31 Mart 2011 Perşembe

TABU

                       National Geographic TV de  seyretmeye  bayıldığım bir  program   Tabu..Tabu (Taboo), Avusturalya'dan Batı Afrika'ya ve Orta Asya'ya kadar Dünya'nın çeşitli bölgelerini dolaşarak bazılarımızın tabu olarak gördüğü davranışların ardında yatan gerçeklere ışık tutan  bir  program.
                       En son  seyretttiğim  bölümde  yine  ilginç olaylar vardı. Konu  erkekliğe  geçiş  ritüeliydi.. Etiyopya  da  yaşayan bir kabile de  görüntülerinden gurur duyuyorlar.Kamçılanmış  bedenler, kadınlar  arasında  statü  simgesi.Güzellik  idealinin  ardında acı bir gerçekte var.Kadınlar  dövülmeyi  gönüllü kabul ediyorlar. Bir  gencin  erkekliğe  geçmesi için  kadın  dövmesi  lazım.Kızlarda  saygınlık  kazanmak için bunu  kabul ediyorlar.Erkeğin ilk önce  yanyana  dizilmiş 6 tane  sığırın  üzerinden  düşmeden  geçmesi lazım.Kızların  kamçılandığı  sığır atlama ritüelleri  nasıl  başlamış  bilinmiyor.Kadınlar  o gün için  kutlama hazırlıkları  yapıyorlar.Erkeğin  bu  sığırlar  üzerinden düşmeden tam 4 kez  geçmesi  lazım.Kızlar  o sırada  meydanda  toplanıp  borular  çalıyorlar.TV  deki  programda da  bu  tür  kutlama  gösteriliyordu.  Kız  kardeş  kamçılanmak  için hazırlanıyor  ve  bundan  korkmadığını  söylüyor.  Kız  ilk  kez  kamçılanacak..

                                                    DENEME ALANI

                   Kadınlar  hazırlıklarını  yapmaya  başlıyorlar.Göğüslerine  zarar  gelmesin diye  örtüyorlar ,  sırtlarını  açıyorlar.Bol  şarap içiyorlar. Kamçılayacak erkekler  ,   sığır atlamada  başarılı olanlar, kabileden ayrı yaşayanlar ve  ritüelden sonra  giden erkekler.. Danslar  başlıyor,  kadınlar  şarkı  söylüyorlar..V e  kamçılanma  başlıyor.Ne  kadar  kamçı izi  varsa  gurur  verici oluyor. Sonra da  erkek çırılçıplak soyunup  sığırların üzerinden geçmeye  çalışıyor. Eğer  4  kez  geçerse  erkek  olmuş demektir..


 

28 Mart 2011 Pazartesi

KURABİYE GÜNÜ

Uzun  zamandır  kurabiye  yapılmamıştı :))
Hemen  kurabiye  hamuru  hazırlandı.
Kalıplar  çıkarıldı.
Büyük bir  mutlulukla  hazırlandı..
Pişirildi..
Üzerine  pudra  şekeri  serpildi,
Veee...
İşte  sonuç...........





















 


25 Mart 2011 Cuma

KİTAPLAR



                     Blogların  kapanmasıyla eşzamanlıydı sanırım, Bursa Tüyap Kitap Fuarı  oldu. Bende  haftasonu atladığım gibi gittim.Tüm günümü  orada  büyük bir zevk içinde geçirdim.Kızıma ve kendime  birsürü  kitap aldım.Okumadıklarım ve  kütüphanemde  olmasını istediklerim..Hatta  hemen 3 tanesini  okudum bile.
                     İlk kitap  Dostoyevski  nin   İkiz'i..Dostoyevski  zaten benim için  çok özeldir. Yazarlığından çok önemli bir filozoftur  bence. İkiz daha önce dilimize Öteki olarak çevrilmişti.
Diğer kitap Tayfun Pirselimoğlu'nun  Malihulya..Pirselimoğlu  aynı zamanda yönetmen..Kitapta  kabataslak olarak dersek, Leyla'sının  peşine düşmüş  Haşmet'in yolculuğu , hikayesi  anlatılıyor. Asıl arada geçen aşk ,tutkuya  dayalı öyküler güzel. Şimdi de  diğer  kitabı  Çöl Masalları  elimde..
                     Tüm kitaplarımı  kütüphanemin boş rafına koydum  ve  durmadan bakıyorum  genel görüntüsüne :) 
 




Kitaplar  dışında  görsellerine  bayıldığım büyük bir kitap aldım . Horror  Cinema...  Korku filmlerini özellikle  çok eski korku filmlerini seven biri olarak bayıldım  bu kitaba.


                         


                                                                                                                                   
                                                              

                                         





20 Mart 2011 Pazar

BUGÜN DOĞUMGÜNÜM...

20  Mart   19....  lerde  doğmuşum. Yaşımı yazmayacağım çünkü yaşıyla  barışık olanlardan değilim. Yaşım arttıkça  daha çok yabancılaşıyorum  kendime.  Ben hala küçük bir kızım çünkü  :((    Dün gece  geleneksel kızlarla birlikte olma   gecemizdi. Mart  ayında  benim doğum günüm olduğundan ben de toplandık.Yine  her zamanki  gibi çok güzel bir gece oldu.Saat  3  te  ayrıldık...








 

Pastamı tanışmamız yeni olmasına  rağmen bir anda sevdiğim,  benzer zevklere sahip olmamızdan dolayı  daha da çok  sevdiğim, ciddi görünmesine rağmen  kocaman,sımsıcak kalbi olan,ince ruhlu,güzel , asil arkadaşım Onur yaptı.Ona binlerce öpücük gönderiyorum burdan...
 

 


15 Mart 2011 Salı

HAFTASONU SPA KAÇAMAĞI...

Bu  pazar  bize  yakın  olan  Yalova  Termal de  yeni  restore olan bir  otele gittik. Tüm  gün sıcacık  havuzda  , buhar odasında,  saunada  keyif yaptık.  Bütün gün  zaman zaman  uyudum,  birşeyler okudum,  havuza  girdim. O kadar  güzel bir şey ki tembellik  yapmak..Tabi ki  günün sonunda  bir de  masaj  yaptırdık ki  sormayın..Ama  günün  sonunda ilginçtir,  sanki dövülmüş gibiydim.  Belki de  devamlı  koşturmaya alışmış bir bedene geri tepti :)))







İşte  bu benim :))


Yattığım  yerden  manzara !!!



Kızımla  oteldeki taşlardan spa amblemi yaptık  :)













Diğer görseller  de aşağıda...


limaktermali.jpg

IMG_0959.jpg

IMG_0878.jpg



11 Mart 2011 Cuma

KAR KEYFİ

 


                                        KAR YAĞIYOR

                                    Lambayı yakma, bırak,
                                      sarı bir insan başı
                                           düşmesin pencereden kara.
                                   Kar yağıyor karanlıklara.
                                   Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
                                   Kar...
                                   Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar...
                                   Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
                                          altında yağan karın.

                                   Lambayı yakma, bırak!
                                   Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
                                           dilsiz olduklarını anlıyorum.
                                   Kar yağıyor
                                            ve ben hatırlıyorum.

                                                                           N. HİKMET










 Kar / Ahmet Muhip Dıranas

                                                         Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
                                                         Uyandırmayın beni uyanamam.
                                                         Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
                                                          Allah aşkına, gök, deniz aşkına
                                                         Yağsın kar üstümüze buram buram

                                                         Buğulandıkça yüzü her aynanın
                                                         Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
                                                         Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
                                                         Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
                                                         Büyük yalnızlığını dünyanın. 











                             


  

Tasarım:Sawako Kuronuma