27 Ağustos 2014 Çarşamba

Samos Adasında Tatil

                              Samos adası Kuşadası'nın  tam  karşısında  bulunan  bir Yunan  adası,  Türkler  tarafından  Sisam  olarak  biliniyor.  Feribotla adalara gittiğinizde konaklamayacak bile olsanız vize şartKuşadası'ndan sadece Samos'a feribot seferleri düzenleniyor, Meander turizme başvurduk. Feribotun adı Meander Express.  Çeşme'den Sakız'a gitmek çok daha ucuz iken Kuşadası limanı özel işletme olduğu için ücret biraz yüksek,  gidiş- dönüş  neredeyse 60  euro.  Yol 1.5 saat  sürüyor  ve  fazla  dalga yoksa rahat  yolculuk  yapıyorsunuz. Limandan çıkar çıkmaz karşınıza bir sürü araba kiralama şirketi çıkıyor. Hemen hemen herkes kiralıyor, başka türlü adayı hakkıyla gezmeniz zor. Biz araba  kiralamadığımız  için  hemen otobüslerin  yerine ve  saatine  baktık. Ne yazık  ki  kısıtlı  yerlere ,  kısıtlı  saatlerde  otobüs  var.  Zaman  çizelgesini  alıp  biz de günümüzü  ona  göre ayarladık.  Otobüs istasyonu  feribottan  inince  sağ  tarafa  doğru  500  metre  sahilden  yürüyünce  karşınıza  çıkyor.  
                            Otelimiz  şehir  merkezine  yakın  bir oteldi. Çokta uygun fiyata ,  tertemiz ve manzaralı  bir oteldi.  Oldukça memnun kaldık.  Merak edenler için    burada..
Zaten  otele  çok  yakın  bir  plajı  var.  Pırıl pırıl çakıl taşlarla  kaplı , içinde  bir de  arasıra  fok  balığının  ziyaret  ettiği  Gagkou Plajı  öyle  güzel  ve  temizdi ki  üç  günümüzü  buraya  ayırdık.   



Şehir  merkezi  yürüyerek  gidilecek  mesafede.  Ama  iyi ki   bu  otelde  kalmışız  ,  böylece  her  gece  adaçayı   ve  yasemin  kokularıyla  bezeli   manzaralı  bir yolda  yürüyüş   yapma  şansımız  oldu.  Şehir  merkezi  bir çok  turistlik  merkezler  gibi.  Hediyelik  eşyalar,  kafeler ,  restoranlar,  sahil  boyu  evler.  Ada  çok  sakin ,  gürültüsüz. Samos'un baş şehri Samos Town, eski ismiyle Vathy. Feribotlar Vathy'deki limana yanaşıyor. 
Samos şehrinde bir arkeolojik müze, bir de şarap müzesi var. 
Samos şehrinden başka en önemli şehir Pythogoras'ın yani Pisagor'un memleketi Pythagorion şehri. Burasının güzel hediyelik eşyalar satan bir çarşısı var. Ve de bir yat limanı. Lüks teknelerin bağlandığı marinanın olduğu cadde oldukça hareketli, restoranlar, cafeler sıra sıra dizilmiş.  Adını matematikteki “Pisagor Üçgeni”nden bildiğimiz, antik çağın önemli filozof, matematikçi ve müzisyeni: Pisagor, Samoslu idi. Adada, bütün hediyelik eşya satıcılarında satılan “Pisagor Bardağı”na, içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda, özel bir sistem sayesinde, tüm sıvı bardaktan boşalıyor. Söylenene göre bardak, Pisagor tarafından herkesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmiş..



                          Batıda  havaalanının ilerisinde “Hera Tapınağı”nın, yani Heraion’un kalıntıları var. Zamanında: dünyanın en büyük tapınağı olması planlanan bu yer, hiçbir zaman tamamlanmamış. Eğer  Selçuk 'taki  Efes Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış olan bu tapınak  dev boyutuyla, dünyanın yedi harikasından biri olacakmış. Ancak, Efesliler kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak, boyut olarak ta, gösteriş olarak ta, komşuları Samos’luların bu görkemli tapınaklarını geçmişler. Çevrede bir roma hamamı, başka tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntılar da görmek mümkün. Pithagorio’nun yukarılarındaki tepelerde, Polykrates’in zenginlik ve gücünün, belki de en şaşırtıcı örneği  bir  tünel var. Pithagorio’ya 3 km. uzaklıkta  bulunuyor. Kaynak suyunu 1 km. ötedeki yerleşime getirebilmek için, antik Yunanlılar tarafından, 2500 yıl önce, dağın 9 metre altı oyularak yapılmış. Eupalinos Tüneli..
                        Adanın  sevimli  , insanı  mutlu  eden  yerlerinden  biri de  Kokkari. Birbirinden güzel  evleri,  kafeleri ,  restoranları ile şirin bir  yer. Tüm  gün  keyfini  çıkardık.  Yakın  plajları ile  bir  günümüzü  buraya ayırdık.




Adanın  en  önemli  özelliği  birbirinden  güzel  koyları. Araba  olunca  heryere  rahat  gidebilirsiniz  ama  biz otobüsü  tercih edince  kısıtlı  yerini  gördük. Tsamadou plajına
gittiğimiz  gün  akşamda  Kokkari'de  gezdik.  Dönüş  otobüs olmadığından  taksiyle  döndük. 13 euro  tuttu.  Giderken de  saat  11 de  otobüsle  1.5 euroya gittik. Plaja  otobüsten  inince  merdivenlerden  iniyorsunuz. Plajlarda  iki  şezlong  bir  şemsiye 5  yada 6  euro. Bu  plajda  taşlık ama  çok temiz bir denize  sahip.  Bu  plajda  ayrıca  çıplaklar  kampı da  var. Buraya yakın başka  plajlar da var. Mesela Lemonakia, Tsamadu ve Tsambu..


Başka  bir  gün  yine  otobüsle  Pythagorion   şehrine  gidip  otobüsten  inince  sahile  doğru  yürüyüp okulu da  geçince  upuzun  bir  sahile gittik.  Burada  da  şezlong kiralayıp  tüm  gün  denize  girdik.  Burada  bulunan  restorandan  da  birşeyler  yiyebiliyorsunuz. Duş  ve  tuvalet  var.


Deniz  kum  ve  diğer  yerler  gibi  tertemiz.  Havaalanı  çok  yakın olduğundan  bir  anda  kalkan uçakların  görüntüsü  ile  şaşırıyorsunuz.  Ama  bu  da  çok  ilginç  bir  deneyim.  Uçakları  bu  kadar  yakından  görmek.  


Samos  Adasının  gittiğimiz  köşeleri  bunlar.  Ada  kocaman  gezmekle  bitmiyor. Biz  5  gece  kaldık ama  yetmedi  heryerini  gezmek için.Ada da  neler  yedik  içtik  ,  diğer  yazıya  kaldı. 













    

21 Ağustos 2014 Perşembe

Valldemossa

                             Chopin  sevgilisi George Sand'ın isteği üzerine 1838 kışını geçirmek üzere İspanya'nın Mayorka Adası'na gitmiş.  Paris'teki dostuna yazdığı mektupta   "Palmiye, sedir, zeytin, portakal, limon, narlar arasındayım. Seralarda görebildiğimiz ağaçlar çevremde. Deniz lacivert, dağlar zümrüt yeşili, hava cennetteki gibi ılık. Asmalı balkonlarda, Araplardan kalma kalede geceleri gitar sesleri, şarkılar yankılanıyor. Harika bir yaşam, çiçek açıyor gibiyim" demiş . Beş ay kaldığı  ölümsüz eserlerinden Prelüdler'i bestelediği adada  kaldığı  yer Valdemossa ..
Biz de Chopin'in Palma'dan ayrıldıktan sonra yerleştiği Valldemossa köyüne gittik. Köy denizden yaklaşık üç, Palma'dan 17 kilometre uzaklıkta ve yüksek dağların eteklerinde. Adada ki  son  günümüzde  denize  gitmeyip bu  tarihi  köyü  dolaşmaya karar  verdik. 




Her yer  taş evlerle dolu. Farklı  bir  zamana  ait  gibi  duran  köyde  taş  sokaklarda  dolaşıyorsunuz.  Buraya  gitmek için  yine  terminalden  Valldemossa  otobüslerini  kullandık.  Her  saat  yok. Biz  sabah  saat  9.30  dakine  bindik. Dönüş  saatimiz de  13.oo..


                 Bestecinin 2.5 ay kaldığı Chartreuse Manastırı'nı gezdik. George Sand'ın çocuklarıyla kaldığı, Chopin'in çalıştığı odalar o günkü şekliyle korunmuş  odaları  gezmek  8 euro.   Chopin'in adaya binbir zorlukla getirttiği  piyonası da  buradaydı.  Burada yazdığı bazı eserlerin elyazmaları, 1800'lerden kalma, içinde ilaçlar bulunan bir kavanoz odada sergileniyordu. 



                               Valldemossa  Chopin turizminin de etkisiyle küçük bir kasabaya dönüşmüş. Çok zengin Avrupalılar, yerel mimariye uygun evler yaptırmış, güzel pansiyonlar, kafeler açılmış. Her  yaz  Chopin  müzik  festivali  düzenleniyormuş.  1930  yılından  beri  her  ağustos ayında bu  festival oluyormuş.  Kasabanın  her  evi  çiçeklerle  bezenmiş. Tertemiz sokaklarda  , saksı  saksı  çiçekler  arasında  dolaşmak  çok  güzeldi. 



Her  evin  kapısında  böyle dini  resimler  asılı. Bu  köyün azizesi  Santa Catalina Thomas ile   igili  çeşit  çeşit  resimler.  Belki  evleri  koruduğuna  inanılıyordur. 


Etrafı   çiçekler  sunulmuş  azize..Mallorca da bu yalnızca bir  köy. Ve bizim  sınırlı bir zamanda gezebildiğimiz. Daha bir çok  güzel beldesi var.




















.




14 Ağustos 2014 Perşembe

Mallorca Plajları

                     
               Öyle  güzel ve  temiz  koylarda  yüzdük ki  acaba burada ne  kadarını  aktarabilirim  diye düşünüyorum. Mallorca  adası  gerçekten büyük   bir  ada. Birçok  koyu,  plajı,  köyleri  var. Biz  sayılı  günlerimizde  ancak birkaçına  gidebildik. Tercihlerimiz  gürültü, kalabalıktan  uzak ,  bakir  yerlerdi.  Artık  yaşlanıyormuyuz  nedir ,  bas  bas  müzik olan  yerler  bize  göre  değil :)   Bu  yüzden  şehir  merkezine  yakın  yerleri  tercih etmedik. 


                     mayorka_ispanya_pelinpembesi2


                               mayorka_ispanya_pelinpembesi3

                    İlk  gün  EsTrenc  kasabasına  gittik. Biz  ulaşımda  otobüsleri  tercih ettik.  Oldukça  rahat  ve  kolay  oldu  bu  yüzden.  Zaten  terminalden  belirli  saatlerde otobüs  var.  Önemli  olan  saatlerini  öğrenmeniz.  Adam başı  5 euroya  yaklaşık  40  dakikalık  bir  yolculukla  Es Trenc'e   vardık.  Sahil  boyunca  yürüyerek  kendinize  uygun  yerler  bulabilirsiniz. Eğer  şezlong ve  şemsiye  isterseniz 4,5 euroya  herbirini  kiralıyorsunuz. 

                   

           İkinci   gün  Alcudia 'ya  gittik.  Bu şehir  oldukça  büyük  bir yer.  Kalesi,  plajları,  çarşısıyla  tüm  gününüzü  alıyor.  Hatta  burada bir  tekne turu  yapıp  birbirinden  güzel  koylarını  gezebilirsiniz. Şehir  merkezinde  upuzun plajı  var.  Biz  gittiğimiz  gün  hava  kapalıydı  hatta biraz  yağmur  yağdı  ama  denize  girmemizi  engellemedi.



Diğer  günler  Magaluf,  Palmanova  ,  Cala  Major , Illetes Plajına  gittik.  Herbiri  çok  güzel  ,  ağaçların  denizle  buluştuğu  koylar.  Buralara  gitmek  için  yine Plaza de Espana'da  bulunan  terminale  gidip  otobüslere  binmeniz gerekiyor.  Buralara  ulaşım  daha  sık ve  ucuz.  Çokta uzak değil.  Rahat  rahat  gidilip  bir  şezlong kiralayıp  ya da  ağaçların  altında  gölge seçip  tüm  gün keyif yapmak en  güzeli.





Aslında  daha  dolu  fotoğraf  var,  seçmekte  zorlanıyorum.  Bunlar  bizim  bir  hafta  boyunca  gidebildiklerimiz.  Daha  birçok  güzel  yer  var. Mesela  Picasso'nun  resmettiği  Deia  plajı. Ünlü yazar ve ressamlara ev sahipliği yapmış Deia köyündeki 19yy dan  kalma Son Marroig malikanesi ve Robert Graves’in mezar taşı..
Denize dimdik inen kayalıkların tepesindeki Hermitaje Of Trinity kilisesinin enfes manzarası,  Soller köyündeki Jardines de Alfabia bahçeleri,   en kuzey noktada yer alan Formentor Burnu,  Balıkçı ve liman kasabası Port D’Andratx tepelerinde Amerikalı ressam ve heykeltraş Barabara Weill’in  atölyesi,  capcanlı  gençlerle dolu playa de  palma  plajı,  pequena koyunun  güzelliği  görülmesi  gereken  yerlerden...







8 Ağustos 2014 Cuma

MALLORCA GEZİSİ

                       Bu  yaz bizim için çok güzel bir tatil  oldu  çünkü  Akdeniz'de ki bu  güzel  adadaydık. Herşeyi  ayrıntılı olarak  anlatacağım. Taa  en  başa  gidersek ,  kıştan  uçak biletlerimizi  uygun  fiyatlara aldık.  Türkiye'den  Mayorka adasına  direkt uçuş  yok.  Biz Münih üzerinden aktarmalı  bilet aldık.  En uygun fiyat  ertesi  güne uçuş  olduğundan bir  gece  Münih  havaalanında  geceledik. Münih  iki  saat ,  münih Mayorka da iki saat  sürüyor.  Otelimiz şehrin  merkezinde olan,  tertemiz,  güzel  bir oteldi. Buradan  bakabilirsiniz..İlk  gün  öğle  saatlerinde otele vardık. Havaalanından  otobüslerle  yarım saatte şehre kolaylıkla  geliyorsunuz  zaten.  Bir kaç  saat  dinlendikten sonra  şehri keşfetmek  için  yollara  çıktık.  Hava  çok  güzeldi,  bunalmadan terlemeden saatlerce  güneşte gezdik.  
                     Balear adalari Ispanya icindeki 17 otonom bolgeden biri o nedenle bayragi ve yonetimi ile icislerinde bagimsiz ama dis islerinde Ispanya hukumetine bagli.. Baskentleri "Palma"..Palma, Mayorka, Minorka, İbiza ve Formentera adalarından oluşan Balear Adalarının başkenti ve Mayorka nüfusunu yarıdan fazlasının yaşadığı adanın en kalabalık şehri. Mayorka bilinen ilk tarihi adayı Romalıların keşfetmesine dayanıyor. Fakat adada milattan öncesine ait kalıntılar da bulunmuş. Uzun bir süre müslümanların egemenliğinde de kalan ada, tarihinde birçok kez el değiştirmiş.
                  Merkeze  doğru  yürüyünce oldukça  heybetli  katedral La Seu  karşınıza çıkıyor. İçini  gezmek  isterseniz  8  euro..



  

              Adaya ait tarihi öğrenebileceğiniz, giriş katı islami döneme ayrılmış Mayorka müzesi (Museu de Mallorca) ve Picasso ve Miro’nun eserlerinin sergilendiği 16.yy dan kalma bir Rönesans kalesi içindeki Es Baluard müzesi (Museu de Es Baluard) gezilebilir.
Şehir merkezinden sonra istikamet Palma’nın 2,5 km batısındaki Bellver Kalesi.  14. yy’dan kalma bu gotik kale muhteşem Palma manzarasını izleyebileceğiniz en güzel yer.   




              Mayorka  şehir  içi  oldukça  büyük  ve kalabalık. Özellikle gece bütün  insanlar marinada   sanki.  Ara  sokaklarda  uzun  uzun geziyoruz.  Özellikle  ertesi  gün koylara  gideceğimiz  otobüs  terminalini  arıyoruz  ve meşhur meydanda bu terminal ve  yerin  altında. Zaten insanlar  akın  akın  oraya gittiğinden  çok  kolaylıkla bulunuyor.
          Yazın  Mayorka da  gezerken  yiyebileceğiniz  bir  tatlı;   yoğurtlar.. İlk  başta aman  yoğurt  alıp  ne  yapacağız  dedik ama  bir  kez  denedikten  sonra da bırakamayıp  her seferinde  aldık. Bir tane  donurmacı da  keşfettik.  Hem ucuz hem de  yediklerimiz  içinde en  güzeli.  Boutique  del  Gelato..



           Acıkınca  kızım  için  makarna benim için paella. Neredeyse her  gece paella yedim. Yemek fiyatları her  avrupa  ülkesinde olduğu  gibi . Birçok  deniz ürünleri lokantasının yanısıra italyan mutfağı da fazla. Bunların  yanısıra dönerciler, mcdonalds, subway, burgerking olduğundan kimse aç  kalmaz. 


                                          Fotoğraf: Her gece paella yiyorum


                         Akşam  yenmekten  sonra  marina  boyunca  yürümek  çok  güzel. Ada  da  nem yok, rüzgar tatlı  tatlı  esiyor  ve  bunalmadan  geziyorsunuz.


             Şimdilik  Mayorka şehir merkezi  hakkında  kısa  bir  yazı  yazdım.  Yakında  birbirinden  güzel  koylarını,  plajlarını  anlatacağım. Görüşmek  üzere..












Tasarım:Sawako Kuronuma