26 Mart 2017 Pazar

10 Günde 4 Mevsim


Geçtiğimiz on gün içinde neredeyse tüm mevsimleri yaşadık. Mart ayı ilginç bir ay. Her şeyi içinde barındırıyor. Balık burcu boşuna bu ayın içinde değil :)  Balık olarak hiçte memnun değilimdir burcumdan da. Çünkü kendisine bu kadar eziyet eden başka bir burç var mıdır bilmem. Neyse geçelim bu haftaya.
Haftanın başında ısı değişiklikleri sonucunda bol bol sis yaşadık bizim köyde. 
Köy yaşadığımız yerden yüksekte olunca sabah karşılaştığımız manzara hep böyleydi.


         
                          Bir gün evden çıktığımızda şakır şakır yağmurla karşılaşmştık. 15 dakika sonra köye çıktığımızda gözlerimize inanamadık. Sanki başka bir şehre gelmiştik. Her yer beyaza bürünmüş ve lapa lapa kar yağıyordu.



                                Bu hava iki gün sürüp sanki başka bir iklime geçmiş gibi olduk ve bahar en güzel yüzünü gösterdi. Her yer bir anda yeşillendi, baharlar açtı tüm ağaçlarda. Manzaramız zaten çok güzel, tüm körfezi görüyoruz. Denizle gökyüzü birleşiyor . Bugün pazar ve haftasonu tatilindeyim. Bakalım yarın okula yani köye gidince ne ile karşılaşacağım merak ediyorum :)



                                 "Yüzümü bulutlara kaldırıp 
                                  Dua eder gibi mırıldanıyorum
                                  Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum 
                                  Rüzgârla, ilkbaharla 
                                  Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor
                                  Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi
                                  Rüyada mıyım, gerçek mi bu
                                  Hem var gibiyim, hem yok gibi
                                  Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde 
                                  Başakların sonsuz salınışı
                                  Burada, kendimle baş başa 
                                  Ömrümü böylece tamamlayabilirim" 
                                                                                           Ataolbehramoğlu
                                                                          












20 Mart 2017 Pazartesi

Belgesel İzleyelim

                       Şu sıralar belgesellere dönüş yaptım. Neredeyse her gece bir belgesel izledim. Kısa kısa seyrettiklerimden bahsetmek isterim. 

                       1. Mutluluğun Ekonomisi   Economics of Happiness )

                         2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de  2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de bu 100 belgeseli izlemek olsun The Economics of Happiness 2011

            Küreselleşmenin insan mutluluğu ve ilişkilerinde ki olumsuz etkilerini ortaya koyup çıkar yolun yerelleşme olduğunu savunan bir belgeseldi. Nelerin tuzağındayız, nasıl bir kapana kıstırılmışız farkına varmamızı sağlıyor. Dünyadan kopuk küçücük bir şehrin mutluluğuna şahit olunca içinde bulunduğumuz koşturmacalı dünyadan nasıl kurtulacağız diye düşünmeden edemiyoruz..

                2. The Salt of the Earth  ( Toprağın Tuzu )
           Kimi zaman gözyaşları içinde seyrettiğim nasılda acımasız oluyoruz insan olarak diye sorgulamama neden olan belgesel. Bir fotoğrafçı olan   Sebastiaõ Salgado ile aslen fotoğrafçı olan  yönetmen Wim Wenders'ın bir işbirliğinde yapılan belgesel harikaydı.  Kırk yıl boyunca Sınır Tanımayan Doktorlar ile birlikte savaşlar, açlık ve göçler gibi toplumsal dramları objektifine aktaran Sebastiaõ Salgado, göz alıcı manzaralardan yerli topluluklarına, madenlerden Afrika savanlarına el değmemiş bölgelere seyahat etti. Sebastiaõ Salgado'ya oğlu Juliano da bazen eşlik etti. Salgado'yu izleyen bu benzersiz film, hem bu özgün fotoğrafçının müthiş kariyerini belgeliyor hem de gezegenimizin trajediler ve acılar dışında muhteşem bir yer olduğunu da gözler önüne seriyor.

                                       

                    3.  Unutulmuş Düşler Mağarası  (Cave Of Forgetten Dreams)
                   İnanılmaz görüntüler yaratmakta usta olan ünlü yönetmen W.Herzog tarafından çekilen bu belgesel Fransa’daki Chauvet Mağarası’nda bulunan 32000 yıl öncesine ait çizimleri inceliyor. Ziyaretçilere yasak olan bu mağaraya ekibiyle özel izniyle giren Herzog. Bu çizimler ışığında tarihçilerle birlikte bizi inanılmaz bir hikayeye ve görselliğe çağırıyor.

                                                  
                       

                         Dirt! The Movie

                            Dirt! The Movie (2009) 2016 hedeflerinizden biri de 2016 hedeflerinizden biri de bu 100 belgeseli izlemek olsun Dirt The Movie 2009


                           "Zamanın başlangıcından beri, evrenin bilinen
                            bütün gezegen ve galaksilerinden
                            sadece biri yaşayan ve nefes alan bir kabuğa, çamura sahip."
diye söze giren, oldukça gerekli bir konuyu başarıyla işlemiş olan, çok çok iddialı gibi değilse bile çok etkili bir belgesel.


13 Mart 2017 Pazartesi

Tolstoy Mutluluğu

                            Uzun yıllar  sekiz çocuğu, yirmi beş torunu ve bir sürü hizmetkarı ile  iyi  bir şekilde  yaşayan Tolstoy,  mutluluğu  yazdığı Savaş  ve Barış 'ta   ''  Varlığın bir değeri varsa, bu ondan vazgeçme zevkidir '' diye açıklar. Ama yaşantısında bunlardan da bir türlü vazgeçemez. Zengindir , hizmetçileri vardır ama her şeyden de  kurtulmak ister. Kendimi cesarete getirip birçok şeyden vazgeçip sade yaşamı seçmeyi düşündüğüm çok olur. Tabi bu bir çok kez hayalde kalır. Öylesine bağlıyız ki eşyaya, boş arkadaşlıklara, iş hayatında ki zorunluluklara.
                            Tolstoy  İvan İlyiç'in Ölümü'nün sonlarına doğru , ölüm döşeğinde ki İvan İlyiç'e ahlak felsefesinin şu temel sorusunu sordurur: '' Doğru bir hayat mı yaşadım? Tamam, iyi bir eğitim gördüm, iyi bir meslek edindim;  güzel  bir evim, iyi bir evliliğim var, ama doğru bir hayat mıydı benimkisi? Yoksa kocaman bir yanlış olarak mı ayrılıyorum hayattan?
                            Bu sorular içinde kıvranıyoruz çoğumuz, sonra bir boşvermişlik geliyor mecburen. Belki de olması gereken böylesi. Enis Batur Koma Provaları kitabında ne güzel özetler bizi : '' Ruh: sıkışıp kalmış bir fikir.” (s.26) Bir taraftan içsel sorunlarımızla uğraşırken diğer yandan insanlık halleri var. Bunca sorun, meşakkat halindeyken mutluluğu tutturmak anlara bağlı bu yüzden. John Berger'in dediği gibi ;  
İnsan mutluluğu ender rastlanır bir olgudur. Mutlu çağlar değil, yalnızca mutlu anlar vardır.” 

                               

                            Geçen gece yüksek imbd notu olan  yönetmeni Yann Arthus Bertrand olan  Human ( 2015) belgeselini izledim. Oldukça etkileyici bir belgesel. Yönetmen dünyanın değişik ülkelerinden farklı dillere, dinlere , özelliklere sahip insanları çıkartıp bir çok konu da görüşlerini alıyor.  Çekimleri dünyanın 60 farklı şehrinde gerçekleşen ve 2 bin kişiyle yapılmış söyleşilerden oluşan “insan”, “bizi insan yapan nedir?” sorusunun peşine düşüyor. Böylesine vurucu bir belgeseli seyrettikten sonra insana dair çok şeyi sorguladım tabi ki. Kendi mutsuzluk ve varoluşumu tarttım biçtim. Kimi an çok üzüldüm elimizden birşeyin gelmemesi bu çıkmaz sorgulamanın dibini boylattı. 

10 Mart 2017 Cuma

Şükür Cuma

Ne kadar çabuk geçiyor zaman. Geçen  cuma yazısından sonra birşeyler daha yazar koyarım diyordum ama fırsat olmadı. Gündelik koşturmacalar, doktor randevuları, ergen çocuğunla savaş, iş yerinde ki mecbur olduğun ilişkiler, çevrede olan biten tüm olumsuzluklar  say say bitmez tüm haftanı dolduran ve yaşamımızın çoğu zamanını kaplayan durumlar. Güzellikleri farkedip ortaya çıkarmasak, bunlara odaklanmasak  hiç çekilmez hayat.
Şuraya koyduğum güzel fotolar emin olun bu şehirde ki çoğunluğu göstermiyor. Bunca çirkinlikte cımbızla çekip çıkarıyorum içimizi mutlulukla dolduracakları. Manzaramız, denizimiz, bahçemiz olmasa devasa çöplük bu kasaba da. İnsan , insan, insan, araba, araba, çarpık çurpuk binalar herşey yıpratıcı.


Neyse bu haftanın  güzelliklerine geçelim, içimiz açılsın beş dakika.  Allah'a şükür ki  bisikletimizle  gidecek upuzun bir sahil yolumuz var. Yan kasaba 5 km. Deniz kenarından gitmekte işin en güzel yanı. Buraya vardığımda bir kaç tane çay bahçesi var, tam istediğim gibi az insan..İşte bu mavi beyaz badanalı da en sevdiğim. Sezon yeni açılıyor. Masalar tam çıkmamış. Hem  nefret ettiğim plastik masa, sandalye yok.


Şükürler olsun ki ağzımızın tadı yerinde.Bir çok şey yiyip içiyoruz. Ya yasak olsaydı ? Elmalı labne dolgulu ve cevizli kekim haftanın yıldızıydı. Yalnızca bir dilim yesem de her hafta bir kek pişirmeyi seviyorum. 


Bahçeme de yavaş yavaş  bahar geliyor. Kupkuru dallardan çıkan tomurcuklara, bahar havasına  ve bunları bu yıl da görebildiğime  şükürler olsun..


Cumaları kurulan köy pazarımızda yıllardır alışveriş yaptığım teyzeler, amcalar var. Her gidişimde onları arar gözlerim. Bu teyze de kendi yetiştirdiği kabağı kesiyor benim için. Mevsimi bitiyor artık, bahar sebzeleri gelir yakında.


Şükürler olsun bu yılda huzur içinde olduğum sınıfım benimle. Köy çocuklarının gerçekten farkı var. Tatminsiz değiller ve bir çok şeye daha hevesliler. Okulun başında boyama bile yapamazken şimdi Klimt çalışıyoruz..


Okul çıkışı saat 14. 30 gibi yürüyerek eve dönüyorum. Mahallemiz de az da olsa bahçeli evler var. Hep geçtiğim sokakta bir köpek beni karşılıyor her gün. Bu güzel canlılar da olmasaydı...


Burası mutfak pencerem. Erik ağacı dibinde. Nihayet o da açtı. İşte bir güzellik daha hayatımızı güzelleştiren..


Vee  en sevdiğim saatler. Gün koşturmacası bitmiş, herkes eve dönmüş, yemekler de yenmiş ve herkes köşesine çekilmiş. Benimde en sevdiğim yer. Kitaplarım, örgüm, boyamalarım, tabletim, kahvem hep yanımda. Bu günlerimize çook şükür!


3 Mart 2017 Cuma

Cuma Şükür Günü


                                    Senai Demirci'nin  bir lafı vardır ;   ''  Şükür , hep yine, hep yeni bir seferdir ''  der.  Yeniden cuma geldi, yeniden   hafta sonuna mutlulukla başlıyoruz, yeniden şükretme zamanı. Gerçi geçen aylarda Haşmet Babaoğlu köşe yazısında instagramda, facebookta yani sanal dünyada moda olan şükür olayını eleştirmişti. Şansınıza şükrediyor musunuz diye soruyor. Gerçekten de şansımız yaver gitmiş bu dünya da hayatımız iyi olmuş. Biraz düşününce doğru da buluyorum bunu. Tuzumuz kuru tabi ona şükret buna şükret.
Bu iyilik hali elimizden kaymasın diye şükrediyoruz belki de. Ne yapayım  kendimi iyi hissettiriyor ya yine yapacağım bugün..


                          Şükrettiğim, en mutlu ve huzurlu olduğum anların fotoğraflarına bakıyorum da , daha çok hafta sonuna denk geldiğini görüyorum. Geçen  cumartesi ve pazar hava pırıl pırıldı. Sanki bahar gelmişti erkenden. Bu fırsatı kaçırmamalıydık. Bizim burada ki balıkçılar için küçük bir liman yapmışlar, biraz şehrin dışında. Tüm sahil şeridi yenilenmiş. Yürüye yürüye gitmek , görmek kısmet oldu ya şükürler olsun!


Büyük bir ağaç vardı, onunda etrafı düzenlenmiş, çok güzel olmuş. Bu kış versiyonu, inşllh bahar ve yaz halini de görmek kısmet olur. 



                                      Şükürler olsun ki , ağzımızın tadı yerinde. Yaptıklarımızı yiyebiliyoruz, bir fincan kahvenin tadını alabiliyoruz. Denediğim tahinli kek pazar günüme renk vermişti..


Kızım, eşimle yürüyüş ..Beraberken beni paylaşamazlar ve kazanan kızım olur :)  Yıllardır kıskanır Pelin bizi. Yan  yana bile yürütmez. 


Sabah saat 11.  Denize en yakın mesafe de ki yerleri çok severim.  Arada  duvar, tel varsa hiç oturmam. Bu saatlerde fazla insan da yoktu, şükürler olsun böylesine sessiz ve huzurlu saatlere..


                                  Yeni başladığım etamin işi, devam ettiğim yün örgü, arada sırada boyadığım taşlarım ve olmazsa olmaz kitaplarım...Her şeye şükürler olsun..


                         Otomatik alternatif metin yok.

                              Bunca can sıkıcı insana karşılık bir sınıf dolusu gerçekten masum, saf ve güzel çocuklara, onlarla geçirdiğim sanat dolu saatlere şükürler olsun..


Vee  şükürler olsun ki denize kıyısı olan bir kasaba da oturuyorum. Ne yazık ki çocukluğumun sakin kasabası olmaktan çıktı, çok kalabalıklaştı, her yerde yüksek apartmanlar , arabalar dolduysa da bunları sırtımı  dönüp oturduğum iyi ki bir sahil kıyısı var. İçimde ki derin sıkıntı, her türlü güzellik içinde beni boğmaya çalışan depresyonuma da şükretmek istiyorum, inanıyorum ki Allah sevdiği kulunu sıkarmış. Olsun, bu hep benimle olacak biliyorum. Herşey zıtlıkları ile güzel. Mutlu hafta sonları herkese...

Tasarım:Sawako Kuronuma