15 Ekim 2020 Perşembe

Karavanla Bilecik

                                  '' Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunun değiştirmek için hiç bir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içinde ki maceracı ruh için kesin olarak çizilmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir. Hayattan daha fazlasını almak istiyorsan, monoton bir güvenlik hissine dair inadını bir kenara bırakıp , sana ilk başta çılgınca gelebilecek bir hayata adım atmalısın. Bu yaşama bir kez alıştıktan sonra , tüm anlamını ve inanılmaz güzelliği göreceksin.''
                           Yabana Doğru kitabında böyle anlatıyor gezme tutkusunu Jon Kralkauer..
Yollara çıkmamızın nedenini bu satırlarda bulup hemen paylaşmak istedim. Cuma günü dersimin olmamasını fırsat bulup yakın çevreye gitmeye karar verdik. Bize iki saat uzaklıkta ki Bilecik'e gittik. Aslında şehir içine değil de Bilecik'in ilçesi Osmaneli'ne gidip burada konaklayıp çevreyi gezmeyi planladık. Sonuçta Bilecik'in küçük bir bölümünü gezdik 3 gün boyunca.



                     Osmanlı Devletinin temellerinin atıldığı  Söğüt,  İnönü Savaşlarının yapıldığı Bozüyük ilçesiyle ünlü Bilecik ilinin bir diğer güzel ilçesi Osmaneli. Bilecik merkeze 34 km uzaklıkta. Sakarya nehrinin ikiye böldüğü Osmaneli'ne sabah erken saatlerde ulaştık. Nehrin kenarında Adapark adıyla düzenlenen gezme dolaşma için yapılan yere döndük ve kendimize konaklayacak bir yer bulduk.


Nehir sabah saatlerinde öyle güzeldi ki . Bir resim tablosu gibi karşımızda değişik açılarıyla duruyor, yeni yeni uyanan kasaba halkından bir kaç kişi yürüyüşe çıkmış bu yolda yürüyordu. Nehir gürül gürül sesiyle akıyordu sol yanımızda. Karavanın eşyalarını yerleştirip kahvaltı hazırladık bu görüntüye karşı.


                           Sabah yanımıza bir köpek geldi, diğer sabahlarda da kapımı açtığımda hep onunla karşılaştım.


Sabahları camı açıp nehrin sesini duymak, mis gibi havasını soluklamak öyle iyi geldi ki orada kaldığımız günler boyunca.


Kahvaltı sonrası içilen kahvelerin tadı..


Osmaneli tarihte ki yeri çok önemli. Osmaneli'nin adı 1913 tarihine kadar Melagina, Leukae, Lefke ve Pefka olarak geçmekteymiş. Lefke ve Pefka adlarının Rumca'da "Kavaklık güzel yer.", "Kavaklık ve çamlık güzel yermiş.  "Bağlık, bahçelik ve kavaklık güzel yer " anlamlarına da geliyormuş. İlçeden geçen Sakarya nehrinin kenarlarında bulunan kavaklıklar, çam ağaçlarının oluşturduğu ormanların bulunması ve üzüm bağlarının olması bu tanımları desteklemekte. 1913 yılında ilçenin adı Osman Gazi'ye izafeten Osmaneli olarak değiştirilmiş.


Eski şehir denilen bölgede bulunan konaklar koruma altına alınmış. Sokaklarında gezip konakların sahiplerinden izin isteyerek içlerini gezdik bazılarının.


               Tarihi Rüstem Paşa Camisi..
Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri ve damadı olan Rüstem Paşa tarafından 1527 yılında inşa edilmiş. Ulu Camii ya da Cami-i Kebir olarak da anılan Rüstem Paşa Camisinin mimarı, Mehmet Paşa’dır. Kesme taştan yapılan cami; dikdörtgen planlı, ahşap tavan ve çatılı. 


Tarihi sokaklarında gezerken girdiğimiz konaklardan birinin sahibi. Bize Osmaneli'de ki çocukluk zamanlarını anlatıyor. Hatta bana küçük kabaklar hediye etti .


Hagios Georgios (Aya Yorgi) Kilisesi..

           İznik - Rum İmparatorluğu döneminde 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiş. İlçede çıkan bir yangın sonucu yanan kilise yerine günümüzde mevcut olan kilise 1874 yılında Macarlı bir mimar tarafından yeniden yapılmış.


İlçenin mesire yeri nehir kıyısı..


İlçeye yakın Günüören Köyü.


Geleneksel sokakları, ahşap ve kerpiç kullanılarak inşa edilen konakları, doğal güzellikleri ile Yörük kültürünü halen yaşatmaya devam eden 700 yıllık bir köy burası. 


Eski ismi Güniviran olduğu bilinen 700 yıllık Yörük köyü Günüören çok sakin bir köy. Köyde zaten 40 kişi kalmış. Çoğu ev zarar görmüş ne yazık ki ama içinde yaşayan insanlar ile konuşunca bu köyde zamanında yapılan ipekböcekçiliğini öğreniyorsunuz.


Köyün bahçelerine su götüren tarihi su yolu..


Köyde yaşayan bir ev..


Bahçeden topladıklarını hemen size veren gönlübol insanlar..



Osmaneli'ne yakın bir yer de Vezirhan..


Vezirhan sokakları eski zamanlardan çıkmış gelmiş sanki..


Şansımıza merkezde ki tarihi saat çevresinde pazar kurulmuştu.


Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1070’te (1660) yaptırılan Vezirhan Külliye cami, han ve hamam yapılarından oluşmakta. Bunlardan hamam günümüze ulaşmamış.


Bir diğer gün doğa harikası Harmkaya Kanyonuna gittik.


İnhisar ve Yenipazar ilçeleri arasında konumlanan Harmanköy’deki Harmankaya Kanyonu 4 kilometre uzunluğunda. Bundan 5 yıl önce Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca tabiat parkı kabul edilen Harmankaya Kanyonu’nun içerisinde 20 ve 25 metrelik iki büyük şelale, birçok küçük şelaleler ve mağaralar yer alıyor.

 

 Belediyenin yaptığı patikadan yürüyerek 20-30 dakika erişebileceğiniz bir seyir noktası mevcut. Bu alanda kanyonun neredeyse hepsini görebileceğiniz 650 metre yükseklikteki noktaya eriştiğinizde karşınıza bir seyir kulesi çıkacak. Bu kuleye çıktıktan sonra Harmankaya Kanyonu’nun iki adet mağarayı görüyorsunuz.
Biz gittiğimizde etrafta kimse yoktu ve korkutucuydu. İşletme de açık mı değil mi anlamadık. 


Bir gittiğimiz yer de Çukurören Köyü..



                                      Bilecik merkeze 12 km uzaklıkta merkez köylerden biri olan Çukurören Köyüne bayıldık. Yeşilliği ve özellikle genetiği ile oynanmamış acı biberi (sivri biber) ile ünlüymüş. Acı biberden başka barbunya ve domates yetiştiriciliği yapılıyor köyde.



                             Köy halkı 150 yıldır ürettikleri acı kırmızıbiberi balkonlarında kurutup İstanbul başta olmak üzere birçok kente gönderiyormuş. Bilecik Çukurören köyüne girildiği zaman neredeyse her evin özellikle balkonu ile çatısı,  duvar ve bahçelerinde kurutulmak üzere asılı kırmızıbiberler göze çarpıyor.







Ne yazık ki Türkiye'nin bir çok küçük iline yapılacak geziler için  şu şehri gezmek için 2-3 gün yeter diye ibareler kullanıyorlar. Bilecik şehrine gelmeden yaptığım incelemelerde buna çok rastladım ama biz bir yere gittiğimizde içimize sinerek ve koşturmadan gezmeyi çok seviyoruz. 
Bilecik'in yalnızca Osmaneli ilçesini ve çevresini 3 günde ancak bu kadar gezdik ama eksik kalan yerler de oldu. Yine de dolu dolu gezmemiz, sonbaharın en güzel renklerine böyle bir şehirde tanık olmamız, insanların samimiyeti bizi oldukça memnun etti.
Keşke daha çok zamanımız olsaydı da diğer ilçelerini de görseydik..


















13 yorum:

  1. Interesant si admirabil!!!
    Calde salutari,
    Mia

    YanıtlayınSil
  2. Thank you so much for sharing your short trip away . I have to agree with you that some of these photos of yours at Osmaneli and Adapark are like picture post cards...such perfect views. What a contrast from those views in the Canyon and national park. A very interesting description of the architecture and monuments at the other places you visited on route. keep well Amanda :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hi Amanda,
      Our country is truly fascinating.We love to travel at every turn.
      Schools now open and I'm a teacher. Now we'll be able to travel a little.
      tHANK you !

      Sil
  3. O kıpkırmızı biberler..... Hiç yiyemesem de görüntüsüne bayılıyorum!
    Bir sorum olacak, Türkiye'de istediğiniz herhangi sakin bir yerde konaklayabiliyor musunuz? Almanya'da sadece belirlenen karavan parklarında geçirebiliyorsunuz geceyi.
    Bir sorum (daha) var. seyir halinde karavanın arka tarafında oturulabiliyor mu? Burada kesinlikle yasak, öndeki araba içinde olmanız gerekiyor.
    Eşimin haftasonu planı: karavan bakmaya gitmek! :D Sağanak yağmur ve 7 derece havada korkarım bir "haftasonu denemesi" yapacağız!!! Bu blog yazıların olmasa koşa koşa kaçardım ama nasıl güzel yazıyorsan artık, "evet ya deneyelim" deyiverdim :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Acı biber ben de yiyemezdim ama artık çok acı olmayanlardan yiyorum. ama dediğin gibi renkleri Allahım nasıl güzel bir renk, insanı harekete geçiren, ısıtan. tüm köy
      kırmızıyla kaplıydı, çok güzeldi tam da mevsiminde gitmişiz.
      Karavan sorularına gelince..
      Yurt dışında her yerde yasak diye biliyorum parketmek. neredeyse bir çok
      ülkede buna benzer yorumlar okudum çünkü. yalnızca kampinglerde izin varmış sanırım.
      sizden deneyimleyeceğiz artık. ama türkiye de insanları rahatsız etmeyecek yerlere
      parkediyorsunuz çoğunlukla. özel mülk olmadıkça. en son gittiğimiz yer
      belediye parkı gibi bir yerdi. sonuçta araç parketme yasağı yoktu. aslında niye yasak yurt dışında anlamış değilim. sonuçta aracının içinde kimseye zararın yok ki. kampçılar kazansın diyemidir bilmiyorum. türkiye de de kampingler var ama hem karavana hem içinde kalan insanlara ücret istiyorlar. sonuçta verdikleri ne?
      su ve elektrik, bir de mekan. elektrik güneş enerjisiyle bizde zaten var. ee su
      dersen memleketimizin hayrat çeşmeleri ve cami çeşmeleri sağolsun :)
      bu tür kampinglerde mecbur olmadıkça kalmayız çünkü karavan ruhuna aykırı bence.
      çekme karavan içinde kesinlikle yasak bizde de. çünkü sabit kalamazsın. bir yerde şöyle okumuştum. eğer içinde yolculuk yaparsan 7 şiddetinde ki depremle eşdeğer olurmuş.

      Sil
  4. Karavan çok iyi oldu sizin için. dilediğiniz kadar dilediğiniz yerde kalma şansı verir insana. iyi eğlenceler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle öyle, darısı tüm isteyenlerin başına diyorum..

      Sil
  5. Şu dönem en konforlu şekilde gezmeler yapıyorsunuz kıskanıyorum valla :) şaka bir yana gerçekten harika olmalı bu şekilde seyahat, ev konforu ama hareket halinde olmak harika, muhteşem manzaralar görmüş ve kaydetmişsin, bu yıl hasret kaldık biryerlere atmaya kendimizi, öyle görünüyor ki lgs yi atlatana kadar da görünmeyecek ben güzel karelerin takibindeyim o yüzden, sevgiyle kal Buketcim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu sene lgs mi var sizinde. ah ne ümitliydim bende o geçen yıllarda.
      sonra sistem bir değişti o yıl, sınavda uzun uzun soru tarzlarıyla çocuklar
      alaşağı edildi. gerçi fen lisesi falan kazanan çocuklar oldu tabi ki
      ama nitelikli niteliksiz diye sınıflandırıldı okullar. fen lisesine giremeyen iyi
      çocuklarda harcandı. tüm emeklerim elimden kaydı gibi hissettim çok
      üzüldüm o yıl. ama kader işte olan oluyor. 2 yıl sonra üniversite
      sınavı var ama artık önemsemiyorum bu ülkede ne olacaksa oluyor işte.
      kızımda artık yaşayarak göreceğiz

      Sil
  6. ne güzeeel değerlendiriyorsunuz karavanı oh oh :) istediğiniz her yere kamp kurabiliyor musunuz yaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Karavanın girdiği her yerde evet :)
      Deepcim instagram çekilişim var beklerim, takipçilerine de haber verme
      şansın varsa sevinirim.

      Sil
  7. Ne güzel, size gezdim dolaştım eğlendim okurken. Benim babamın da böyle bir hayali var. Karavanla gezmek. Bu biraz yasam tarzi meselesi. Herkes bunu yapamaz. Harikasınız.

    YanıtlayınSil

Tasarım:Sawako Kuronuma