10 Nisan 2016 Pazar

Köyde Yaşam

                            Cumartesi şehirden sıkılıp köye kaçmış arkadaşımın evine gittik. Hep hayalini kurduğumuz şeyi gerçekleştirmiş biri olarak onu kıskanmadım değil. Ama elimizi kolumuzu bağlayan o kadar çok şey var ki. Sanki bunu başaranlar  yok , hep bahanelerimiz hazır. Bu yüzden bunu yapabilenler gözümde öyle büyüktür ki. 
Evi yıkık dökük bir haldeyken kendi başına öyle bir hale getirmiş ki inanamadım. Sonuçta hayatta oğluyla yalnız ve '' kadın başına '' . Ama kadınların gücüne hep inanmışımdır.
                          Bindiğimiz köy minibüsü virajlı yollardan ve köylerin içinden geçerek  Avcı Köyüne  bizi getirdiğinde hava oldukça bulutluydu. Arkadaşım bizi karşılayıp evine gittik.



                              Tam bir köy eviydi karşılaştığımız,  kendi başına boyamış tamir etmişti. Bembeyaz ev yeşilliklerin içinde çok güzel gözüküyordu. Bahçede kahvaltı masasını hazırladık hep birlikte. Arkadaşım bir kaç odun yakmıştı , köz olunca çayı da üzerine koyduk. Sabah saatlerinde o odunun kokusu beni yıllar önce gittiğimiz köyümüzün sabahlarına götürdü. Uzun bir kahvaltı sonrasında köyü gezmeye çıktık.

                      

                        Bahar ne güzel bir mevsim böyle. Güneş, açan çiçekler, yemyeşil  otlar , etrafta ki hayvanlar insana tüm sıkıntılarını unutturuyor. Güzel ağaçların altından geçtik, köy sokaklarında dolandık, bir dere gördük, yürüdük yürüdük...



                     






                 Bu çitin yanından geçerken Tarkovskinin şiirsel filmi  Zerkalo  aklıma geldi.  Filmde ki çitin üzerinde oturan kadını gördüm sanki. Filmde ki o sahne şöyledir : Çitin üzerinde oturan kadına doğru yaklaşan bir adamın gidişini seyrederiz . Sonra çitin kırılması ve arı vızıltılarını duyarız . Şöyle der adam :
              ’ Dinle, düştüm ve ilginç bir şeyler buldum. Şu köklere, şu otlara bak. Hiç bu bitkileri merak ettin mi? Şu bitkiler hisseder, bilir, hatta anlarlar… ağaçlar, bu fındık çalılığı…
-          O bir kızıl ağaç
-          Fark etmez! Biz etrafta koşuştururken ve basma kalıp konuşurken…
Bu içimizdeki doğaya güvensizliğimizden kaynaklanıyor. Her zaman bu şüphecilik, telaş ve durup düşünecek zamanımız yok! ‘

                Fark etmek için düşmek gerek gerçekten de. Başımıza birşey gelmesi  gerek!  Ve evet dibimizde duran şeylerin gerçekte ne olduğunu farkedemiyoruz;  ha kızıl ağaç ha fındık ağacı… Doğayı fark etmek, güvenmek, durup düşünmek… 




                     Uzun uzun, köy dışı yollarında yürüdük. Yorulduk ama ne güzeldi. Şimdi bir anı olan dünkü günü özledim bile. Daha çok kalıp otlara uzanmak, yalnızca doğanın sesini dinlemek isterdim.  



                          Uzak bir tepede siyah korkuluk tüm varlığıyla selamladı bizi. Rüzgarda yalnızlığından memnun gibi görünüyordu. Yanına gidemedik ama çok  sevdik onu. Aklım onda kaldı. Gece acaba karanlıkta ne yapıyordur diye düşündüm. 
                      Güzel bir günün sonunda kızımın saatlerce sevdiği evin köpeğinin fotoğraflarına bakmaya geldi zaman. Onun yavruları doğacak. Bir tane de Pelin istiyor. Ama bakabilir miyiz bilmiyorum. 

                             










23 yorum:

  1. Arkadaşın nasıl da cesur bir kadınmış. Hepimizin hayalini kurduğu ama sabit düzenimizi bozup da yapmayı başaramadığımız şeyi başarmış. Korkutucu geliyor tabii düzenin içinden çıkmaya çalışmak. Çocukların okulları diyoruz, iş- güç diyoruz. Bir sürü bahane ama yine de zor iş işte!
    Ben de gitmek istediğimi söyleyip duruyorum. Etrafımda tahammül etmek zorunda olduğum insanlar var. Dün Selçuk'a havaalanında bundan bahsettim. Süslenip, püslenip sanki kendileri hayatın tüm merkezindeymiş gibi zorla kişiliklerini, güzelliklerini bize onaylatmaya, alkış almaya çalışan insanlar. Prens ve prensesler doğurmuş müthiş kadınlar. Aman o kırılır, bu kırılır diye bu hayatları izlemek zorunda mıyım diye sordum. Teknolojinin güzel yanları. Gerçek kadınlarla da tanışıyor insan, seviyor :)
    Sen iyi geliyorsun bana. Varlığın için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özleeemm
      Ne güzel şeyler yazmışsın ! İstanbula döndünüz mü? Neyse kazasız
      belasız çok güzel bir yolculuk yaptınız, fotoğraflarını izlemekte
      heyecan vericiydi.
      Arkadaşımın bir tane de otistik oğlu var yanında, üstelik 18 yaşında erkek.
      Kocası bırakmış gitmiş, oğluna 100 bin nafaka veriyor . Kendisi de çalışmıyor
      ne zamandır. Devletin verdiği engelli maaşı alıyormuş. Haftanın iki günü bizim
      kasabaya geliyorlar annesinin yanına. Çocuk okula gidiyor. Ama o halinden memnun.
      Facebbokta çok güzelşeyler paylaşıyor bize köy yaşamına dair. Bunları bilmesen oo tuzu kuru derler yaygın tabirle. Ama tüm sıkıntılara rağmen güzel şeyleri görmeliyz ve paylaşmalıyız diyor.

      Sil
  2. Arkadaşın evinde sağlık, huzur ve ağız tadıyla otursun. Darısı da bizim başımıza olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim..eVET İNŞ biz de birgün değil mi :))

      Sil
  3. öyle güzel ki fotoğraflara daldım gittim. Arkadaşınızı gonulden tebrik ediyorum ve mutluluklar diliyorum.
    sevgiler

    www.obiranne.net

    YanıtlaSil
  4. Fotoğraflar bile huzur verici. Orayı görüp havasını solumakta dahada huzur vericidir. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok güzeldi heryer ve oldukça sakin bir köydü..

      Sil
  5. Resimleri görünce köyümdeki evimizi özledim. Çok Uzun yıllardır gidemiyorum.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi köy sizinki?
      Küçükken hiç sevmezdim ben de. Şimdi kızımı zor götürdüm, sonrasında
      o da orada mutlu oldu. Yine gideriz inşllh :)

      Sil
  6. Çok güzel fotoğraflar , başka bir diyarlara gittim bir an , sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Sürekli yaşam için değil belki ama her insanın arada kaçabileceği kendine ait böyle güzel,ruhu onarıcı yeri olmalı.Harika :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle olmalı, evim şu an bahçe içinde ama
      mekan olarak oturduğum yer merkezi. Bu yüzden gürültülü.
      Köyün başka bir havası var..

      Sil
  8. Her an gidebilirim kaçabilirim . İzmir henüz diğer şehirler kadar ürkünç değil ama buraya da yaklaşıyor sanki...
    Biz aslen Milaslıyız , memleketimin bir köyüne kaçma hayali vardı rahmetli babamın belli olmaz belki biz o hayali gerçek kılarız. Hem benim çoğu insana göre tutarım çok daha az . Oğlan kurtardı kendini , eşim işine aşık olmasaydı keşke...
    Neyse çok sevdim bu yayınını , arkadaşına selamlar seni de Pelin'i de kocaman öptüm !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında senin oturduğun evde çok huzurlu. Benimki de Allaha
      şükür bahçeli ve müstakil. Ama şehrin merkezinde ve gürültü
      ortasında. Köyde tavuk, inek , köpek sesi ayrı bir güzel. Böyle
      kaçabileceğimiz yerler olsaydı keşke..

      Sil
  9. Şu andaki dualarım hep böyle bir ev için. Doğayla iç içe. Köyde olması zor ama bahçeli bir evimiz olmasını çok isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşllh bir gün olur, hayal kurmak ümit etmekte güzel. Belki
      bir gün diyorum gitmişiz bir köye :)

      Sil
  10. vayyy ne güzel yazmışsın,topukları yağlayıp kaçayım hemen istanbul'dan.
    arkadaşına bravo,senin de gönlüne.
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayy çok teşekkür ederim çok mutlu oldum :)

      Sil
  11. HARİKAAA!!! :)

    Çok güzel ya... :)

    ben de beklerim, sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. ne güzel yaaa. tarkovski de iyi tabii. sinema hocası gibi o yaa :) üstten dördüncü foto inanılmaz yaa. yaşancak yer gerçekten de :)

    YanıtlaSil
  13. Arkadaşına ben de çok özendim. Bizim de buna benzer hayallerimiz var, umarım günü geldiğinde cesaretimiz olur. Gerçekten cesaret isteyen bir iş bu. Kurulu düzeni bozmak kolay değildir. İnsanın aklında hep bir acaba sorusu kalır. Ne diyelim, hayallerimiz bir anlamda bizi yaşatan. Umarım hayallerimize kavuşuruz bir gün.
    Harika bir gün geçirmişsiniz ve çok güzel fotoğraflar çekmişsin. Baharda bambaşka oluyor fotoğraflar. Bayıldım her birine. Ellerine sağlık, şimdiden keyifli bir hafta sonu dilerim.

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma