27 Kasım 2016 Pazar

Kasım Biterken


                                    Yazdı, sonbahardı derken iyice kış mevsimine yaklaştık.  Zaman şikayet etsek de, koştursak da hızına yetişemeden geçip gidiyor. Kasımda bitiyor işte. Aralıkla  beraber soğuk saracak her yeri. Dünya işte böyle, çok değişik birşey bu. Akıp giden zamana yabancılaşmak, anlam vermeye çalışırken önemi olmadığını farketmek her durumun. Kasım güzel geçti aslında. Bir ara soğuk oldu, tamam kar yağacak kış erken geldi derken güneş çıktı yeniden , ısındık tümden. İş güçten sonra kendimi deniz kenarında buldum çoğu zaman. En sevdiğim şey , yüzümü güneşe ve denize dönmek. Kalabalık sahiller yerini sessizliğe bırakmışken burada olmak, huzurla zamanı dondurmaya çalışmak.. Sabahattin Ali ne güzel demiş;
             Zaten sıkmadan uzun uzun anlatmasını bilen yegâne geveze, denizdir.


           Aklıma Cahit Zarifoğlu dizeleri geliyor yine. 
                                      

                Burası Dünya!
                Ne çok kıymetlendirdik...
                Oysa bir tarla idi;
                 Ekip biçip gidecektik.



Güzel günlerde denize sıfır kafelerde oturduk arkadaşlarla. Bir taraftan üşüsekte çaylarla ısındık, kahveyle sonlandırdık günümüzü. Bulutlar eşlik etti bize. Her gün farklı gökyüzü durumu vardı.Keyif alınacak  ne çok şey var aslında. İki ucu keskin bir dünya; güzellikler, acılar bir arada..


Bazı haftasonları yeni denemeler yaptım. Ispanaklı kek denemelerim arasında en başarılısıydı. Rengi, tadı, yumuşaklığı harikaydı. Balkon sezonumu kapatmadan kekimi burada yedik. Mayısta oturmaya başladık, kasım sonlarında girdik içeri.  Ne uzun oturuyormuşuz meğer şu balkonda. Etraf apartman dolu ama bahçeme ektiğim ağaçlar iyice büyüdü ve beni bu çirkinlikten koruyor.


Bu sene kızım devlet okuluna başladı. 7. sınıf. Resim öğretmenlerinin çalışmaları harika. Resim yapmayı sevmeyen kızıma bile bu resmi yaptırdı. Resim  Marek Brzozowski'nin apartmanları. Sergilerinde Brzozo adını da kullanan Polonyalı sanatçı, bir süredir Ankara'da yaşayıp Bilkent'te grafik tasarım, illüstrasyon ve tipografi dersleri veriyormuş. Diğer resimleri de harika. Merak ederseniz bir araştırın derim. 


                    Okulda 2 buçuk ay geçti bile. Taşlarım çocukların eline geçti, oyunlarına girdi bile. Bir iki taş boyadım ama daha istediğim hıza ulaşmadım. Şimdilik çocukların elindeler, bundan da şikayetim yok. Onlar oynarken seyrediyorum; eşyalara  hayal güçleriyle yaptıklarını , seslerini, konuşmalarını görüyorum da iste asıl içinde olmamız gereken dünya bu diyorum. 


Güzel yollardan geçerek gidiyorum okula. Sabahın erken saatlerinde oldukça soğuk oldu çoğu zaman. Siste eksik olmuyor. Tepeye çıktıkça iklimde değişiyor, şehirden ayrılıp 15 dakika da başka dünyaya  geçmek iyi geliyor her seferinde.


Sınıf içi etkinlikleri en sevdiklerimizden. Sonbaharın simgesi kabaklar masalarımızı süsledi bu yılda. Resimlerini boyadık , turuncu her yerde oldu yine. 


Evimde de sehpayı  mevsime uygun düzenlemiştim. Kabaklar, kestaneler, cevizler, meşe palamutları, boyadığım taşları koydum sepete. Gün sonu sütlü kahve ve kurabiyelerle bitirildi çoğu zaman. Hep güzel geçmedi tabi ki günler. Her zaman bana eşlik eden ağrılarım bu ay da vardı. Yine de şükrediyorum, bir çok şeyi yapma gücünü bulduğuma. Bir taraftan da kızımın dersleri, okulu, kaprisleri falan oldukça yorucu. Bir kaç mutlu edecek şey buluyorsak şu yaşamımızda ne mutlu bize. Bakalım aralık neler getirecek bize. 
Herkese iyi pazarlar !

7 yorum:

  1. Zerre kırıntısı iman varsa eğer; yaşamaya ve iyilik yapmaya değer. İman varsa umut da var demektir. Umut mutluluğun kapısıın açar her zaman. Karıncanın yürüyüşünden bile zevk alırsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel yazdıkların profösör. iki satır bile yüreğime
      su serpiyor bazen. Normalde karamsar tarafım daha çoktur. inanç olmasa
      zaten iyice düşerdim derine. en küçük görünenler bile
      ne kıymetli aslında. bunu bilmek daha da ağır aslında. neresinden bakarsan bak yine
      umut yolunu bulamıyorum

      Sil
  2. Buket, taş boyamayı öğretir misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seninde başlaman lazım, çizimlerini gördüm. bence en kısa
      zamanda ..

      Sil
  3. Gittikçe çoğalan kalabalık bizi mahvedeceğine benziyor. Olmazsa hepimiz Mars'a göç ederiz, olmaz mı? :)

    Boyanmış taşlara her daim ilgim olmuştur, velhasıl hiç de denemedim bunu. Bu konuda kendime eleştiri yapabilirim, pek rahat şekilde :) hakikatten çok iyi iş çıkarmışsın. Umarım bir gün ben de deneyebilirim. Ah şu sınıfta ben de bu minnacık çocuklar gibi olmak isterdim :)

    Bu güzel ve renkli blogu görüp, izlememek çok absürt olur, merhaba efenim.

    YanıtlaSil
  4. ne güzel yazmışsın yine ne zarif bir yazı. en çok dikkatimi çekense ıspanaklı kek. bi denemeli :)

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma