30 Haziran 2018 Cumartesi

Hayaller Güzeldir

                        Bundan yirmi yıl önce ki hayallerimi şu an yaşıyorum çok şükür. Öyle fazla hayalim yoktu zaten. İş hayatımda şu olsun bu olsun, kariyerim yüksek aldığım maaş en fazlasından olsun diye düşünmedim hiç bir zaman. Çocuklarım, bahçeli evim , sakince yaşadığım bir yer, fazla insana bulaşmadığım işyerim olsun derdim her zaman. Yakından takip edenler bilir, bunlara sahibim şu an. Güzel ve küçük bir kasaba da rölantide hayat sürüyorum hatta daha da durgun olsun isterdim. Yine de limon, kiraz, çam ağaçlarından oluşan bahçemizde koyu pembe ortancalarım, renkli bodrum menekşelerim, her daim bir köşe de duran kaktüslerim, mavi bankım ve küçük masamla mutluluk yaşıyoruz. Yan tarafımızda uzun uzun binalar, dış kapıdan geçen süratli arabalara aldırış etmemeye çalışarak hayallerimin gerçekleşmiş olmasına hep şükrediyorum.




Yapmayı sevdiklerim başında sahile gitmek geliyor. Tıka basa dolmuş çay bahçelerinde oturmayı sevmiyorum artık. Bu yüzden ya yalnız başıma bir bankta oturmayı ya da arkadaşlarımla her buluşmamızı bahçemde yapmayı seviyorum. Hayaller biter mi? İnsanoğlu elinde ki ne olursa olsun yine de düşlemeyi seviyor işte. Benim de emeklilik hayalim var. Kısmen yapacağıma inandığım. 
Rilke'nin  Malte Laurids Brigge'nin Notları 'nda anlattığı , Francis Jammes'in evini düşünürüm her zaman. Şöyle tarif eder evi, hayallerimde ki bir kesittir bu ev ve her okuyuşta içimi ısıtır ;
'' Sadece bir odacık isterdim ( çatı arasındaki aydınlık odayı ). Orada eski eşyalarımla , aile resimleriyle ve kitaplarla yaşardım. Ve bir koltuğum olurdu ve çiçekler  ve köpekler ve taşlı yollar için kalın bir baston. Ve bir başka hiçbirşey. Yalnız fildişi renginde , sarımtırak deri ciltli, ilk sayfasında çiçekli eski bir resim bulunan bir defter; bu deftere yazardım. Çok şey yazardım, çünkü aklıma çok şey gelirdi ve pek çoklarına ait hatıralarım olurdu.''
Bu basit hayali hep Avrupanın herhangi bir ortaçağ kasabasında düşlerim. Yapacağıma da inanıyorum. En azından bir kaç aylığına çatı katında bir ev kiralayarak elimde bastonla bu kasabanın eski taş yollarında gezindiğim günler yaşayacağımı düşlüyorum. Diğer birkaç ayda karavanla dolaştığımızı, kışın şimdi yaşadığımız eve geldiğimizi, sonra tekrar çatı katında bir ev kiraladığımızı, sonra tekrar bu bankta oturacağımızı hayal ediyorum. 
       Hayaller demişken bir de şuna da inanırım. Allah gerçekleşmeyecek hayaller kurdurmazmış insana :)








24 Haziran 2018 Pazar

Bir Pazar Günü

                            Cuma yazısını yazamayınca pazara sarkan konuları hemencecik şurada paylaşayım istedim. Bugün oylar kullanılıyor, hayat devam ediyor, herkesin umutları var. Unutmayalım ki aynı gemideyiz hepimiz. Düşüncemiz, fikrimiz ne olursa olsun birlikteliğimizi bozacak şeylere fırsat vermemeliyiz. Ülkemiz için ne hayırlısıysa o olsun diyorum.
                            Bu hafta da okulumuz devam etti, çeşitli eğitimler aldık. Sonunda beklenen tatil geldi vee  işte yaz tatili. Okulda olduğumuz günlerde arkadaşlarla ( tabi köy okulu olunca topu topuna 3 öğretmen ) kahvaltı hazırlayarak bir kapanış yaptık.


Der Himmel Über Berlin    ( Berlin üzerindeki Gökyüzü ) filmini seyrettiniz mi ?  Berlin üzerinde dolaşan iki melek, insanların hayatlarına , ilişkilerine, iç konuşmalarına şahit oluyorlardı. Melekler bir çamaşırhane de sıra bekleyen bir Türk kadının da konuşmalarını işitiyorlardı. Diğer herkes ontolojik bir hesaplaşma içindeyken bu kadın ne kadar yorgun olduğunu, eve gidince hangi yemeği yapacağını düşünüyordu. 
Nerden aklıma geldiyse kendimle bir bağlantı kurdum bu hafta. Ya da birçoğumuz böyle değil mi?



Kadınlarda ki bu yorgunluk biz ve benzeri ülkelerde ki cinslerimizin kaderi. Çalışan kadın ol ve olma ev de hem anne rolü hem eş, hem aşçı, hem temizlikçi vs. vs. Sonra da otur ontolojik varolmaya çalış. Ne kadar eğitimli olursa olsun eve gelen erkek eş iki seksen tv karşısına geçmeyi hak görüyor kendine. Yüzyıllar geçti bu düzen bir değişmedi. Yine de bir yerlerde kendi kendimize eğleniyoruz işte. Bahçemde kendime ayırdığım zamanlar en sevdiğim anlar.


Bahçemde ki ortancalarımın en coşkulu zamanları şu sıralar. Onlara karşı içtiğimiz kahvenin tadı hiç bir yerde yok. 


Artık yaz geldi ve benim yaz meyvelerinden pastalar yapma zamanımda geldi diyorum bizimkilere. Bahçe kadar balkonumda da en sevdiğim köşeler var. Mesela burası her daim oturup kitap okuduğum, işlerimi yaptığım yer.


Fırsat buldukça ve sevgili ergen kızımı kandırdığım sürece bisiklet sürmeye başladığımız yol. Uzunca bir yol sahil boyunca devam ediyor, fazla da insan olmuyor. Etrafta ki evleri , denizi seyrede seyrede gidiyoruz bazen eşimle bazen kızımla. 


Önünde oturduğumuz bazı ağaçlar o kadar güzel ki.


Ya da önünden geçtiğimiz kocaman çınar ağaçları..


Bu hafta fuarda Hilmi Yavuz'un sevgili Buket kızıma diye imzaladığı kitaba başladım. Özellikle akşam saatlerinde yapılan okumaların keyfi gibi birşey yok. Bu hafta da böyle geçti , yeni hafta da full yan gelip yatmayı, bol okuma yapmayı, aylak aylak bahçede çiçekleri seyretmeyi planlıyorum. Başlayan tatilim bana kutlu olsun :)

10 Haziran 2018 Pazar

Cuma Gelmiş


Cuma geldi de geçti bile. Her cuma yazmaya çalışsam da nasıl yoğun geçiyor anlatamam. Kızımın liseye giriş sınavı, öğrenci karneleri, sonrasında bizim seminer çalışmaları, bir taraftan ramazan ne oldu ne bitti anlayamadan pazara ulaştık bile. Bu sene haftasonu da okula gittik, bugün pazar ve ben okul yollarındaydım sabahın köründe.
Bu haftayı değerlendirelim şimdi. Bu hafta boyunca iki kitap okudum. Birisi Serdar Tuncer'in kitabı. Yazılarını çok seviyorum, bu kitabınında altını çizmedik yeri bırakmadan okudum. Zaman zaman akp tarafı yazılar yazsa da diğer konularda harika. 



İkinci okuduğum kitap çok sevdiğim diğer yazar Selim İleri'den hikayeler. Eski İstanbul'dan insan manzaraları, yaşamlarından kesitleri öyle naif anlatmış ki okuduğum her an sanki o zamana ışınlanmış gibi hissettim kendimi. 


Bahçemin nimetlerinden bahsetmeden olmaz bu hafta da. Bir tane erik ve kiraz ağacım var. Geçen sene ağacı tırtıllar kapladığından kiraz yiyemedik, bu sene tırtıl yok gibi ama kiraz da yok fazla. Tüm ağaçtan şu kadar kiraz topladık ama olsun şunların güzelliğine bakın..


Ramazan ayının en sevdiğim tarafı aile ve dostlarla kurulan sofralar. Çocukluğumu hatırlıyorum da uzun uzun masalarda en az 15 kişi vardık. Neşe içinde yarım gün boyunca tuttuğumuz tekne oruçlarımızı bozar, yer içer gülerdik. Yaza denk gelen ramazanları hatırlıyorum nedense. Geceleri ananemin bahçesinde oturur, sahura kadar beklerdik. Şimdi de çocuklarımızın böyle anlara sahip olması için iftar yemekleri düzenliyoruz. Çalışırken zor iftar yemekleri hazırlamak ama buna değer diyorum. Bu hafta da güzel masalara konuk olduk.


Okul sonrasında köyde dolaşıp sevdiğim teyzelere uğruyorum. Bakın bu teyze de okulumuza yakın bir evde oturuyor iki kızıyla. Bana civcivlerini göstermek için ayağa kalktı kümese gidiyor.


Aldıkları civcivler..


Bir de teyzenin komşu bahçesi var, her bahar giderim bakarım neler ekmiş diye.


Burası da onun evi. Ortancalar, sardunyalar iyice coşmuşlar hayran kaldım yine.


Sonra şehre döndüğümde gördüğüm manzarayla şok oldum. Ana yolda yol yapımı çalışmaları başlamıştı. Yol boyunca dizilmiş asırlık çınar ağaçları yaşamımız boyunca bize eşlik etmişti bu kasabada. Bir gün insafsızca kesilecekleri aklıma gelmezdi. İşte bu da oldu, yavaş yavaş katliam başlatmışlar. Canım çok sıkıldı çok. 


Bu da minik çınar ağacı , geçen yıl ekildi. Burada kocaman bir ağaç vardı ama anayolda büyük bir tır bu ağaca vurup devirince yerine bu ağaç ekilmişti. Şimdi de bu yavru ağacın yanında celladı var.
Araba alıp biz de konforumuza bakabilirdik ama almıyoruz. Her yere otobüsle gidiyoruz. Sırf araç çılgınlığının içinde biz de olmayalım diye. İnsanlar çok, araçlar çok , yollar yetmiyor bu lazım yalanının içinde olmamak için kendi çapımızda direniyoruz..


1 Haziran 2018 Cuma

Hoşgeldin Cuma

                   Bir cuma daha geldi, hafta sonu sevinciyle bugünü ne çok seviyorum. Ramazanın da ortasına geldik. Şükür ki bu yılda kıymetli bu aya ulaşıp kendime göre dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. Peygamberimizin hadislerini güvenilir bir kaynak olan ''Riyazüs-Salihin '' den okuyorum. Kişisel gelişim kitapları okumaya gerek yok, bu değerli kitabı edinin ve okuyun yeter.
                  Ramazanın ağırlığı var tabi ki, sahura kalkmayla uykumuz bölünüyor, uzun süren açlık sonucu hareketlerimiz yavaşlıyor ama iftarın ve sonrasında teravihin bereketiyle gerçekten de bu ayı ailece beraber bereketli geçirmemizden büyük mutluluk duyuyorum. Her ne kadar kızımın büyük direnci olsa da yaşamında bazı şeylerin yerleşmesi için bu savaşı vermem gerektiğine inanıyorum.
                 Bugün tekrar bahçemden görüntüler var. Biraz gezinmeye ne dersiniz.



Bu hafta içi yağmurlar çoktu, bahçem iyice suya doydu ve iyice yeşillendi. Tüm çiçeklerim açmış durumda. İşten eve geldiğimde şu kapıdan girdiğimde sanki kurtarılmış bir bölgeye giriyormuşum gibi hissediyorum.


Ortancalarımda büyüdü ve kocaman oldular. Bir ay önce buralar çıplaktı , şimdi ki haline bakar mısınız..


Kitap okuma köşem mutlaka ortancalara yakın olmalı..


Yılbaşı çiçeğini bu kış ekmiştim. Tuttu ve çiçek bile açtı. Böylesine dolgun rengi başka nerede bulabiliriz ki?


Okul sonrasında köy içinde yürüdüğümü biliyorsunuz. Yol üstünde karşılaştığım bu yarı yıkık ev her seferinde bana hayaller kurduruyor. Şimdi bu ev benim olacaktı, etrafını temizleyip bir de tamir edersem ne güzel olurdu, mutlaka içinde bir de kuzine olmalı, belki bir kaç tane de hayvanım olurdu diye düşünür dururum. Kimbilir belki bir gün..



Köyden bir teyzenin bahçesi..


Sonrasında bizim kasabaya dönüyorum. Bu evi ne zamandır çekmek istiyordum. Çünkü bu ev , ananemin sokağında o döneme ait son kalan ev. Yakında yıkılacak ve yerine en az 5 katlı ev gelecek. Çok üzülüyorum, yavaş yavaş çocukluğumuza ait ne varsa siliniyor bu şehirde.


Bu hafta içinde okulda taş boyadık çocuklarla. Ben de kendi boyadıklarımı eve getirip sepetime koydum. En güzel terapi, tavsiye ederim.
Bu hafta da böyle geçti şükür. Gelen haftasonu bizim için önemli. Kızımın liseye giriş sınavı var. Çok fazla beklentileri olan bir anneydim. Ama son yıllarda herşey olacağına varıyor diye düşünüyorum. Elimizden geleni yapıyoruz ama sonrası da kader. Sınava gireceklere başarılar diliyorum. Haftasonu tatilimizi mutlu ve huzurlu geçirmek dileğiyle. Herkese hayırlı ramazanlar..


Tasarım:Sawako Kuronuma