7 Mayıs 2016 Cumartesi

2 Ayrı Kıta & 2 Ayrı Semt

                    Yıllardır takip ettiğim  Fulya nın önderliğinde harika bir cumartesi geçirdik.  İstanbul'da ki iki semti doya doya gezdik. Şimdi bu gezinin ayrıntılarını birbirinden güzel fotoğraflar eşliğinde yazmak istiyorum. Fulya ile gezmeyi , yeni yerler keşfetmeyi, yeni insanlar ile tanışmayı seven bir grup insan olarak Kuzguncuk'ta buluştuk. İlk durağımız günün temposuna bizi hazırlayacak olan kahvaltı mekanımız La Mekan Cafe..


İçeriye kurulan sofraya 10 kişi birden oturup yanımızda tembel tembel yatan bir kedicik eşliğinde kahvaltımızı yaptık. Bir çok mekanda kahvaltı yapmışımdır. Buranın uygun fiyata birbirinden leziz yiyecekler sunması en büyük avantaj. Peynirler, zeytinler, zahter ve reçeller bir harikaydı. Turunç ve kuşburnu reçelleri ev yapımı.  Tabağımızı silip süpürdük, ikram edilen menemen bir anda bitti. Bıraksalar saatlerce otururduk ama gezilecek sokaklar bizi bekliyordu, kalktık ve çıktık Kuzguncuk yollarına..


Cumartesi sabahının tembelliği, haftasonu rehaveti herkesi sarmış ya da bu Kuzguncuk böyle bir yer, sakinlik etrafı kaplamıştı.


Nail Kitapevi semtin gözdelerinden. 



Gelin ve damatlar bu semti mesken tutmuşlar. Çekimler neredeyse her sokak başında karşınıza çıkıyor.



Buradan öğle saatlerinde ayrılıp Üsküdar  üzerinden Haliç'e giden gemilere bindik. Malum İstanbul manzarasını seyrederek Balat'a gitmek üzere yola koyulduk.



Uzun süre gezeceğimiz Balat'a ulaşıp sokaklarında kaybolduk. Bazen bir müzayedeye denk geldik bazen Balat'ta  oturanlara. Bazen durup sohbet ettik, bazen durmadan yürüdük. 


Balat'a gidip Hobbit House 'u gezmeden olmaz.  

 Murat Bey ve Sinem Hanım'ın misafirperverliği eşliğinde bu harika mekanı gezdik. Burası hem kafe, hem kendinize ya da sevdiklerinize hediye alabileceğiniz bir dükkan, hem de bir dayanışma evi. Gönüllüler giymediği kıyafetleri, fazla olan eşyalarını buraya bırakıyor ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını bekliyor. Murat Bey ve Sinem Hanım da bu işte harika bir köprü görevi üstlenmiş oluyorlar. Buradan hatıra kitap ayraçları aldım bende. Üst katlarda kahvaltı yapılıyor üstelik.



Diğer tarihi mekan Balat Fırını. İşte bu da  

 meşhur anasonlu galeta. 1923 ten kalma Tarihi Balat Taş fırınını yıllarca Rum usta Vasili Bey işletiliyor. Yetiştirdiği çırak Halil Beye yaşlanınca fırını satıyor. O günden bugüne fırında ne teknik anlamda bir gelişme oluyor ne de fırında yanan odunun cinsinde.




Kahve keyfimiz Cumba Kafede..





Balat'tan ayrılmadan önce akşam yemeğini Balat Kültür Evi Cafe Vodina'da yedik.  Soroptimist Kulüpler Federasyonu tarafından kurulmuş Vodina kafe kadınlar tarafından işletiliyor. Soroptimist ise ‘birbiri ile kan bağı olmayan ama kız kardeş gibi birbirine yardım eden kadınlardan oluşan topluluk’ demek. Ekonomik özgürlüğü olmayana kadınlara el emeklerini satabilmeleri için imkan veren Vodina Kafe, aynı zamanda semtteki maddi durumu yetersiz çocuklara kurs verilen bir mekan. Menüsünde bulunan mantı, sarma, kurabiye gibi lezzetler ev kadınları tarafından yapılıyor.


Buradan Karaköy'e  geçip graffiti dolu sokaklarını hayranlıkla seyrettik. Hayran olduğum bir sanattır graffiti , yapabilmeyi çok isterdim. Böyle bir yetenek olmayınca hepsi benim gözümde eşsiz olan bu resimleri fotoğraflamak tutkum. Karaköy kafeleri ayrı bir güzel. İstanbul gençleri üstüste oturup gürültü içinde muhabbet edebilme çabalarını seviyor. Ama çok güzel mekanlar da var.




Karaköy'de  güneşi batırıp geceyi karşıladığımız yer Karaköy Mare oldu. Rıhtımda, manzara süper bir yer. 


Gecenin ilerleyen saatlerinde Kocaeli'ye doğru yola çıktık. Gelen arkadaşlardan birinin önerisiyle Gebze'de Koala Kafe'de bir kahve içmeye karar verdik. Harika kahveler yapan Volkan Bey gece gece bize özel gösterim yaptı. İstanbulda ki baristalarla yarışabilecek biri.


Bir gün içine neler sığdırmış olduğumuza şimdi  bunları yazaken  farkediyorum. Önemli olan yapabileceklerimizi ertelememek. Bu gün içinde harika insanlar tanıdım. Hepimiz ayrı mesleklerden, şehirlerden, koşturmacalardan gelmiştik. Ama ortak paydamız gezme tutkusu. Bu başlangıç olur ve devamı gelir dileğiyle yazımı bitirip  nice keyifli  gezilere  diyorum..





10 yorum:

  1. Selam :))
    Ne güzel bir gezi olmuş, hele gezmeyi sevenlerle gezmek daha bir keyfilidir diye düşünüyorum.
    Doğma büyüme İstanbul'lu olmama rağmen Kuzguncuk ve BAlat'a hiç gitmrdim ve kendime hem kızıyor hem üzülüyorum....Hedeflerim arasında İstanbul'u keşfetmek var.
    Notlarımı aldım yazınızdan gidip görülecek yerler kısmına ekledim.
    Sevgiler. :)
    Teşekkürler paylaşım için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle güzel bir gün geçirdim ki gerçekten bugünü
      hiç unutamayacağım. İstanbulda olsam daha çok gezerdim, gez gez
      bitecek gibi değil bence de. Bir yerden başlamak lazım :)

      Sil
    2. Ne güzel sizin adınıza sevindim. :)
      Kesinlikle başlamak lazım. İstanbul lebi derya... :)
      Sevgiler, iyi pazarlar.

      Sil
  2. Doğma büyüme istanbullu biri olarak söylüyorum ki kuzguncuk hep öyledir Buket😊 zira ne kuzguncuk ne de anadolu yakasının Istanbulla alakası yok bence.hatta diyelim belediye başkanı olursam bir gün karşıyı şehirden ayırıcam. O denli yani 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de Kuzguncuk kurtarılmış bölge. keşke
      senin gibiler başkan vs. olabilseydi..

      Sil
  3. Bir gün ben de böyle gezmek istiyorum Istanbul'u. Saate bakmadan, adımlarım nereye çıkarsa. Ama işte hep bir telaş... Bakalım nasip. Sevgiler canım ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmayacak bir hayal değil, geleyim bir gün beraber gezelim :)

      Sil
  4. Süpermiş gerçekten, fotoğraflar da harikaa, ama size bravo, bu kadar enerjiyi nereden buldunuz:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sözkonusu gezmek olunca enerji var:) ama başka şeylerde
      sıfır enerji..

      Sil
  5. Harika bir gün olmuş :)

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma