9 Nisan 2017 Pazar

Pazar İkindisi Rehaveti

                     Kış sonu pazar günlerine denk gelen karanlık günlerde evde oturup avarelik yapmakta ayrı güzel. Nisan ayı bu, bazen yazı anımsatan sıcak günler olacak bazen de aman kış mı döndü dedirtecek. Bu pazar havamız kapalı, bulutlu , serin. Kahvaltılar ne güzel olur böyle pazarlarda.  Geçen okuduğum Kokular kitabında    Philippe Claudel  bisikletle fırına gidip ekmeği karnına bastırarak eve dönüşünü ne güzel anlatır:
"Mutluluk içinde sütlü kahve, tereyağı ve çilek reçeline doğru pedal basıyorum; sanki giysilerimin içine bir parça güneş sokuşturmuşum, nefis bir yanma hissi."        Uzun bir kahvaltı sonrası elime çayı alarak köşeme oturdum. Okuldan eve gelince hafta içi işim gücüm genelde yediden sonra biter. Kahvemi alıp en sevdiğim kanapeme otururum.. Burası kocamandır çünkü , ördüğüm battaniyeler üzerimdedir hep. Karşımda balkon manzarası, neredeyse asırlık çam ağacım karşıdaki tüm binalardan bizi korur. Çevrede yüzlerce apartman yokmuş gibi gelir bu ağaç sayesinde. Ya da ben bir ormanda yaşadığımı hayal ederim çam ağacım sayesinde. Koltuğumun üzerinde severek aldığım ya da hediye edilmiş tablolar, bir zamanlar siyah beyaz çekip karanlık oda da bastığım fotoğraflar asılıdır. Öyle çok severim ki onları.



                     Aslında bir pazar günü uzun uzun yazıp sadece fotolara bakılıp geçilen bir post yazmak istemem. Geçen aylarda Yekta Kopan bu konu da ne güzel yazmıştı.
'' "Hız" çağımızın en hastalıklı fetişlerinden. Hızlı olmalıyız. Kimsenin bir şeylere uzun konsantre olacak hali yok. Hemen anlatmalıyız. Eğlenceli olmalıyız. İşte bütün bu düşünceler, bilgi aydınlanması yaşamamış toplumlarda daha da patetik bir sonuç ortaya çıkarıyor. Hız değil bilgi. Tekrar ediyorum. Hız değil bil'' 
Bloglara bakarken bile hıza yeniliyoruz , hep bir koşturmamız var. Hızlı hızlı resimlere bakıyoruz, yazılar üstünkörü okunuyor. Belki bu yüzden blogların papucu dama atıldı ve instagram, vlog, snapchat revaçta. Günlük istatistiklerim bile benim için birşey ifade etmiyor. Günde 550  kere tıklansa ne olur sanki. Asıl sonuna kadar kim okuyor ki? Bu bile önemli değil artık benim için. Daha çok şurada kaç kişiyiz birbirimizi okuyan, aynı keyfi duyan, acaba bugün kim ne yazmış diye merakla bloglara giren? Blog ve instagram saatlerim var benim. En keyif aldığım, dinlendiğim. Hızlı hızlı tüketmiyorum kendimce bunları. Elimde telefon her  saat başında ne olmuş bitmiş diye bakmam. Bu yüzden telefonumda internet yok. Akşam üzeri bir kahve eşliğinde okuyorum blog yazılarını, instagrama bakıyorum .


                       Nerden nerelere geldim. Pazar günümü anlatırken..Bugün sabahtan tahinli kurabiye yaptım. Şimdi de mis gibi bol sütlü kahvem, kurabiyeler, elimde tablet ve bloglar. Tahinli kurabiyeye bayılıyorum. Kışın çok yaptığım birşeydir. Sırf tereyağ ile değil de yarı yarıya ölçü sıvı yağda koyup yapınca daha bir güzel oluyor, Bilginize..



                      Koskoca pazar biter mi ,  ara ara kütüphaneden aldığım kitaplarımı okudum. Bu hafta aldıklarım işte bunlar.  Samiha Ayverdi ve Mustafa Kutlu kitapları okumak her zaman huzur vermiştir. Mustafa Kutlu'nun yeni bir kitabı çıkmış dün gördüm. Çok merak etmeme rağmen almadım. Mayısta ki kitap fuarını bekliyorum.


                    Bütün kış işlediğim sehpa örtüm bitti ve yerini aldı. Kanaviçe yapmak çok zevkli ama bir o kadar da zormuş . Bitince yaşanan sevinç en güzeli.
Bir pazar daha bitmek üzere. Hava biraz sakinleşti aslında bugün çıksamaydık deniz kenarına diye düşünmeden edemiyorum. Neyse yeni bir haftaya başlamanın enerjisini toplayalım biraz daha...












16 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık:) ben sonuna kadar okudum:)) ayrıca Kokular kitabını alacağım çok hoşuma gitti (aslında kitabın kendi tanıtımına yazacaktım ama unuttum) Bu tıklanma mevzuuna ben hiç takılmıyorum biraz da kendimiz için yazmıyor muyuz? Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Zaten şurada kaç kişiyiz , yıllardır sanki akraba
      olduk. Biz bize yetiyoruz işte..

      Sil
  2. Iyi haftalar Buket'cimmmm...Ben de hizlicilardanim:) Ama cok keyifle okudugum bir kac blog hala var ve seninki de onlardan biri.Iyi haftalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şekilde Sibel birbirimize yetiyoruz ya . Hızlı tüketim
      her konuda bizi ele geçirdi ona çok taktım. eskilerden
      olmaya başladım galiba :)

      Sil
  3. Elbette bundan dolayı blogların modası bitti. Bırak uzun yazıları bir kaç dakikalık videolar bile izlenmiyor ve bu günlük yaşama sirayet ediyor. Günümüz gençliği artık 140 harflil konuşuyor hatta düşünebiliyor. Sanırım ilkelleşiyoruz şu emojiler yeni bir dil olmak üzere bir zamanların çivi yazısı gibi.
    Not: bu arada ne vakit yorum yapsam merhaba nerdeydin falan diyorsun bence sana yayınlarım ulaşmıyor :)) yıllardır pazarları dahi çalışıyorum unuttum o rehaveti maalesef,iyi pazarlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızımdan biliyorum mesaj yazıyorlar içinde upuzun anlamsız
      harfler koyuyorlar. mesela fakhklytşjjmyrt oluyor cümle
      sonunda bu nedir dedim. gülme imiş.
      yayınlarını görüyorum da bazen kaçırıyorum izlediğim blog listesi
      uzun olunca arada kaçırıyorum demek ki. ee yaşta ilerledi :)

      Sil
  4. Yazıyı sakince okudum, fotoğrafları inceledim....
    Evet, her yerde hız isteniyor, acilen üretiliyor ve aynı hızla değersiz, gereksiz bulunarak çöpe atılıyor, yok ediliyor.....
    Sabır, şükür gibi duygular yaşanmıyor, her şey hemen ve şimdi....
    Hiç bir şeyin önemi, değeri, kıymeti, nostaljisi, hafızası ne derseniz "o" yok......
    Bu hüzün veriyor.....
    Çok ama çok garip, tutarsız hatta şizofrenik bir durum bu.....

    YanıtlaSil
  5. Evet ... Bir zamanlar bloglarımız vardı bizim, keyifle okurduk. Telefonlar akıllı olmadığından işi gücü bitirir kendimize çay demler sakin sakin blog ziyareti yapardık. Ben hala okuyorum ama yazamıyorum blogspota zira pc me virüs girdi, akıllı telefondan yazamadığım için şimdilik wordpressdeyim aynı adla aklında olsun!
    evimiseviyorum.wordpress.com

    YanıtlaSil
  6. Bu tarz yazıları çok seviyorum ve evet sonuna kadar okudum:D Kanaviçe de çok güzel olmuş!

    YanıtlaSil
  7. Merhaba bende uzun zamandir kah hızlı kah yavaş okuyorum blogu guzelelinize sağlık

    YanıtlaSil
  8. Merhaba bende uzun zamandir kah hızlı kah yavaş okuyorum blogu guzel elinize sağlık

    YanıtlaSil
  9. Keyifle okudum, emeğinize sağlık.
    Yazar, kahvaltı yolunu ne güzel anlatmış.
    Çam ağacı gözümün önüne geldi, kanepe çok rahat, kurabiye nefis görünüyor. Zaten tariflediğiniz ortama bayılırım, bir soba sesi ve kedi mırıltısı eksik kalmış benim hayalime göre.
    Hayatı tadını çıkarta çıkarta yaşamak ne büyük bir meziyet.

    YanıtlaSil
  10. Yes, speed seems to be the defining factor in today's lifestyle, doesn't it? Instant this and that - no lingering on words, just a quick glimpse at an image. I enjoy writing my blog, but have recently joined IG for when I'm travelling and can lose myself in a delightfully dreamy image.

    Happy weekend,
    Poppy

    YanıtlaSil
  11. Herkes hiperaktif oldu ne yazık ki.

    Kurabiyeler çok güzel gözüküyor, ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  12. Bayıldım yazınıza, elinize sağlık, Philippe Claudel'in kokular kitabına mutlaka bakmalıyım sanırım çok güzel:) kitap köşeniz harikaymış gerçekten, tahinli kurabiyeyi denenecekler listeme ekliyorum:)) son resimdeki boyanmış taşlar sizin eseriniz mi? çok güzeller:)

    YanıtlaSil
  13. Pazarları miskince yayılmak ne güzel bir şey. Bende haftaya işten ayrılıyorum. Bol bol yayılır mıyım, temizlik mi yaparım bilmiyorum ama her ne yaparsam ağır ağır yapacağım kesin.
    Samiha Ayverdi sevdiğim bir yazardır. Alıp ta okumadığım iki kitabı var. Biri emanette seçenek yok mis gibi kararsız kalmadan okuyacağım bir kitap :) Hatırlattınız teşekkür ederim.
    Ali Ural'ın tek kelimelik sözlük adlı kitabı var ara ara acık tek parça okuyorum. Onu bitiririm ramazan sonuna kadar.

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma