9 Eylül 2011 Cuma

SON NEFESİM

                                    Sinemada sürrealizmin babası olarak bilinen yönetmen Luis Bunuel 22 Şubat 1900'de İspanya'nın Calanda şehrinde dünyaya geldi, 29 Haziran 1983'de Meksika'da hayata veda etti. Bunuel, İspanya'nın en seçkin film yönetmeni olarak anılsa da, hayatının büyük bir kısmını sürgünde geçirmiş ve neredeyse tüm filmlerini Meksika ya da Fransa'da çekmiştir.


                                          

                                  Son  Nefesim'  de   onun kendisini  anlattığı  kitabı..

            Kalabalıktan nefret ederim. Altı kişinden fazla her topluluk benim için kalabalık sayılır. sf. 303

          Kubrick’in Paths Of Glory’sini, Fellini’nin Roma’sını, Eisenstein’in Potemkin Zırhlısı’nı, Marco Ferreri’nin La Grande Bouffe’unu çok severim. La Grande Bouffe, bence hedonizmin bir anıtı, tensel isteklerin büyük trajedisi, bir başyapıtıdır. Jacques Becker’in Goupi-mains-rouge ve Rene Clement’in Jeux Interdits filmini de beğenirim. Daha önce de söylediğim gibi Fritz Lang’ın bütün filmlerini severim. Buster Keaton’i ve Marx Brother’ı da çok severim. Potocki’nin romanı ve Has’ın filmi olan La Manuscrit trouve a Saragosse filmini üç kez görmüştüm, ki bu benim için olağan bir şeydir. Bu filmi Alatriste’in Meksika için Simon Del Desierto filmi karşılığında satın almasını sağlamıştım.
Renoir’in savaş öncesi filmlerini, Bergman’ın Persona’sını da çok beğenirim. Fellini’den de La Strada’yı, Le Notti di Cabiria’yı, La Dolce Vita’yı severim. I Vitelloni’yi hiç görmedim ve buna hâlâ çok üzülürüm. Buna karşılık Casanova filmini seyrederken sonunu beklemeden çıkıp gitmiştim.
Vittorio de Sica’nin Sciuscia’sını, Umberto D ve Ladri di biciclete filmlerini de çok beğenirim.              sf. 303 – 304





                                  Bir üzüntüm var,’ neler olup bittiğini artık bilememek! Sürekli değişen bir dünyadan koparılıp alınmak! Sanki bir dizinin orta yerinden koparılıp alınır gibi. Öyle sanıyorum ki, ölüm sonrasına duyulan bir merak, eskiden pek yoktu. Veya hiç değişim göstermeyen bir dünyada daha az rastlanıyordu. Bir itirazım olacak; kitle iletişim araçlarına duyduğum nefrete rağmen, her on yılda bir, ölüler dünyasında uyanabilmeyi, bir gazete bayiine kadar yürüyebilmeyi ve bir iki gazete almayı isterdim. Başka bir şey dilemezdim. Kolumun altında gazetelerim, soluk benzimle, duvarların dibinden usulca geçer, mezarlığa dönerdim. Yeniden uykuya dalmadan önce, dünyadaki felaket haberlerini okur, sonra da, mutlu bir şekilde, güven verici sığınağımda yeniden uykuya dalardım.”

6 yorum:

  1. Kitle iletişim araçları gelişirken iletişim zayıflıyor. Nasıl ya?

    YanıtlaSil
  2. Buket'cim ne kadar etkileyici bir paragraf seçmişsin. Yaşamak ya da ölmek değil de neler olduğunu bilememek üzüyor en çok, dünya aslında kaotik ölümün soğuk yüzü bile ona kıyasla güvenli bir sığınak. Kitabı çok merak ettim doğrusu canım.


    http://gizliteras.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. buketcim, öncelikle fotografın harika. canım cekti, huyumdur.

    cok derin ve cok entellektüel ve bilgi sahibisin, bunun ıcın senı daha cok sevıyorum, cok sey ogrenıyorum senden. butun bıldıklerını de ogrenmek ıstıyorum. hep yenı ısımler duyuyorum senden. ne kadar az gelıstırmısım kendımı dıyorum... gercı ben hep resme odaklandım .
    hepsı cok ılgımı cekıyor. bu fılmlerı nereden buluyorsun. netten mı ındırıyorsun.
    keske daha uzun uzun sohbet edebılsek

    YanıtlaSil
  4. sevgili oyumben, nekadar doğru tespit değil mi?

    YanıtlaSil
  5. evet gizim, bu dedikleri beni çok etkilemişti. böylesine gençken senin de farkına varmana çok seviniyorum...

    YanıtlaSil
  6. Ah zeynep bana nasıl fazla fazla anlam yüklemişin,ama yalnızca iyi olan şeylere merakım var, öğrenmeye çalışıyorum.bu bloglar sayesinde elde ettiklerimi paylaşıyorum.yoksa fazla bişi yok ben de..
    bu filmleri de araştırıp indirmeye ya da satın almaya çalışıyorum...
    öpüyorum cnmm...

    YanıtlaSil

Tasarım:Sawako Kuronuma