15 Ağustos 2016 Pazartesi

Küçük Ama Güzel Bir Yer : CHUR

                         Zürih'te bir gün kalıp ana tren istasyonundan Chur  trenine binip bir saatte bu kasabaya geldik. Chur'a geliş amacımız sabah erken saatte olan Bernina Ekspresine  binmekti. Zürih'ten de sabah erken gidebilirdik bu trene ama sabah koşturması olmaması için burada kalmayı seçtik. İyi ki de böyle yapmışız. Bir gün boyunca bu güzel yeri gezdik. Chur  Rhen  nehri ile Plessur çayının birleştiği yerde  bulunuyor.



                     Sakin olan bu kenti keyifle geziyorsunuz.Başlangıçta otelimizde problem çıktı. Booking ten ayarladığımız otele gidince kimseleri bulamadık ve ortada kaldık.Otel atıl durumda gibiydi, sabah olmasına rağmen kalanda yok gibi gözüküyordu.Otelin ziline uzun uzun bastık ama içeride hayat belirtisi göremedik. Sonra içinden bir kaç Afrikalı çıktı. Onlara sorunca görevlinin öğleden sonra geleceğini öğrendik. Şimdiye kadar böyle bir şey başımıza gelmemişti. Hostel bile değildi burası. Bir otelin böyle olmasına çok şaşırdık. Otele giren çıkanda fazla tekin gözükmüyordu. Nasıl olacak derken Afrikalılar görevliyi aradılar. Yarım saat sonra bir bayan geldi ve bizi başka bir otele götürdü. Şansımıza bu otel tren garına daha yakın merkezi bir yerdeydi. 




                     Chur 'da  gezerken bir sokağında Özel bir eve denk geldik. Burası Angelika Kaufmann doğduğu , yaşadığı evmiş  .Angelica Katharina Kauffman (30 Ekim 1741 - 5 Kasım 1807) İsviçre-Avusturya doğumlu neoklasik ressam.   Kaufman, Chur-Graubünden, İsviçre'de doğdu ama ailesinin kökeni olan Vorarlberg-Schwarzenberg, Avusturya 'de büyümüş..


Ara sokaklarda karşılaştığımız evler ve duvarları..



           
                           Küçük  bir kasaba olmasına rağmen çok büyük sanat müzesi vardı. Chur Kunstmuseum da çok değerli ressamlara ve heykeltraşlara rastladık. Özellikle  
Alberto Giacometti  ye burada rastlamak büyük bir süprizdi.

                                       


                                         

                                     Fine Arts Museum - Bundner Kunstmuseum

                  Ayrıca çok güzel bir müze daha gezdik.  İçeri de çeşitli yerlerde yaşayan hayvanlar , kayaç türleri, canlılar vardı. Birebir kendilerini görmek çok etkileyiciydi.

                      

                                                 Bündner Naturmuseum







St. Martin Kilisesi



                                       Chur merkezi Poststrasse


            

 St. Maria Himmelfahrt












7 Ağustos 2016 Pazar

Zürih'te Bir Gün

                           Luzern' de  dört harika gün geçirdikten sonra Zürih'e geçip bir gece kaldık. Göl kenarında sakin kasabaları gezdikten sonra Zürih tabi ki çok kalabalık ve hareketliydi. Ertesi gün sabah erken saatlerde yola çıkacağımız için tren garına yakın bir otel seçtik. Otelimiz  burada  ..Oldukça temiz, keyifli ve merkeze yakındı.
Zürihte bir günümüz olunca sabahtan akşama kadar gezdik. Diğer Avrupa şehirleri gibi bir nehir kenarında, ana caddeleri olan, katedraller, kiliseler, müzeleri ile düzenli  bir şehir Zürih..




                        Zürihlilerin en sevdiği aktivitelerden bir tanesi de Zürih’in güneyinde yer alan Zürih Gölü (Zurichsee)’ne gitmek. Gölde yüzmek çok popüler.  Çok temiz olmasa da gölün her  köşesinde girenler var. Göl çevresinde oturup yemek yemekte çoğunluğun yaptıklarından..


Limmat nehrine ulaştığınızda dikkatinizi iki önemli yapı çekiyor. Bunlardan bir tanesi uzun yeşil kubbeli Fraumünster, diğeri ise iki kuleli Grossmünster (Büyük kilise).


             İsviçre’nin en büyük kenti olan Zürih, ülkenin kuzeydoğusunda yaklaşık 1,1 milyonluk nüfusuyla bölgenin de en önemli şehirlerinden biri. Dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri olarak gösterilen kent, Limmat ve Zürih Nehirleri arasında konumlanıyor.


Grossmünster’in ikiz kuleleri Zürih’in en bilindik simgeleri.  12.yy’da yapılan bu Kilise renkli camları 20.yy’da eklenmiş olsa da genel olarak Romanesk bir tasarıma sahip.


Uzun uzun gezip biz de Take Away restoranlardan birşeyler alıp  göl kenarında oturup akşam yemeğimizi yedik. Sonra da otelimize gelip çikolatalarımızı kahve eşliğinde yedik ve biraz olsun yorgunluk attık. Bir sonra ki rotayı da planladık bu arada. Diğer yazım Zürih'ten trene  binerek gideceğimiz Chur kenti...


2 Ağustos 2016 Salı

Tahta Heykeller Kenti ; BRİENZ

                                  Luzern'de  dört gün geçirince rahat rahat çevresini de gezme fırsatını bulduk. Bir yere gittiğimizde hızlıca gezip diğer yere  geçmeyi sevmiyoruz. Böyle olunca koşturmadan sindire sindire geziyor oluyoruz . Luzern'e yakın yerlerden biri de Brienz. Netten incelediğim kadar bu kenti merak edip yola çıktık. Luzern'den  trene binip kısa sürede Brienz'de oluyorsunuz. 
Biz Briez'e gittiğimizde çok şaşırdık. Burada kısa süre kalıp döneceğimizi düşünüyorduk ama yanılmışız. Çok huzurlu ve sanat dolu bir kentle karşılaştık. Uzun süre de burada gezdik. Kent zaten göl kenarında, manzara harika. Evler , sokaklar, parklar öyle güzel ki ağzımız açık geziyoruz. Kentin her tarafına yayılmış ağaç heykeller öyle güzeller ki. Heykellerin ahşap olmasını ayrı bir severim. Burada her taraf dolu. Parklarda ahşap heykel yapan gençlere rastladık. 

                        Brienz'de çektiğimiz fotoğraflarından bazıları..


                       

                    






                     



                     


                    


                                 


                                              





                          

















Tasarım:Sawako Kuronuma