28 Kasım 2012 Çarşamba

viyana ve kahve


                        Sevgi  Soysal  Tante  Rosa '  da  şöyle der  :
'' Bir kahveye  girdi.  Strudel. Yağmur  yağdı mı strudel  yemek  bir kahvede,  vallahi  hayat  güzel....''

                       Viyana 'da  olup  strudel  yemeden,  yanında  melange  içmeden,  hele  sachertorte nin  tadına  bakmadan  olmaz.  Yapılan  seyahatların  en güzel  tarafı  belki de , uzun yürüyüşlerin sonunda  ya da  arasında  küçük  bir  mola  verip  kahve içip  yorgunluk atmak.  Kahveyi tek  başına  sevmem,  en  azından  çikolata olmalı  yanında.  Hele   Viyana  gibi  bir yerde  olup  o  muhteşem  pastalarını  tatmadan  dönmek  hiç  olmaz.       
                       Avusturya  pastacılık  alanında  isim yapmış bir ülke, Sacher ismiyle ürettikleri pastalar cafe Sacher olarak tüm ülkeye yayılmış. Sacher otel de en meşhur otelleri.. Şehri gezerken yorulan ayaklarımızı cafe Sacher de oturup kahvemizi yudumlayarak ve enfes Sacher pasta dan yiyerek dinlendirip, klasik müziğin o hoş tınısıyla da rahatlayabilirsiniz.. Biz  gece  oradaydık.  İçerisi  tıklım  tıklım  doluydu.  Kasabada  yaşayan  biri  olarak  kafelerdeki  bu  kalabalığı  severim.  İçeriye  girmek  için bekleyen insanlar  kapıda  kuyruk  yapmıştı.. Nedense  biz  bir anda  önde  olduk.  Garson kız  yanımıza  gelerek ,  burasının  yalnızca  otel  müşterilerine ait olduğunu  söyledi.  Biz  biraz  daha durup etrafa  bakmaya  başladık.  Kız  bize acıdığından mıdır  bilmiyorum, bir yerin  boşaldığını  söyleyip  kalabalığın içine  aldı.  Biraz sonra cam kenarı,  kafenin  en güzel  köşesinde mum ışığında  oturuyorduk.  Hemen  melange  ve  sachertorte  ısmarlandı. 




Böyle  kafelerde  oturduğumuzda  Pelin de  biz  ne yersek  ve  içersek  aynısını  ister.  Şimdiden  onunda  damak  zevki  gelişti.  Beni  taklit ettiğinden  ne seçersem onu ister.  Bizde  kıramayıp  gezi  bonusu olarak isteğini gerçekleştiririz..





                      Rivayete göre 17. yüzyılda Viyana kapılarından çekilen Türkler,  kahve çuvallarını burada bırakmış. Kahveye alışan Viyanalılar zamanla özgün bir kafe-pastane kültürü yaratmış. Bugün Viyana’nın dört bir köşesinde birbirinden zarif pastaneler var. Çoğunluğu bir asırdan eski olan yüksek tavanlı bu mekânlar, antika mobilyaları, tabloları ve avizeleriyle gerçekten çok şık. Meşhur turtaları ise uzak coğrafyalardan bile müşteri topluyor.  Kraliyet döneminden izler taşıyan Viyana pastaneleri sanatçı, yazar ve müzisyenlerin de buluşma yeri. Bu mekânların müdavimlerinden biri olan ünlü yazar Stefan Zweig bu kültürü şöyle özetliyor:
                            “Viyana kahvehaneleri, benzeri olmayan enstitülerdir,  demokrasi kulüpleridir, öğrenme ve aydınlanma yerleridir.”

                        Öte  yandan  Sabahattin  Ali'nin  İçimizdeki  Şeytan'da   şu  yazdıkları  geliyor  aklıma.  Bu  kadar  kalabalıkta yine yalnızlığımı özlediğimden belki  :
                      
                    ...''kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum.Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum .Kafamda, hiçbir şeyle değişmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana herşeyden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdendire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum.Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bi hal aldığımı tasavvur edemezsiniz.Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum.  










12 yorum:

  1. Yeni tanıdığım bir şehrin, bilmediğim sokaklarında dolaşıp, kafelerinde oturmak istedim şimdi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değil mi??
      seyahatların en zevkli tarafı da bu olsa gerek :)

      Sil
  2. Ah! kafelerde oturmak en sevdiğim şey hele ki böyle zarif ve özenlilerse...Çok hoş olmuş Sacha'da oturabilmeniz, cam kenarı da büyük şans:)
    Zweig'den ve S.Ali alıntılarına bayıldım Buket'im, ne güzel bir post olmuş:)teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. natali , bence de böyle bir yerin keyfini tam çıkaracaklardan
      biri sensin. daha çok foto koyacaktım ama
      zeynep'in başına gelen bzana da oldu. resim yükleyemiyeceğim artık.
      bu nedir böyle, nasıl çözülür bilen var mı acaba?

      Sil
    2. Sorma sinir oluyorum yakında bana da gelebilir o haber:(
      Resimleri önce flicker'A ya da Picasa'ya yükleyin oradan URL'sini alıp yapıştırarak yapılıyormuş ama benim de duyduğum bu...
      Huzursuz ruhum blogunun sondan önceki yayınının yorumları da sana yardımcı olabilir.o blog düzeltmiş.

      Sil
    3. evet bir bakayım orayada...

      Sil
  3. Polişka harika apfelstrudel yapar Buketciğim, muhteşem bir tatlıdır. Tatlıyı asıl vatanında, Viyana'da yemenin tadı eminim daha güzeldir, afiyet olsun size;)

    Sevgiler.

    p.s.: Sait Faik'i sevmen ne güzel, onu okuyanların çok olması mutlu ediyor beni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah yapsa yine, sende fotoğraflayıp anlatsan justine..
      eminim çok güzel olacaktır :)

      Sil
  4. Viyana aklımda kalan şehir, ilgili iki postum aşağıda:

    http://www.mutlueller.com/2011/09/adam-bozar-bunyeye-zarar.html

    http://www.mutlueller.com/2012/07/not-etmelik-adresler.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler semi... hemen bakıyorum :)

      Sil
  5. Ben hallettim. İstersen bir bak.
    Viyana zaten müthiş. Bir de sacher torte,kahve duble olur herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçekten mi, hemen bakayım çünkü yeni bir post yazacaktım :))

      Sil

Tasarım:Sawako Kuronuma