26 Eylül 2013 Perşembe

Sandor Marai Sevmek

                                        İlk  kez  okuduğunuz  bir yazarı  hemen sevebilir misiniz?  Diğer  kitaplarını da okuyup şöyle  bir  okuma süzgecinizden  geçirip  mi  karar  verirsiniz?  Sandor  Marai     ismini  bir yerlerden  duyup  yaşamına ait geçmişini  okuduğumda  karar  verdim  okumaya. Belki  de  89  yaşına   gelmiş bir insanın  niçin  intihar etmiş olabilir merakıydı  kitaplarını  okutan.  İlk  olarak  Buda ' da  Bir Boşanma  adlı  kitabını  aldım elime. 2  günde  bitirdim.  Akıcı  dili, yormayan anlatımı ama derine nüfus eden yazdıklarıyla bir çırpıda  okuttu kendini.  Esra  Yalazan bir yazısında  onun  hakkında  şöyle  diyor :
''         Sandor Marai, Türkçeye çevrilen son romanı Buda’nın Boşanması’nda, ‘his kayıplarını’ ve o kaybı iradesine rağmen yaşayan insanın çaresizliğini anlatmak istemiş esas itibarıyla. Ve her zamanki gibi bunu hırpalayan edebî anlatımıyla yapmış. O ‘derin bilincinin’ kendisine kurduğu tuzaklar yüzünden ansızın sevmekten vazgeçenlerin düştüğü boşluğu okuduğum hiçbir yazarın cümlelerine benzemeyen dürüst bir çıplaklıkla tarif ediyor. Karakterlerindeki eksikliği aşkla tamamlayan insanın uyanış ânında hissettiği sarsıntıyı tarif ediyor. Bizi hayatın köklerine bağlayan aşkın nihayetinde bir düşman gibi hayattan büsbütün koparttığını acımasızca hatırlatması biraz incitiyor ama tam da bu yüzden ona okudukça daha çok bağlanıyorsunuz. Kuşkucu bakışlarını aklınızdan geçenlerden ayırmadan diyor ki, hemen önünüzde duran, çok iyi bildiğiniz bir dünya var ama o kadar kibirli olmayın belki de tanımadığınız öteki yanınız bilmediğiniz bir dünyada soluk almak için can atıyordur ve sizin bundan ödünüz kopuyor.''



                                                

                   Kitapta  aklın ,  mantığın, olması gereken rutin düzenin  temsilcisi  kahramanı   Kristof Kömives' nin  değerlerini usul  usul  okuruz. Gençlik  yavaş yavaş  gitmektedir,  hayatın anlamı açıkça  belirmeye başlamıştır.  Herşeye sahipken  bir anda koca bir boşluk  belirir.  ''  Tolstoy  günün  birinde   bu şey..bu  boşluk  ona  egemen  olduğunda  elli  yaşındaydı . O da  kaldıramadı.  Kimse dayanamaz  buna . Nereye  kaçabilirim ?  Hayata mı?   diye  soran  doktor  arkadaşıyla  kesişir  hayatı.  
Kömives  hayatını  sorgulamaya başladığında  , derin  boşluğu  gördüğünde 38 yaşında.  Tolstoy  50 yaşında  görmüştür . E. A. Poe aklıma  geliyor ,  onunda içinden  çıkmayan '' kuzgun'' u  vardır. Devamlı onu  rahatsız eden , belki de  besleyen.  Geçen  günler de  okuduğum  Latife  Tekin'in  Muinar  adlı  romanında  da şöyle diyordu :
'' coğrafyası gizli bir kocakarıyım, her kadının içinde benim gibi bir kocakarı uyur derinde, uyanması şans işi, şarta bağlı”   ..  Gerçekten şans mıdır  keşfetmemizi  sağlayan?  
                  Sandor Marai  bana  bir çok  soruları  sordurdu.  Benim de yıllar önce , belki de oldukça erken bir yaşta   keşfettiğim  boşluğu tekrar  hissettirdi  . Romanda  geçen  mekanları - Budapeşte'yi  bir  kış  günü  görmüş  olmamında etkisi  büyük  - sanki yeniden  gezdim, romanın  atmosferine daha  çok  bağlandım. Herkesin  etkilenme eşiği  farklıdır ama  ben çok şey  buldum bu kitapta..









4 yorum:

  1. Büyük merak uyandırdı bende en kısa zamanda okumalıyım.

    YanıtlaSil
  2. Hiç duymamıştım bu yazarı ne ayıp etmişim. çok ilgimi çekti çok ta güzel anlatmışsınız. ilk fırsatta okumak isterim. teşekkürler haberdar ettiğiniz için.

    YanıtlaSil
  3. Bu kitabi Esra Yalazan'in Kelimeler ve Kader kitabini esim okurken kesfetmis ve almistik ama henuz ben okumadim, esim okudu ve o da cok etkilendi, ilk firsatta ben de okuyacagim:) guzel paylasimin icin tesekkurler ...

    YanıtlaSil
  4. Buket'cim ne çok özlemişim seni, kalemini. Budapeşte'ye 1 ay önce gitmiş birisi olarak bu kitabı hemen aklımın bir köşesine yazdım ve o boşluk, zaman zaman yoklayan ama tamamen uyanmasından her daim korktuğum kara delik. Konusu bende ayrı bir merak uyandırdı, paylaşım için çok teşekkürler canım.

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma