31 Ocak 2017 Salı

Kurtalan Ekspres ile Yolculuk

                        Sömestr geldi de bitiyor bile. İlk haftasında güzel bir yolculuk yaptık. Dolar, euro aldı başını gidiyor biliyorsunuz. Bizde kemerleri sıktık ve yurt içi seyahata karar verdik. Tren ile uzun yolculukları çok seviyorum bu yüzden gezimiz böyle olmalıydı. İlk önce Doğu ekspresi ile Kars'a kadar gidecektik ama olmadı. Nedeni de trene bilet bulamayışımız. Tren biletleri online almak istediğinizde alacağınız tarihten en erken 15 gün önce oluyor. Sömestr de tarihimiz belliydi 15 gün öncesi hemde geceyarısı almak istediğimizde tüm biletlerin bitmiş olduğunu gördük. Ertesi gün ilgili yerlere sorunca aylar oncesi turizmcilere satıldığını öğrendik. Bu nasıl birşey bilmiyorum. Bize 15 gün öncesi açılıyor ve sonuçta alamıyorsunuz. Tabi bu her tarih için geçerli değil. Çünkü sömestr tatili için bu böyle. Diğer zamanlara rahatlıkla yer buluyorsunuz. Ayrıca ben yataklı vagondan bahsediyorum.
                      Neyse , biz de Kars'tan vazgeçip rotamızı değiştirdik. Kurtalan Ekspresi ile yolculuk yapmaya arar verdik. Ankara'dan kalkan tren Diyarbakır hatta Kurtalan'a kadar gidiyor. Biz Malatya'ya oradan Sivas'a oradan da Kayseri'ye gitmeye karar verdik. Cumartesi saat 10. 30 da Ankara Garından Irmak'a giden otobüslere indik. Çünkü tren oradan kalkıyor. Vagondaki odamızı bulduk. Trene çoluk çocuk her telden insan biniyor. Ama sizin yataklı kompartmanda olunca tüm bağlantınız kopuyor. Yan odalarda da çoluk çocuk yoksa rahat ediyorsunuz.
                     Bizim iki kişilik olandı. Hemen yerleşip görevliyi bekledik. Çünkü o yataklara temiz çarşaf seriyor, terlik ,havlu,  içecek, çikolata, çubuk kraker gibi ikramlar getiriyor. İçerde  bir lavabo, buzdolabı da var. O kadar rahattı ki anlatamam. Yolculuğumuz gece 3'e kadar sürdü. Ama nasıl geçti anlamadık. Yemekli vagonda var. Ama gitmedik. Orada konserve yemekler satılıyormuş. Çayı , kahveyi de kağıt bardaktan içmeyi sevmem. Yanımızda sevdiğimiz yiyecekleri götürmüştük zaten. Tüm gün yiyerek, içerek, kitap okuyarak, etrafı seyrederek zaman  bir çırpıda geçti.
                     Tek kötü tarafı yasak olmasına rağmen sigara içilmesi. Görevli de birşey demeyince içen içene. Odanız ayrı olsa da tüm koku odada. Sevmeyen biri olarak buna canımız çok sıkıldı. Yan taraftaki tüm koku odadaydı. Devamlı havalandırdık.
                     İl il gezerek nerede ne yaptık anlatmadan trenden fotoğraflarla kapanış yapayım..








16 Ocak 2017 Pazartesi

Uyuyan Adam İzinde

                                '' Çalar saatin çalıyor ama kılını kıpırdatmıyorsun, yatağından çıkmıyorsun, tekrar kapatıyorsun gözlerini.Önceden düşündüğün eylem değil hatta eylem bile değil  eylem yoksunluğu. '' 
Diye başlamıştı geçen gece seyrettiğim film. Okumadığım George Perec kitaplarından biri Uyuyan Adam .  Aynı isimle bir de hiç diyalog olmayan , tek kişilik oyuncusunun olduğu filmi çekilmiş. Seyrettikçe koşturup duran, buna rağmen bir şeye yetişemeyen kendimle özdeşleştiriyorum. İlgimi çekiyor 25 yaşında ki bu adamın bir oda da oturup düşünmesi. Kendini hamamböceği olarak bulan bir insan çaresizliği gibi. Yatağında oturuyor, her sabah kalkti[i gibi neskafesini yapıyor,  dingin bir kayıtsızlık içinde; duyarsız değil yansız; adsız dünyanın efendisine” doğru değişimi başlıyor düşündükçe. Dış dünyayı yorumluyor, kendisine rağmen geçip giden zamanı irdeliyor. 
                           ''Notları okuyor, kâğıtları buruşturup top yapıyorsun. Sana randevular veriyorlar ama sen gitmiyorsun. Kollarını ensende birleştirip, dizlerini büküp, dar sedirinin üzerinde uzanmış yatıyorsun. Tavana bakıyor, tavanda çatlaklar, kabarmalar, lekeler, süsler olduğunu keşfediyorsun. Ne kimseyi görme, ne de konuşma, düşünme, dışarı çıkma, yerinden kımıldama isteği duyuyorsun.''
                         Bir gün herşeyi umursamadan, korkmadan tüm cesaretimle dünyaya nanik yapıp böyle olmak istiyorum. Verdiğim randevulara gitmemek, çalan saati kapatmak, işe gitmemek, arayan telefona bakmamak, kimseyle görüşmemek. Yatağımda oturup bu değişimde olmak ..

                           


                    Bunu hayal ederken bile sonuçları düşünüyorum. Belki üç dört kişi telaşa düşer, iki üç gün evime gelip giden olur, sonra bıkarlar ve aramaz olurlar diyorum içimden. Yine bağlıyım birşeylere ne kötü..

                 ''Dostların bıktı artık, kapını çalmıyorlar. Onlarla karşılaşabileceğin sokaklarda pek yürümüyorsun artık. Sorulardan, rastlantı eseri karşına çıkan birinin bakışlarından kaçıyor, sana ısmarlamak istediği birayı ya da kahveyi kabul etmiyorsun. Sadece gece ve odan, üstüne uzandığın dar sedir, her an yeniden keşfettiğin tavan seni koruyor; geceleyin, Grands Boulevards'ın kalabalığı ortasında tek başınayken, gürültülerden ve ışıklardan, hareketten, unutuştan zaman zaman adeta mutlu oluyorsun. Biriyle konuşmaya, bir şey istemeye ihtiyacın yok.''
                    Bu derece hayattan kopmak nasıl olur diye düşünmek hoşuma gidiyor. Hep söylerim hayatta bir çok şey yaparım; gezerim , dolaşırım, hobilerim, iş hayatı, evlilik, koşturma koşturma.. Bir tarafım her zaman herşeyi sona erdirmeyi özler aslında. Belki bu yüzden bunu anlatan filmler, kitaplar, yazılar, böyle yaşayan insanlar ilgimi çekiyor. Uyuyan Adam'da ki o çocuğun  yatağında oturup saatlerce düşünmesi duyduğum özlemi, merakımı arttırıyor. Perec'in ilk kitabıymış alıp okumalı..













13 Ocak 2017 Cuma

Tatil Filmlerim

                  Kar tatiliyle birlikte haftasonu tatilimiz dört gün olunca evde geçirilen zaman harikaydı. Bazen kitap okudum bazen kurabiye yaptık bol bol da birşeyler izledim. Şu sıralar tv de bazı kanalları çok seyretmeme rağmen ( onları da başka bir zaman anlatacağım ) bu tatil günlerinde dört film seyrettim. Rahatlıkla seyredilebilir ama çokta etkilenmediğim filmlerdi. Şimdi kısa kısa filmlere bakalım.
                  CAMINO      
              İspanyol sinemasının en fazla ses getiren filmlerinden biri sayılan ve ülkesinde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo gibi birçok ödülü kazanan etkili bir film Camino. Üzüntüye , çaresizliğe hazırolun bu filmde. Küçük kızın çektikleri şuan bile birçok çocuğun , gencin ıstıraplarına ayna tutuyor, bu konu bir de masum aşkla birleşince gözyaşı bol oluyor..

                                                  


                                       BİNLERCE KEZ İYİ GECELER
                    Juliette  Binoche filmde ünlü bir fototğrafçı . Biir tarafta severek yaptığı zaman zaman canını ortaya koyduğu işi diğer tarafta kızları ve eşi. Nedense böyle durumlarda kadın hep ortada kalıyor. Seçim yapması için zorlanan taraf oluyor. Filmde bu eksende geçiyor. Çok beğenerek izlemedim benim için vasat bir filmdi. 


                               

                                           A MAN CALLED OVE
                   Böyle filmleri seviyorum işte. Konu basit ama insani duygulara o kadar yakın ki. İsveç filmi olması nedeniyle oralara ait tekdüzelik  ve sıkıcılık var ama zaten ben de bunun için seviyorum. Aksiyon, komedi ve korku film izleme faslını kapatmış benim gibiler için ideal. Onca yaşanmışlık, hızlı yaşamın sonunda çoğumuzun durumunun nereye varacağını gözümüzün içine sokan gerçekçi bir film. 
                         
                                               En man som heter Ove Movie Poster

                                           SULLY
                            Hernekadar  uçak filmlerinden korksam da acaba Tom Hanks ne yaptı diyerek merak ettiğim bir film oldu. Düşen uçaklar hep canımı sıkmıştır. Zaten uçuş fobim var, yine de korka korka seyrettim ama Tom Hanks'in diğer filmlerinin altında kalmış. Tekdüze giden bir film, Tom Hanks'i filmde yaşlandırmışlar ama yine de gerçekte oldukça yaşlanmış. 

                                       sully-movie-poster




5 Ocak 2017 Perşembe

Cuma Şükür Zamanı

                                   Yeni yılın ilk cuması ve ilk haftası, tabi ki bana şükür cumasını yazmak düşer. Her hafta düzenli olarak yazamasam da bir haftanın ya da o günlerin değerlendirmesi oluyor deyip yazmak istiyorum. Biliyorsunuz ,ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Kötü haberler neredeyse her hafta alıyoruz. Nice canlar yanıyor, elimizden birşey gelmiyor üzülüyoruz ve kabuğumuza çekiliyoruz. Böyle olmamalı..Birbirimizin farklılıklarına, düşüncelerine düşman olmamalı, ne olursa olsun birlik olmalıyız.
                                    Yeni yılla birlikte yeni kararlar var tabi ki. Mesela canımı sıkan iki insanı tamamiyle hayatımdan çıkardım. Bu tür çıkarmalarda kırıcı olsanız da  kendi ruh sağlığınız için bu mükemmel.
Yeni yıla girmeden iki gün önce sevdiğim arkadaşlarla toplandık, güzel bir masa hazırladık, ışıl ışıl yaptık etrafı ve sanki bir baloya gidiyormuşuz gibi giyindik süslendik. Güzel ve keyifli bir gece geçirdik.



                          Şükürler olsun ki bu yıl kış erken geldi. Okulumun  bulunduğu köye öyle çok kar yağdı ki. Sınıftan karda oynayan çocukları seyretmek, gürül gürül yanan soba eşliğinde dersler, huzur, çocukların neşesi, herşey için Allahım sana şükürler olsun..

                          Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve iç mekan

                       Köy içinde dize kadar karda gezmek, doğanın güzelliği,sessizliği,  bacalarından siyah duman çıkan evlerin kar altında suskunluğu..



                      Sınıfta ki çocuklarımın kurdukları oyunlar,aralarında ki konuşmaların güzelliğine tanık olmak beni mutlu eden anlar şükürler olsun..

                                Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yiyecek

                              Sabah  karanlıkta zar zor kalkıyorum, daha yataktayken şimdi  hangi gündeyiz, haftasonu tatiline kaç gün kaldı diye hesaplarım başlıyor. Şehrin araçlarla dolu yollarında neredeyse 3 km lik yürüyüşle köy minibüslerinin olduğu yere geliyor ve 8 buçukta kalkmasını bazen aldığım simidi yiyerek bazen kitap okuyarak bekliyorum.



                              Bu hafta içinde en sevdiğimiz arkadaşımızın doğumgününü kutladık. Şükürler olsun nice yanlış arkadaştan sonra gerçekten iyi insanlara rastladım. Bir söz var ya; sizin ne olduğunuz  arkadaşınızın özelliklerinin toplamı diye. Arkadaşlarınızın ne okuduğuna, ne konuştuğuna, ne izlediğine, nerelere gittiğine, kimlerle vakit geçirdiğine dikkat edin diyor ya. Bakıyorum ve şükürler olsun ne meziyetli arkadaşlarım var..





                                  Kış ortasındayız neredeyse ama kar olmadığından bizim bahçe de hala sonbahar izleri hakim.Geçen gün çektiğim bu fotoya bakın, yansımalar, yağmur gölcükleri,kurumuş yapraklar harikaydı. Bizim kasaba yağmurlu iken yani yukarıda ki gibiyken ilginç olan 15 dakika da gittiğimiz köyde de durum şöyleydi.


Sınıfım önünde mutlu, neşeli ve barış içinde oyun oynayan çocuklara şükürler olsun..



                                 Şükürler olsun ki taşların verdiği enerjiyi  hissedenlerden biriyim. Doğada ki herşey gibi taşlar da aslında ne kadar değerli..Üzerine bir de bir şeyler çizince,  renkleri de ekleyince tam bir mutluluk anları. Bana eşlik eden öğrencilerimle geçen saatler ayrı bir güzel..


                                   Bir cuma daha geldi, bu cuma da hafta içini şöyle bir gözden geçirip güzellikleri farkedip şükredelim. Herkese hayırlı cumalar!


Tasarım:Sawako Kuronuma