19 Ocak 2016 Salı

KÖYDE KIŞ KEYFİ

                    Bugün okula gitmek için yola çıktığımda yarım saat sonra karşılaşacaklarım aklımın ucundan bile geçmiyordu. Her zaman ki gibi arabalar ve binalarla sıralanmış bir kilometrelik yolu sabah ayazında yürüdüm. Bir gece önce çoluk çocuk acaba yarın kar tatili var mı diye beklemiş, bir ses çıkmayınca yatmıştım. Gerçi tatillik bir durum yoktu bizim buralarda. Hava çok soğuktu ama hiç kar tutmamıştı bu sefer. 
                 Otobüs terminaline gelip köy minibüsüne bindik. Öyle çok uzak bir köy değil. Bizim kasabaya 15  dakikalık yolu var. Az  sonra harika manzarayla karşılaştık. 
İşte bizim köyden ..









                          



17 Ocak 2016 Pazar

Vazgeçilmezim ; KİTAPLAR

                        ''Kitaba  karşı  hemen  hemen  karşı  konulmaz bir  tutkum  var ;   hiç  durmadan  okumak,  öğrenmek,  kendi  kendimi  yetiştirmek  peynir ekmek  kadar  kesin  bir  gereksinme benim için .''  
                         Van Gogh   düşüncelerime  ayna olmuş  bu  sözleriyle. Bana  nasıl  okuyorsun bunca kitabı,  nasıl  zaman  buluyorsun  diyenlere  bunu  anlatamamın  sıkıntısıyla  bakar,  okuyorum  işte diyerek  kısa  keserim . Kitap  tutkusu  başka birşey,  ona  zaman ayrılmaz, hayatın  parçasıdır, hobi değildir.  Doğal bir gereksinimdir.  Şu  yaşıma kadar  edindiğim  tecrübeye  göre de bu  tutku  doğuştan.  Tamam  çeşitli  çalışmalarla  kitap okur  yapıyoruz  çocukları,  hayatlarında hiç  kitap  okumamış kimse  fazla yoktur ama  tutkulu olmak  doğuştan.   Buna sahip olanlar  '' nasıl  okuyabiliyorsun ''   diye  sormaz  zaten.      Daha  önce  ''  Çöpte Dostoyevski  Buldum ''   yazımda  anlatmıştım  Oktay'ın   serüvenini.  Koşullar  nasıl  amansızdı  ama  kitap  tutkusu  onu  hayatının  bir yerinde  yakalamıştı. Bence  içinde  olan bu  tutkuyu   bilmese de  bir  yerlerde  onu  bekliyordu. Çok  çok  etkilendiğim  bir belgeseldir ..
                          Paris‘te   Walter Benjamin‘in evine röportaj yapmaya   giden bir muhabir, Benjamin’in çalışma odasında yeni alınmış koli halinde birçok kitap görür ve biraz alaycı bir şekilde  “Tüm bu kitapları okuyabilecek vaktiniz olduğuna inanıyor musunuz?” diye sorar.
Benjamin de muhabire şöyle cevap verir “Kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de.”
Belki ben de onun gibi düşündüğümden edindiğim kitapları okumak isteyenlere  verir, sonra da peşine düşerim. Geri aldıktan sonra da kitaplığıma koyar, onlarla yaşamaktan büyük haz alırım. Karşısına geçip oturmak, hangi kitabı hangi rafa koysam diye düşünmek, yeni gelecek olanların hayalini kurmak, düzenli olmalarını sağlamak  zevk aldığım mutluluklardan.. Bu fotoğraftaki kütüphane de benim. Evimde ki en sevdiğim köşelerden biri..


                 Adnan Binyazar’ın “Kitaplar, kalemler aldım, hiçbirine doyamadım ” cümlesini okumuştum bir yerlerde.  Ne kadar doğrudur bu  tutku. Kitapseverler hiçbir  zaman  doymaz aldıkları kitapların, defterlerin çok  oluşuna. Evlerinde  sıra sıra  duran kitaplar,  renk  renk  kalemler  mutluluk sebebidir  onlar için. Niçin okumalıyız sorusuna her aydın, yazar ya da sanatçı farklı  cevaplar  vermiştir. Ama  ortak payda öğrenme  tutkusudur.
                 “Kimileri kitap okumayı sadece bir kaçış olarak görür: ‘Gerçek’ dünyadan hayali bir dünyaya, kitapların dünyasına bir kaçış. Oysa kitaplar çok daha fazlasıdır. Onlar, tamamıyla insan olmamızın bir yoludur.”  
1996 yılında yazdığı “Boges’e Mektup” başlıklı kısa metninde böyle demiş Susan Sontag. İnsan olmanın  şartı olarak  gösterir okumayı.
                  Geçenlerde  Prof. Dr. Süheyl  Ünver 'in bir  röportajına  denk  geldim:
                 '' O kadar çok kitap var ki,bunların hepsini okumak için insanın en az bin yıl yaşaması gerekir.Halbuki ömrümüz  akşam namazının vakti gibi çabuk geçiyor.Sağımı solumu toplayayım derken bir de bakıyorsunuz, eş dost mezarlıkta toplanmışız.Durum böyle olunca kitap seçiminde titiz davranma zârureti ortaya çıkıyor.Dolayısıyla kültür,hangi konunun,hangi kitapta olduğunu bilmektir.Bu da ancak kitap karıştırmakla mümkün olur,’’   diyordu.
 Kitapseverlerin  en büyük  korkusudur  daha  okunmamış binlerce  kitabın  bulunması  ve  bunlardan  mahrum  kalmak..
Okumak, kitaplar, yeni dünyalar, hayatlar, insanlar ..Bizi zenginleştiren , hayatımıza anlam katan, bizi insan yapan araçlar hayatımızdan hiç eksik olmasın..





10 Ocak 2016 Pazar

Örgü Ören Kadınlar


Geçenlerde  çok  güzel fotoğraflara rastladım.  Hemen  paylaşmak istiyorum.  Keşke  daha çok  fotoğraf bulsaydım. Ama çok güzeller.  Örgü  ören  ünlüler. Ben de  bu yıl örgü işine başladım ya çok hoşuma gitti. İşte bulabildiklerim :)


Audrey Hepburn


rita hardwort


Katherine Hepburn


                                           

                                                                    Russel Crowne


                                            

                                                  Uma Thurman



4 Ocak 2016 Pazartesi

Seyrettiğim Belgeseller


                     Öyle  güzel, düşündürücü bazen ağlatan bazen hüzünlendiren  belgeseller seyrettim ki bu yaz. Ara  ara not tuttum, arkadaşlarımla paylaştım. Şimdi  burada  paylaşmak istedim çünkü belki merak eden olur, bugün  ne yapsam  ne izlesem diyenlere bir öneri olur. Belgesellerin adını internete yazıp bulabilirsiniz,  iyi seyirler..


                                                

             What The Bleep: Down The Rabbit Hole (2006) - IMDb 6,5                                                                                                   
                                 


                                                                           
Tasarım:Sawako Kuronuma