2 Haziran 2012 Cumartesi

Portekiz'de bir Okul

                                 Portekiz'e  okulumuzun comenius projesi  nedeniyle  gittik.  8  ülke  birleşerek  okulöncesi eğitiminde seçilen bir konu üzerine proje  yapıyoruz.  Konumuz   ''kuklalar  yeşil  görevde'' ... Oldukça  eğlenceli, eğitici,  bir  o kadarda  yorucu..Her  ülkeye  belirli  tarihlerde gidiliyor,  o  okulun  özellikleri  inceleniyor,  sunumlar  yapılıyor,  karşılıklı hediyeler  veriliyor, insanlar kaynaşıyor.
                               Portekizdeki  okul İnfancoop  adında  bir  çeşit ilköğretim okuluydu.  Okulda olduğumuz sürece teneffüs  zili duymadık.  Koridor ve  bahçede bağrışan  çocuklar görmedik.  Sınıflar  en fazla  20  öğrenciden  oluşuyor.  Bu arada belirteyim bu okul devlet okulu.






Okuldaki  ilk  günümüz  ve  bizi  karşılamaları...





Burası  2. sınıf  .. Kırmızılı  bayan  öğretmenleri. Sınıflarda  bol  görsel var. Her  sınıf   kendi  bahçesine  açılıyor.








Burası  anasınıflardan biri.  Öğretmenler   çocuklara  bir  gösteri hazırlamış...,






Yine  anasınıfından  bir  bölüm.  Çocuklar  oyun  kurmuşlar. Topuklu ayakkabıya  dikkat :))







Bir  bölüm  çocuk  masa oyuncaklarıyla  oynuyor.






Sınıfta   drama  yapan çocuklar...



Okulun  girişi...






Yemekhane...





Okulun  Türkiye'ye  verdikleri  hediye...








Okulun   parkı.  Kendi  800  öğrencilik  okulumda  parkın  olmaması  yüzünden  durmadan  parkları çektim.  Bu  okuldaki   parklardan  sadece  biri.  







Yine   anasınıfından  bir köşe..







Kapanışı   2  yaş  grubuyla  yapayım.  Öğretmenleri   sınıfa  gidip  oturmalarını  söylemiş.  Elele   gelip sessizce  oturup   beklediler.  Biz  bunu  6  yaşta   da  başaramıyoruz :(








30 Mayıs 2012 Çarşamba

PORTEKİZ

İşte  döndüm ! 
Tüm korkularıma rağmen  bu  yolculukta dört  kez  uçağa  bindik.  Herkes  korkumu aştığımı söylüyor ama  korkum tüm  yolculuk  boyunca devam ediyor.  Yere inince  tüm korkum  geçmiş oluyor. Aman  buna da  razıyım :)
Portekize  Münih  aktarmalı  gittik.   Uçuş  süresi  toplam  5 -  6  saat... Okulun  Comenius  projesi  nedeniyle  oradaydık.  Bizimle  birlikte  8  ülkeyiz. Lizbon'a  yakın  Caldas Da Rainha   diye  bir  yerdi  ..Caldas da Rainha belediyesi, Portekiz'in Centro bölgesine bağlı Oeste altbölgesinin belediyelerinden biriymiş.   Lizbon'a olan uzaklığı 80 km. kadar.   İsminin anlamı "Kraliçe'nin Kaplıcaları" anlamına gelmektedir. Şehirde Kraliçeyi temsil eden bir de heykel mevcut.

Burada  çok  güzel  bir  otelde  kaldık.  İlgilenenler  için  link..












Ertesi  gün   okula   gittik.  Sakin,   az çocuklu  ve  az  gürültülü   bir  okuldu.  Okulun  dört yanı  park  ve  bahçelerle  çevrilmişti...
















Anasınıfında  ....



 

Daha  sonra  bizi  şehirde  gezdirdiler..






Jaso  Malhoa  Müzesinde   gezdik. 


painting by Jose Malhoa



Ressamın   Kraliçe  Leonor  tablosunu  gördük...









 




D. Carlos  parkında  gezdik..




Parkın  yakınında   bir çok  hastanın  tedavi  olduğu  ,  sularıyla   ünlü   termal  otel- kaplıcayı  gezdik. Buradaki  su  çok  ilginçti,  suyun  içine  sanki  kireç  karıştırmışlar  gibi  bir  renkteydi.  Kokuda  çok  kötüydü,  girenler  koşarak  çıktı.  Bu  kokuda  nasıl  tedavi  oluyorlar anlamadım..







Şehir  oldukça  büyük.  Pahalı  bir yerde   değil.  Yiyecek  ve  giyim  oldukça   makul  fiyatlarda.  Burası   kaplıcalarıyla  olduğu  kadar   seramikleriyle  de  ünlü  bir  yermiş.  Bunu  duyunca  nasıl  sevindim  bilemezsiniz.  Kendimi  cennette  buldum bir an.  Seramik  müzesi  vardı.  Burada  saatlerimiz geçti. Eee  birşeyler  almadan olmaz tabi ki:))
                                






  









Bu kadar değil tabi ki.     Devamı yakında:))
                                                                                 


  





21 Mayıs 2012 Pazartesi

Kiarostami, kitaplar ve yolculuk




                              Şu sıralar   Kiarostami   filmleri  izliyorum.  Belki  hava durumundan   dolayı .  Yağmur eşliğinde iyice durgunlaşan  ruhuma uygun olur diye  düşündüm belki.  İlk  Close -Up  başladım.  Nedeni  yok,  yönetmenin  en iyi  filmi  değil  ama tesadüf ...
                              Abbas  Kiarostami   "her filmim bir tek filmin bir parçası"   diyen  bir  yönetmen.
Tıpkı   Truffaut' un dediği gibi...
                             Bir de  Zeytin Ağaçları Altında  ( Zire Darakhatan Zeyton)  seyrettim.  Öncesinde  tabi ki  Arkadaşımın Evi Nerede  ve   Ve Yaşam Sürüyor   seyrettim...Bu üç film, sinema  teorisyen ve yazarlarınca bir üçleme olarak kabul edilmişse de; Kiarostami    buna karşı çıkarak, filmler arasındaki tek bağlantının, hepsinin tesadüfen aynı yerde, İran'ın kuzeyindeki Köker köyünde geçmesi olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık, yönetmene göre, bu filmlerden Ve Yaşam Sürüyor  ile Zeytin Ağaçları Altında 'nın Kirazın Tadı   filmiyle bir üçleme oluşturması daha uygundur. Bunu nedeni ise, bu üç filmin aynı temayı  yani  "yaşamın değeri"ni işlemesidir.
                             Köker Üçlemesi (Deprem Üçlemesi)’nin sonuncu ve 1994 yılı yapımı filmi Zire Darakhatan Zeyton. Devrim sonrası dönemdeki bir üçlemedir Köker Üçlemesi.  Birini izlemeden diğerinin mantığını bulmak, tam anlamıyla oturmak zordur. Ama bu Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi için geçerli değildir. Orada birbirinden bağımsız temalar işlenir ama Köker’de durum aynı değil.  Serbest işleyen bir seyir var  Kiarostami'nin  bu filminde. Olaylar doğaçlama gelişir ve bize bunların aslında doğaçlamanın nasıl bir kurgu olduğunu söyler.


                                     Zire Darakhatan Zeyton


                            Soğuk rüzgârlar ve uçsuz bucaksız ekin tarlaları ve de onların üstündeki dirilişi simgeleyen Zeytin Ağaçları…
                            
                           Zeytin Ağaçları Altında,   soğuk rüzgârdan arta kalan küllerden oluşuyor. Deprem, gidenler, gelenler, kazanılanlar, kaybedilenler…    


                                   Zire Darakhatan Zeyton



                                                      Sizin de izlemeniz  için   işte link   ..


                                     Bu  hafta sonu  yalnızca film  yoktu gündemimde .  Ayrıca  dört gözle beklediğim  kitap fuarına gittim. Ne zamandır alacağım kitapların  listesini yapıyordum. Fuarda doyasıya gezdim ama bir o kadar daha gezdim. Tam 41 kitap almışım. İşin ilginç  yanı  evde  listemi  gözden geçirince yalnızca 4  kitabı bulabildiğimi  gördüm. Bunun  nedeni  yayınevleri  fazla  kitap getirmemiş olması.  Mesela  bir  yazarın  en son kitabını  ya da çok satanlarını  getirmişler normal olarak. Olsun ben yin de aldım :)
                                  Sonra  da   hayal kahvem 'in  dediği  gibi  kitaplığımda  dizi dizi  yerlerini  aldılar :)








Kızımda  peşimde  kendine  göre kitaplar  seçti,  çocuk kitabı yazarlarına  kitap imzalattı. Özellikle  Muzaffer İzgü'ye..










Ben  kitaplara  dalmışken  makineyi  alarak  kendine göre birşeyler  çekmiş.  Bu fotoğraflarda  Pelinin  gözünden  fuar...








































Şimdi  de  heyecanla  kitaplarımızı  okuyoruz.  İlerliyen zamanlarda   okuduklarımı  paylaşacağım.  Yolculuk  diye  de  yazdım  yukarıda.  Evet    arkadaşlar,  daha  leylek  görmedim  ama  bu  benim  3. yurt  dışı  gezim olacak  bu yıl.  Yarın  Portekiz'e  gideceğiz  5  arkadaş :)) 
Nerden  çıktı  demeyin,   gelince  anlatacağım inşllh...  Ama  geçen  yılki  hıdrellez  dileğim  seyahat ,  seyahat,  seyahattı :)    Ee  işte  ,  görüyorsunuz ki  kabul  oldu.  Dönünce  görüşmek  üzere...












                                    
                               

18 Mayıs 2012 Cuma

TEREZİN

                       Prag  yazılarım bitti  demiştim  ama  gidip  görüp  çok etkilendiğim Terezin  sona kaldı.  Turla  giderseniz  60  euro  ödüyorsunuz ,  kendi  çabalarınızla otogardan giderseniz gidiş-dönüş 32 tl  oluyor. Metroyla   Florenc 'te  inin ,  buradan  devamlı  Terezin'e  giden  otobüslere binin.  Fazla  uzak  değil..Ne  mi  var,  işte  Terezin  bilgileri..
                       Terezin bir nazi kampı.Elbet ki bir Auschwitz gibi değil ama, insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor orda 1 saat geçirmek..Terezin, görebileceğiniz toplama kampları arasında en dayanılabilir olanı.Zaten böyle olmasının sebebi ise bir imha (extermination )kampı değil,toplama ve dağıtma kampı olması.Yani Avrupa'daki yahudiler önce bu tarz kamplarda toplanıp daha sonra Auschwitz, Treblinka gibi imha kamplarına dağıtılıyordu.Fakat böyle bir prosedür uygulamasına rağmen Terezin'de de 3.000 kadar yahudi öldürüldüğü bir gerçek.





Kampın giriş kapısının üzerinde büyük siyah harflerle Almanca “Arbeit Macht Frei” yazıyor. “Çalışmak özgürleştirir” anlamına geliyor.  Sağlıksız koşulları ve kapasitesinin çok üstünde insanın toplanması nedeniyle çocuklar başta olmak üzere toplu ölümler meydana gelmiştir. Teresin toplama kampında gaz odası ya da krematoryum bulunmamasına karşın ve daha da acı olarak kitlesel ölümlerin yavaş yavaş ve sağlıksız koşullar nedeniyle meydana geldiği bilinmektedir. 









 

Sadece kişisel eşyalarının yer aldığı bir bavul ile kamplara toplanan insanlara tek tip kıyafet ve numara verilmek suretiyle tüm eşya ve mal varlıklarına el konulur. İnsanlara verilen kalın pamuklu kumaştan dokunmuş tek tip kıyafet yaz ve kış koşullarında değiştirilmemektedir. Orta Avrupa’nın çetin kış koşulları için yeterli olmayan bu kıyafet ile başta çocuk ve yaşlılar olmak üzere insanların hastalanarak hızla yitirilmeleri amaçlanmıştır. Ölenlerin elbiseleri hayatta kalanlar tarafından paylaşılmaktadır.













Koğuşlardan sonra duş bölümüne geçtik.Bir anda 100 kişinin sokulduğu duş odasını dışında bir soyunma odası ve çamaşır kazanı mevcut.Esirler çamaşırlarını buraya bırakırlar ve duşa geçerlermiş.Duşta ılık su mevcut değil.Ya çok soğuk yada çok sıcak suyla yıkanacaksınız ve seçme şansınız yok.Bu uygulamanın acı tarafı şu ki duştan çıkan insanlar kurumamış elbiselerini üstlerine geçirdikten sonra 0 derecenin altındaki soğuk havaya çıkarılıyorlar ve çalışmaya zorlanıyorlar..






Fotoğrafta  görülen  bir tür çamaşır  makinası. Gruplar  halinde  insanlar soyunuyor  ve  bu makinaya atılıyor. Çamaşır yıkanmıyor  burada  bir  tür  kuru  temizleme.  Hem  çamaşır yıkama  süresi  hem  de  banyo yapma  beş dakika.  Genelde  tam  banyo  yapamadan  sular  kesiliyor.


 




Böyle  güzel  evde  var mı  kampta  derseniz var  ama  oranın  komutanının.  İnsan  nasıl  olurda  çoluk çocuk  insanlık dışı  olaylar  olurken ,  burada rahat uyuyabildiğini  merak ediyor.  Biraz  ileride  yüzme  havuzu da  var.


 



Sonra   müzeyi ziyaret ettik. Müze, Terezin kampında esir tutulan Yahudi çocukların yazdığı şiirler, çizdiği resimlerle süslüydü. Acımıza  acı  katarak  dolaştık. Prag  gezimin  en  moral  bozucu  günüydü. Ama  herkesin görmesi  ve  ders  alması gereken bir yer  ..










12 Mayıs 2012 Cumartesi

baykuş partisi

                                                              Owl   Party

                          Kesinlikle   çocuklar  için  değil  kendim  için  yaptım  bu  partiyi.  İster   çocukken  hevesini  alamamış biri  deyin,  ister  yapacak  başka  bir  işin mi  yoktu  deyin  bilmiyorum  işte...Bildiğim tek  şey hazırlama  ve  parti aşamasında  keyif  aldığım.. Aylar  önceden  keçeden  baykuşlar   dikerek  başladım bu işe. 
                         Sonra  banner  ,  cupcake  görselleri  çıkardım.  Yetenekli   olmanız  gerekmez  internet  sağolsun...




 

Baykuş  pastası  yaptım.  Yine  google   da   araştırarak..  Tarife  gerek   yok.  Hazır   pasta  tabanı,  puding,  krem şanti  vb... Kolay  şeyler   yani.








Kızımın   arkadaşları   partiye  baykuş  temalı  birşeylerle   geldiler..Kimisi   baykuşlu  çanta,  kimisi  baykuşlu  küpe,  kimisi  baykuş  kostümlü...








İşte   bunlarda   benim  hazırlayıp   bahçemizdeki   ağaca  astıklarım...









Aramızda   çok  yetenekli   annelerde   var.  Ben  baykuş  partisi  deyince  1  haftada   baykuş   kostümü  dikti  oğluna...







baykuşlu  partimiz   devam  ediyor:)







Bir   parti   daha   sona  erdi.  Yeni   parti   fikirlerinde   görüşmek  üzere.....

Muhteşem Akyaka

                   Akyaka meğer ne kadar güzel bir yermiş!               Bunca yıldır Ege ve Akdeniz kıyılarını gezeriz Akyaka bir türlü kıs...