17 Haziran 2012 Pazar

Bergman Filmlerine Devam

                                   Bergman'ın  Pazar  Çocuğu  kitabının  en güzel,   en etkileyici  bölümü,  yıllar  sonra babasıyla  aralarında  geçen  konuşmaları  anlattığı  son  sayfalarıdır. Yaşlı  adam  iyice  ölüme  yaklaşmıştır,  günlerini  ölmüş karısının  bir zamanlar tuttuğu günlükleri  okumakla  geçirmektedir.  Bergman,  babasıyla aralarında geçen geçmişle hesaplaşma niteliğindeki  konuşmaları   yürek  burkucu biçimde 
''  Bunu  şimdiki  iki yaşlı , beyefendi olarak  konuşmamızın utanç  verici  olarak  düşünüyorum.  Ama  aynı zamanda gülünç  de,  ''   diye nitelendirir.
                                Tuhaftır,  aralarında  doğrudan  ilişki olmamasına  rağmen  kitabın  bu  bölümü  bana Bergman'ın  Güz  Sonatı  filminde  nice  zaman  sonra  biraraya  gelen  ana-kızın  hesaplaşmasının  yeraldığı ,  sinema tarihine  geçmiş  o  ünlü ve  uzun sahneyi  hatırlattı.  Bu  iki  olay  benzerlik  gösterdi  nedense...



                   


                               Ingrid  Bergman ile  Liv Ulmann 'ın  ana-kızı  oynadıkları  Güz  Sonatı'nda  bir  tiyatro  oyunu havasında uzun bir sekans olarak yer alan bu  sahne,  Pedro  Almodovar  'ı  da etkilemiş,  Yüksek  Topuklar  filminde  Marisa Parades  ile  Victoria  Abril  tarafından  canlandırılan  ana ile  kızın hesaplaşma sahnesine esin kaynağı  olduğunu  bizzat  yönetmenin  kendisi  söylemiştir.
                               Güz  Sonatını  anlatmama  bilmem  gerek  var mı?  Benim  gibi  seyretmekte  gecikenlerdenseniz  acele  edin...


                              Dün  gece de  nihayet    Bergman'ın    fanny ve alexander  filmini izleyedim.  Oldukça uzun bir film. Bir  gün ara  vererek seyrettim  hatta.  Tekrar  sindire  sindire izlemek  isterim. Bakalım  ne zamana  kısmet  olacak.  Bu  film de   Bergman'ı  sevme  nedenimi  tekrar anladım.  Bergman  özellikle kadın iç dünyasını iyi anlıyor. İnançları  sonuna  kadar sorguluyor.  Güle  oynaya  başlayan  Noel gecesi, renkleri  , eğlencesinden  sonra  birden  çoğu evde  olan zalim babaya  geçiyoruz. Öyle  sert  işliyor ki  konuyu Bergman sizi  sarıyor acımasızlık...
                                                                                       
                                                                

                                    


                               Kalabalık bir ailenin noel hazırlığıyla başlayan film, ailede 'kuzen', 'yeğen', 'kardeş', 'torun', 'oğul ve kız' sıfatlarına sahip Fanny ve erkek kardeşi Alexander'ın açısına gelince Bergman'ın   'kendi çocukluğu'nu andırıyormuş.

                                312 dakika süren dört bölümlük bir TV dizisi olarak çekilen film, bir tiyatro yönetmeni baba ve aynı tiyatroda oyuncu olan annenin iki çocuğu Alexander ve Fanny'nin merkezinde ilerliyor. Bir yandan erkek ve kadın arasındaki karşıtlığa işaret ederken, bir yandan da çocuklarla yetişkinlerin dünyasını gözler önüne seriyor.
                               
                              Fanny ve Alexander, yönetmenin yaşamı düşünüldüğünde Bergman'a ait otobiyografik izleri yakalayabileceğiniz bir film. Zira Bergman da çocukluk yıllarında, bir papaz olan babasının etkisiyle ağır ve katı disiplinli bir dinsel eğitimden geçmişti. Bu son filminde geçmişine, çocukluğuna doğru bir geri dönüş gerçekleştirmiş bir anlamda. Röportajlarında aktardığı, babası tarafından kapatıldığı dolabı hatırlayınca, filmdeki üvey babanın kasvetli evine anlam yüklemek hiç de zor olmuyor. Bu öznel yaklaşım Bergman filmlerinde sıkça karşılaşılan bir durum.



                                     \    



                           Bu  haftasonu  benim için  bergmanlı  filmler  oldu.  İkİ  önemli  bergman  flimi izlenmesi  gerekenler  arasında.  Tavsiyemdir....    



        

13 yorum:

  1. Boylesine etkileyen dusunduren izledikten sonra gunlerce hafizana yer eden filmleri seviyorum. Tavsiyene tesekkurler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet sevgili didem, bergman çok farklı bir yönetmen. filmleri insanı farklı yönlerden kuşatıyor.

      Sil
  2. filmlerinde hep kadın gözüyle bakmıştır,taraf olmuştur ve taraf hep kadın olmuştur.Blogta bergman gayet şık duruyor...

    YanıtlaSil
  3. 7. Mühür elimde,en kısa sürede okuyacağım. Filmlere de başlamak lazım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili n.narda , nerelerdesin?? özlettin kendini...

      Sil
    2. Teşekkürler :) buralardayım,okuyorum ama yorum yazacak zamanım olmuyor çoğunca. Selamlar.

      Sil
  4. mimin var bende.
    :)
    görüşürüz yine.
    :)
    iyi filmler izliyorsuuun.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah deeptone!! mimler birikti desene :))

      Sil
  5. yaw çok yoğunum ve kafam basmıyor belki,hatta muhakkak.Şimdi ingrid bergman'dan mı bahsediyoruz hani aktirist olan,yoksa ingmar bergman'dan mı.Vallahi samimiyetle ve safiyane soruyorum.Aslında fark etmez ya,her ikiside idolümdür.Yönetmen olan daha fazla.Persona ve 7.mühür tavsiye olunur.size değil Buket,siz eminim izlemişsinizdir ;)okuyacak arkadaşlara :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SEVGİLİ LEVENT, bahsettiğim ingmar bergman yani yönetmen olan. pazar çocuğu diye bir kitabı da var.filmlerinde özellikle babasına karşı beslediği korkuyu,nefreti çok gösteriyor ama bu kitapla herşeyi unuttuğunu ve babasını ölümsüzleştirmeye çalıştığını belirtyor.
      persona ve 7. mühür de en güzel filmlerinden. seyretmez olurmuyum:)

      Sil
  6. bayiliyorum film yazilarina :)seyredilecektir

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma