3 Mart 2014 Pazartesi

Beyoğlu' nda Aşk !


Sevgililer  Günü  geldi geçti ama ben  daha  yeni  o  güne  dair yazı  yazıyorum.  Bu  tür günleri  kutladığımızdan  değil ,  hatta  hiç  kutlamayız ama  bu  yıl  bir  değişiklik  olsun  dedik  ,  biz  de  kendimizi  bu  günün  atmosferine  kaptırdık.  Ne  zamandır  İstanbul'a   gitme,  gezme  istiyorduk.  14  şubatta  İstanbul Galata  civarında  bir  otelde  kaldık.  İlk  olarak  İstanbul'a  vardığımızda  karşıya  geçmek  için  vapuru  tercih ettik. Güzel   bir  vapur  yolculuğundan  sonra  otelimize  geldik.

Fotoğraf: İstanbul'da yaşamak değil , Istanbul'da gezmek..


Otelimiz  Küçük  ama  oldukça şatafatlı  ve  temiz  bir  otel  olan   Daru Sultan Otel'di.  Her  katı  bir  padişaha  ayrılmıştı.  Her  oda da  bir  sultan  adı  yazıyordu.  Bizim oda  Safiye  Sultan adınaydı.  Otelin  küçük bir  spası  da  mevcut.  Gün  boyu  gezmelerimizin  yorgunluğunu  burada  attık.

          

İstanbul'u  bir  haftasonu  gezmek  imkansız.  Biz  bu  gelişimizde  Beyoğlu  bölgesini  dilediğimiz gibi  gezmeye çalıştık.  Sabah  erken  saatlerde  yola  çıkıp  bir çok  yeri  geziyorduk.  En çok  sevdiğim  yerlerden  biri  olan  Pera Palas Otel'ine  uğramadan  olmaz.  Bu  gidişimizde  Atatürk'ün  kaldığı  odayı da  gezdik.  Her  gün  öğleden  sonra  saat  3 -4  arası  açık.  



Orada  bulunan  genç  bir  görevli  size  eşyalar  hakkında  bilgide  veriyor.  Bu  çocuk  Türklerden  çok  yabancı  turistlerin  ziyaret  ettiğini  söyledi.  Odası  iki  bölüm.  Orada  köşede   bulunan  bir  halının  çok  ilginç  bir de hikayesi  var.   Bu  halı  Hindistan'dan  gönderilmiş.  Gönderen de  bir  kahinmiş.  Halıyı  Atatürk  ölmeden 10 yıl  önce  10  kasım  günü  göndermiş.  Halının  üzerinde  10  fil  var. Ayrıca  kasımpatı  çiçek  modelleri  var.  Daha  da  ilginç  olanı  halının  ortasında  bir  saat  motifi var.  Saat  tam  9. 07  yi  gösteriyor.  


Buradan  aşağıya  inince  çay  saatine de  denk  gelmiştik.  Özellikle  turistler  çay,  kurabiye  ve  piyano  eşliğinde   keyif  yapıyorlardı.  Bu  bölge de  Pera  Müzesine  gitmeden  olmaz. Picasso  gravürlerinin  geldiğini  biliyordum.  Her  katını  gezdik  bizde.



Öğle  yemeği  molasını  yine  sevdiğim  mekanlardan  biri  Canım Ciğerim de   verdik.  Bol  çeşit  ve  doyurucu  bir  yemek  arıyorsanız,  bir  de  ciğer  seviyorsanız  mutlaka  deneyin  derim..



Yine  İstiklal  caddesinde   bulunan  Arter  her zaman  çok güzel  sergilere  ev sahipliği  yapar.  Biz  Marc  Quinn  Aklın  Uykusu  sergisine  denk  gelmiştik.  Gitmeyenlere  kesinlikle tavsiye  ederim.  27  nisanda  sona  erecek,  kaçırmayın.  Marc Quinn kimdir  derseniz  1964 doğumlu  İngiliz  sanatçı.
Heykelleri ve diğer eserleri ,   multi- kültürü ,    dünyayı,   normal insanın tanımını ,doğayı sorgulayan işleri ile biliniyor.  Serginin başlığı, Goya’nın “The Sleep of Reason Produces Monsters” (Aklın Uykusu Canavarlar Üretir) başlıklı gravüründen esinleniyor.   Goya’nın     “Los Caprichos” başlıklı serisinin parçası olan bu gravürde,    sanatçı kendisini uyurken ve etrafı hayal ürünü canavarlar ve kabuslarla kuşatılmış olarak resmetmiştir.   Gravürün başlığından esinlenerek isimlendirilen sergi, “aklın uykusu”nu bir yandan varoluşun ve yokoluşun, öte yandan hayat ve sanatın temas halinde birbirlerini beslediği bir geçiş ve etkileşim alanı olarak kurguluyor.


Zombi  Boy  herkesin  etkilendiği  bir  çalışmaydı.  Burada  gezdikten sonra  Cihangir  sokaklarına  da  gittik.  Özellikle  gidip  meşhur  milföylü   pastasından  tatmak  istediğimiz 1950li  yıllarından  gelen  ünlü  Savoy  Pastanesi  vardı.  Yanında da meşhur  Zümrüt  Fotoğrafçısı  vardır.  



Akşam  yemeği  için  Peymane tavsiyeler  üzerine  seçildi.  Kebapları  lezzetli  ama  bizim  gibi içki  içmeyenler  için  fazla  bir  anlamı yoktu.  Burası   özellikle   rakı  keyfi  yapmaya  gelenler  için  ideal  olabilir. Yine de  bu  mekanı  denemiş  olduk.



Gecenin  devamında  manzarasını  ve  ilginç  şovlarını  sevdiğim  Mısır Apartmanının  en  üst  katında  bulunan  360 'ı  seçtik.  Çok  geç  saatlere  kalmasakta  arasıra  manzaraya  karşı  oturduğumuz  bu  yerde  tavsiye  edebileceğim bir  restoran.  Gece  ilerleyen  saatlerde  gece  klubüne  dönüyor.


Ertesi   gün  tekrar   karşıya   geçerek  Kadıköy  Bahariye 'deki   Aya  Triada  Rum  Kilisesini  gezdik.  Kubbesinde  Hz. İsa   var,  pandantiflerde  dört  incil  yazarı  bulunuyor..



Sonrasında  Fenerbahçe  Parkına  gidip  güneşin,   parkın,  yeni  açmış  mimozaların  keyfini  çıkardık.  Parka  ilk  kez  gittim  .  Deniz  kenarında  ,  sessiz  ve  temiz  bir  park.  Çocuklarıyla,   aileleriyle,  sevgilileriyle,  arkadaşlarıyla  gelen  insanlarla  doluydu.  


Arada  kahve molaları  vermedik  sanmayın.  Fazla  vasıta  kullanmadan  ,  uzun  yürüyüşler  yaparak  gezmeyi  sevdiğimizden  yorulduğumuz  zaman  buna  ihtiyaç  duyuyorduk. Gezmelerin  belki de  en  güzel  taarfları da  bu  olsa  gerek  ..


Bütün  gün  gezip  artık  kasabamıza  dönme  zamanı  yaklaşıyordu.  Bir şeyler yiyelim  öyle  eve  dönelim  dedik..  Kadıköy'de  ne  yesek  diye  gezinirken  Dicle  Balık  önümüze  çıktı.  Bir  deneyelim  diyerek  içeri  girdik.  Gerçekten  doyurucu  ve  lezzetli  deniz  ürünleri  menüsünden  memnun  kaldık.


                                                  


                    Artık  bir  daha  ne  zaman  İstanbul  gezisi  tekrar  yaparız  bilmem  ama  bu  kaçamağımız  çok  güzeldi.  Bir  daha ki  sefere İstanbul'un  başka  bir  köşesinde  buluşmak  üzere :)



11 yorum:

  1. katiliyorum..bizde bu günlerden hasetmiyoruz ama bazen ister istemez kendimizi bazen kaptiriyoruz :) ama sizinde cok güzel gecmis vaktiniz cokk begendim.Bizde en kisa zamanda bir istanbul turu düsünüyoruz ins en kisa zamanda nasip olur

    Mein Blog/Blogum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. size de şimdiden güzel günler, iyi eğlenceler dilerim :)

      Sil
  2. İstanbula şöyle gidip de gönlümce gezmeyeli epey sene oldu. Bu kısa gidiş gelişleri saymıyorum yok havaalanı karşılamaları falan gibi:) Pera'ya gitmeyi çok istiyorum. Özellikle 5 çayı saatinde. Sonra cihangirin kedilerini merak ediyorum. Çukurcuma'yı da merak ediyorum çok. Galatayı zaten seviyorum ama ne zamandır gitmedim.Bahariyeyi severim sonra çok ben. Ne keyifle gezerdik oralarda eskiden elimizi kolumuzu sallaya sallaya. İstanbul gezmeye gülüp eğlenmeye güzel. Şu Savoy benim de epeydir aklımda, denemek lazım tabi. Biz gelene kadar kim bilir daha nereler açılır oooo. Ben şimdi bir çok yeni yeri bilmiyorum bile. Örneğin diğer yazdığın yerleri duymamıştım. Böyle gurbette olunca bir parça da uzaklaşıyor insan çoğu şeyden. İyiki bloglar var işte bir sürü yeni yer öğreniyor insan ne güzel. Çok güzel bir gün geçirmişsiniz. Otelinizi de sevdim. Böyle tarihle iç içe olan yerleri çok seviyorum. Biz eskiden taksim de victor levi'ye giderdik orayı da özlemişim şimdi hatırladım. Umarım yazın hepsine birden olmasa da azar azar bir yerleri dolaşmaya zamanımız olur. Bir güne de her yeri sığdırmak pek zor. Belki 2-3 gün kalmalı olursa ancak işte:( Onu da aileleri bırakıp da gelmek olmuyor zaten bir hafta zaman oluyor..Neyse hayal edelim belki olur:) Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuğba ben de İstanbula yakın oturmama rağmen ancak evlendikten sonra başladı
      gezmelerim. Üniversiteyi de Ankara da okuduğumdan İstanbulu geç keşfettim. Şimdi de
      ara ara gidip doyasıya gezmek istiyoruz. Aslında daha çok beyoğlu öğretmenevinde kalıyoruz. bu sefer böyle bir değişiklik yaptık. Victor leviyi de ben bilmiyorum, şimdi
      araştıracağım..

      Sil
  3. Buketcim, çokgüzel geçmiş İstanbul geziniz. Çok özendim, bende gideceğim en kısa zamanda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. didem sen hep oradasın zaten :)

      Sil
  4. Biz de bir haftasonunu ayarlayabilirsek gitmek istiyoruz inşallah. Not ettim tüm önerilerini. Eşinle ne güzel vakit geçirmişsiniz. İyi bir organizasyon yapılmış belli ki.

    YanıtlaSil
  5. İstanbulu bir turist gibi gezmek en güzelidir. Sen de öyle yapmışsın zaten, bildiğim tüm mekanları bir de seninle gezmek çok güzel, bilmediklerimi de öğrenmek:))

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel bir gezi olmuş :) İstanbula bende çok gitmek istiyorum ama henüz hiç nasip olmadı. Umarım birgün olur :) Gidersem şayet, iyi birr rehber olacak bu yazınız :)

    YanıtlaSil
  7. gezme konusunda zevkimiz o kadar uyuyor ki bu yaziyi ben yazdim zannedecektim nerdeyse.. sadece okadar yildir istanbuldayim ama pera palas a gitmedim ona utandim, en kisa zamanda gidicem. yoksa pera muzesi, canim cigerim, fenerbahce parki, 360, hele hele savoy benim sevdigim mekanlardir...

    YanıtlaSil
  8. ne kadar güzel bir program yapmışsınız, çok özendim gerçekten, keyifli bir gün geçirmek için ben de böyle bir program yapayım dedim şimdi:)

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma