6 Mayıs 2014 Salı

EZE KÖYÜ

                                  Fransa Nice gezimiz  sırasında yarım günümüzü  Eze Köyüne ayırdık.  Oldukça şirin olan  bu köye gitmek için  otobüs kullanmanızı  tavsiye ederim. Trenle gidildiğinde  köyün alt kısmı  yani denize  kenarındaki  bölümünde  inmiş  oluyorsunuz.  Yukarıya  çıkmak  oldukça  zahmetli. Biz Garibaldi  meydanı  yakınlarındaki  bir  duraktan  82 numaralı otobüse bindik.  1.5 euro  ödeyerek manzarayı seyrede seyrede gidiyorsunuz. Otobüs tam  köy  meydanında duruyor.  Köy  adını  Tanrıça İsis'ten  alıyormuş. M.Ö. 2000  civarında Romalılar tarafından  köye yerleşilmeye başlanmış. 
Eze  köyü  konumu nedeniyle  kartal yuvası  olarak  adlandırılıyor.  



              Bu  köy  öyle  güzel  ki anlatılmaz  yaşanır. Gittiğimiz de  hava da çok güzeldi,  hatta  bir  ara  yağmur da  yağdı. Gökyüzüne bu kadar  yakınken yağmur ve  bulutlar çok güzel oluyor.  Köyler  gibisi yok zaten.  Sakin, huzurlu  sokaklarda  gezmek,  taş  binaları seyretmek,  bir de manzara varsa...
Köyün  en meşhur yerlerinden  biri  Chateau  de la Chevre  d' Or..Yani  Altın  Keçi Şatosu..Bu isim ,  köyün  hazinelerini  çalmak isteyen haydutlara karşı  köyün  arka sokaklarında  yollarını  kaybettiren keçilerden geliyor. Bir de İsveç  kralı Prens William 1923-1953  yılları  arasında  bu  köydeki  Eze Şatosunda kalmış.


Köyün  taş  sokaklarında  gezerken  bir kiliseye rastlıyorsunuz. Chapelle  des  Penitents  Blanc  köyün  aynı  zamnda en eski  binası.  Eskiden köy  halkı  toplantılarını  burada yaparmış.  Bir  diğeri  de  Church  Notre Dame  de  L'assomption.  İçinde  tanrıça İsis'in  heykeli  bulunuyor.




        Böyle  güzel  bir köyde  yarım  gününüz  rahat  harcanır. Fazla koşturmadan ,  herşeyin  tadına  vararak gezmek  gerekli.  Bir  de  kaktüs  bahçesi  varki  görülmeye değer. 6 euro  vererek  gezebilirsiniz.  Özellikle  kaktüs  sevenler deniz  kızı  heykellerini de  görerek  bu  bahçeyi  severek  gezeceklerdir.  Margot isimli  deniz kızının  atında  şöyle  yazar  :
                             ''  Beni  takip et  genç  adam  ve  sırlarımı  öğren..
                                Hemen  hemen...
1949 yılında ziraat mühendisi Jean Gastaud tarafından tasarlanan Egzotik Bahçe, agav, aloevera, yuka, kaktüslerin onlarca çeşidi ile bezenmiş..Egzotik Bahçe’nin içi heykeltıraş Jean- Philippe Richard tarafından yapılmış, “Yeryüzünün Tanrıçaları” konulu kadın heykelleriyle süslenmiş. Kalenin arka kısmında ünlü Fransız aktörü Francis Blanche’ın de yattığı mezarlığı ve dağlar arasından süzülerek akan otoyolu izleyebilirsiniz.  Eze’in tepesinden St-Tropez’i hatta Korsika Adası’nı bile görebilirsiniz. 


                        Bir zamanlar Nietsche gibi düşünürlere ev sahipliği yapan bu huzurlu köyde Alfred Hitchcock, Kelepçeli Aşık filmini çekmiş.   Friedrick Nietzsche ve daha birçok ünlü yaşamış. Nietzche’nin ismine ithaf edilen bir merdivenli yol deniz kıyısından köye çıkıyor. Bu yolu 1.5 satte yürüyerek çıkabilirsiniz. Biz  dönüşte köyden aşağıya yürüyerek  indik ama iniş  bile çok  zahmetli. Hava  çok sıcak  değildi bu yüzden fazla sıkılmadık  ama oldukça uzun  bir yol. Eğer trenle sahile gelip  yukarıya çıkayım derseniz biraz  düşünün derim.  Botanik bahçesi gibi düzenlenmiş patikadan yürürken tüm Akdeniz’in florasını da keşfedebilirsiniz. 
Elektrik 1929’da, musluk suyu ise 1952’de gelmiş Eze’e. Köyde kışın  oturan sadece 60 kişi. 
1950-1960’ların film yönetmenlerinin gözdesi. Grace Kelly ve Cary Grant’ın oynadığı, yönetmenliğini Alfred Hitchcock’un yaptığı Kelepçeli Aşık romantik gerilim filmi 1955’de burada çekilmiş.





                    Köyden ayrılmadan yerel parfüm fabrikası Fragonard’a uğrayıp bölgeye has krem, sabun, parfüm, aromatik yağ alabilir, üretimlerine tanık olabilirsiniz. Diğer parfüm fabrikası Galimard’ın kuruluş tarihi 1747’ye dayanıyor. Mağaza, parfüm laboratuvarları ve içindeki parfüm müzesini saat 08.30-18.30 arasında ücretsiz gezebilirsiniz.
Eze'den  Monaco'ya  geçtik  biz.  Dağlardan aşağıya  inerek  yol kenarında  100 numaralı otobüsle gittik. Yine 1.5  euro  ödedik.  Monaco dan  Nice ' e  yine  100  numaralı  otobüsle döndük. 







2 yorum:

  1. Bu köy bir harika! Keşke bir bahanesi çıksa da böyle bir yere bir süreliğine gidip yerleşsek. Aslında hayalimde böyle Fransanın ve İtalyanın köylerinde süreli olarak yaşamak var. O zaman hayat, hayat olacakmış gibi geliyor. Yaşamak, yazmak, okumak, o bal gibi şarapların eşliğinde güzel hayaller düşlemek, çok mu şey istiyorum sence? Bu sıra hep hayatlarından sıkılıp her şeyini satıp önceki yaşantısını geride bırakıp huzura kavuşanlara dair hikayeler okuyorum, denk geliyorum, bu bir işaret mi acaba diyorum ama sadece okumaya cesaretim var! Annem bunca gurbetten sonra böyle bir şey yapmaya kalksam beni kabak gibi oyar herhalde:):):) Babam da kulağımdan çekip hooop dur bakıym nereye gidiyorsun der, onların anne babaları akrabaları falan ne diyor ben işin en çok o kısmını merak ediyorum aslında:) Neyse, ben o kaktüs bahçesine bayıldım, evimin bahçesinde öyle ufak da olsa bir yer yapmak istiyorum çokça:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sorma tuğba, kızım bahçecikte seneye okula başlayacak. bizde oraya mı taşınsak
      diye düşündük. biliyorsundur belki, orasıda tepe de bahçe içinde evler var. hem kızımın okuluna yakın olacaktı. biz bunu fikir olarak söyledik ama annemler çok ciddiye aldı. 3 gün boyunca gelip gittiler bizi ikna etmek için. bizimkilerde aynı yani :))

      Sil

Tasarım:Sawako Kuronuma