14 Ocak 2019 Pazartesi

En Uzun Yoldur İnsanın İçi *


Soğuk havanın insana huzur veren tarafı var. Dünyaya sakinlik çökmeye başlar, hayat durgunlaşır. Kuşlar etrafta fazla gözükmez yalnızca kargalar büyük gruplar halinde çığlık çığlığa uçuşurlar . Ağaçlar son yapraklarını da dallarından bırakmışlardır. Rüzgar esmiyorsa zaman donmuş gibidir. En sevdiğim şeydir bu hava da uzun uzun yürümek. Soğuk diye işi gücü olmayan dışında kimse yoktur sokaklarda. Yazın kalabalık olan sahil şeridi terk edilmiştir. Sessiz yürüyüşlerin zamanı gelmiştir.


                                                  Sırtını dünyaya dön
                                                  kendin kadar yürü
                                                  sonra yönünü dünyaya dön,
                                                     aradaki mesafe yabancılıktır 
 diyen Cahit Zarifoğlu'nu anlamaya çalışırım. Bu havada yapılan yürüyüşte çıkar yabancılaşmanın mahiyeti ortaya. Daha çok kendinizle olursunuz, daha çok düşünürsünüz..


Bir de deniz kenarındaysanız böyle, içiniz uçsuz bucaksız  yalnızlıkla dolar. Mutlu musunuz yoksa mutsuz mu karar veremezsiniz. Çevrede ki durgunluk içinize işlemiştir, düşünceleriniz donmuştur. 

                         ''Ah şu yalnızlık kemik gibi, ne yana dönsen batar! ''

diyen  yine Zarifoğlu. Yine de seçilmiş yalnızlıksa yaşadığım, memnun olurum içten içe. İş güç, hayatın içinde ki insan kalabalıkları, girmek zorunda olduğum toplum katmanlarını bırakmak ne iyi geliyor şu anlarda. 
                    Bir zamanlar Anadolunun bir kasabasında çiçeği burnunda öğretmenken aklımı kaçıracakmışım gibi gelirdi. Çok yalnızdım,çevre de benim gibi öğretmen arkadaşlarım vrdı elbette. Uzun yıllar Ankara gibi bir büyükşehir de üniversite de okumak, yaşın getirdiği hareketlilik, geniş arkadaş çevresi, okul ayrı kalabalık yurt ayrı kendi kendine istemesende kalamama hali sonucu daha 22 yaşlarında atandığın bu kasaba da tek başına kalınca ne olduğumu şaşırmıştım. Çok üzülüyordum. Ankara'ya arada giderdim , Kızılay meydanına gider o akan insan selinin ortasında dururdum hareket etmeden. Ne iyi gelirdi o kalabalık..


Nerden nereye diyorum. Şimdi köşe bucak kaçıyorum kalabalıktan, insanlardan. Daha fazla evdeyim, daha az ilişki kuruyorum. İçimde ki yolda yürüdüğümü hissediyorum. Beni besleyen kaynaklar var. Medyayla karşı karşıya kalan insanın yalanlarla dolu olduğunu söylüyordu bazı insanlar dün gece ki programda. Şu blogta bile süslediğimi düşünüyorum mevcut durumumu. Kendi gerçekliğimizi olduğu gibi yansıtma, düşünme,  ahlaki yetkinlik,huzur duyma, olanı kabullenme peşindeyim.  
Şairin dediği yoldayım ve bu çok uzun..


*Cahit Zarifoğlu




















11 Ocak 2019 Cuma

Tatlı Cuma

                           Şu cumayı ne çok seviyorum. Ne de hızlı geliyor ve bir o kadar da gidiyor. Bir hafta boyunca neler yaptım anlatacağım az sonra. Yeni bir yıla başladık hatta on gün de geçti. Bu on gün sıkıntılıydı bizim için. Pelin'in son sınavları, sözlüleri, ödevleri derken strese ben daha çok girdim. Sağolsun kızım rahattır, başında durmasam çokta çalşmaz ama şükür çalışmalarımızın karşılığını aldık, notları yükselttik. Lisenin ilk yılı bu sene, gerçeklerle yüzleşiyoruz. Dersler dolu  ve zor, öğretmenlerin notları kıt, sınavlar alıştıkları test sistemi değil. Neyse ki atlattık sayılır ilk dönemi.


Her işe giden gibi sabahın köründe çıktık  yollara Ben şanslıyım üstelik, sekizi on geçe yollara dökülüyorum. Günlerden bir gün gökyüzü böyleydi. Bir hafta boyunca dört mevsimi yaşadık zaten.


Sisli ve soğuk gün oldu..


Kar yağdı çalıştığım köyde, çok sevindik çoluk çocuk..


Derse başlamadan kartopu oynadık sonra sobanın yanında ısındık, eldivenlerimizi kuruttuk..



Öğrenciler kardan adamlar yaptılar.


Okul çıkışı umreye gidecek bir arkadaşımıza gittik , güle güle git güle güle dön demek için..


En yakın arkadaşlarımdan birinin doğum gününü kutladık


Köyde yaşlı bir teyzeyi ziyaret ettiğimde  tek katlı evine girişte karşılaştım bu sardunyalarla. 


Sabahları karşılaştığım mis gibi ekmek kokusu..


Bu hafta iki kitap okuyorum. Biri bitmedi daha ..


Hafta sonu keksiz olmaz. Her daim kahve ve kek diyorum..


Bu cuma yazısını geceden yayınlıyorum. Şu an  günün ilk saatleri, bir kaç saat sonra işlerimize,okullara doğru yola çıkacağız sonra kısmetse evlere. Özlemle beklediğimiz haftasonu işte geldi, herkes için sağlık ve huzurla dolu iki güzel gün diliyorum. 
Şükürler olsun ki sağlıkla, esenlikle geldik tatile. 


                          

4 Ocak 2019 Cuma

Yılın İlk Cuması


Yeni bir yılın ilk cuma yazısı ile buradayım. Zamanın hızla akıp gitmesine hep şaşırıyorum ama alışamıyorum. Yıllar önce 2000 yılında kaç yaşında olacağım diye hesaplar 25 olduğunu bulur sonra da bu yaş o kadar büyük gelirdi ki anlatamam. 25 geldi geçti üstelik neredeyse yirmi yıl eklendi üzerine. Ne yapalım bu böyle sürecek, sağlık olsun yeter..
Yeni yılda güzel arkadaşlarımla bir araya gelip harika vakit geçirdik. Altı kişi olunca her kafadan ses çıkıyor, bir de güzel hediyeler ortadaysa çıkan cümbüşü siz düşünün.


Pastacılıkta uzmanlaşan arkadaşımızın yeni yıl için hazırladığı pasta..



Öyle güzel hediyeler aldım ki her gelen paket mutluluk kaynağı oldu bana..


Bu hafta içi okuldan koşa koşa eve gelip işlerimi de hemen bitirip battaniye altında aldığım vaziyet işte böyleydi. Oturduğum koltuğun hemen karşısında balkon var. Çam ağacım ve kaktüslerim manzaram. Bir de şu sıralar gökyüzünde topluca uçan kargalar..


Yılın ilk kitapları. Natali ve Zeynep'ten gelenler. Hemen okumaya başladım..


Deniz kenarında havanın durgun olduğu gün uzun uzun yürüdük. Sevdiğim ağaçları görmek  iyi geldi bana. 


Arkadaşımın kahvesi de bir harika..


Bu hafta köyümüze tekrar kar yağdı. 


Okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Çocukların masum halini kendimizde bulundurmaya çalışmanın önemini anlatıyor, buyrun ..
İmam Suyûtî hazretleri “Ebdâldan olmak istesen çocuklar gibi ol” buyurmuşlar; “çünkü onlar da beş haslet vardır ki, onlar büyüklerde olsaydı evliya olurlardı: “Rızık için endişe etmezler. Hastalandıklarında Allah’ı kimseye şikâyet etmezler. Yemeği birlikte yerler. Korkunca hemen gözlerinden yaş dökülür. Kavga ettiklerinde kin tutmaz hemen barışırlar.


Tasarım:Sawako Kuronuma