olursam yapacağım işi buldum. Yüncü olacağım :)
                 Gerçekten bunu istiyorum, yün dükkanı açıp hobi köşesi oluşturup orada zamanıgeçireceğim. Ha bu dükkana da köyde ki evimden gelip gideceğim :)
Hayallerimizin gerçekleşmesi dileğiyle hayırlı cumalar dilerim !



















21 Eylül 2021 Salı

Münzevi Bir Yaşam

                        Sabahları köye gitmek için arkadaşımın arabasını beklemek üzere ara bir cadde olan köylere giden tarafa gidiyorum. Caddenin iki tarafına parkeden arabaların çokluğu bir yana gidiş dönüş yolunun sabah saat 8 de ki yoğunluğunu gördükçe çocukluğumun  yine bu yolda geçen sakin günlerini kalbim sızlayarak anımsıyorum. Yolun yoğunluğu kadar o saatte ki insan selini de bir görseniz. Bu yüzden sakin hatta tecrit edilmiş yaşamlara özel bir ilgim var. Bunu yapabilir miydim ama kesinlikle denemek isterdim. Şehir insanı değilim artık. Böyle yaşayamıyorsam en azından bu tür kitapları okumayı seviyorum.
                       İkinci kez aldığım ve tekrar okuduğum Michael Finkel Kitabı Ormandaki Yabancı'da 27 yıl bir gölün kenarında saklandığı sığınağında ki yaşamı benim için çok ilgi çekici. 
J.J.Rousseau ''İnsanlardan uzaklaştım '' diyor
''Çünkü bana göre en berbat yalnızlık bile sırf ihanet ve nefretle beslenen kötücül insanlardan oluşan bir toplumdan daha edilebilir bir durumdur ''
Jean - Jacques Rousseau şimdi ki insanları görseydi kimbilir ne derdi. 




                                        Kitapta münzevilerin bile nitelikleri yönünden üç gruba ayrıldığını yazıyor. Bunlar ; Protestocular, hacılar, takipçiler. Kendimi protestoculara yakın hissediyorum çünkü onlar dünyanın geldiği halden nefret ettikleri için inzivaya çekilen münzevilermiş. Bir kısmı gerekçe olarak ya savaşları ya çevresel yıkımları ya suçları, ya tüketiciliği ya zenginliği, ya yoksulluğu gösteriyor.  Bu münzeviler çoğu kez dünyanın geri kalanının nasıl da bu kadar kör olabildiğine, kendimize neler yaptığımızın nasıl farkında olmadığına akıl erdiremiyorlar. 
                                Yalnızlık üzerine yazılmış ilk büyük eser Tao Te Ching , Lao Tzu adlı münzevi tarafından Çin'de yazılmış. Kitaptaki 81 aforizma , toplumu terk ederek mevsimlerle uyuım içinde yaşamanın hazlarını anlatır. Tao Te Ching arayıştan çok inziva, eylemden çok eylemsizlik yoluyla erdem sahibi olunabileceğini anlatır. '' Az şeyi olanlar hayatından memnundur .'' der. Günümüzde de Japonya^'da  1 milyon civarında münzevi var. 
                                 Orta çağda da Yunanca da geri çekilmek sözcüğünden türemiş  Ankorit'ler varmış. Genellikle bir kilisenin dış duvarına eklenen küçük karanlık hücrelerde tek başlarına yaşarlarmış. Burada 40 yıldan fazla yaşayan Ankoritler bile olurmuş.
                             İslam dininde ömür boyu kendini kapama, tecrit etme olayı yok. Yalnızca Hz. Muhammet Hira dağına belli bir süre kapanmış ve burada vahiy gelmiştir. Her ne kadar inziva olayı, toplumdan ayrılma bana sempatik gelse de inancımdan dolayı bu engelleniyor. Çünkü islamda topluma, insana hizmet makbul olandır. Saatlerce yapılan ibadetten çok bir insana faydalı olmak üstün tutulur.
                        Henry David Thoreau tarafından yazılan Walden Gölü'nü okumadıysanız tavsiye ederim. Burada 2 yıl insanlardan ayrılarak yaşamış, sonrasında tekrar dönmüştür. 
Sizlerinde tavsiye edecekleriniz varsa memnuniyetle alırım. Kafayı  bu konuya çok taktım , hayırlısı :)






















17 Eylül 2021 Cuma

Teşekkürler Cuması

                      Şükürler olsun sağlıkla, huzurla, dupduru, oldukça sarı tonlarda , ara ara yağmurun yağdığı, rüzgarı hep hissettiğimiz bir eylül cumasına daha eriştik. Merhaba dünya, merhaba hayat! 

Biliyorum coşkuluyum bu cuma, ama elden ümidi, yaşam sevincini bırakmamak lazım, güzel bakmak, güzel söylemek, en önemlisi bir çok şeyi görüp şükür etmek lazım. Kemal Sayar'ın Aleme Bir Yar için Ah Etmeye Geldik  kitabında şöyle cümlesi vardır ve çok severim ;

''Şükür duygusu içerisinde olmak bir nasip meselesidir; ama nasibe de talip olmak gerek. ‘Her isteyene verilmedi; ama verilenler mutlaka isteyenler oldu’ diye buyuruluyor.''

Bir şeyleri görebiliyorsam ve şükrediyorsam gerçekten bunu istedim. Hatta bunun için çalışıyorum. Okulların açılmasıyla yoğun geçen günlere girdik. Her eylül ayı çok yorucu oluyor biz öğretmenler için. Rehavet içinde geçen yaz tatilinden sonra bir sürü işin içinde buluyoruz kendimizi. Hele bizim branş , her sene sil baştan. Yeni gelen, ailelerinden ilk kez kopan çocuklar, ilk günler çığlık çğlığa ağlayışlar, düzene bir türlü girmeyen öğrenciler..

Neyse ki güzün etkisiyle şekilden şekile giren gökyüzü ve her gün kılık değiştiren ağaçlar var. Yorulduğum, daraldığım zamanlar kendimi ağaçların altına attım, baktım, yürüdüm, huzur buldum.


                            Bizim kızlarla hafta da bir en azından buluşuyoruz, sohbet ediyoruz, birbirimize terapi yapıyoruz. Yine hepimiz bir arada olmasak da buluşup denize yakın oturduk , güzel bir kahve içtik. Sonrasında yürüdük beraber, yorgunluğumuz azaldı.


                     En sevdiğim şeylerden biri kahve fotoğraflarına bakmak. O yüzden ben de çeker ve her ortamda paylaşırım hani şu bir çok insanın eleştirdiği kahve pasta fotosu ikilisini. Görmekten hoşlandığım en uyumlu çifttir kendileri :)


                       Bu hafta içi köyde ki bu tarladan bir sandık domates alıp eve getirdim. Amacım pazar günü domates suyu yapmak. Ben kırmızı biberle beraber pişirip rondodan geçirip koyuyorum kavanozlara. Sonra da tüm kış kullanıyoruz, mutlaka yapın harika oluyor.


Bir gün okul bahçesindeyken ..
Gökyüzü yine eşsiz !


Çocuklarla sonbaharı sınıfa taşıdık, yapraklardan kapı süsü yaptık.


Hep beraber doğadan sonbahar yaprakları topladık, bunlar benimkiler..


Bu minik demette bir öğrencimizin..


Okuldan çıkıp hep beraber bu yoldan kısa bir yürüyüş yapıp çevreyi inceledik.


Çoğu gün derslerimiz okul bahçesindeydi.


                          Güzel bir haftayı da geçirmiş olduk. Evde ki ergen sorunlarım bitti sanmayın. Gece geç yatmak istemesi, bilinçsizce diyet yapması, giyeceklerinin hiç yetmemesi ve hep yenilerini istemesi gündemde ki sorunlar. Şükürler olsun ki kızım bu sene ders çalışma disiplinine gönüllü olarak girdi. En azından bu böyle diyorum ama diğer sorunlar sağlığını etkileyecek konular olunca çok endişe duyuyorum. Artık 12. sınıf kimbilir seneye bizden ayrı bir şehirde yaşayacak . O zaman hiç müdahalem kalmayacak üzerinde. Bu beni çok rahatsız ediyor ama alışmam lazım.
Güzel bir haftasonu bizimle olsun diyorum hepimize, sağlık ve huzurla geçirelim..
Mutlu Cumalar !

Merhaba Eylül !

  Hey Millet  !  Orada mısınız? Yaz sıcakları beni mahvetti. Temmuz başı tüm eşyalarımızı toparlayarak Kocaeli'ye döndük. Zaten kişisel ...